Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi Kongre Kitabı


Çocuk Cerrahisi Dergisi Kongre Kitabı

www.tccd.org.tr
    

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):1-22, 2011
Çocuk cerrahisinin önemli gücü:Eğitim kurumları dışında çalışan çocuk cerrahları

Ayşe Ebru Abalı, İbrahim Akkoyun, Yaşar Ergören, Münevver Hoşgör, Sema İskİt, Ertunç Karadağ, Ali Osman Katrancı, Ahmet Kazez, Burak Tander, Nevzat Uçaner, Ebru Yeşİldağ, S.N Cenk Büyükünal

 
ÖZET
 

Modern anlamda çocuk cerrahisi 60’lı yılların başlarında İzmir ve Ankara’daki eğitim kurumlarımızda kök salmaya başlamıştır. Zaman içinde çocuk cerrahlarının ülkemizin tüm bölgelerine ve kentlerine yayılarak önemli hizmetler vermeye başladığı görülmüştür. Bu ortak çalışma, çocuk cerrahisi ile ilgili alanda en ağır yükü taşıyan, “eğitim kurumları dışında çalışan çocuk cerrahları” ile ilgili verileri olabildiğince derlemek, karşılaştıkları başlıca sorunları gözler önüne serebilmek amacıyla planlanmıştır.

Elde edilen verilere göre meslektaşlarımızın en çok yakındıkları konular: 1. Bu branşın hala yeterince tanınmamış olması, 2. Acil ve travma olguları dışında, pek çok elektif cerrahi girişimin hala genel cerrahi ve üroloji uzmanlarınca yapılıyor olması, 3. Performans sisteminin çocuk cerrahları açısından pek çok olumsuzluklar ve eşitsizlikler getirmesi, 4. Zorunlu hizmet yasası uyarınca göreve başlanan sağlık kuruluşlarında çocuk cerrahisi ile ilgili alt yapı ve teknik olanakların bulunmaması, 5. Anestezi uzmanlarının bir çok yerde riske girmemek adına yenidoğan ve küçük çocuk anestezisinden kaçınmaları, 6. Özel sağlık sigortalarının çocuk ameliyatları konusunda takındıkları olumsuz tavırlar olarak sıralanabilir.

Tüm bu olumsuz koşullara karşın, meslektaşlarımızın büyük bir özveri ile çalışma gayreti içinde bulundukları, koşulları zorladıkları gözlenmiştir. Bu tür anket çalışmalarının yinelenmesinin önemli yararlar sağlayacağı ve derneğimizin ön plana çıkan bu sorunlara yönelik daha etkin çalışmalar yapmasının çözümlere katkı yapacağı izlenimi edinilmiştir.

Anahtar kelimeler: Çocuk cerrahları, çocuk cerrahisi kurumları, mesleki sorunlar

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):23-28, 2011
Çocuklarda penetran göğüs ve karın travmaları: Otuz sekiz olguluk seri

Muazez Çevİk*, Mehmet Emin Boleken*, Mehmet Emin Balcıoğlu*, Servet Öcal*, Asım Aydınoğlu*, Özgür Söğüt**
Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, *Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, **Acil Tıp Anabilim Dalı, Şanlıurfa

 
ÖZET
 

Amaç: Travma çocuk yaş grubunda en sık mortalite ve morbidite nedenidir. Penetran göğüs ve karın travmaları çocuklarda ender görülür. Bu çalışmada penetran göğüs ve karın travmalı çocuk olguların genel bir değerlendirmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, Şubat 2006-Mayıs 2012 tarihleri arasında penetran göğüs ve karın travma tanısıyla tedavi edilen 38 (yaş ? 16) olgunun kayıtları geriye dönük olarak değerlendirildi.

Bulgular: Yaşları 1 ile 16 (10.18±3.91) yıl arasında değişen 38 olgu (34 erkek, 4 kız) penetran göğüs ve karın travması tanısı ile kliniğimizde tedavi edildi. Travma nedeni, 10 olguda ateşli silah yaralanması iken, 28 olguda kesici-delici aletti. Yaralanma 15 olguda göğüs, 23 olguda karın bölgesindeydi. Toplamda 20 (6 göğüs, 14 karın bölgesi) olgu ameliyat edildi. Diğer geriye kalan 18 olguya konservatif tedavi uygulandı.

Sonuç: Penetran yaralanmaları önlemek için toplumun bu tip travmaların tehlikeleri konusunda bilgilendirilmesi ve korunma ile ilgili önlemlerin alınması gereklidir. Bu bağlamda ateşli silahlara erişim önlenmeli ve delici-kesici aletlere çocukların ulaşımı engellenmelidir.

Anahtar kelimeler: Penetran travma, çocuk, göğüs, karın

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):29-31, 2011
Adolesan yaşta memede görülen intraduktal papillomatozis

Altınay Bayraktaroğlu *, Didem Baskın Embleton *, Salih Çetİnkurşun *, Fatma Aktepe **
* Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, ** Patoloji Anabilim Dalı, Afyon

 
ÖZET
 

İntraduktal papillomatozis genellikle adolesan dönemden sonra görülür. Ender olarak malign seyredebilir. Kliniğimizde, sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 4x2 cm boyutunda kitlesi olan 14 yaşındaki kız hastaya total kitle eksizyonu yapıldı. Olgumuzda, mikroskopik olarak fibromüsküler stroma etrafında kompleks dallanan papiller yapılar ve iki sıralı duktal epitelden oluşan papillom odakları görüldü. Duktal hücreler, oval yapıdaydı. Lezyon patoloji departmanı tarafından intraduktal papillomatozis olarak değerlendirildi. Adolesan dönemde ender görülen bir durum olması ve hastanın kanlı akıntı değilde kitle yakınmasıyla başvurması nedeniyle olgu sunumu olarak takdim edilmiştir. İntraduktal papillomatozis adolesan dönemde, memede kanlı akıntı olmadan, memede kitle varlığı ile tanınması gerekir.

Anahtar kelimeler: İntraduktal papillomatozis, meme, adolesan

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):32-35, 2011
İki kardeşte gözlenen metakromatik lökodistrofi ve karaciğer tümörü ilişkisi

Osman Faruk Şenyüz *, Egemen Eroğlu **, Cengiz Yalçınkaya ***, Mehmet Elİçevİk *, Sait Albayram ****, Sergülen Dervİşoğlu *****
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, ** Amerikan Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Bölümü, *** İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, **** Radyolojii Anabilim Dalı, ***** Patolojik Anatomi Anabilim Dalı, İstanbul

 
ÖZET
 

Metakromatik lökodistrofi ile beraber ender karaciğer tümörü olan iki kardeşi sunulmaktadır. Hepatektomi sonrası tümör mikroskopik incelemesinde metakromatik cisimciklerin saptanması durumunda, hastaların nörolojik durumları metakromatik lökodistrofi bulgu ve semptomları açısından yakından takip edilmelidir.

Anahtar kelimeler: Hepatobiliyer musinöz kistadenom, metakromatik lökodistrofi, kardeşler, karaciğer tümörleri

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):36-39, 2011
Sağ Bochdalek hernisi ile intratorasik ektopik böbrek birlikteliği: Olgu sunumu ve literatürün gözden geçirilmesi

Çağatay Evrim Afşarlar, Ayşe Karaman, İbrahim Karaman, İsmet Faruk Özgüner, Engin Yılmaz, Fethiye Canpolat
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Ankara

 
ÖZET
 

Ektopik intratorasik böbrek ve sağ Bochdalek hernisi birlikteliği çok ender bir konjenital anomalidir. Solunum sıkıntısıyla hastanemize kabul edilen 45 günlük kız hasta, sağ Bochdalek hernisi ve intratorasik ektopik böbrek tanısıyla yeni bir olgu olarak sunuldu. Laparotomiyle yapılan cerrahi eksplorasyonda sağ böbrek ve bağırsakların herniasyonu ile birlikte malrotasyon olduğu gözlendi. Bu birliktelik çok ender olmakla birlikte, preoperatif görüntüleme yöntemlerinin kullanılmasıyla gözden kaçırılması önlenebilir. Bochdalek hernisine malrotasyonun yüksek oranda eşlik etmesi ve batına indirilen bağırsakların ve ektopik böbreğin dolaşımının doğru değerlendirilebilmesi için operasyonun abdominal yaklaşımla yapılmasının daha uygun olacağı düşüncesindeyiz.

Anahtar kelimeler: Sağ Bochdalek hernisi, renal ektopi, intratorasik böbrek, malrotasyon

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):40-42, 2011
İnkarsere umbilikal herniyi taklit eden enfekte urakal kist: Olgu sunumu

Yasemin Dere Günal, Mustafa Kemal Aslan, Özlem Boybeyİ, Tutku Soyer
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Kırıkkale

 
ÖZET
 

Urakal kistler infantlarda enderdir ve çoğu kez asemptomatik olup, enfekte olduklarında klinik bulguya neden olur. Ultrasonografi (USG) ve bilgisayarlı tomografi en iyi tanı yöntemleri olarak kullanılır. İnkarsere umbilikal herni ön tanısı ile gelen ve operasyonda enfekte urakal kist olduğu anlaşılan olgu, enfekte urakal kistlerin klinik özellikleri ve ayırıcı tanısı tartışılmak üzere sunuldu.

İki buçuk aylık erkek hasta, bir gündür olan huzursuzluk, ateş, göbekte şişlik ve göbek çevresinde kızarıklık yakınmalarıyla getirildi. Karın USG’si inkarsere umbilikal herni olarak raporlandı. Eksplorasyonda enfekte urakal kist olduğu görüldü ve total olarak eksize edildi. Postoperatif takibinde sorunu olmadı.

Enfekte urakal kistler inkarsere umbilikal herniye benzer klinik tabloya neden olabilir. Umbilikal eritem, kızarıklık ve hassasiyetle başvuran infantlarda enfekte urakal kistlerin akılda tutulması uygun tanı ve tedavi için önemlidir.

Anahtar kelimeler: Urakal kist, infeksiyon, infant, inkarsere umbilikal herni

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):43-45, 2011
Çocukluk çağı yumuşak doku kitlelerinin ender bir nedeni: Kist hidatik

Arzu Şencan (*), Ayla Yücetürk (**), Selim Serter (***)
Turgutlu Devlet Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği*, Manisa Devlet Hastanesi, Patoloji Kliniği**, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı***, Manisa

 
ÖZET
 

Kist hidatik genellikle karaciğer ve akciğere yerleşen paraziter bir hastalıktır. Ancak, kistin yumuşak dokuda lokalize olması son derece enderdir. Bu çalışmada göğüs sol yan duvarında yerleşimli yumuşak doku kitlesi nedeni ile polikliniğe başvuran ve postoperatif kist hidatik tanısı alan 7 yaşındaki kız olgu sunulmuştur. Yumuşak doku kitlelerinin ayırıcı tanısında, çok ender görülse de kist hidatiği akılda tutmak ve cerrahi öncesi kist hidatiğin tanısını koymak önemlidir. Çünkü gerekli önlemler alınmadan yapılan ameliyat sırasında kistin rüptüre olması yineleyen infeksiyonlara veya anaflaktik şoka neden olabilir. Bu nedenle, özellikle endemik bölgede yaşayan hastalarda yumuşak doku kitlelerinin ayırıcı tanısında kist hidatik de akla gelmelidir.

Anahtar kelimeler: Kist hidatik, yumuşak doku kitleleri, Echinococcus granulosis

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):47-50, 2011
İki farklı sünnet tekniğinin sonuçlarının karşılaştırılması: Açık cerrahi teknik ve yeni bir plastik klemp tekniği

Elif Emel Erten, Ayşe Karaman, İbrahim Karaman, Engin Yılmaz, Çağatay Evrim Afşarlar, Ahmet Ertürk, Meryem Anayurt, İsmet Faruk Özgüner, Yusuf Hakan Çavuşoğlu, Derya Erdoğan
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü, Ankara

 
ÖZET
 

Amaç: Sünnet, penisin uç kısmını örten prepisyumun cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Bu çalışmada açık cerrahi sünnet ve sünnet klempiyle (Alisklamp®) yapılan sünnetlerin sonuçlarını karşılaştırmayı hedefledik.

Gereç ve Yöntemler: Ocak 2010-Aralık 2011 tarihleri arasında kliniğimizde sünnet operasyonu yapılan hastaların dosyaları geriye dönük olarak değerlendirildi. Hastalar açık cerrahi tekniğiyle sünnet yapılanlar ve sünnet klempi ile sünnet edilenler olarak iki gruba ayrıldı. Gruplar operasyon süresi, sonuçları, maliyet ve komplikasyonlar açısından karşılaştırıldı.

Bulgular: Çalışma süresince yaşları ortalama 4.5±2.9 yıl olan toplam 911 hastaya sünnet operasyonu yapıldı. Açık cerrahi hastaların % 78’inde (n=707), sünnet klempi % 22’sinde (n=204) kullanıldı. Hastaların 471’ine (% 52) yalnızca sünnet, 440 (% 48)’ına bir inguinoskrotal bölge ameliyatına ek olarak sünnet işlemi uygulandı. Ameliyat süresi cerrahi sünnette ortalama 25±5 dk., sünnet klempi ile yapılan sünnette 11±4 dk. bulundu (p<0,001). Açık cerrahi sünnet uygulanan hastalarda maliyet 175±35 iken, sünnet klempi ile sünnet yapılan hastalarda 130±32 olarak hesaplandı (p<0,001). Sünnet klempi ile sünnet yapılan hastalarda en sık karşılaşılan komplikasyonun sünnet sonrası gelişen fimozis (n=2, % 1) olduğu görüldü, bunu kanama (n=1, % 0,5) ve üretral fistül (n=1, % 0,5) takip ediyordu. Yara yeri infeksiyonu açık sünnet yapılan hastalarda (n=4, % 0.6) en sık görülen komplikasyondu, kanama (n=3, % 0.4) ve sekonder fimozis (tekniğe bağlı) (n=2, % 0.3) ender görülmekteydi.

Sonuç: Güvenli ellerde hem açık cerrahi hem de sünnet klempiyle yapılan sünnetin kozmetik sonuçları başarılı ve komplikasyon oranı düşüktür. Sünnet klempi kolay uygulanabilir olması, başarılı sonuçları ve maliyetinin düşük olması nedeniyle son yıllarda kliniğimizde de tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Bununla beraber ender de olsa üretral fistül ve yara infeksiyonu gibi sorunların görülebildiğini vurgulamak gerekir.

Anahtar kelimeler: Sünnet, açık cerrahi teknik, sünnet klempi, sünnet komplikasyonları

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):51-55, 2011
Kırıkkale ili altı-on yaş ilköğretim öğrencileri arasında enürezis nokturna sıklığı

Tutku Soyer *, Özlem Boybeyİ *, Mustafa Kemal Aslan *, Gül Durmuş *, Zeynep Aytül Çakmak **, Cüneyt Ensarİ ***
* Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi, Kırıkkale, ** Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı, Ankara, *** Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Nefrolojisi Bölümü, Kırıkkale

 
ÖZET
 

Amaç: Kırıkkale ili 6-10 yaş ilköğretim öğrencileri arasında enürezis nokturna (EN) sıklığı ve EN’e etki eden faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla kesitsel bir çalışma planlandı.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 6-10 yaş arası 1500 öğrenci dâhil edildi. Çalışmaya katılan öğrencilerin aileleri tarafından öğrencilerin demografik ve işeme özellikleri, tuvalet eğitim zamanı, disfonksiyone işeme bulguları, EN sıklığı, EN tedavisi için kullanılan yöntemler ve tedaviye olan yanıtları içeren anket yanıtlandı. Türk çocukları için uyarlanan disfonksiyone işeme skoru (DİS) araştırılarak, 8,5’dan büyük skoru olan olgular disfonkisyone işeme açısından anlamlı kabul edildi.

Bulgular: Anketi tam yanıtlayan 1372 öğrenciye ait sonuçlar değerlendirildi. Öğrencilerin yaş ortalaması 8,27 yıl (6-10 yaş) olup, erkek kız oranı 707: 659’du. Olguların % 11.4’te (n:157) EN olduğu (Grup 1), % 37,5’inde (n:515) geçmişte EN olduğu ama şu an olmadığı (Grup 2), % 51.1’de (n:700) hiç EN olmadığı (Grup 3) saptandı. Tuvalet eğitimi EN’li çocukların % 5.2’sinde, EN’i olmayanların ise % 1.3’ünde 5 yaşından sonra tamamlanmıştı (p<0.05). Grup 1’de DİS ortancası 8.8 (1-28), Grup 2 ve 3’te sırasıyla 3 (1-16) ve 2’dir (1-16) (p<0.05). DIS skoru 8,5’dan büyük olgular Grup 1’deki olguların % 45.2’sini (n:70), Grup 2 ve 3’te ise % 4,5 ve % 1.6’sını oluşturmaktadır (p<0.05). Grup 2’deki olgularda EN’nin % 42.9’unun tedavi ile % 57.1’nin kendiliğinden geçtiği öğrenilmiştir. Grup 1’deki olgular incelendiğinde, olguların % 47.1’inin doktora başvurduğu, % 52.9’unun ise henüz doktora başvurmadığı öğrenilmiştir. Olguların % 80.2’sine destekleyici tedavi, % 19.1’ine ilaç, % 3.82’sine alarm tedavisi önerilmiştir. İlaç tedavisi olarak desmopressin (% 30), oksibutinin (% 26.6) ve imipramin (% 20) kullanmıştır. Destekleyici tedavi olguların % 24.4’ünde, ilaç tedavisi % 20’sinde, alarm tedavisi ise % 16.6’sında yararlı bulunmuştur.

Sonuç: İlimizde 6-10 yaş arası ilköğretim öğrencileri arasında EN prevalansı % 11.4’tür. EN’li olgularda disfonkisyone işeme yakınmaları, EN’i olmayan çocuklara göre daha sık gözlenmektedir. EN’i olan olguların yaklaşık yarısı hiç hekime başvurmamış, başvuran olguların izlem ve sağaltımında da standart bir yaklaşımın olmadığı gözlenmektedir.

Anahtar kelimeler: Enürezis nokturna, çocuk, prevalans, anket çalışması

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):56-60, 2011
Politano-Leadbetter üreteroneosistostomi girişimi yapılan altmış üç olgunun retrospektif değerlendirmesi

Müjdem Nur Azılı, Doğuş Güney, Hüseyin Tuğrul Tİryakİ
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği, Ankara

 
ÖZET
 

Amaç: Vezikoüreteral reflü (VUR) tedavisinde ameliyatlı veya ameliyatsız tedavi seçenekleri mevcuttur. Çalışmamızda Politano Leadbetter yöntemi ile antireflü ameliyatı uygulanan olguların tedavi sonuçları, komplikasyonları ve ameliyat sonrası izlem bulguları irdelenerek literatür bilgileri ışığında tartışılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2005-2011 tarihleri arasında Politano Leadbetter yöntemi ile ameliyat edilen 63 VUR olgusu geriye dönük olarak incelendi. Serimizde bir yaş üzerindeki 5. derece reflüsü olan ve renal sintigrafi incelemelerinde skar saptanan olgularda direkt açık cerrahi yapılırken, subüreterik dolgu materyali enjeksiyonunun başarısız olduğu ve yineleyen idrar yolu infeksiyonu ataklarının önüne geçilemediği olgularda ikinci seçenek olarak açık cerrahi uygulandı.

Bulgular: Olguların (n=63) (E:30, K:33) yaşları 4 ay ile 13 yaş  (ortalama 4,23±3,45 yaş) arasında değişiyordu. 42 olguda (% 67) direkt olarak açık ameliyat kararı alınırken, 21 olguda (% 33) subüreterik dolgu madde enjeksiyonuna yanıt alınamadığı için açık ameliyat uygulandı. Altmış üç olgunun birinde 2. derece, dokuzunda 3. derece (% 10), 35’ i 4. derece (% 34), 47’sinde 5. derece reflü (% 55) nedeni ile toplam 92 üretere reimplantasyon yapıldı. Ameliyat sonrası % 89,2 üreterde reflünün tamamen düzeldiği görüldü.

Sonuç: Politano Leadbetter operasyonu VUR’u olan çocuklarda güvenilir ve düşük komplikasyon oranı ile uygulanabilen bir girişimdir. Cerrahi girişimin ekstraperitoneal gerçekleştirilmesi olası komplikasyonları azaltacaktır. Peritonun açıldığı ya da bağırsak zedelenmesinin olduğu olgularda adeziv intestinal obstrüksiyonda komplikasyon olarak karşımıza çıkabilir.

Anahtar kelimeler: Vezikoüreteral reflü, Politano-Leadbetter, antireflü cerrahi

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):61-65, 2011
Çocukluk çağı üriner sistem taşlarında zorlayıcı bir grup: Sistinüri

Hüseyin Tuğrul TİRYAKİ
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara

 
ÖZET
 

Amaç:Sistin taşlı çocuk olgular üriner sistem taşları arasında tedavi ve izleminde güçlük çekilen bir gruptur. Dikkatli bir şekilde tedavi edilmez ise renal yetmezlik ve son dönem böbrek yetmezliği kaçınılmazdır. Sistin taşı nedeni ile opere ettiğimiz olgular sunularak tedavi seçenekleri ve izlem sonuçlarının tartışılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntemler:2009-2011 yılları arasında sistinüri nedeni ile opere edilen 9 olgu geriye doğru değerlendirilmeye alındı. Uygulanan tedavi seçenekleri ve sonuçları değerlendirildi.

Bulgular: Tümü erkek olan olgularımızın yaşları 6 ay ile 17 yaş arası ortalama 4,11 yaş idi. Beş olgumuzda bilateral, 4 olguda tek taraflı taş saptandı. Üç olgumuz PNL ile dört olgumuz RIRS ile iki olgumuz ise direkt açık cerrahi girişimler ile tedavi edildi. Yedi olgumuzda işlemler sonrası tam taşsızlık (% 77,7) sağlanırken, bir yaşındaki bilateral taşları olan iki olgumuzda taşsızlık sağlanamadı. İzlem sırasında ise taşsızlık sağlanan iki olguda bilateral taş oluşumu saptandı.

Sonuç: Sistinüri taş hastaları içerisinde zorlayıcı bir grup olarak multidisipliner tedavi gerektiren bir hastalıktır. Cerrahi tedavi seçenekleri içerisinde minimal invazif girişimler ilk seçenek olarak görülmelidir. Yineleyen girişimlerin gerekeceği tedavinin başlangıçında ailelerle kesinlikle paylaşılmalıdır.

Anahtar kelimeler: Sistinüri, ürolitiazis, childhood

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):66-69, 2011
Poliorşik testis: Orşiopeksi mi? Orşiektomi mi?

Arzu Şencan*, Malik Ergİn**, Münevver Höşgör*
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, *Çocuk Cerrahisi Kliniği, **Patoloji Kliniği, İzmir

 
ÖZET
 

Poliorşidizm ürogenital sistemin ender anomalilerinden biridir. Tanı preoperatif konulabilirse de genellikle peroperatuar olmaktadır. Poliorşidizm’de esas önemli olan tanıdan ziyade operasyon sırasında orşiopeksi ya da orşiektomi yapılmasına doğru karar vermektir.

Bu çalışmada sağ kasık fıtığı tanısıyla opere edilen ve operasyon sırasında internal inguinal ring’den kanal içine doğru protüde olan intraabdominal yerleşimli testis (poliorşik testis) saptanan 7 yaşındaki erkek olgu sunulmuştur. Preoperatif dönemde fizik muayenede her iki testis skrotumda ve normal boyutlarda saptanmıştır. Poliorşik testis normalden küçük ve skrotuma inişe izin vermeyecek yükseklikte olduğu için orşiektomi yapılmıştır. Hastanın bir yıllık izlemi normaldir.

Sonuç olarak, orşiopeksi ya da orşiektomi yapılmasına karar vermede cerrahın gözlemleri ve deneyimi çok önemlidir. Hipoplazik testisler lokalizasyonu da göz önüne alınarak çıkarılabilir. Eğer şüpheli bir kitle imajı varsa ve biopside malignite şüphesi taşıyorsa poliorşik testisler kesinlikle çıkarılmalıdır.

Anahtar kelimeler: Poliorşidizm, testisler, konjenital anomali

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 25(2-3):70-73, 2011
Kız çocuğunda kopmuş over: Ender bir olgu sunumu ve literatür taraması

Ünal Bakal, Mehmet Saraç, Tugay Tartar, Ahmet Kazez
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Elazığ

 
ÖZET
 

Kopmuş over, kızlarda abdominal kalsifikasyonun ender bir nedenidir. Bugüne kadar 11 olguda bildirilmiştir. Dokuz yaşında bir kızda, laparoskopi ile, kopmuş ve kalsifiye olmuş bir over bulundu. Bunun en olası açıklaması adneksin bulgu vermeyen bir torsiyonu sonrasında kopma, nekroz ve kalsifikasyon gelişmesidir. Kızlarda pelvik kalsifikasyonun ayırıcı tanısında bu ender patoloji de düşünülmelidir. Bu çalışmada ender bir olgu sunumu ile birlikte kısa bir literatür taraması yapıldı.

Anahtar kelimeler: Over, kopmuş, kalsifiye, torsiyon, çocuk

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın