Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Mart 2008 ›› Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Eylül 2003


Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Eylül 2003

Eylül 2003

    
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):132-146, 2003 
Polikistik Over Sendrom'lu Kadınlarda Ovülasyon İndüksiyonunda Güncel Yaklaşım

Emre SELİ, Antoni J. DULEBA

ÖZET
Medikal Yöntemlerle Gebelik Sonlandırılması 
Gebelik sonlandırılması maternal veya fetal nedenlerle konsepsiyon ürününün medikal veya cerrahi yöntemler kullanılarak uterin kavite dışına alınmasıdır. Medikal yöntemler sahip oldukları avantajlar ve cerrahi yöntemlerin komplikasyon risklerinden ötürü günümüzde gebelik sonlandırılmasında ön plana çıkmaktadır. 
Birinci Trimestrede Gebelik Sonlandırılması 
Mifepriston (RU 486): Temel etki mekanizması endomet-riyal kavitede progesteron etkisinin blokajı sonucu ekst-rasellüler matriksin yıkılmasıdır. Geniş olgu serili çalış-malarda 600 mg oral tek doz RU 486 ve arkasından PG E1 ve PG E2 analoglarının uygulanması ile etkili komplet abortus sağladığı saptanmıştır. 
Prostaglandin analogları: RU 486 ile kombine veya tek başına oral veya vajinal yoldan PG E1 analoglarının kullanımı ile uterin kontraktilitenin uyarılması sonucu etkili abortus sağlanabilmektedir. 
Methotreksat: Kemik iliği supresyonu irrevesibl akciğer hasarı uzun süreli vajinal kanama gibi yan etkileri ve yüksek oranda inkomplet abortus sonuçları nedeniyle abortus için methotreksat uygulanması güvenli bulunmamıştır. 
Tamoksifen: Bilinen antiöstrojenik etkinliğine rağmen abortusa nasıl yol açtığı anlaşılamamış olan tamoksifen oral 20 mg x2 doz ile, methotreksata yakın oranlarda abortus sağlar (% 84). 
İkinci Trimestrede Gebelik Sonlandırılması 
Prostaglandin analogları: İkinci trimestrede gebelik sonlandırılmasında en çok tercih edilen yöntemdir? Vajinal yoldan uygulanan misoprostol servikal olgunlaşmada ve doğum indüksiyonunda oldukça etkilidir. 
Üçüncü Trimestrede Gebelik Sonlandırılması 
Başarılı bir doğum indüksiyonu öncesi servikal olgun-laşmanın sağlanması gereklidir. Serviks olgunlaşmasında en önemli kriter servikal dilatasyondur. Servikal olgunlaşmada medikal (Prostaglandin analogları, RU 486, Relaksin) veya mekanik yöntemler (Membranların sıyrılması veya balon kateter) uygulanabilir. 
Oksitosin kullanımı: Kontrendikasyon olmayan hastalarda fetal kalp sesleri ve uterin kontraksiyonlar monitorize edilerek ACOG önerisine ve servikal dilatasyon, parite, gebelik yaşı gibi parametrelere göre düşük veya yüksek doz protokolüne göre oksitosin uygulanabilir. 
Anahtar kelimeler: Gebelik Sonlandırılması, RU 486, PG E1, PG E2, Misoprostol, Oksitosin, Servikal Olgunlaşma

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergis, 17(3):147-153, 2003 
Stres Üriner İnkontinans Tedavisinde Suburetral Fascia Lata Köprüleme Operasyonunun Erken ve Geç Dönem Sonuçları
Güler ATEŞER, Ervin TÜRKSÖZ, Birtan BORAN
ÖZET
Stres Üriner İnkontinans Tedavisinde Suburetral Fascia Lata Köprüleme Operasyonunun Erken ve Geç Dönem Sonuçları 
AMAÇ: Tip I ve tip II Stres Uriner İnkontinanslı hastalarda Suburetral Fascia Lata köprüleme (Bridging) Operasyonunun Etkinliği. 
MATERYAL ve METOD: Yaş ortalaması 41.5 olan (27-59) 21 hastada bu operasyon uygulandı. On ikisinde (% 57.1) tipI ve 9 (% 42.9)unda tip II stres üriner inkontinans vardı. Operasyon öncesi hastalar anamnez, fizik ve pelvik muayene, Q tip test, urodinamik ölçümlerle değerlendirildi. Detrusor instabilitesi olan ve tip III inkontinans olguları operasyona alınmadı. Operasyon vajinal yoldan gerçekleştirildi. Vezikovajinal fasya defektinin onarılmasından sonra, allograft fasya lata, miduretral seviyede levator aninin m. pubocoxigeus grubuna iki yanda asıldı. Karın içi ani basınç artışında, m.pubococygeus adalesi refleks olarak kasıldığında oluşturulan bu köprünün mesane boynunu kapatması operasyonunun temel hedefiydi. 
Hastaların operasyondan sonraki 1 ve 3 üncü yılında kont-rolleri yapıldı, şikayetleri belirlendi ve ürodinamik incelemeleri gerçekleştirildi. 
BULGULAR: Operasyonun başarı oranı ilk yıl % 90.48, üçüncü yıl ise % 81.81 idi. İlk yıl kontrollerinde, bir hastada detrusor instabilitesi ile birlikte stres inkontinans, di-ğerinde boşaltma sorunları saptandı. Üçüncü yıl kontrole 11 hasta geldi. Bu hastalardan üriner inkontinansı devam eden 2 hastada ürodinamide üretra kapanma basınçları-nın düşük olduğu ve Tip III inkontinansları olduğu görüldü. 
SONUÇ: Suburetral Fasya lata köprüleme operasyonu adale tonusu iyi, mesane boynu mobilitesi artmış Tip I ve Tip II Üriner inkontinanslı hastalarda uygulanabilecek kolay, kısa, düşük riskli bir operasyondur. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergis, 17(3):147-153, 2003 
Anahtar kelimeler: Allograft Fasya Lata, Suburetral Köprüleme, Stres İnkontinans, m. pubokoksigeus.

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):154-156, 2003 
Gebelikte Apandisit Tanısında Bilgisayarlı Sipiral Tomografinin Yeri 
Ayfer ORHAN, Gökhan KILIÇ, Richard KURZEL, Bilgin GÜRATEŞ, Jack GARON
ÖZET
Gebelikte Apandisit Tanısında Bilgisayarlı Sipiral Tomografinin Yeri 
AMAÇ: Bilgisayarlı Sipiral Tomografi'nin gebelerde apandisit tanısı koymadaki etkinliğini araştırmak. 
MATERYAL ve METOD: Son beş yıl içinde akut apandisit şikayetleri ile başvuran kesin tanısı perioperatif ve patoloji raporlarıyla kanıtlanmış reprodüktif dönemde 99 olgu belirlendi. Bunlardan 13'ü (% 12) gebelikle beraber olan apandisit olgusu idi. Bu olgulardan 5'ine kabul ettikleri için Bilgisayarlı Sipiral Tomografi uygulanmıştı bu olguları retrospektif olarak inceledik ve Bilgisayarlı Sipiral Tomografi'nin gebelikle beraber olan apandisit olgularında doğru tanı koymadaki etkinliğini saptamaya çalıştık. 
BULGULAR: Bilgisayarlı Sipiral Tomografi'de 3 olguda pozitif bulgu tespit edildi ve apandisit tanısı Bilgisayarlı Spiral Tomografi ile 5 hastadan 3'ünde koyuldu (% 60). 
SONUÇ: Bilgisayarlı Sipiral Tomografi gebelikle beraber olan apandisit olgularında düşük doz radyasyon kullanıldığından (0.3 rad) effektif olarak kullanılabilir. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):154-156, 2003 
Anahtar kelimeler: Gebelik, Akut Apandisit, Bilgisayarlı Sipiral Tomografi

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergis, 17(3):157-160, 2003 
Seri Amniyodrenaj İle Tedavi Edilen İkiz-İkiz Transfüzyon Sendromu Olgularının İrdelenmesi
Rıza MADAZLI, Burçak ERZİK, Begüm KUSEYRİOĞLU, Seyfettin ULUDAĞ, Vildan OCAK
ÖZET
Seri Amniyodrenaj ile Tedavi Edilen İkiz-İkiz Transfüzyon Sendromu Olgularının İrdelenmesi 
AMAÇ: Kliniğimizde seri amniyodrenaj ile tedavi edilen ikiz-ikiz transfüzyon sendromu (İİTS) olgularının sonuçlarını, başarı oranlarımızı ve başarıya etkili faktörleri ir-delemeyi amaçladık. 
MATERYAL ve METOD: Seri amniyodrenaj ile tedavi edilen 9 monokoryonik ikiz olgusu çalışmaya dahil edildi. Amniyodrenaj işlemi 18-gauge amniyosentez iğnesi ile ultrasonografi eşliğinde alıcı fetusun amniyos boşluğuna girilerek uygulandı. Amniyodrenaj işlemi, ultrasonografi ile amniyos sıvısının tekrar çoğaldığının belirlendiği durumlarda tekrarlandı 
BULGULAR: İİTS tanısı ortalama 23±5.02 gebelik haftasında konuldu. Amniyodrenaj işlemi başına boşaltılan ortalama amniyos sıvısı miktarı 1646±646 cc idi. Olgu-ların ortalama doğum haftası 31±5.04 olarak belirlendi. Fetuslardan birinin yaşama oranı % 83.3, her iki fetusun birden yaşama oranı ise % 66.6 olarak saptandı. 25. gebelik haftasından sonra tanı konularak amniyodrenaj işlemi uygulanan olguların tamamında (n:5) her iki bebek de yaşarken, 14 ile 22. gebelik haftaları arasında tanı konularak amniyodrenaj işlem uygulanan 4 olgudan 2'si her iki bebeğini, biri ise bebeklerinden birini kaybetti. 
SONUÇLAR: Seri amniyodrenaj İİTS tedavisinde etkili bir yöntemdir. Ancak erken ortaya çıkan ağır İİTS olgularında etkinliği azalmaktadır ve belki de öncelikle düşünülmesi gereken tedavi seçeneği intrauterin lazer koagulasyon olmalıdır. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergis, 17(3):157-160, 2003 
Anahtar kelimeler: İkiz-ikiz Transfüzyon Sendromu, Amniyodrenaj

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):161-168, 2003 
Hamilelik ve Doğum İle İlgili Algılar ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri
Fidan KORKUT
ÖZET
Hamilelik ve Doğum İle İlgili Algılar ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri 
AMAÇ: Bu araştırmada, anne ya da baba olan ya da olmayı planlama yaşındaki insanların hamilelik ve doğumu nasıl algıladıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. 
MATERYAL ve METOD: Veriler, Erciyes Üniversitesindeki evlilik okuluna başvuran ve hamilelik psikolojisi ile ilgili konuşmayı izlemeye gelen 52'si kadın 30'u erkek 82 kişiden elde edilmiştir. Katılımcıların yaşları 18-41 arasında değişmektedir. Ölçme aracı olarak, hamilelik ve doğumu olumlu ve olumsuz sıfatlardan oluşan 21 sıfat çiftini (ağrısı-ağrılı gibi) yedili bir dereceleme içinde değerlen-dirmeye dayalı bir anket kullanılmıştır. Veriler cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, öğrenci ya da çalışan olma, geçmişte hamilelik/babalık yaşantısının olup olmaması, medeni hal, çocuk isteyip istememe, çocuk isteyenlerin isteme gerekçeleri ve kaç çocuk sahibi olmak istedikleri değişkenleri açısından değerlendirilmişlerdir. 
BULGULAR: Araştırma sonucunda hamileliği algılama konusunda sadece cinsiyet, çocuk sahibi olmak isteyip istememe ve çocuk sahibi olmayı isteme gerekçeleri değiş-kenleri arasında anlamlı farklar varken doğumu algılama konusunda bütün değişkenler açısından anlamlı farklar elde edilmiştir. 
SONUÇ: Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin önleme, alıştırma ve uyum sağlamaya yardımcı olma işlevlerine dayalı olarak okullarda, gebelik eğitim merkezlerinde yaygınlaştırılmasında yarar vardır. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):161-168, 2003 
Anahtar kelimeler: Gebelik ve Doğum Algısı, Danışma Hizmetleri

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):169-174, 2003 
Üniversiteli Gençlerin Cinsel Tutum ve Davranışları
Esmahan ORÇIN, Şahbal ARAS, Rabia AÇIK
ÖZET
Üniversiteli Gençlerin Cinsel Tutum ve Davranışları 
AMAÇ: Ergenlerin cinsel konulardaki tutum ve davranışlarında biyolojik ve psikolojik etkenlerin yanı sıra sosyo-kültürel etkenlerin de belirleyici rolü vardır. Cinsel tutum ve davranışlar erken yaşlarda başlıca aileden etkilenirken, ileri yaşlarda üniversite ortamı daha fazla etkili olabilir. Bu çalışmanın amacı, üniversite ortamındaki ergenlerin sosyodemografik özellikleriyle birlikte, cinsel konulardaki tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. 
MATERYAL ve METOD: Bu çalışma kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Mediko Sosyal Merkezi'ne başvuran 19-25 yaşları arasındaki 100 üniversite öğrencisi değerlendirilmiştir. Olgulara sosyodemografik özelliklerini ve cinsel konulardaki tutum ve davranışlarını belirlemeyi amaçlayan anket formu uygulanmıştır. 
BULGULAR: Olguların % 50'si kız, % 50'si erkektir. Gençlerin ailelerinde çoğunlukla egemenliğin babada olduğu bildirilmiştir. Gençler sorunlarını en fazla arkadaşlarıyla paylaşmaktadır. Ergenlik döneminin değişikliklerine ilişkin önceden büyük oranda bilgi sahibi olmalarına karşın, gençler cinsel konulardaki bilgilerini çoğunlukla aile dışı kaynaklardan edinmektedirler. Her iki cinsiyetten gençler de evlilik öncesi cinsel ilişki konusunda, erkekler için daha hoşgörülü görüş bildirirken, bu fikre kadınlar açısından daha olumsuz görüş bildirmişlerdir. Gençlerin cinsel davranış özelliklerinin dağılımı da değerlendirilmiştir. 
SONUÇ: Gençlerin cinsel tutum ve davranış özelliklerinde kültüre özgü farklar bulunmaktadır. Bu çalışmadan elde edilen veriler, daha geniş gruplarda bu özelliklerin değerlendirilmesi amacıyla yapılacak çalışmaların tasarlanmasında yol gösterebilir. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):169-174, 2003 
Anahtar kelimeler: Üniversiteli Gençler, Cinsel Tutum ve Davranış

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):175-179, 2003 
Kocaeli İli Merkez Sağlık Ocakları'nda Çalışan Ebelerin Prenatal Tanı ve Antepartum Fetal Değerlendirme Yöntemleri Konusunda Bilgi Düzeylerinin Araştırılması
Neriman SOĞUKPINAR, Belgin DURGUN, Saadet ÖZDEMİR
ÖZET
Kocaeli İli Merkez Sağlık Ocakları'nda Çalışan Ebelerin Prenatal Tanı ve Antepartum Fetal Değerlendirme Yöntemleri Konusunda Bilgi Düzeylerinin Araştırılması 
AMAÇ: Bu çalışma, ebelerin "Prenatal Tanı ve Antepar-tum Fetal Değerlendirme Yöntemleri ile ilgili" olarak bilgi düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla planlanmıştır. 
MATERYAL ve METOD: Kocaeli İlinde yürütülmüş olan çalışmaya İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı tüm merkez sağlık ocaklarında çalışan toplam 100 ebe alınmış, ayrıca örnekleme gidilmemiştir. Verilerin toplanmasında ebelerin prenatal tanı ve antepartum fetal değerlendirme yöntemleri konusundaki bilgi durumlarını ölçmek amacı ile ilgili literatür ve uygun soru sorma tekniklerinin kullanılması ile elde edilmiş olan anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile bilgisayarda değerlendirilmiştir. 
BULGULAR: Fetal sağlığın değerlendirmesi konusunda kendilerinin danışmanlık rolleri olduğuna inanan ebelerin oranı % 79'dur. Ebelerin fetal sağlığın değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler konusunda doğru bilgi verme oranları sırası ile; ultrasonografi (USG) için % 57, non-stres test (NST) için % 64, amniyosentez için % 90, maternal alfa fetoprotein tayini (AFP) için % 51, koryon villus biyopsisi (KVB) için % 54, fetoskopi için % 30, kordosentez için ise % 87 olarak elde edilmiştir. Ayrıca, ebelerin eğitim düzeyleri ile fetal sağlığı değerlendirmede danış-manlık rolünü benimseme durumu arasında yapılan Chi-square önemlilik testi ile de anlamlı ilişki bulunmuştur (X2=23.7, P<0.05). 
SONUÇ: Çalışmada ana çocuk sağlığı hizmetlerinden doğrudan sorumlu olan ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde çok önemli rolü olan ebelerin, fetal sağlığın değerlendirilmesinde kullanılan prenatal yöntemler konusunda danışmanlık rolleri olduklarına inanmalarına kar-şın bu konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları so-nucuna varılmıştır. Ebeler hizmetiçi eğitimlerinde prenatal tanı ve fetal değerlendirme yöntemleri konusunda daha iyi eğitilmelidirler. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):175-179, 2003 
Anahtar kelimeler: Ebelik, Prenatal Tanı, Antepartum Fetal Değerlendirme Teknikleri

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):180-182, 2003 
Gebelikten Korunmada Geri Çekme Yöntemi
Nurhan İNCE, Bedia AYHAN ÖZYILDIRIM
ÖZET
Gebelikten Korunmada Geri Çekme Yöntemi 
AMAÇ: Türkiye nüfus ve sağlık araştırmasına göre evli kadınların % 98.9'u ve evli erkeklerin % 97.9'u en az bir doğum kontrol yöntemini bilmekte, bu kişilerin % 63.9'u doğum kontrolü uygulamakta, fakat doğum kontrolü uygulayanların ancak % 37.7'si güvenli yöntemler kullanmaktadır. Çalışmamızda İstanbul ili Küçükçekmece ilçesi'nde sağlık ocaklarına aile planlaması hizmet ve danışmanlığı almak için başvuran kadınların, geri çekme yöntemini kullanma durumlarını araştırmak amaçlanmıştır. 
MATERYAL ve METOD: Çalışma, Sağlık Ocaklarına Eylül 1998 ve Haziran 1999 tarihleri arasında, bu amaçla gelen kadınlarla (n:699), anket aracılığıyla yüzyüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 
BULGULAR: Çalışmamızda geri çekme % 19.3 oranla en sık, RİA 3.37±3.43 yıl ile en uzun süre kullanılan yöntemlerdir. Kadınların halen % 9.8'i geri çekme ile korunmakta olup bu yöntemle korunan kadınların % 25.0'ı korunmaya yine geri çekme ile devam etmek istemektedir. Tüm kadınların % 31.9 (n:223)'u herhangi bir gebelikten korunma yöntemini kullanırken gebe kalmıştır. Bu gebeliklerin % 57.8 (n:129)'i geri çekme yöntemi kullanılırken gerçekleşmiştir. 
SONUÇ: Kanımızca, sağlık personeli geri çekme yönteminin, kullanıcılarına bağlı olarak, belirli bir oranda kontrasepsiyon sağladığını unutmayarak kişiye özel davranışlar geliştirmelidir. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):180-182, 2003 
Anahtar kelimeler: Aile Planlaması, İstenmeyen Gebelik, Geri Çekme

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):183-187, 2003 
Gebelikte Hipoparatiroidiye Yaklaşım: Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi
Mert KAZANDI, Teksin ÇIRPAN, Fuat AKERCAN, İsmail Mete İTİL, Gürsen GÜNDEM
ÖZET
Gebelikte Hipoparatiroidiye Yaklaşım: Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi 
Gebelikte hipoparatiroidi için yerleşmiş bir tedavi şekli yoktur. Bunun sebebi kısmen, D vitamini ve analoglarının hayvan deneyleri ile teratojenik yan etkilerinin gösterilmesidir. Bununla birlikte D vitamini ve analogları, abortus ve prematür doğumlara yol açan tetaniyi önlemek açısından önerilmektedir. Bu yazıda kalsitriol (1,25OH2D3) ile tedavi edilmiş bir hipoparatiroidili gebe incelenmiştir. Ayrıca, Drug Safety Department (DSD, Hoffmann-La Roche AG.)'nin kalsitriol tedavisi almış on kadın üzerin-deki sonuçlarına da yer verilmiştir. 
Kalsitriol (0.5 mikrogram/gün) ve kalsiyum (1.5 gram/gün) ile kronik tedavi almakta olan 24 yaşında hipoparatiroidili bir kadın, gebeliğinin 6. haftasinda başvurdu. Kalsitriol ve kalsiyum kullanımına devam edildi. Kalsiyum düzeyi 9 mg/dl civarinda tutuldu. Normokalsemiyi korumak amacıyla kalsitriol dozu 29. haftaya kadar günde 0.5 mikrogram ve sağlıklı bir kız çocuğun dünyaya geldiği 38. haftaya kadar 1 mikrogram/gün arttırıldı. 
DSD raporlarına göre, kalsitriol (0.25- 3.25 mikrog-ram/gün)'ün 10 gebelikten 8 tanesinde kullanımında yan etkiye rastlanmamış ve sağlıklı bebekler dünyaya gelmiştir. Retrospektif olarak bildirilmiş 2 olguda, frontal fontonelin erken kapanması ve 20. haftada kompleks fetal malformasyona bağlı bir ölü doğum gibi ciddi yan etkiler bildirilmiş. Fakat her iki olguda da kalsitriol kullanımının rolü tartışmalıdır. 
Sonuç olarak, gebelikte hipoparatiroidi nedeniyle kalsiyum ve kalsitriol desteği verilebilir, ancak 1,25OH2D3 konsantrasyonları gebelik boyunca fizyolojik sınırlarda tutulmalı ve serum kalsiyum düzeyleri düşük normal sınırlarda olmalıdır. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):183-187, 2003 
Anahtar kelimeler: Hipoparatiroidi, Kalsitriol, Gebelik

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):188-190, 2003
Fraser Sendromu: İki Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi
Hüsnü ÇELİK, Haluk AKIN, Ekrem SAPMAZ, Cem PARMAKSIZ, Aygen ALTINGÜL, Nusret AKPOLAT, Hayrettin YEKELER
ÖZET
Fraser Sendromu: İki Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi 
AMAÇ: Prenatal tanı konmuş Fraser sendromlu iki olgunun sunumu ve literatürün gözden geçirilmesi. 
OLGULAR: İlk olgu, Fraser sendromlu bir çocuk öyküsü olan ve bu sendromunu düşündüren US bulguları ile 19. gebelik haftasında tanındı. 
İkinci olgu, oligo/anhidramnios, dilate mesane ve böbrek yokluğundan dolayı 36. gebelik haftasında sonlandırıldı. Bu yenidoğan, doğumdan hemen sonra laringeal atrezi nedeniyle öldü. Postmortem muayene ve otopsi bulguları Fraser sendromunu düşündürdü. 
SONUÇ: Fraser sendromu otozomoal ressesif geçiş gös-teren nadir bir hastalıktır. Prenatal USG bulguları ve etkilenmiş bir fetus anamnezi prenatal tanıda yol gösterici olabilir. 
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi, 17(3):188-190, 2003 
Anahtar kelimeler: Fraser Sendromu, Prenatal Tanı
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın