Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Eylül 2013 ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2009


Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2009

 Şubat 2009

    

JOPP Derg 1(1):4-10, 2009

Perinatal Hasta Güvenliği 
Nevin HOTUN ŞAHİN *, Dilek BİLGİÇ **

ÖZET

Sağlık hizmetlerinde bakım kalitesini oluşturan en önemli ve öncelikli unsurlardan biri de hasta güvenliğidir. Yapılan tıbbi hatalar tüm ölüm nedenleri arasında 5. sıradadır. Perinatal hasta güvenliğine yönelik yapılacak birçok girişim bebek ve annenin gebelik, doğum eylemi boyunca ve sonrasında mümkün olan en güvenli çevrede bakım almasını sağlayarak, anne ve bebek ölümlerini önleyebilecektir. Perinatal hasta güvenliğinin sağlanmasında ekibin en önemli üyesi olan hemşireye de önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu nedenle son yıllarda perinatal hasta güvenlik hemşireliği, anne ve bebeğin bakım güvenliğini sağlamada yeni bir rol olarak gündeme gelmiştir. Yaygın olan doğum komplikasyonları ile, bebeğin ve annenin hayatını riske sokan acil durumları içeren süreci ölçmek, istenmeyen obstetrik sonuçların gelişme riskini azaltmada ve doğum ekibinin gereken kaynakları kullanıp kullanmadığını ve uygulamaları yapıp yapmadığını değerlendirmede yararlı olabilecektir.

Anahtar kelimeler: hasta güvenliği, hasta güvenlik ölçümü, perinatal güvenlik, perinatal hasta güvenlik hemşiresi

 

JOPP Derg 1(1):11-13, 2009

Çocuklarda Pektus Ekskavatum: 15 Yıllık Deneyim
Gülay AYDIN *, Oyhan DEMİRALİ **, Serdar SANDER *

ÖZET

Pektus ekskavatum, kozmetik görünümün düzeltilmesi ile, kardiyak ve pulmoner fonksiyon bozukluğunun önlenmesine yönelik olarak cerrahi tedavi gerektiren bir patolojidir. Cerrahi olarak tedavi edilen 36 pektus ekskavatumlu olgu, yaş, cinsiyet, deformite derecesi, birlikte bulunan anomaliler, komplikasyonlar ve sonuçlarına ait bilgiler toplanarak sunulmuştur. Olguların yaşları 3-15 arasında olup, 24’ü erkek, 12’si kızdı. Deformite dereceleri 4.5+2.2 idi. Olguların 8’inde yaptığımız akciğer perfüzyon sintigrafisi, 3 olguda lober hipoperfüzyon göstermekteydi. Akciğer fonksiyon testleri 2 hastada yapıldı, orta ve ileri derecede restriktif disfonksiyon tespit edildi. Ekokardiyogram 15 hastada yapıldı. Sağ atriyum ve ventrikülün 6 hastada komprese olduğu, bunların ikisinde triküspit yetersizliğine neden olduğu görüldü. Postoperatif dönemde major komplikasyon görülmedi. Tüm olgularda hastalar ve aileleri sonuç görünümünden memnundu. Deformitesi yüksek derecede olan ve/veya kardiyopulmoner semptomları olan olgularda preoperatif kardiyak ve pulmoner araştırmaların yapılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bunun dışında, cerrahi tedavi kararı hasta ve aileleri tarafından verilmelidir. Bu patolojide düşük mortalite oranlarının mümkün olması ve mortalitenin kabul edilebilir olmaması nedeniyle, cerrahi tekniğin seçimi cerrahın tercihine bağlı olmalıdır.

Anahtar kelimeler: cerrahi, çocuk, pektus ekskavatum

 

JOPP Derg 1(1):14-18, 2009

Acil Servis Hemşireleri Arasında Triyaj Bilgi Düzeyinin Değerlendirilmesi 
Emine SUNGUR *, Bengü AKSOY **, Suat BİÇER ***, Gönül AYDOĞAN ****

ÖZET

Amaç: Farklı pediatrik ya da genel acil birimlerde çalışan hemşirelerin triyaj konusundaki bilgi düzeyinin ölçülmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Sağlık Bakanlığı Eğitim-Araştırma hastaneleri (n=5), üniversite hastaneleri (n=2) ve özel hastane (n=2) pediatrik ve genel acil birimlerinde gerçekleştirildi. Yedisi pediatrik acil ve ikisi genel acil olmak üzere toplam 9 hastanenin her birine, her hemşire için ayrı ayrı olmak üzere anket formu gönderildi. Bu anket formu, pediatrik triyajın tanımı ve amaçları konusunda 18 soru içeriyordu.

Bulgular: Ankete 9 hastaneden 86 hemşire yanıt verdi. Triyajın amaçları konusunda 68 kişinin 46’sından (%67,6) doğru yanıtlar alındı. Üniversite hastaneleri ve özel hastanelerde çalışan hemşirelerin, triyaj eğitimi konusunda, devlet hastanelerinde çalışan hemşirelere göre daha iyi olduğu görüldü; bu hemşireler triyaj eğitimi almıştı.

Sonuç: Pediatrik acil birimde çalışan hemşirelerimizin triyaj konusunda eğitim almasının gerekli olduğu görüldü.

Anahtar kelimeler: acil, pediatrik acil birim, pediatrik, triyaj

 

JOPP Derg 1(1):19-24, 2009

Çocuklarda Antidepresan İlaç Zehirlenmeleri 
Aysun ŞENGÜL *, Suat BİÇER **, Serdar YEŞİNEL ***, Seda YEŞİNEL ***, Gönül AYDOĞAN ****

ÖZET

Amaç: İstanbul Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil bölümünde 2003 Ocak-2004 Ocak arasında, trisiklik antidepresan ilaç zehirlenmesi tanısıyla izlenen 35 vakanın retrospektif olarak incelenmesi amaçlanmıştır.

Yöntem ve Bulgular: Otuz bir vakanın 13’ü kız, 18’i erkekti. Vakaların çoğu 1-3 yaş (%54.8) ve 3-6 yaşlar (%29) arasındaydı. Vakaların 29’u ilacı kaza sonucu alırken, 2 vaka intihar amaçlı almıştı. Alınan trisiklik antidepresan ilaçların çoğu (%82) amitriptilindi. Aynı dönemde çocuk acil servise gelen toplam 246 intoksikasyon vakasının içinde genel bir sınıflama yapıldığında ilaçların ilk sırayı (%74.8) aldığı, ilaçların içinde de analjezikler (%22.3) ve trisiklik antidepresanların (%16.9) en fazla oldukları gözlenmiştir.

Sonuç: Son yıllarda çocukluk yaş grubu intoksikasyonlarında analjezikler ve antidepresan ilaçlar ilk sıralarda yer almıştır, trisiklik antidepresan ilaçlar daha tehlikeli ilaçlardır. Trisiklik antidepresan intoksikasyonu monitörizasyon ve yoğun bakım desteği için hastaneler arası nakli en sık gerektiren zehirlenmedir. Evlerde kullanımının artmış olduğunu düşündüğümüz trisiklik antidepresan ilaçların intoksikasyonları ve sonuçları hakkında ailelerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Anahtar kelimeler: çocuk, intoksikasyon, trisiklik antidepresan ilaçlar

 

JOPP Derg 1(1):25-28, 2009

Hışıltılı Solunumla Gelen Bir Sütçocuğunda Tüberküloz: Bir Vaka Sunumu 
Erkut ÖZTÜRK *, Sertaç HANEDAN ONAN **, Hüseyin ALDEMİR ***

ÖZET

Tüberküloz günümüzde dünya mortalite nüfusunun 1/3’ünü etkileyen, önemli bir morbidite ve mortalitenin nedenidir. Çok uzun zamandır bilinen, üzerinde durulan ve önlenebilen bir hastalık olmasına rağmen, ülkemizde ve dünyada halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) dahil, geliştirilen en son tanı yöntemlerine rağmen çocuk tüberkülozu tanısında zorluklar yaşanmaktadır. Özellikle nefeste hışıltı ile gelen hastaların tanısında daha fazla güçlük çekilmekte ve bunlar daha çok bronşit, bronşiolit bazen de astım tanısı ve tedavisi almaktadırlar. Bu yazıda nefeste hışıltı (whee­zing) ile gelen 6 aylık bir tüberküloz vakasu sunularak, benzer hastalarda tüberküloz hastalığının da ayırıcı tanıda düşünülmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.

Anahtar kelimeler: bebek, hışıltı, tüberküloz

 

JOPP Derg 1(1):29-31, 2009

Kusma ile Gelen 2 Hastada D Vitamini İntoksikasyonu
Erkut ÖZTÜRK *, Sertaç HANEDAN ONAN **, Ercüment PETMEZCİ *, Hüseyin ALDEMİR ***

ÖZET

D vitamini intoksikasyonu hemen daima iyatrojeniktir ve sağlık personelinin rikets olmadan yüksek doz D vitamini önermesine veya ailelerin “erken diş çıkması”, “erken yürüme” gibi istekler ve “kulaktan dolma” bilgiler­le bebekleri­ne uygunsuz dozda D vitamini vermesine bağlıdır. Bu yazıda kusma ile gelen ve yapılan değerlendirmeler sonucu D vitamini zehirlenmesi saptanan 2 vaka eşliğinde hiperkalsemi tedavisine dikkat çekilmek istenmiştir.

Anahtar kelimeler: bebek, D vitamini, hiperkalsemi

 

JOPP Derg 1(1):32-40, 2009

Suçiçeği
Kamil TEKER *

ÖZET

Suçiçeği, varisellazoster virüsüyle primer infeksiyonu takiben oluşan ve sıklıkla çocukluk çağının bulaşıcı bir hastalığıdır. Yaygın, kaşıntılı, 250 500 arasında veziküler döküntü, hafif ateş ve diğer sistemik semptomlarla karakterizedir. Normal çocuklarda sıklıkla hafif sistemik belirtiler görülür. Suçiçeği adölesan ve erişkinlerde küçük çocuklardan daha ağır seyreder. Hücresel bağışıklık bozukluğu olan çocuklarda yaygın döküntüler, ağır semptomlar ve pnömoniyle seyreden ciddi komplikasyonlar olup, antiviral tedavi uygulanmazsa ölümcüldür. Primer infeksiyon sırasında virüs dorsal kök ganglionunda latent olarak kalır. Reaktivasyonu zona ile sonuçlanır.

Anahtar kelimeler: çocuk, suçiçeği, zona

 

JOPP Derg 1(1):41-48, 2009

Çocuklarda Akut Respiratuar Distres Sendromu: Tanımlar, Etiyoloji, Patofizyoloji ve Klinik
Suat BİÇER *, Esra ŞEVKETOĞLU **, Süleyman BAYRAKTAR ***

ÖZET

Akut respiratuar distres sendromu (ARDS), akciğerlerde büyük miktarda interstisyel sıvının birikebildiği bir akciğer yetersizliği tipidir. Akciğerlerde interstisyel sıvı birikimine neden olabilen infeksiyonların olduğu çocuklar ARDS gelişimi için risk altındadır. ARDS’ye neden olan akciğer hasarının birçok olası nedeni vardır. Bunlar arasında yüksek konsantrasyonda toksin ya da oksijen inhalasyonu, ağır yanıklar, sepsis, pnömoni, pankreatit, yağ embolisi, vücudun diğer kısımlarındaki travmalar sayılabilir. Boğulma ya da bilinci kapalı olan hastanın kusması nedeniyle akciğere giren sıvılar da hasara yol açabilir. Direkt grafide en sık görülen bulgular bilateral, daha çok periferal, hava bronkogramları olan, asimetrik konsolidasyonlar olup, septal çizgilenmeler ve plevral efüzyon seyrektir. ARDS’li çocuklar pediatrik yoğun bakım ünitesinde tedavi edilmelidir. Mekanik ventilasyon tedavinin önemli bir parçasıdır. Oksijenin yüksek konsantrasyonları akciğerler için toksik olduğundan, oksien tedavisi altındaki hastalara mümkün olabilen en düşük düzeyde oksijen verilmelidir.

Anahtar kelimeler: ARDS, çocuk, mekanik ventilasyon, oksijen, pediatrik yoğun bakım

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2006

2005

2004

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın