Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 2 - 2014

www.tccd.org.tr

    
ARAŞTIRMA
1.
Çocukluk Dönemi Kabızlık Tedavisinde Sennoid ve Laktuloz Etkinliklerinin Karşılaştırılması
Comparing the Efffects of Sennoside and Lactulose for Childhood Constipation
doi: 10.5222/JTAPS.2014.035  Sayfalar 35 - 39
Ufuk Şenel, Halil İbrahim Tanrıverdi

AMAÇ: Kabızlık çocuklarda çok sık görülen bir şikayettir. Bu çalışmamızda kronik kabızlığı olan çocuk hastaların tedavisinde, laksatif olarak kullanılan laktuloz ile sennosid etken maddelerinin tedavi etkinliğinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Mayıs 2013 - Haziran 2014 tarihleri arasında Çocuk Cerrahisi polikliniğine kabızlık nedeniyle başvuran ve fonksiyonel kabızlık tanısı konulan 2 ile 10 yaş aralığındaki hastaların kayıtları retrospektif olarak değerlendirildi. Tedavide oral laksatif olarak laktuloz ve sennosid kullanılmış olan hastaların, eşlik eden yakınmaları, yakınmaların süresi, kabızlık başlama yaşı, postnatal ilk gün mekonyum çıkışı, dışkılama sıklığı ve kıvamı, beslenme şekli, uygulanan tedavi, klinik seyir ve tedaviye yanıtları değerlendirildi. 
BULGULAR: Tedavi öncesi laktuloz grubunda 31 (%63,2) hastanın 3-4 günde bir, 15 (%30,6) hastanın 4-7 günde bir, 3 (%6,2) hastanın 7 gün ve daha fazla sürede bir gaita yapmakta olduğu izlendi. Sennosid grubunda 34 (%64,1) hastanın 3-4 günde bir, 13 (%24,5) hastanın 4-7 günde bir, 6 (%11,3) hastanın 7 gün ve daha fazla sürede bir gaita yapmakta olduğu izlendi Laktuloz tedavisi uygulanan 49 olgunun 30’ unda (%61,22) tedaviye yanıt alınırken, sennosid tedavisi verilen 53 olgunun 52’ sinde ( %98,11) tedaviye yanıt alındı (p=0,042). Laktuloz tedavisine yanıt alınamayan olgularda sennosid tedavisine geçildi. Sennosid tedavisine geçilen olguların tamamında tedaviye yanıt alındı.
SONUÇ: Kronik kabızlık tedavisinde sennosid kullanılan olgularda laktuloz kullanılan olgulara göre daha başarılı olunmuştur. Kronik kabızlığın tedavisinde ilk seçenek olarak sennosid kullanılabilir.

Anahtar Kelimeler: Kabızlık, sennoid, laktuloz

OLGU SUNUMU
2.
Asemptomatik bağırsak duplikasyonları: iki olgu sunumu ve literatürün gözden geçirilmesi
Asymptomatic intestinal duplications: two cases reports and review of the literature
doi: 10.5222/JTAPS.2014.040  Sayfalar 40 - 44
Feride Mehmetoğlu, Mensur Süer, Ayşe Erdoğan

Gastrointestinal sistem duplikasyonları nadir görülen doğumsal anomaliler olup, sıklıkla ince bağırsakta bulunurlar. Genellikle iki yaşından önce teşhis edilirler. Klinik bulgular hastalığa özgü değildir; yerleşim yerine, boyutlarına ve mukoza tipine göre değişebilirler. Bu çalışmada oldukça geç dönemde saptanan tübüler tipte ileal duplikasyonlu iki olgu literatür eşliğinde tartışıldı.
Akut karın şikâyeti ile başvuran 17 ve 10 yaşlarındaki iki olgu; ultrasonografilerinin apandisit ile uyumlu olması sebebiyle operasyona alındılar. Eksplorasyonda ilk olguda gangrenöz ve ikinci olguda perfore apandisit saptanarak appendektomi uygulandı. Aynı zamanda olgularda sırasıyla ileoçekal valvden 40 cm ve 80 cm uzaklıkta uzunlukları 6 cm ve 8 cm olan, proksimal uçtan bağırsak lümeni ile ilişkili tübüler tipte ileal duplikasyonlar tesbit edildi. Her iki olguda da duplike olan bağırsak rezeke edilerek uç uca anastomoz ile bağırsak devamlılığı sağlandı. Histopatolojik incelemeleri ileal duplikasyon ile uyumlu olup, ektopik doku saptanmadı.
Ektopik mukoza bulundurmadıkları için duplikasyonların ileum ile proksimal uçtan ilişkili olmalarına rağmen ileri yaşlara kadar asemptomatik kaldıkları sonucuna varıldı.

Anahtar Kelimeler: Duplikasyon, ileum, asemptomatik, akut karın

3.
Yanıkta kullanılan lidokain prilokain kremine bağlı gelişen methemoglobinemi olgusu
A case of methemoglobinemia due to lidocaine prilocaine cream application for burns
doi: 10.5222/JTAPS.2014.045  Sayfalar 45 - 48
Sevgi Buyukbese Sarsu, Kamil Sahin, Fatma Sarac

Yanıklar, çocukluk yaş grubunda en sık görülen kazalardandır ve ölüme neden olabilir. Methemoglobin, iki değerlikli hem demirinin okside olup, üç değerlikli duruma geçmesidir. Methemoglobinemi, dokulara yeterli oksijen taşınmasını engelleyip, siyanoza neden olan hematolojik bir hastalıktır. Primer ve sekonder nedenlere bağlı olabilir. Yanıklı hastalara lokal anestezik olarak uygulanan lidokain prilokain içeren krem sonrası gelişen bir sekonder methemoglobinemi olgusunu, konuya dikkat çekip farkındalık yaratmak için sunmayı uygun bulduk.
Siyanozu olan bir yaşındaki erkek hasta, vücudunun yaklaşık %20'sinde, alt ektremite yanığı şikayeti ile acil ünitesine kabul edildi. Kardiyak, akciğer patolojileri ekarte edilmiş ve kesin tanı plazma methemoglobin düzeyinin yüksek bulunması ile konulmuştur. Hastaya intravenöz metilen mavisi ve askorbik asit uygulanmıştır.
Yanık hastalarında lidokain prilokain lokal anesteziği uygulanması sakıncalı sonuçlar yol açabilir. Küçük çocuklarda ve geniş yüzeye uygulanması methemoglobinemi gelişim riskini ve derecesini arttırmaktadır. Yanıklı çocuk hastalarda lokal anestezik kremler kullanılmamalıdır. Gerek transdermal ve gerek subkutan lokal anestezik kullanımında, methemoglobinemi komplikasyonu akılda tutulmalıdır.

Anahtar Kelimeler: lidokain-prilokain krem, methemoglobinemi, yanık, çocukluk çağı

4.
Çoklu Neodmiyum mıknatıs yutulmasına bağlı bağırsak perforasyonu: Çocuklar için yeni bir tehlike
Multipl Neodmium magnet ingestion cause of intestinal perforation: A new threat for children
doi: 10.5222/JTAPS.2014.049  Sayfalar 49 - 52
Hasan Çayırlı, Abdülkadir Genç, Can Taneli, Ömer Yılmaz

Yabancı cisim yutulması çocuklarda sık görülen bir durumdur. Yutulan çoğu yabancı cisim gastrointestinal sistemden sorunsuzca geçebilmekteyken, çoklu mıknatıs yutulduğunda farklı bağırsak anslarında birbirlerine yapışarak arada kalan dokuda basınç nekrozu, perforasyon, obstrüksiyon ve fistül benzeri komplikasyonlara neden olabilmektedir. Çoklu mıknatıs yutulması ve mıknatısların midede olduğu saptanırsa acil endoskopik girişim uygulanarak mıknatıslar çıkarılmalı, piloru geçtiyse cerrahi girişim açısından çok yakın izlenmeli ve bağırsak obstrüksiyonu bulguları mevcutsa acil cerrahi girişim yapılmalıdır. Erken cerrahi müdahale morbiditeyi azaltabilir ve mortaliteden koruyabilir. 3 yaşında karın ağrısı ve kusma şikayetleriyle semptom veren çoklu neodmiyum mıknatıs yutulmasına bağlı bağırsak perforasyonu olgumuzu sunuyoruz

Anahtar Kelimeler: Neodmiyum mıknatıs, intestinal perforasyon, çocuk

5.
Karaciğerin Mezenkimal Hamartomu: Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi
Mesenchymal Hamartoma of the Liver: Case Report and Review of the Literature
doi: 10.5222/JTAPS.2014.053  Sayfalar 53 - 56
Beytullah Yağız, Ayşe Karaman, İbrahim Karaman, Nilüfer Arda, Ceyhun Bozkurt

Karaciğer mezenkimal hamartomu, özellikle bebeklik döneminde görülen nadir bir tümördür. Genellikle hastalar, ağrısız karında kitle veya karın çevresinde artma nedeniyle başvururlar. Diğer başlangıç belirtileri; karın ağrısı, kusma, gelişme geriliği, kabızlık ve iştahsızlıktır. Burada karında kitle, ishal ve kusma ile başvuran, karaciğerde büyük bir multikistik mezenkimal hamartomu olan 9 aylık erkek çocuk olgusu sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Karaciğer tümörleri, hamartom, çocuk

ARAŞTIRMA
6.
Çocuklarda Testiküler Detorsiyonun Ön Sonuçları
Testiculer Detorsion in Children: Preliminary Results
doi: 10.5222/JTAPS.2014.057  Sayfalar 57 - 60
Mehmet Saraç, Ünal Bakal, Tugay Tartar, Mustafa Tamer Gürbaz, Mehmet Ruhi Onur, Ahmet Kazez

GİRİŞ ve AMAÇ: Testis torsiyonu yenidoğan ve puberte döneminde sık görülen ürolojik acil patolojilerdendir. En önemli morbiditesi testis kaybı ve infertilitedir. Bu çalışmada, testis torsiyonunda detorsiyonun erken dönem klinik ve radyolojik sonuçlarının sunulması amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Kliniğimizde Ocak 2007 - Aralık 2012 tarihleri arasında testis torsiyonu nedeniyle tedavileri yapılan 17 hasta geriye dönük olarak incelendi. Skrotal renkli dopler ultrasonografi (US) bulguları, cerrahi ve yakın dönem sonuçları kaydedildi.
BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 8.5 yıl (1 gün - 15 yıl) olup üçü yenidoğandı. Başvuru süresi ortalama 23 saat (6 saat-3 gün) idi. Testiste ağrı, şişlik, kızarıklık ve kusma en sık bulgulardı. Skrotal doppler US tüm olgularda tanımlayıcıydı. Dört (% 23) hastaya orşiektomi yapılırken on üç hastaya detorsiyon ve fiksasyon uygulandı. Tüm hastalarda karşı testise de fiksasyon işlemi yapıldı. Detorsiyon yapılan 13 hastanın ortalama üç yıllık takiplerinde 5 hastada (% 38) testis boyutunda küçülme, 1’inde (% 8) ise atrofi gelişti. Bu olgular müracaat süreleri uzun ve torsiyonun 360 dereceden fazla olan olgulardı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yirmidört saatin altında ve 360 dereceden daha fazla olmayan torsiyonlarda, detorsiyon ve fiksasyon ile testis boyutlarında ve kanlanmasında ciddi değişiklikler olmayabilir. Yenidoğanlarda testis torsiyonlarında sıklıkla orşiektomi yapılmasına rağmen, puberte döneminde detorsiyon ve fiksasyon alternatif tedavi seçeneği olarak kullanılabilir.

Anahtar Kelimeler: Testis, torsiyon, detorsiyon

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın