Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Eylül 2013 ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2012


Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2012

 Şubat 2012

    

JOPP Derg 4(1):1-9, 2012

İnfertil Hastalarda Gonadotropin ile Ovulasyon İndüksiyon Protokolüne, Gonadotropin Realising Hormon Antagonisti İlavesinin Etkileri
İbrahim Polat, Alida Hasbajrami, Gonca Yıldırım, Volkan Ülker, Vuslat Lale Bakır, 
İsmet Alkış, Ali İsmet Tekİrdağ
S. B. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Doğum Kliniği, İnfertilite Ünitesi

ÖZET

S. B. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Doğum Kliniği, İnfertilite Ünitesi
Amaç: Kontrollü overyan stimulasyon ve intrauterin inseminasyon planlanan hastalarda, ovulasyon indüksiyon protokolüne gonadotropin realising hormaon antagonisti (GnRHant) ilavesinin siklus ve gebelik oranları üzerine etkisinin araştırılması.

Materyal ve Metod: Çalışmamız randomize kontrollü çalışma olup Mayıs 2010 ile mayıs 2011 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Etik Kurulunun 12.06.2009 tarihli ve 254 sayılı kararı ile başlatılmıştır. Güncel verilere ve tanı kriterlerine dayanılarak (RCOG-Rotterdam 2003) açıklanamayan infertilite ve polikistik over sendromu (PKOS) tanısı alan 47 hastada 56 siklus incelenerek çalışma yapıldı. Tüm hastalara siklusun 2-4. gününde düşük doz step up protokolüne göre rFSH ile ovulasyon indüksiyonu ile tedaviye başlandı. Antagonist grubunda 25 hastaya 30 siklusda rFSH’a, önde giden folikül çapı 14 mm’ye ulaştığında tedaviye 0.25 mg/gün GnRHant eklendi. Kontrol grubunda 22 hastaya 26 siklusda yalnızca rFSH kullanılarak düşük doz step-up protokolü ile ovulasyon indüksiyonu sonrası önde giden folikül 18 mm’ye ulaştığında 250 mcg rekombinant hCG enjeksiyonu yapıldı ve bundan 36 saat sonra İUİ uygulandı.

Bulgular: İndüksiyon gün süresi, kullanılan ortalama rFSH miktarı (IU), folikül sayısı, hCG günü E2 düzeyi ve endometrial kalınlık açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmedi. Antagonist ilave edilen grupta erken LH piki % 3.3 ve kontrol grubunda % 34.6 saptanmış olup antagonist grubunda erken LH piki anlamlı olarak (P 0.002) daha az görüldü. Siklus başına gebelik oranları, antagonist grubunda % 10 ve kontrol grubunda %7.7 olup iki grup arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (P 0.763).

Sonuç: Gonadotropinlerle yapılan ovulasyon indüksiyon protokolüne GnRHant eklemenin, erken LH pikini anlamlı olarak azalttığı ama gebelik sonuçları üzerine bir etkisi olmadığı görülmüştür.

Anahtar kelimeler: Gonadotropin, intrauterin inseminasyon, gonadotropin realising hormon, erken LH piki, gebelik sonucu

 

JOPP Derg 4(1):10-15, 2012

Kırk Yaş Üzeri Kadınlarda Servikal Pap Smearda Tespit Edilen Normal Endometriyal Hücrelerin Önemi
Remzi ATILGAN *, Abdullah Boztosun **, Salih Burçin Kavak *, Şehmus Pala ***, 
Mehmet Reşat Özercan ****
* Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
** Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
*** Farabim Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
****Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada 40 yaş üzerindeki premenopozal ve postmenapozal kadınların Pap smear taramasında tespit edilen normal endometriyal hücrelerin (NEH) endometriyal bozukluklarla ilişkisini araştırdık.

Yöntemler: Bu çalışmaya Pap smear taramasında NEH bulunan 15 postmenopozal ve 9 premenopozal olgu dahil edildi. Toplam 24 olguya probe küretaj ile endometriyal biyopsi yapıldı. Alınan örnekler ayrı kaplarda formol içine konularak patoloji laboratuvarına gönderildi. Tüm histopatolojik incelemeler aynı patoloji laboratuvarında ve tek patolog tarafından yapıldı. ?

Bulgular: Tüm olgularda tespit edilen tanılar sırası ile atipisiz hiperplazi 8 (% 33.33), atrofik endometriyum 5 (% 20.83), endometriyal polip 4 (% 16.66), proliferatif endometriyum 3 (% 12.50), atipili hiperplazi 2 (% 8.33) ve sekretuvar endometriyum 2 (% 8.33) idi. Postmenapozal kadınlarda polip görülme sıklığı premenopozal dönemdeki kadınlardakine göre daha yüksek (% 20’ye karşılık % 11.1) idi. Toplam 2 (% 8.3) olguda atipi tespit edildi. Pap testte NEH varlığı, postmenopozal kadınlarda % 66.7 oranında polip ve endometrial hiperplazi ile birliktelik göstermekteydi. Bu oran premenopozal dönemdeki olgularda % 44.4 idi. Kanser olgusu tespit edilmedi. ?

Sonuç: Kırk yaş üzerindeki kadınlarda Pap testte NEH’lerin görülmesi endometriyal patolojilerle ilişkili olabilir. Servikal smearda NEH dikkate alınmalı ve bu kadınlarda endometriyal bozuklukların olabileceği akılda tutulmalıdır.

Anahtar kelimeler: servikal smear, endometriyum, endometriyal hücreler

 

JOPP Derg 4(1):16-23, 2012

Nörolojik Muayene Olarak Doksan Yedi Prematüre Bebekte Amiel-Tison Yönteminin Kullanılması ve Perinatal Risk Faktörleriyle İlişkisi
Tutku ÖZDOĞAN *, Yasemin ŞENEL **, Sultan KAVUNCUOĞLU ***
* Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
** Siirt Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi
*** S. B. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Neonatoloji Ünitesi

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada Sağlık Bakanlığı Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde (YYBÜ) takip edilen 97 prematüre bebeğin, düzeltilmiş 12-24 aylar arasındaki gelişimsel değerlendirmeleri Modifiye Amiel Tison nörolojik muayene yöntemi ile yapılmış ve risk faktörleriyle karşılaştırılmıştır?

Yöntemler: Hastanemizde 2008 – 2009 yıllarında YYBÜ’de takip edilen 36 gestasyon haftasından küçük 97 prematüre bebeğe düzeltilmiş yaşı 12-24 ay arasında Modifiye Amiel Tison testi uygulanmış, prenatal, natal ve postnatal dönemlerine ait risk faktörleri bilgisayar veri tabanından ve hasta dosyalarından elde edilerek aralarındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007&PASS 2008 Statistical Software (Utah, USA) programı kullanılmıştır.?

Bulgular: Riskli prematüre bebeklerin oluşturduğu çalışma grubumuzun doğum tartıları 560 gr ile 2480 gr arasında değişmekte olup, ortalaması 1381.96±431.88 gr’dır. ?Gestasyonel yaşları 26 hafta ile 36 hafta arasında değişmektedir ve ortalaması 30.75±2.26 haftadır. Gestasyonel yaş dağılımına bakıldığında; bebeklerin % 21.6’sının 28 hafta ve altında oldukları görülürken, % 57.7’sinin 29 ile 32. haftalar arasında, % 20.6’sının ise 33. hafta ve üzerindedir. Bebeklerin % 56.7’si kız, % 43.3’ü erkektir.?Modifiye Amial-Tison muayenesine göre olguların % 81.4’ünün normal olduğu saptanmıştır. Yüzde 12.4’ünde sekel olmaksızın yetersizlik, % 6.2’sinde sekelle birlikte yetersizlik mevcuttur. Hastaların gestasyon yaşına, antenatal steroid yapılma durumuna, BPD ve çoğul gebelik varlığına ve yoğun bakımda kalış süresine göre Amial-Tison skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05).?

Sonuç: Pediatrik nöroloji uzmanının olmadığı ve riskli bebeklerin takip edildiği birimlerde modifiye Amiel- Tison nörolojik muayenesi güvenilir ve geçerli olduğu için uzun dönem prognoz hakkında bilgi vermektedir. Beş dk. kadar sürede tamamlanabilen bu yöntemle prematüre bebeklerin gelişimsel sorunlarınnın önceden tahmin edilerek belirlenmesi, uygun rehabilitasyon desteğinin verilmesi ve tedavilerinin planlanması sakatlıkların önlenmesi açısından çok önemlidir. Ülkemizde bu bebeklerin uzun süreli izlemi için gerekli fizik ve teknik altyapının ve programların oluşturulması ve bu bebeklerin okul çağı ve adolesan döneme kadar uzun süreli izlemi ülkemizde bu konuda yeterli verilerin oluşmasını sağlayacaktır.

Anahtar kelimeler: prematürite, Amiel-Tison nörolojik muayenesi, perinatal risk faktörleri
 

 

JOPP Derg 4(1):24-30, 2012

Çocukluk Çağında Görülen Tekrarlayan Pnömonilerde Etiyolojik Faktörlerin ve Prognozun Araştırılması
Özden TÜREL, Selin TAHMİSCİOĞLU, Rengin ŞİRANECİ, İsmail GÖNEN, Çiğdem AYDOĞMUŞ, Hüsem HATİPOĞLU
S. B. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada yineleyen pnömonili çocuklarda etiyolojik nedenlerin belirlenmesi ve prognoz üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır.?

Yöntemler: Ocak 2005 ve Ocak 2009 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniklerinde pnömoni tanısı ile yatırılan hastaların dosyaları retrospektif olarak incelenerek yineleyen pnömonili olgular çalışmaya alınmıştır. Olguların yaş, cinsiyet, hastanede yatış sayısı, altta yatan hastalıklar, büyüme gelişme geriliği ve mortalite oranı değerlendirilmiştir.?

Bulgular: Dört yıllık sürede hastanemizde pnömoni nedeniyle yatan 3650 pediatrik hastanın 92’sinde (% 2.5) yineleyen pnömoni tespit edilmiştir. Etiyolojik faktörlerin belirlenebildiği 66 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların yaş ortalaması 4.1±2.88 yıl olup, % 53’ü erkektir. Altta yatan hastalık olarak astım bronşiale % 27.3, nöromotor gelişme geriliği % 24.2, gastroözofajiyal reflü (GÖR) % 19.7 oranında bulunmuştur. Olguların 19’unun (% 28.8) ?7 kez pnömoni geçirdiği ve 28’inin (% 42.4) ? 5 kez hastanede yattığı tespit edilmiştir. Büyüme geriliği 40 hastada (% 60.6) saptanmıştır. Mortalite oranı % 9.1 olarak bulunmuştur. ?

Sonuç: Yineleyen pnömonili olguların %71.7’sinde altta yatan hastalık tespit edilebilmiştir. Etiyolojik faktörler arasında en sık astım bronşiale ikinci sıklıkta ise nöromotor gelişme geriliği gelmektedir. Pnömoni geçirme ve pnömoni nedeniyle hastane yatış sayısı en fazla bağışıklık yetersizliği olan olgularda, büyüme gelişme geriliği ise en fazla nöromotor hasarı olan olgular ve kistik fibrozlu olgularda görülmüştür. Mortalite oranı nöromotor gelişim geriliği olan hastalarda en yüksek bulunmuştur (% 25).

Anahtar kelimeler: çocuk, etiyoloji, yineleyen pnömoni, prognoz
 

 

JOPP Derg 4(1):31-38, 2012
Çok Düşük Doğum Ağırlıklı Prematürelerde Erken Yoğun Parenteral Beslenmenin Erken Dönem Prognoza Etkisi
Esin Yıldız Aldemİr *, Sibel Özbek *, Sultan Kavuncuoğlu *, Burcu Cebecİ *, 
Erkut Öztürk **
* S. B. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Neonatoloji Ünitesi
** Mehmet Akif Ersoy Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
 
ÖZET

Amaç: Geç dönemde düşük protein ve lipit ile beslenen çok düşük doğum ağırlıklı prematürelerle erken dönemde yüksek protein ve lipit başlanan aynı özellikteki prematürelerin prognozunu araştırmaktı.

Yöntemler: Çalışmaya 1500 gr altında doğan prematüreler alındı. Protein desteği ilk 48 saatten sonra, lipit desteği 7. günden sonra total parenteral sıvısına eklendi. Bu beslenmeye “Geç Parenteral Beslenme” adı verildi. Grup II’deki olgular ilk 24 saatte 2 gr/kg/gün protein başlanıp, ikinci gün 3.5 gr/kg/güne çıkılan, lipit komponenti ise 24-48 saatte 1 gr/kg/gün başlanarak hızla 4 gr/kg/güne ulaşan prematürelerdi. Bu parenteral beslenme şekline “Erken Yoğun Parenteral Beslenme”adı verildi. Her iki gruptaki bebeklerin gebelik haftası (GH), doğum ağırlığı (DA), cinsiyet, doğum şekli, parenteral beslenme zamanı, protein ve lipit başlanma zamanları, kalsiyum- fosfor desteği alıp almadıklar, parenteral beslenme süreleri, enteral beslemeye başlama yaşı, doğum ağırlığını yakalama günü, anne sütü zenginleştirici alıp almadıkları, yatış süreleri ve taburculuk sırasında ağırlık, boy ve baş çevre özellikleri kaydedildi. ?

Bulgular: Gruplar arasında doğum şekli, doğum ağırlığı, cinsiyet açısından istatistiksel fark yoktu. Grup I’deki % 46 bebeğe, grup II’de % 89,5 bebeğe lipit kullanıldı. Doğum kilosuna ulaşma süresi ve enteral beslenme başlangıç zamanı, tam enteral beslenmeye geçiş süresi, kalsiyum, alkalen fosfataz, protein, albumin ve trigliserit düzeyleri arasında gruplar arasında belirgin istatistiksel fark saptandı. Yatış süresi, taburculuk ağırlık, boy ve baş çevresi ölçümleri arasında fark yoktu. ?

Sonuç: Erken yoğun parenteral beslenme özellikle çok düşük doğum ağırlıklı (<1500 g) bebekler için büyük önem taşımaktadır. Çalışmamızda erken yoğun parenteral beslenen grupta doğum kilosuna ulaşma süresini ve enteral beslenmeye geçiş süresini daha kısa bulduk. ??

Anahtar kelimeler: parenteral beslenme, enteral beslenmeye geçiş
 

 

JOPP Derg 4(1):39-42, 2012

Preoperatif Malign Adneksiyel Kitle Ayırımında Ovaryen Hilal İşaretinin Önemi: Olgu Sunumu
Yavuz Emre Şükür, Vugar Bayramov, Korhan Kahraman, Bülent Berker
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı

ÖZET

Over kanseri mortalite ve morbiditesi en yüksek jinekolojik kanserdir. Bununla birlikte, asemptomatik kadınlarda etkili bir tarama yöntemi mevcut değildir. Ancak, özellikle postmenopozal kadınlarda sonomorfolojik bulgular adneksiyel kitlelerin benign-malign ayırımında önem kazanmaktadır. Ultrasonografide kitlenin heterojen ekoda olması, septalı olması, papiller oluşumlar içermesi, düzensiz kenarlı olması ve eşlik eden serbest abdominal sıvı olması önemli malignite kriterleridir. Adneksiyel kitle etrafında ovaryen hilal işaretinin izlenmemesi ise tek başına önemli bir ultrasonografik malignite kriteridir. Bu olgu sunumunda, 60 yaşında vajinal kanama ile başvuran ve transvajinal ultrasonografi ile heterojen adneksiyel kitle saptanan ancak kitle etrafında hiç normal over dokusu saptanmayan bir olgunun yönetimi tartışılacaktır.

Anahtar kelimeler: over kanseri, ultrasonografi, ovaryen hilal işareti

 

JOPP Derg 4(1):43-45, 2012

Multiple Pterjium Sendromu: Olgu Sunumu
Ali Karaman *, Zeynep Türkyılmaz **, Hasan Kahvecİ **, Tuba Demİrcİ ***, 
F. Necati Arslan **
* Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi, Genetik Ünitesi
** Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi, Yenidoğan Ünitesi
*** Erzurum Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi, Embriyoloji Ünitesi

ÖZET

Multiple pterjium sendromu (MPS) anormal yüz görünümü ve antekübital, servikal, popliteal, interdigital alanlarda ve boyunda deri katlantıları, eklemlerde fleksiyon kontraktürü ile karakterize nadir konjenital bir bozukluktur. Bu makalede, MPS’li bir hasta sunulmuş, klinik özellikleri literatür eşliğinde tartışılmıştır. Parmak aralarında, her iki el ve popliteal bölgesinde pterjiumlar, ve multipl eklem kontraktürleri olan bir yenidoğan değerlendirildi. Bu hasta, hastanemizde multiple pterygium sendromunun karakteristik özellikleriyle ilk olgudur.

Anahtar kelimeler: multiple pterjium sendromu, fleksiyon kontraktürü

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2006

2005

2004

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın