Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Türk Patoloji Dergisi Eylül 2008


Türk Patoloji Dergisi Eylül 2008

Eylül 2008

    
Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):140-146
Sitokeratin 7, 10 ve 20’nin böbrek hücreli karsinom ve onkositom tanısındaki yeri
Saba KİREMİTÇİ1, Özden TULUNAY1, Sümer BALTACI2, Orhan GÖĞÜŞ2
Medical School of Ankara University, Departments of Pathology1, and Urology2, ANKARA
ÖZET
Böbrek hücreli karsinom erişkin böbrek epitelyal tümörlerinin büyük kısmını oluşturmakta, prognoz ve tedaviye cevap farklılığı gösteren değişik histopatolojik subtipler içermektedir. Böbrek hücreli karsinom subtiplerinin birbirinden ve onkositomdan ayırımı önemlidir. Böbrek hücreli karsinom subtipleri genellikle rutin histopatolojik incelemeyle ayırt edilebilirken, başlıca granüler/eozinofilik hücre içeren örnekler olmak üzere tanı güçlüğü yaratan durumlar yaşanabilmektedir. Böbrek hücreli karsinom subtipleri ile malign ve benign böbrek tümörlerinin ayırımında yer alabilecek sitokeratin proteinleri bulmak üzere giderek artan immünhistokimyasal çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmada böbrek hücreli karsinom subtiplerinin kendi aralarında ve böbrek onkositomu ile ayırt edilmelerinde CK7, CK10 ve CK20’nin yeri araştırılmıştır. Çalışmada 62 “şeffaf” hücreli, 6 kromofob, 13 papiller ve 2 sınıflandırılamayan böbrek hücreli karsinom subtipleri ile 6 böbrek onkositomu yer almıştır. Tümörlerde Fuhrman nükleer grade tayin edilmiş ve tümörler düşük ve yüksek nükleer grade gösterenler olmak üzere iki grupta değerlendirilmiştir. Makroarray bloklara uygulanan immünhistokimyasal analiz CK7 ekspresyonu ile nükleer grade arasında zıt ilişki göstermiş (p=0.001), “non-şeffaf” hücreli subtiplerin (kromofob ve papiller) “şeffaf” hücreli subtipe göre belirgin artmış CK7 ekspresse ettiği gösterilmiştir (p=0.001). Onkositom 4 tümörde fokal dağınık CK7 pozitifliği geliştirmiştir. Tümörler CK10 ile tümüyle nonreaktif izlenirken, CK20 ile çok sınırlı ekspresyon göstermiştir. Bu çalışma, yaygın ve kuvvetli CK7 ekspresyonunun “non-şeffaf” hücreli böbrek hücreli karsinom subtiplerini “şeffaf” hücreli böbrek hücreli karsinom ve böbrek onkositomundan ayırmada önemli yeri olduğunu, CK7 ekspresyonu ile nükleer grade arasında zıt ilişki bulunduğunu göstermiş, CK10 ve CK20’nin ayırımda yeri olmadığı saptanmıştır.

Anahtar sözcükler: Sitokeratin 7, sitokeratin 20, sito-keratin 10 renal hücreli karsinom, renal onkositom

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):147-152
Ürotelyal karsinomda CD44 ve MMP-2 ekspresyonu

Gülgün ERDOĞAN1, İlknur KÜÇÜKOSMANOĞLU1, Bahar AKKAYA1, Türker KÖKSAL2, Gülten KARPUZOĞLU1
Akdeniz University, School of Medicine Department of Pathology1 and Urology2, ANTALYA

ÖZET
Amaç: CD44 hücreler arası ve hücre matriks ilişkisinde önemli rol oynayan bir adezyon molekülüdür. Matriks metalloproteinazlar ise ekstrasellüler matriks komponentlerinin yıkımından sorumlu bir enzimdir. Bu çalışmada ürotelyal karsinomlarda immünhistokimyasal olarak MMP-2 ve CD44 ekspresyonu ve bu verilerin histolojik alt tip ve patolojik evre ile olan ilişkisinin araştırılması planlandı.

Materyal ve Metod: Ürotelyal karsinom tanısı almış 39 olguya ait parafin bloklar çalışıldı. Tümör histolojik alt tipi WHO kriterlerine göre belirlendi. Olgular infiltratif ürotelyal karsinom, düşük dereceli non-invaziv papiller ürotelyal karsinom, yüksek dereceli non-invaziv papiller ürotelyal karsinom, olmak üzere gruplara ayrıldı. Tümör kesitlerine immünhistokimyasal olarak CD44 ve MMP-2 primer antikorları uygulandı.

Bulgular: CD44 ile 77% (30/39) oranda pozitif boyanma izlendi. Ayrıca düşük dereceli non invasiv ürotelyal karsinomlarda, yüksek dereceli non-invaziv papiller ürotelyal karsinom ve infiltratif ürotelyal karsinomlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p?0.05). MMP-2 ekspresyonu ise 69% (27/39) oranda görüldü. MMP-2 ekspresyonu ile histolojik alt gurup ve yüzeyel ve invaziv tümör özellikleri arasında anlamlı ilişki izlenmedi.

Sonuç: Sonuç olarak ürotelyal karsinomlarda CD44 ekspresyonu tümörün infiltratif özelliği ile ters orantılıdır. Bu sonuç daha geniş serilerde yapılan çalışmalar ile desteklenmelidir.

Anahtar sözcükler: CD44, MMP-2, ürotelyal karsinom

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):153-158
Tükürük bezi kitlelerinde ince iğne aspirasyon sitolojisi
Sibel BEKTAŞ1, Figen BARUT1, Burak BAHADIR1, Fikret ÇINAR2, Şükrü Oğuz ÖZDAMAR1
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji1 ve Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları2, Anabilim Dalı, ZONGULDAK
ÖZET

Amaç: Çalışmamızda, tükürük bezinde kitle oluşturan hastalıkların tanısına ince iğne aspirasyon sitolojisinin (İİAS) katkısı, olgulara ait biyopsi tanıları ile birlikte değerlendirilerek sunulmuştur.

Materyal ve Metod: 2004-2007 tarihleri arasında, Anabilim Dalı’mızda değerlendirilmiş olan 43 olguya ait tükürük bezi İİAS materyali ile bu olgulardan 19’una ait eksizyon materyali gözden geçirilmiştir.

Bulgular: İİAS’lerinin 32'si (%74.4) benign, 5'i (%11.6) malignite şüphesi, 2'si (%4.7) malign ve 4'ü (%9.3) yetersiz olarak tanı almıştır. Eksizyon materyali bulunan 19 olgunun (%44) sitolojik ve histopatolojik tanıları karşılaştırıldığında; sitolojik olarak benign tanısı verilen 13 olgudan 7'si pleomorfik adenom, biri Warthin tümörü, biri malign potansiyelli miyoepitelyal neoplazi, biri mukoepidermoid karsinom, biri parotis-içi lenf nodu, ikisi ise iltihabi süreç olarak tanı almıştır. İİAS'nde malignite şüphesi tanısı alan 4 olgudan biri histopatolojik olarak malign lenfoma, diğer üçü ise skuamöz hücreli karsinom tanılarını almıştır. İİAS'nde yetersiz olarak tanı alan 2 olgunun biri histopatolojik olarak pleomorfik adenom, diğeri ise inflamatuvar süreç olarak tanı almıştır. Çalışmamızda İİAS’nin tanısal doğruluk, duyarlılık ve seçicilik oranları sırasıyla %88, %66.6 ve %100 olarak bulunmuştur.

Sonuç: İİAS tükürük bezi kitlelerinde kolay uygulanabilir ve yüksek tanısal değeri olan bir yöntemdir.

Anahtar sözcükler: Tükürük bezi, ince iğne aspirasyon sitolojisi

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):159-165
Baş ve boyun kitlelerinin ince iğne aspirasyon sitolojisinde konvansiyonel yaymalar ve ThinPrep’in karşılaştırılması
Fulya KÖYBAŞIOĞLU1, Binnur ÖNAL1, Gülçin Güler ŞİMŞEK2, Demet YILMAZER1, Ünsal HAN1 
Cytopathology Unit, 1. Dept. of Pathology, TC SB Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Training and Research Hospital1, Keçiören Training and Research Hospital, Pathology Unit2, ANKARA
ÖZET

Amaç: ThinPrep Processor, Papanicolaou yayma tekniğine ilaveten ince iğne aspirasyonu için preparat hazırlama tekniği olarak kullanılan popüler bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı baş boyun kitlelerinde ThinPrep ve konvansiyonel yaymada çeşitli sitolojik özellikleri karşılaştırmaktır.

Materyal ve Metod: Ardışık olarak 71 ince iğne aspirasyon sitolojisi materyali değerlendirildi. Histopatolojik tanıları bilinmeksizin konvansiyonel yaymalar ve ThinPrep preparatları değerlendirildi. İstatistiksel değerlendirme SPSS programında ANOVA testi ile yapıldı.

Bulgular: Tek tabaka hücreler, hücre yapısı ve nükleer detayların varlığına göre her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Hücresellik, bilgilendirici zemin ve sitoplazmik detaylar konvansiyonel yayma grubunda istatistiksel olarak daha iyi idi (p<0.05). Bununla beraber ThinPrep preparatlarda kan ve nekroz yoktu (p<0.05).

Sonuç: Konvansiyonel yayma ve Thin Prep preparatların birlikte kullanımı ince iğne aspirasyon sitolojisi için en iyi sonucu sağlayacaktır.

Anahtar sözcükler: Aspirasyon sitolojisi, baş boyun kitleleri, ThinPrep

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):166-173
Tonsil maligniteleri arasında lenfoproliferatif hastalıkların dağılımı
Gülşah KAYGUSUZ, Cevriye CANSIZ, Işınsu KUZU, Serpil DİZBAY SAK
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, ANKARA
ÖZET

Amaç: Bölümümüzde daha önce değerlendirilen tonsillektomi vakalarında belirlenen patolojilerin dağılımı, lenfoproliferatif hastalık tutulum oranları ve tiplerini belirlemeyi amaçladık ve sonuçlarımızı literatür bilgileri ışığında gözden geçirdik.

Materyal ve Metod: Ocak 2000-Mayıs 2008 tarihleri arasında incelenen 491 hastaya ait tonsillektomi materyallerinin patoloji raporları taranmıştır.

Bulgular: Sırasıyla 33 hastada (%6) lenfoma, 22 hastada (%4) tonsiller yassı hücreli karsinom, 1 hastada (%1) plazmasitoma ve 2 hastada (%1) malign melanom özelliğinde toplam 58 hastada malignite infiltrasyonu görülmüştür. Diffüz büyük B hücreli lenfoma (22 hasta, %66) en sık rastlanan lenfoma tipidir.

Yorum: Tonsil yerleşiminde gözlenen neoplaziler arasında serimizde lenfomalar, diğer serilerin aksine ilk sırada yer almaktadır. En sık diffüz büyük B hücreli lenfomalar görülmektedir. Özellikle erişkin hastalarda, belirlenmiş klinik risk faktörlerinin bulunduğu durumlarda tonsillektomi materyallerinin histopatolojik incelemesinin gerekli olduğu görüşündeyiz.

Anahtar sözcükler: Tonsil, lenfoma, malignite

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):174-178
Kombine küçük hücreli akciğer karsinomu: Literatür eşliğinde 3 olgu sunumu
İrem Hicran ÖZBUDAK1, Güzide Ayşe GÖKHAN1, Gülay ÖZBİLİM1, Ömer ÖZBUDAK2, Esin ÖZEL3, Alpay SARPER4
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji1, Göğüs Hastalıkları2 ve Göğüs Cerrahisi4 Anabilim Dalları ve Antalya Patoloji Merkezi3, ANTALYA
ÖZET

Kombine küçük hücreli akciğer karsinomu nadir bir antitedir. Tüm küçük hücreli karsinom olgularının %1-3’ünü oluşturur. Burada kombine küçük hücreli karsinomlu 3 olgu sunulmuştur. Tüm olgular erkek olup yaşları sırasıyla 77, 60 ve 55 idi. Hastaların tümü ağır sigara içicisiydi. Akciğer kitlesi ile kliniğe başvurmuşlardı. Ek olarak ilk olgunun 5-6 yıllık asbestoz maruziyeti öyküsü vardı. Histopatolojik incelemede küçük hücreli karsinom alanları yanısıra ilk olguda skuamöz hücreli karsinom ve diğer ikisinde adenokarsinom alanları izlenmiş, bulgular immünhistokimyasal sonuçlarla da desteklenmiştir. Kombine küçük hücreli karsinom nadir bir varyant olmakla birlikte tanımlanmış ayrı bir kategoridir ve burada sık karşılaşılmayan bu varyanta sahip 3 olgu klinik, radyoloji ve patolojik olarak sunulmuş, literatür eşliğinde tartışılmıştır.

Anahtar sözcükler: Kombine küçük hücreli karsinom, akciğer

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):179-182
Jeneralize morfea-liken skleroatrofik birlikteliği
Nurdan CEYLAN1, Mehmet Salih GÜREL1, Ümmühan KİREMİTÇİ1, Cuyan DEMİRKESEN2
S.B. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dermatoloji Kliniği1 ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı2, İSTANBUL
ÖZET

Lokalize fibrozan hastalıklar, genellikle çocukluk çağında başlayan, nadir görülen bir hastalık spektrumudur. Morfea ve liken skleroatrofik, bu hastalık spektrumunda yer alan genellikle dermis, subkütan yağ dokusu ve yumuşak dokuyu da içine alabilen iyi sınırlı fibrotik alanlar ile karakterize hastalıklardır. Nadir görülmesine rağmen literatürde morfea ile liken skleroatrofik birlikteliğinin olduğu vakalar bildirilmiştir. Ekstremitelerinde ve gövdesinde 8 yıldır mevcut kahverengi-beyaz renk değişikliği, deride sertleşme ve sağ bacakta incelme şikayeti ile başvuran, klinik ve histopatolojik olarak jeneralize morfea ve liken skleroatrofik tanıları alan 20 yaşında bir bayan hasta sunulmaktadır.

Anahtar sözcükler: Jeneralize morfea, liken skleroatrofik

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):183-185
Mediastinal granülositik sarkom
Bahar AKKAYA1, Esin ÖZEL1, İhsan KARADOĞAN2, Hüseyin BEKÖZ2, Gülten KARPUZOĞLU1
Akdeniz University School of Medicine, Pathology1 and Hematology2 Departments, ANTALYA
ÖZET

Granülositik sarkom miyeloblast veya daha matür nötrofillerden oluşan miyeloid malignitelerin nadir bir varyantıdır. Mediastende nadiren gelişir ve kliniği lenfomaya benzeyebilir. Bu makalede önceki biyopsi materyalinde lenfoma tanısı almış bir hasta rapor edilmektedir. Granülositik sarkom tanısı dikkatli histopatolojik ve immünhistokimyasal yöntemle zor değildir.

Anahtar sözcükler: Granülositik sarkom, kloroma, miyeloid sarkom

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):186-189
Endometriyal biyopside rastlantısal bir tanı: Seröz papiller over karsinomu
Çiğdem HİMMETOĞLU1, Alp USUBÜTÜN1, Ali AYHAN2, Türkan KÜÇÜKALİ1
Hacettepe University Medical Faculty Department of Pathology1, Gynecology and Obstetrics2, ANKARA
ÖZET
Kırk üç yaşındaki bir kadın hastada endometriyal biyopsi ile rastlantısal olarak saptanan lokal ileri seröz papiller karsinomu olgusu sunulmaktadır. Endometriyal biyopsi materyalinde benign nitelikteki endometriyal dokularla beraber görülen seröz karsinoma ait parçacıklar tanısal problem yarattı. Ancak ayrıntılı klinik incelemeler sayesinde saptanan bilateral over kitlelerinin seröz papiller kistadenokarsinom olduğu kanıtlandı. Endometriyal biyopside endometrial tutulum olmaksızın seröz papiller karsinom tanısı verilirken lokal ileri bir over karsinomunun varlığı akılda tutulmalıdır.

Anahtar sözcükler: Seröz papiller karsinom, over, endometriyal biyopsi

 

Türk Patoloji Dergisi 2008;24(3):190-193
İhmal edilebilir bir tanı: Rabdomiyomatöz mezenkimal hamartom
Gülden DİNİZ1, Muharrem AKGÜNER2, Ragıp ORTAÇ1 
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji1, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü2, İZMİR
ÖZET
Rabdomiyomatöz mezenkimal hamartom, dermis ve subdermal dokuda gelişen nadir bir lezyondur. İlk kez 1986 yılında “çizgili kas hamartomu” olarak tanımlanmıştır. Genellikle yeni doğanlarda bildirilmiştir. Günümüze dek literatürde 34 olgu yayınlanmıştır. 
 
Burada çene orta hatta, doğumsal parmaksı deri çıkıntısı bulunan 3 aylık erkek bebek sunuldu. Fizik bakıda başkaca konjenital defekt veya deri lezyonu saptanmadı. Histopatolojik incelemede; epidermis altında gelişigüzel yerleşmiş iskelet kası, yağ, bağ ve nöral dokular ile bol folikülosebase yapılardan oluşmuş mikst doku varlığı izlendi. 
 
Rabdomiyomatöz mezenkimal hamartom klinik olarak; deri çıkıntısı (skin tag), aksesuvar kulak veya yumuşak fibrom benzeri birçok lezyonla karışabilecek bir antitedir. İskelet kası komponenti göz ardı edildiğinde mikroskobik olarak da, bu lezyonlardan ayırt edilemeyebilir. Basit eksizyonun tedavi edici olması, nüks ve malign dejenerasyonun bildirilmemiş olması nedeniyle ihmal edilebilir bir tanı olarak kabul edilebilir. Ancak yayınlanan olgularda %30’a varan eşlik eden konjenital anomali varlığı nedeniyle tanınması ve eşlik eden lezyon varlığının araştırılması önemlidir.

Anahtar sözcükler: Rabdomiyomatöz, çocukluk çağı, çizgili kas, hamartom

 

Türk Patoloji Dergisi ;24(3):194-212
Malign gliomların patolojik incelenmesi: Tanıda pratik sorunlar ve Dünya Sağlık Örgütü 2007 sınıflaması
Tarık TİHAN1, Ayça ERŞEN2
University of California, San Francisco, Department of Pathology, Neuropathology Unit1, Dokuz Eylül University, School of Medicine, Department of Pathology2, SAN FRANCISCO
ÖZET
“2007 Dünya Sağlık Örgütü Merkezi Sinir Sistemi Tümörleri Sınıflaması” (WHO 2007) uğraşıları daha önceki sınıflamalarda bulunmayan histolojik tür (entity) ve alt türlerin (varyant) tanımlanmasını ve var olan histolojik türlerin özelliklerinin açıklık kazanmasını sağlamıştır. Cerrahi patoloji uzmanlarının günlük çalışmalarını doğrudan etkileyeceğine inandığımız bu değişikliklerin bilinmesi bizce büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, malign gliomlar ile ilgili olan WHO 2007 değişikliklerinin bir özetini bu yazıda derlemeye çalıştık.

Malign gliomların histopatolojik özellikleri çok çeşitlilik gösterir. Malign gliomların tiplendirme ve derecelendirmesinde yeni histolojik tür, alt tür ve biçimlerin (pattern) göz önüne alınması, ve yeni sınıflamaya uygun daha özgün bir tanıya ulaşılması gereklidir. Özel boyalar, immünohistokimya ve moleküler/genetik incelemeler günlük uygulamada giderek daha fazla değer kazanmaktadır. Bu durum, cerrahi patologların teknik gelişmeleri takip etmelerini ve bu gelişmeleri çalışma ortamlarına uyarlamalarını gerekli kılmaktadır.

Bir olgunun uygun biçimde ele alınması ve doğru yorumlanması her zaman patolog, radyolog ve cerrahın etkin ve dolaysız iletişimini gerektirir. Bunun yanısıra dikkatle seçilmiş olan yardımcı tanı yöntemlerinin doğru değerlendirilmesi de büyük önem taşır. Uzmanlar arası iletişimin ve özel tanı yöntemlerinin etkin bir biçimde kullanımı gittikçe daha fazla önem kazanacak ve tedavinin başarısını artıracaktır.

Anahtar sözcükler: Malign gliom, glioblastom, oligodendrogliom, oligoastrositom, ependimom

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın