Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 2 - 2013

www.tccd.org.tr

    
ARAŞTIRMA
1.
Tıp fakültesi beşinci sınıf öğrencilerinin çocuk cerrahisi stajı için düşünceleri: Geribildirim anketlerinin ve sınav başarı oranlarının değerlendirilmesi
Medical school fifth -year students’ opinions about pediatric surgery internship: The evaluation of feedback surveys and exam success rates
doi: 10.5222/JTAPS.2013.049  Sayfalar 49 - 55
Şenol Emre, Haluk Emir, Sinan Celayir

AMAÇ: Bu çalışmada Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalında staj yapan Türkçe ve İngilizce staj gruplarındaki öğrencilerin Çocuk Cerrahisi eğitimi ile ilgili düşünceleri ve öğrenci sınav başarı oranlarının geriye dönük incelenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: 2009-2013 eğitim dönemleri arasında fakültemizde 5. Sınıfta 2'şer hafta süreyle yapılan Çocuk Cerrahisi staj gruplarındaki öğrencilere staj sonunda değerlendirme anketleri verilerek geri bildirim alınmıştır. Bu anketlerde öğrencilerden 24 ana başlıkta çoktan seçmeli sorular ile staj dönemindeki teorik ve pratik eğitimleri, staj sonu yapılan sınavı (%30 ağırlıklı yazılı ve %70 ağırlıklı sözlü) değerlendirilmeleri istenmiştir. Ankette bir alt başlıkta bu sorulara ek olarak stajın daha verimli olması için kişisel önerilerini yazılı olarak ifade etmeleri istenmiştir. Son 4 eğitim yılının bu anket sonuçları ile eşzamanlı olarak Çocuk Cerrahisi ağırlıklı sınav başarı oranları da değerlendirilmiştir. 2013-2014 dönemine ait yazılı kişisel öneriler ise detaylı incelenip gruplanmıştır.
BULGULAR: Anketlerde öğrencilerin eğitimde en başarılı geribildirimle öğretim üyelerinin ders saatlerini etkin olarak kullanması (%85,7) ve staj sırasında kendilerine hekim olduklarında kullanabilecekleri gerekli ve yararlı bilgilerin verildiği yönünde olmuştur (%87,4). Hasta başı eğitim süresinin kısalığı (%51,4) ve derslikle ilgili fiziki koşullardaki yetersizlik de anketlerde vurgulanmıştır (%52,2). Sınav sistemi objektif bulunmakla birlikte sınavın sözlü kısmının adaletsiz olduğuna dönük eleştiriler alınmıştır. Grupların staj başarı oranları değerlendirildiğinde öğrencilerin önemli bir kısmının (%77,6-95,8) başarılı not aldığı, İngilizce gruplarda başarı oranlarının son 4 yılda değişmemesine karşın Türkçe gruplarında başarı oranlarında İngilizce gruplarına göre son yıllarda düşme gözlenmiştir.
SONUÇ: Öğrenci anketleri Çocuk Cerrahisi staj eğitiminin genel beğeni aldığını, teorik derslerin başarılı bulunmasına karşın, pratik eğitimin yetersiz bulunduğunu göstermiştir. Bunun staj döneminin kısa olmasına bağlı olduğunu düşünüyoruz. Öğrenci sınav başarı oranlarının İngilizce gruplarında daha iyi olduğu gözlenmiştir. Anketler ve sınav başarı oranları sonraki dönemler için Çocuk Cerrahisi staj eğitiminde yapılacak revizyonlara yön verme konusunda yararlı olmaktadırlar.

Anahtar Kelimeler: öğrenci anketleri, öğrenci eğitimi, sınav, çocuk cerrahisi

OLGU SUNUMU
2.
Bir mediyastinal matür teratom olgusu nedeni ile mediyastinal kitlelerde ayırıcı tanı güçlüğü
A case of mediastinal mature teratoma and difficulties in the differential diagnosis of mediastinal masses
doi: 10.5222/JTAPS.2013.057  Sayfalar 57 - 61
Halil Tözüm, Talha Doğruyol, Tahir Şevval Eren, Serkan Şenol

Anterior mediastende 7 cm çaplı lezyonu ve sol akciğer linguler segmentte benzer özelliklere sahip 3.5 cm çaplı ikinci bir lezyonu daha olan on dört yaşındaki hastada, radyolojik olarak “teratom” ön tanısı almış olmasına rağmen, çevre dokulara olan invaziv görünüm ve lingulada ki lezyonun metastaz şüphesi uyandırması sebebi ile cerrahi tedavi dışlanmaktaydı. Hastaya kesin tanı ve mümkünse tedavi amaçlı “kas koruyucu torakotomi” yapılarak her iki lezyon da komplet olarak çıkarıldı. Histopatolojisi “ matür kistik teratom; yabancı cisim reaksiyonuna bağlı kronik inflamasyon” olarak bildirildi. Olgumuzu hem tanı aşamasındaki karmaşıklığı hem de cerrahi tedavi ile alınan yüz güldürücü sonuçlar sebebi ile sunulmaya değer bulduk.

Anahtar Kelimeler: Teratom, germ hücreli tümör, mediasten, torakotomi

3.
Kanamalı kolon anjiodisplazili bir çocukta endoskopik argon lazer koagülasyonu: Olgu sunumu ve literatür taraması
Endoscopic argon plasma coagulation for the treatment of acute hemorrhagic angiodysplasia in a child: A case report and literature review
doi: 10.5222/JTAPS.2013.062  Sayfalar 62 - 65
Ünal Adıgüzel, Bircan Savran

AMAÇ: Anjiodisplazi (AD) yaşlılarda alt gastrointestinal sistem kanamasının önemli bir nedenidir, çocuklarda ise oldukça nadir görülür. Erişkin hastaların invaziv tedavisinde ilk seçenek endoskopik termal koagülasyondur. Çocuklarda ise daha çok rezeksiyon-anastomoz yöntemi tercih edilir. 
YÖNTEMLER: Bu çalışmada alt gastrointestinal sistem kanaması ile başvuran ve AD tanısı konan bir hastanın argon plazma lazer koagülasyon ile yapılan tedavisinin sonuçlarını paylaşmayı ve bu konu ile ilgili literatür taraması yapmayı amaçladık. 
BULGULAR: 5 yaşında erkek hasta rektal kanama şikâyeti ile başvurdu. Yapılan fizik muayene rektal kanama dışında patolojik bulgu yoktu. Laboratuar araştırmaları normaldi. Karın ultrasonografi ve Meckel sintigrafi sonuçları normaldi. Hastaya kolonoskopi yapıldı. Transvers kolonda ve hepatik fleksurada hemorajik AD odakları göründü. Bu lezyonlar argon plazma lazer ile koagüle edildi. Hasta işlem sonrası komplikasyon olmaksızın birinci gün taburcu edildi. Kontrolde şikâyetlerinin geçtiği görüldü.
SONUÇ: Literatürde çocuklarda argon plazma ile AD tedavisine rastlamadık. Uygun vakalarda çocuklarda da ilk tedavi seçeneği olabileceğinin düşünmekteyiz.

Anahtar Kelimeler: Anjiodisplazi, argon plazma koagulasyon, çocuk

4.
Karın ağrısı nedeni olan mezenterik kistik lenfanjioma: Olgu sunumu ve literatür taraması
Mesenteric cystic lymphangioma causes with abdominal pain: Case report and review of the literature
doi: 10.5222/JTAPS.2013.066  Sayfalar 66 - 69
Ahmet Ali Tuncer, Afra Karavelioğlu, Betül Demirciler Yavaş, Altınay Bayraktaroğlu, Didem Baskın Embleton

Bu yazının amacı karın ağrısı ve karında kitle ile başvuran hastalarda mezenterik kistlere olan farkındalığın artırılmasıdır. Kistik lenfanjioma barsak mezenterinde yer alan lenfatiklerden kaynaklanan ve yaygın olarak görülmeyen iyi huylu bir mezenterik tümördür. Genellikle asemptomatik olmakla beraber %77 hasta ele gelen kitle nedeniyle başvurur. Semptomatik mezenterik kist erişkinlerde acil başvuruların 1/100.000’ini, çocuklarda 1/20.000’ ini oluşturur. Burada pediatrik cerrahi polikliniğine karın ağrısı şikayetiyle başvuran ve yapılan muayenesinde ele gelen kitle tespit edilen 3 yaşında erkek hasta kısa bir literatür taraması eşliğinde sunulmuştur. Preoperatif yapılan abdominal ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografide kitlenin kaynağı tam olarak ortaya konulamadı. Laparatomi ile yapışık olduğu ince barsak ansıyla beraber kitle total olarak eksize edildi. Patoloji sonucu ince barsak mezenterinden kaynaklanan kistik lenfanjioma olduğu anlaşıldı. Hastanın cerrahi sonrası 20 aylık izleminde herhangi bir şikayeti olmadı. Mezenterik kistik lenfanjioma çok nadir bir durum olmasına rağmen karın ağrısı ve karında kitle olan hastalarda ayırıcı tanıda akılda tutulmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, abdominal kistik lenfanjiomalar, mezenterik kistler, lenfanjioma

5.
Trikobezoar: Kronik karın ağrısının ender bir nedeni
Trichobezoar: an uncommon reason for chronic abdominal pain
doi: 10.5222/JTAPS.2013.070  Sayfalar 70 - 72
Berat Dilek Demirel

Bezoar, sindirilemeyen maddelerin gastrointestinal sistemde birikmesiyle oluşur. Kronik karın ağrısının seyrek rastlanılan bir nedenidir. Kronik karın ağrısı nedeniyle araştırılması sırasında saptanan bir gastrik trikobezoar olgusu sunulmuştur. 
On dört yaşında kız, bir yıldır aralıklı olarak sol üst kadran ağrısı ile başvurdu. Trikofajisi olduğu öğrenilen hastanın fizik muayenesinde sol üst kadranda ele gelen kitle vardı. Batın bilgisayarlı tomografide, mide lümeni dolduran lezyon görüldü. Anterior gastrotomi yapılan hastanın midesinden bir kilogram ağırlığında trikobezoar çıkarıldı. Hastanın psikiyatrik değerlendirmesinde mental retardasyon saptandı. Hastanın takiplerinde karın ağrısının tekrarlamadığı görüldü.
Kronik karın ağrısı ile başvuran mental problemi olduğu düşünülen hastalarda, etyolojik faktörler arasında trikobezoar da akla gelmelidir.

Anahtar Kelimeler: karın ağrısı, bezoar, trikobezoar.

6.
Travmatik pankreas kanal ruptürü: Perkütan direnaj
Traumatic pancreatic duct rupture: Percutaneous drainage
doi: 10.5222/JTAPS.2013.073  Sayfalar 73 - 76
Çiğdem Ulukaya Durakbaşa, Gonca Gerçel, Ali İhsan Anadolulu, Murat Acar, Lütfü İhsan Kuru, Selma Fettahoğlu, Ahu Bayar, Hamit Okur

Künt karın travmasına bağlı pankreas laserasyonu göreceli olarak nadirdir ve tedavi yaklaşımı standart değildir. Yazıda bisikletten düşme sonrasında pankreas kaput/korpus bileşkesinde pankreatik kanalı da kapsayan tama yakın ruptür saptanan bir hastanın geliş bulguları, klinik seyri, tanı ve konservatif tedavi süreci anlatılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Pankreatik travma, çocuk, psödokist, perkütan direnaj

ARAŞTIRMA
7.
Sakrokoksigeal pilonidal sinus hastalığında “non touch” prensibiyle eksizyonun önemi
Importance of the excision with non-touch principle in diseases of the sacrococcigeal pilonidal sinus
doi: 10.5222/JTAPS.2013.077  Sayfalar 77 - 80
Şefik Çaman, Ayşenur Cerrah Celayir, Osman Zeki Pektaş, Naime İpek Atay, Sabri Cansaran

AMAÇ: : Günümüzde halen pilonidal sinüs hastalığı cerrahisinde rekürrens ve yara yeri detaşmanı halen sık olması sebebiyle pek çok cerrahi yöntem tanımlanmıştır. Bu çalışmada, opere edilen komplike pilonidal sinüslü olguların cerrahi tedavi sonuçlarının literatür eşliğinde tartışılması amaçlandı.
YÖNTEMLER: Haziran 2010-Haziran 2014 yılları arasında koplike pilonidal sinüs tanısı ile kliniğimizde opere edilen olguların tüm hastane kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, cerrahi yöntem ve sonuçları analiz edildi.
BULGULAR: 4 yıllık sürede 18 olgu komplike pilonidal sinüs nedeniyle kliniğimizde opere edilmiş olup; 7’i adolesan erkek (%.39) 11’u adolesan kız (%61) idi. Ameliyat esnasında yaş ortalamaları 14,7 yıl (en küçük11-en büyük17) idi. Erkek olguların kilo ortalaması (81.5 kg) kız olguların kilo ortalaması (68.5 kg)’ndan yüksekti, ancak kiloya göre persantilleri kızlarda hafif yüksekti. 7 olguda (%41) Karydakis yöntemi, 11 olguda (%59) Limberg flebi yöntemi ile lezyon köşelerinden askıya alınarak pilonidal sinüs eksizyonu (non touch eksizyon) yapılmıştı. Başka bir merkezde bir yıl önce opere edilen bir olgu nüks nedeniyle kliniğimizde opere edilmişti. Hastanede yatış süresi ortalama 3 gün idi. Ağızdan sefazolin ve metronidazol ile antibiotik tedavisi ve pansumanlarına devam edilen olgularda 2 hafta mobilizasyon kısıtlaması yapıldı, 3. haftada sütürleri alındı. Hastaların takipleri sorunsuz seyretti. 1 olguda (%5.5) yara enfeksiyonu, 1 olguda (%5.5) nüks gelişti.
SONUÇ: Komplike olmuş pilonidal sinüs ameliyatlarında insizyon köşelerinden dikişle askıya alınması ve yara kenarlarının ince dişli pensetlerle nazikçe tutularak sütüre edilmesi; yara iyileşmesini hızlandıracağı, yara enfeksiyonu ve detaşmanını azaltacağı ve nüksleri önleyeceği düşünülmektedir. Nitekim iki farklı yöntemle non-touch prensiplerine uyularak ameliyat edilen pilonidal sinüs olgularımızdaki nüks oranı literatüre göre oldukça düşük bulunmuştur. 

Anahtar Kelimeler: Pilonidal sinüs, Sakrocoksigeal Pilonidal Hastalık, Karydakis ameliyatı, Limberg flebi

OLGU SUNUMU
8.
Sütçocuğunda akut skrotumu taklit eden testisin yolk kesesi tümörü
Testicular yolk sac tumor simulating acute scrotum in an infant
doi: 10.5222/JTAPS.2013.081  Sayfalar 81 - 84
Ecmel Işık Kaygusuz, Handan Çetiner, Ayşenur Cerrah Celayir, Serdar Moralıoğlu, Oktav Bosnalı

Giriş ve Amaç: Testisin yolk kesesi tümörü çocukluk çağında en sık görülen malign germ hücreli tümördür. Biz bir testiküler yolk kesesi tümörü olgusunu testis kitleleri üzerine ilgi çekmek amacıyla literatüre sunduk.
Olgu Sunumu: Beş aylık olup, sağ testiküler kitlesi olan hastada, klinikte ani başlayan büyüme ve ağrı tespit edilmiştir. Serum alfa feto protein düzeyi yüksekti. Skrotal ultrasonda sağ testiste kitle tespit edildi. Sağ testiste sınırlı, solid ve kistik, 0.6x2 cm boyutunda alan mevcuttu. Doppler ultrason ile kan akımı izlenmedi. Sol testis normal boyutlarda idi. Paraaortik ve iliak lenfadenopati saptanmadı. Hastaya sağ inguinal eksplorasyon uygulanmış ve kitle eksize edilmiştir. Frozen tanısı malign yolk kesesi tümörü olarak rapor edildi. Hasta ileri tedavi için başka bir merkezdeki çocuk onkolojisi kliniğine yönlendirildi.
Sonuç: Testiküler tümörler yaşamın ilk yıllarında inmemiş veya skrotal yerleşimli testiste ağrısız kitle ile karakterize olsa da olgumuzda olduğu gibi akut skrotum şeklinde de klinik bulgu verebilir. Tedavide frozen biyopsi ile histolojik inceleme eşliğinde tümör enükleasyonu, parsiyel orşiektomi veya yüksek ligasyonla total orşiektomi yapılması planlanmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Testiküler neoplazmlar, yolk kesesi tümörü, infant

9.
Vezikovajinal reflü: Olgu sunumu
Vesicovaginal reflux: A case report
doi: 10.5222/JTAPS.2013.085  Sayfalar 85 - 88
Serdar Moralıoğlu, Oktav Bosnalı, Ayşenur Cerrah Celayir

Vezikovajinal reflü tuvalet eğitimini tamamlamış olan kızlarda görülen bir fonksiyonel işeme bozukluğudur. Genellikle anatomik veya nörolojik bir bozuklukla ilişkileri yoktur. Bu makalede tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ile başvuran ve vezikovajinal reflü tanısı alan yedi yaşındaki bir kız olgu sunuldu. Biz, nadir görülen bu durumun tanı ve tedavisini ilgili literatür ışığında tartışmayı amaçladık.

Anahtar Kelimeler: Vezikovajinal reflü, idrar yolu enfeksiyonu, idrar kaçırma, çocuk

10.
Rastlantısal saptanan sürrenal kalsifikasyon
Incidentally diagnosed adrenal calcification
doi: 10.5222/JTAPS.2013.089  Sayfalar 89 - 92
Emrah Aydın, Şenol Emre, İbrahim Adaletli, Nil Üstündağ, Hilmi Apak, Gonca Tekant

Amaç: 
Kliniğimize invajinasyon nedeni ile başvuran ve rastlantısal olarak sürrenal bezde kalsifikasyon saptanan olguyu ve literatürdeki benzer olguları sunmak. 

Olgu: 
Kliniğimize kolik karın ağrısı ve kusma ile başvuran ve invajinasyon saptanan olgunun direk grafisinde rastlantısal olarak kalsifiye alan gözlendi. Tetkiklerinde sol sürrenal lojda kalsifiye kitle saptandı. Pediatrik onkoloji ile konsülte edildi ve cerrahi eksizyon kararı verildi. Patoloji sonucu distrofik kalsifikasyon olarak raporlandı ancak spontan regrese nekrotik nöroblastom şüphesi ek olarak bildirildi. Operasyon sonrası 1. yılında olan olgu sorunsuz olarak takip edilmektedir.

Sonuç: 
Asemptomatik sürrenal kitlelerin etyolojileri değişkendir. Çocuk yaş grubunda saptanmış rastlantısal kalsifiye sürrenal kitleler cerrahi olarak çıkarılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Adrenal bez hastalıkları, çocuk, kalsifikasyon, adrenal kalsifikasyon

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın