Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Eylül 2013 ›› Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2013


Jinekoloji Obstretrik Pediatri Dergisi Şubat 2013

Şubat 2013

    
JOPP Derg 5(1):1-6, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.001
Derleme
Gebelikte Parvovirus B19 Enfeksiyonu: Klinik Seyir ve Prognoz
Mustafa KARA *, Mehmet BALCI **, Ömer Erkan YAPÇA ***, Neziha YILMAZ **
* Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
** Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
*** Sorgun Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
ÖZET

Parvovirus B19 küçük bir DNA virusudur ve sıklıkla çocukları etkiler. Erişkinler enfeksiyona yakalanabilir ama klinik tablo subakut ya da hafiftir. Genel popülasyondaki B19 IgG antikor prevalansı yaşa bağlı olarak değişir. Çocukluk çağında % 15-60 arasında olan antikor prevalansı, erişkinlerde % 30-60, geriyatrik yaş grubunda ise % 85’tir. Gebelikteki insidans % 3’tür. Perinatal enfeksiyonun genellikle asemptomatik olmasına rağmen, virus fetal kayıp ya da hidrops fetalise yol açabilir. Bununla birlikte, gebelikteki enfeksiyon genellikle normal gebelik sonlanması ile birliktedir. Tanıdan klinik semptomlarla şüphelenilir ve kesin tanı laboratuvar bulgularıyla konur. Spesifik bir tedavisi yoktur. Semptomatik tedavinin perinatal mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı perinatal Parvovirus B19 enfeksiyonunu ve olası feto-maternal etkilerini gözden geçirmektir.

Anahtar kelimeler: parvovirus B19, gebelik, enfeksiyon

 

JOPP Derg 5(1):7-12, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.007

Araştırma
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’ne Başvuran Gebelerde Gestasyonel Diyabet Sıklığı
Ramazan ÖZYURT *, Osman AŞICIOĞLU **, Tamer GÜLTEKİN *, Kemal GÜNGÖRDÜK *, Birtan BORAN 
* İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
** Şisli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği

ÖZET

Amaç: Ocak 2007-Aralık 2009 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’ne başvuran gebeler arasındaki gestasyonel diyabet prevalansının saptanmasıdır.

Gereç ve Yöntemler: Belirtilen tarihler arasında rutin gebelik takibi amacıyla polikliniğimize başvuran gebelerin, retrospektif olarak arşiv taramasıyla verileri toplandı. Yirmi dört-28. haftalar arasında yaptırmış oldukları tarama testi sonuçları ve bu testin pozitif çıkması halinde yaptırılan tanı testi sonuçları gebelere ait demografik özellikler ile birlikte kaydedildi.

Bulgular: Çalışmamıza kabul edilen gebelerin yaş ortalaması 26±4.3 (17-41), paritesi 1.2±1.1 (0-5) idi. Gebelerin tamamına yapılan 50 g “Glukoz Yükleme Testi’’ 117 olguda pozitif olarak bulundu. Tarama testi yapılan gebelerin 34’ünde 100 g “Carpenter&Coustan” tanı testi pozitif sonuçlandı.

Sonuç: Kliniğimize başvuran gebelerin gestasyonel diyabet prevelansı “Carpenter&Caustan’’ kriterlerine göre % 9,2 dir.

Anahtar kelimeler: gestasyonel diyabet, prevelans, risk faktörleri

 

JOPP Derg 5(1):13-20, 2013 
doi:10.5222/JOPP.2013.013
Araştırma
Prematüre Bebeklerde Önemli Bir Morbidite Nedeni; Nekrotizan Enterokolit: Dokuz Yıllık Çalışmanın Sonuçları
Sultan Kavuncuoğlu, Esin Yıldız Aldemİr, Nida Çelİk, Ferhan Çetİndağ, Serdar Sander, Müge Payaslı, Sibel Özbek
Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
ÖZET

Amaç: Bu çalışmada yenidoğan yoğun bakım ünitemizin Nekrotizan Enterokolit (NEK) sıklığını, anne ve bebeğe ait risk faktorlerini ve bu faktörlerin NEK gelişimine ve mortaliteye etkilerini değerlendirmeyi amaçladık.

Gereç ve Yöntemler: Ocak 2002-Ağustos 2010 tarihleri arasında yenidoğan yoğunbakım ünitemizde yatarak takip edilen ve NEK tanısı olan 332 yenidoğanın verileri retrospektif olarak incelendi.

Bulgular: Yenidoğan yoğunbakım ünitemizin NEK sıklığı %3.8 idi. Olguların 5’i term, 327’si preterm olup, ortalama doğum ağırlığı 1265±338 gr (540-2490) ve ortalama gebelik haftası (GH) 30.9±2.7 hafta (20-38) idi. En önemli risk faktörleri perinatal asfiksi (PNA), ağır RDS, ventilatör tedavisi, umblikal kateter uygulaması ve aminofilin kullanmı idi. NEK’li olgularda kanıtlanmış sepsis oranı % 9 olup, gram negatif bakteriler en sık etkendi. Bir olguda Brusella tanımlandı. Trombositopeni sıklığı % 32,5 olup, ileri evrelerde anlamlı yüksekti. Bin g’ın altındaki prematürelerin semptomlarının başlama yaşı geç (14-28 gün), hastanede yatış süreleri uzun cerrahi tedavi ve mortalite oranları yüksekti. Yirmi dört hastaya cerrahi girişim yapıldı. Cerrahi mortalite 6 (% 24), toplam mortalite 37 (% 11) bulundu.

Sonuç: Nekrotizan enterokolit 32 haftanın altındaki çok riskli prematürelerin önemli bir hastalığı olup, yaşam süresi arttıkça yoğunbakım ünitelerinde bu morbidite sorun olmaya devam devam edecektir.

Anahtar kelimeler: prematüre, NEK, mortalite

 

JOPP Derg 5(1):21-26, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.021

Araştırma
Çocukluk Çağı Akciğer Tüberkülozunda Bilgisayarlı Tomografi Bulguları
Işın Ceylan *, Ali Er **, Canan Kuzdan ***, Canan Akman ****, Hiclal Burçin Ünlü **, Rengin Şİranecİ ***
* İstanbul Kartal Kızılay Tıp Merkezi
** İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Bölümü
*** İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Pediatri Kliniği
**** İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Tıp Kliniği

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada çocukluk çağı akciğer tüberkülozunda, BT incelemesi ile en sık görülen radyolojik bulguların ve sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntemler: Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesi’ne Ocak 2012-Haziran 2012 tarihleri arasında ateş, öksürük, kilo kaybı, istahsızlık yakınmaları ile başvuran 145 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Klinik, laboratuvar ve radyolojik değerlendirme sonucu tüberküloz tanısı alan 48 hasta (23 kız, 25 erkek, 1-17 yas aralığında) çalışmaya dâhil edildi. BT incelemesinde saptanan nodal, parankimal, hava yolu ve plevral bulgular dağılımlarına göre belirlendi.

Bulgular: Kırk sekiz hastanın 37’sinde (% 77) parankimal konsolidasyon, 10’unda (% 20.8) kaviter lezyon, 4’ünde (% 8.3) milier yayılım, 6’sında (% 12.5) tomurcuklu dal görünümü, 2’sinde (% 4,16) nodüler dansite artımları saptandı. Bir hastada (% 2.08) bronşektazi, 4 hastada (% 8.3) plevral kalınlaşma, 6 hastada (% 12.5) plevral efüzyon mevcuttu. 48 hastanın 21’inde (% 43.75) mediastinal ve hileer lenf nodları saptandı.

Sonuç: Çocukluk çağı tüberkülozunun radyolojik bulguları oldukça geniş kapsamlıdır. Tüberkülozun erken tanısı ve etkin tedavisinde diğer radyolojik yöntemlere göre BT incelemesi oldukça spesifiktir.

Anahtar kelimeler: akciğer enfeksiyonları, kontrastlı bilgisayarlı tomografi, lenf nodları, tüberküloz

 

JOPP Derg 5(1):27-31, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.027

Araştırma 
Pediatrik Gartland Tip 3 Suprakondiler Humerus Kırıkları Cerrahi Tedavisinde Erken Dönem Sonuçlarımız 
Mehmet Erdİl *, Hasan Hüseyin Ceylan *, Necdet Demİr *, Nuh Mehmet Elmadağ *, Kerem Bİlsel *, Gökhan Polat **
* Bezmialem Vakif Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı
** Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: Pediatrik üst ekstremite kırıklarında, potansiyel komplikasyonları nedeniyle önemli bir yer tutan suprakondiler humerus kırıklarında uyguladığımız cerrahi tedavinin fonksiyonel sonuçlarını değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntemler: Kasım 2010-Şubat 2012 tarihleri arasında kliniğimize başvuran, Gartland tip 3 suprakondiler humerus kırığı nedeniyle opere edilen hastalar retrospektif olarak tarandı ve çapraz kirshner teli ile osteosentez yapılmış olan 89 hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastalar son kontrollerinde dirsek hareket açıklığı, deformite ve Flynn kriterlerine göre fonksiyonel ve kozmetik açıdan değerlendirildi.

Bulgular: Hastaların son kontrollerinde yapılan eklem hareket açıklığı değerlendirmesinde, 86 hastada (% 96.7) iyi-mükemmel sonuç olduğu görüldü. Taşıma açısı ddeğerlendirmelerinde, 57 hastanın (% 64) taşıma açısı kaybı 5 derecenin altında (mükemmel), 26 hastanın (% 29.4) taşıma açısı kaybı 6-10 derece arası (iyi) olarak tespit edildi. Üç hastada takipleri sırasında redüksiyon kaybı olması nedeniyle revizyon yapıldı. İki hastada geçici radial sinir nöropraksisi görüldü. Bunun dışında hiçbir hastada ulnar sinir nöropraksisi görülmedi. Bir hastada cubitus valgus defomitesi gelişti ve sonraki dönemde deformite düzeltilmesi planlanarak takibe alındı.

Sonuç: Literatürle uyumlu olarak çapraz kirshner teli ile tedavi ettiğimiz hastalarımızın fonksiyonel ve kozmetik sonuçlarının iyi olduğu sonucuna vardık.

Anahtar kelimeler: pediatrik dirsek kırığı, suprakondiler humerus kırığı, distal humerus kırığı

 

JOPP Derg 5(1):32-36, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.032

Araştırma
Fizyolojik Olarak İmmatur Yenidoğan Kalçalarının (Tip IIa(+)) Kontrol Kalça Ultrasonografileri Hangi Sıklıkta Yapılmalı?
Ali Er *, Hiclal Burçin Ünlü *, Gökhan Polat **, Nilüfer Anadol *, Işın Ceylan ***, Orhan Korkmaz *
* İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Bölümü
** İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği
*** İstanbul Kartal Kızılay Tıp Merkezi

ÖZET

Amaç: Fizyolojik olarak immatür yenidoğan kalçalarının (Tip IIa(+)) ultrasonografi takiplerinin hangi sıklıkta yapılmalının yanıtını aramaktır.

Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya yüz on yedi yenidoğanın yüz yetmiş dört tip IIa (+) kalçası alındı. Yüz yetmiş dört tip IIa (+) kalça dört hafta aralıklarla ultrasonografi ile takip edildi. Tüm ilk ultrasonografiler hastalar 6 haftalık iken yapıldı. Her kontrol kalça ultrasonografi incelemesi ilk kalça ultrasonografisini yapan radyolog tarafından yapıldı. Her kalça Graf’ın ultrasonografik sınıflama sistemine göre gruplandırıldı. Değerlendirmeler lineer prob ile yapıldı (band genişliği 8-12 MHz) Takip sırasında 12 haftadan büyük olan fakat tip I maturasyona ulaşmayan hastalara abdüksiyon ortezi tedavisi verildi.

Bulgular: 174 tip IIa(+) kalçanın 41 (% 23.6) tanesi 4 haftalık izlem süresi sonunda, 118 (% 67.8) tanesi 8 haftalık izlem süresi sonunda, 15 (% 8.6) tanesi 12 haftalık izlem süresi sonundaki US inceleme neticesinde tip I olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç: Bu veriler fizyolojik immatür yenidoğan kalçalarında (Tip IIa(+)) kontrol kalça ultrasonografi incelemesinin, ilk kalça US incelemesinden sonra 4 hafta yerine 6 hafta sonra yapılmasını desteklemektedir.

Anahtar kelimeler: gelişimsel kalça displazisi, fizyolojik immatür kalça, ultrasonografi, yenidoğan

JOPP Derg 5(1):37-42, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.037
Olgu Sunumu
Erken Epileptik Cerrahinin Hatırlanması Gereken Nadir Bir Epilepsi Nedeni Sturge-Weber Sendromu: Olgu Sunumu
İhsan Kafadar *, Burcu Tufan Taş **, Begüm Zeren **, Yelda Türkmenoğlu **, Servet Erdal Adal **
* İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Çocuk Nöroloji Birimi
** İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği
ÖZET

Sturge-Weber sendromu, nervus trigeminusun nervus oftalmikus ve nervus maksillaris dallarının inerve ettiği yüz bölgesinde konjenital porto şarabı renginde anjiom ve yine aynı tarafta leptomeningeal anjiyomun birlikte olduğu sporadik nörokutanöz bir bozukluktur. Nörolojik olarak mental retardasyon, hemiparezi, hemiatrofi, homonim hemianopsi, glokom ve konvulsiyonlar sendroma eşlik edilebilir. Sturge- Weber sendromunda erken dönemde nöbetler görüldüğünde, hemiparezinin erken dönemde geliştiği, nöbetlerin dirençli olabildiği ve mental motor retardasyonun ilerleyici olduğu bilinmektedir. Son zamanlarda bu olgulara erken cerrahi müdahale yapılması önerilmektedir. Bu makalede epileptik cerrahi uygulanan bir olgu ile cerrahi müdahele uygulanmadan yalnızca antiepileptik ilaç kullanarak izlenen diğer bir Sturge-Weber sendromu tanılı olguda, Sturge-Weber sendromunda antiepileptik tedaviye yaklaşımını ve erken dönemde konvulsiyonları başlayan Sturge-Weber sendromu tanılı olgularda epilepsi cerrahisinin önemini vurguladık.

Anahtar kelimeler: çocuk, epilepsi, epileptik cerrahi, Sturge-Weber sendromu

 

JOPP Derg 5(1):43-46, 2013
doi:10.5222/JOPP.2013.043
Olgu Sunumu
Overin Nadir Görülen Benign Tümörü: Sklerozan Stromal Tümör Olgusu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi
Selma ERDOĞAN DÜZCÜ *, Yılmaz TOSYALI *, Mihriban GÜRBÜZEL *, Ahmet ÇETİN **
* Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Bölümü
** Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
ÖZET

Over kaynaklı sklerozan stromal tümör genellikle otuz yaş altında görülen nadir tümörlerdendir. Solid ve belirgin damarsal yapıdan dolayı malignite düşünülebilmektedir. Olgumuz 17 yaşında anormal uterin kanama yakınması ile başvurmuş, alt karın ultrasonografisinde (USG) heterojen kistik kitle tespit edilmiştir. Bu makalede benign sklerozan stromal tümör olgusunun histopatolojik özellikleri ve ayırıcı tanısı sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: over, sklerozan stromal tümör, inhibin

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2006

2005

2004

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın