Ana Sayfa ›› Dergiler ›› İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Tıp Dergisi Ocak 2015 ›› İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Tıp Dergisi Mayıs 2014


İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Tıp Dergisi Mayıs 2014

http://www.iksstipdergisi.com
    

İKSST Derg 6(2):57-64, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.0057

Derleme
Orta Derece ve Geç Prematüre Bebekler ve Sorunları
Tutku Özdoğan *, Esin Yıldız Aldemir **, Sultan Kavuncuoğlu **
* Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
** Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği

ÖZET

Orta derece (32-34 hafta) ve geç prematüre (34-37 hafta) bebek doğumlarında son yıllarda artış gözlenmektedir. Bu durum hem yenidoğan hekimleri hem de kadın doğum hekimleri için doğumu önleyebilme ve sonrasında uygun yaklaşımlar açısından önem kazanmaktadır. Bu derleme ile orta ve geç prematüre bebek tanımı, yenidoğan dönemi ve erken çocukluk dönemindeki sorunları, bakım ve takip prensiplerini ve bu doğumların medikal olmayan nedenlerinin azaltılması gerektiğini vurgulamak istedik.

Anahtar kelimeler: orta derece prematüre bebek, geç prematüre bebek

 

İKSST Derg 6(2):65-70, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.065

Araştırma
Bebek Doğum Tartısının Maternal ve Fetal Komplikasyonlara Etkisi
Hasan Talay *, Alpaslan Akyol **, Atınç Özer ***, Erbil Karaman ***, Çağdaş Özdemir ***, Hasan Cemal Ark ***
* Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, ** Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, *** Kanuni Sultan Süleyman Eğitim Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği

ÖZET

Amaç: Bebek doğum ağırlığının doğum sürecinde maternal ve fetal komplikasyonlara etkisinin incelenmesidir.

Gereç ve Yöntem: Hastanemizde Haziran 2011-Temmuz 2012 tarihleri arasında normal doğum tartısı olarak kabul edilen 2500-4000 g arası doğum yapmış 274 olgu (Grup 1) ile 4000 g üzeri doğum yapmış 246 olgu (Grup 2) dosyası retrospektif olarak incelendi. Oluşturulan bu iki grup demografik özellikler (yaş, gravida, parite, doğumda gebelik haftası, vücut kitle indeksi (VKİ)), doğum şekli, epizyotomi gereksinimi, 1. ve 5. dk. APGAR skoru, doğumda oluşan komplikasyonlar, bebeğin hastaneye yatış gereksinimi, yenidoğan yoğun bakım ünitesi gereksinimi ve hastanede yatış süresi açısından karşılaştırıldı.

Bulgular: Grup 1 (2500-4000 g) ve Grup 2 (>4000 g) maternal demografik özellikler açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak parite sayısının (p=0.02) ve obez hasta (VKİ>30 kg/m2) oranının (p=0.03) Grup 2 lehine anlamlı olduğu görüldü. Yine Grup 2 lehine sezaryen (p=0.04) ve epizyotomi gereksinimi oranında (p=0.008) istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu. Doğumda oluşan fetal komplikasyonlarda anlamlı bir farklılık saptanmazken, maternal doğum komplikasyonu (p=0.02) ve toplam doğum komplikasyonu (p=0.003) oranında gruplar arasında istatistiksel anlamlı bir farklılık bulundu.

Sonuç: Doğum ağırlığının 4000 g’ın üzerinde olması epizyotomi gereksiniminde, sezaryen oranlarında ve doğumda oluşan maternal komplikasyonlarda istatistiksel anlamlı bir fark oluştururken, fetal komplikasyonlar, APGAR skorları, bebeğin hastaneye yatış gereksinimini ve kalış süresi açısından istatistiksel bir farklılık oluşturmamıştır.

Anahtar kelimeler: makrozomi, APGAR skoru, doğum komplikasyonları, doğum şekli

 

İKSST Derg 6(2):71-77, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.071

Araştırma
Gebeliğin Kolestatik Hastalığında Maternal ve Perinatal Sonuçlar
Öznur Dündar *, Sıdıka Tezcan *, İbrahim Polat **, Deniz Acar **, Ali Ekiz **, Ali Gedikbaşı **
* Istanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, ** Perinatoloji Ünitesi

ÖZET

Amaç: Perinatoloji kliniğimizde obstetrik kolestaz tanısı konulan hastaların yönetimini ve gebelik sonuçlarını değerlendirmek.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2002 ile Şubat 2013 yılları arasında, hastanemizin perinatoloji kliniğinde yatırılarak takip edilen obstetrik kolestaz tanılı 151 hasta retrospektif olarak analiz edildi. Kaşıntı nedeni olabilecek herhangi bir dermatolojik durum yokluğu, kolestatik patern gösteren karaciğer testleri ALT (alanin transaminaz) ve AST (aspartat transaminaz) >40U/L, viral hepatit bulgularının olmaması (negatif HbSAg, anti-HBc ve anti-HAV verileri), ultrasonografik olarak safra kesesi ve karaciğer patolojisi olmaması gebeliğin kolestatik hastalığı tanı kriteri olarak belirlendi. Maternel ve neonatal sonuçlar kaydedildi.

Bulgular: Gebelerin ortalama yaşları 28.81±5.67 olup, 151 gebeden 168 yenidoğan doğumu gerçekleşti. Obstetrik kolestaz ortalama tanı haftası 33.99±3.06, doğumda gebelik haftası 36.96±1.87 hafta olarak saptandı. Doğumların % 52.31’i sezaryen ile gerçekleşti En sık sezaryen endikasyonu % 28.47 ile daha önce geçirilmiş sezaryen; bunu % 22,51 oran ile fetal distress izledi. Preterm doğum oranı (<37 gebelik haftası) % 35.11 olarak saptandı. Ortalama yenidoğan ağırlığı ve 5. dk. APGAR skoru sırası ile 3008,27±554,29 g ve 8.76±0.87 olarak belirlendi. Ammi-yotik sıvıda mekonyum oranı % 14.28, yenidoğan yoğun bakım ünitesine kabul oranı ise % 10.71 olarak saptandı. Perinatal mortalite oranı % 4.76 şeklinde belirlendi.

Sonuç: Obstetrik kolestaz tanısı, klinik bulgu ve laboratuvar sonuçları ile konur. Gebelik kolestaz tanısı ayırıcı tanısı dikkatli bir şekilde yapılmalı ve benzer klinik tablo oluşturabilecek hastalıklar irdelenmelidir. Antenatal fetal ve maternal izlem özenle gerçekleştirilmelidir.

Anahtar kelimeler: obstetrik kolestaz, maternal sonuçlar, fetal sonuçlar

 

İKSST Derg 6(2):78-82, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.078

Araştırma
Konjenital Tetik Parmak Hastalarında Cerrahi Sonuçlarımız
Okan Özkunt *, Gökhan Polat **, Kerim Sarıyılmaz *, Ali Erşen **, Turgut Akgül **, Fatih Dİkİcİ *
* Acıbadem Atakent Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, ** İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: Pediatrik yaş grubundaki konjenital tetik parmak hastalarındaki cerrahi tedavi sonuçlarını değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntem: 2011-2013 yılları arası Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Kliniğine başvurup opere edilen 27 hastaya ait 37 konjenital tetik parmak retrospektif olarak incelendi. Hastaların 15’i kız, 12’si erkekti. Ameliyat edilen hastaların 10’unda her iki elde de tetik parmak saptandı. Hastaların tamamına tek bir merkezde, tek bir cerrah tarafından transvers insizyon kullanılarak A1 pulley gevşetme operasyonu uygulandı. Çalışmada hastalar cinsiyet, yaş, dominant taraf dağılımı, başvuru yaşı, eşlik eden anomaliler, aile öyküsü, semptom ve bulgular, cerrahi sonuç ve postoperatif komplikasyonlar yönünden incelendi.

Bulgular: Opere edilen hastalar incelendiğinde, en sık yakınma olarak parmağın tam olarak ekstansiyona gelmediği belirtildi. Beş olguda takılma, 3 olguda nodül 1 olguda ağrı yakınmaleri görüldü. Hastaların ilk başvurusu sırasında yapılan muayenelerinde en sık olarak fleksiyon deformitesi ve metakarpofalangeal eklem üzerinde nodül saptandı. Takılma bulgusu ise yalnızca % 7 olarak saptandı. Bir yaşını geçen ve konservatif tedaviye rağmen, yakınmaleri düzelmeyen hastalar opere edildi. Hastalar ortalama 5 ay takip edildi. Takipler sonucunda olguların 35’inde tam hareket açıklığı, 2 olguda rezidüel fleksiyon deformitesi, 1 olguda hipertrofik skar görüldü.

Sonuç: Konjenital tetik parmakta bir yaşını doldurmuş ve konservatif tedaviden yarar görmemiş hastalara daha ileriki dönemde sekel kalmaması açısından biran önce cerrahi tedavi uygulanmasını öneriyoruz.

Anahtar kelimeler: tetik parmak, konjenital, cerrahi

 

İKSST Derg 6(2):83-89, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.083

Araştırma 
Premenopozal Endometriyal Hiperplazili Hastalarda Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi
Gökhan Açmaz *, Sezin Özyurt *, Evrim Albayrak **, Mürüvet Başar **, Hüseyin Aksoy ***, Ülkü Aksoy *, Yusuf Madendağ *, İpek Müderris ****
* Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, ** Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri, *** Kayseri Askeri Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, **** Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği

ÖZET

Amaç: Endometriyal prekanseröz lezyonların premenopozal dönemde olabildiğince erken belirlenmesine olanak sağlamak için endometriyal hiperplazisi olan hastaların, patoloji sonucu normal olarak rapor edilen hastalarla risk faktörleri açısından değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem: Premenopozal dönemde olan ve anormal uterin kanama ile jinekoloji polikliniğine başvuran 101 hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastaların boy, kilo, bel çevresi ve kalça çevresini kapsayan antropometrik ölçümleri kliniğimizde bu çalışma için görevlendirilmiş sağlık görevlisi tarafından gerçekleştirildi. Hastaların kesin tanısı biyopsi örneklerinin patolojik olarak incelenmesi ile konuldu. Endometriyal biyopsi raporunun sonucuna göre hastalar iki ana gruba ayrıldı: birinci gruba endometriyal prekanseröz lezyonlar dahil edilirken ikinci grupta benign patoloji sonuçları bulunmaktaydı.

Bulgular: Çalışma ve kontrol grupları arasında parite açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Prekanseröz lezyonları olan grupta parite daha düşüktü (p=0.011) ve bu grupta yer alan hastaların emzirme süresi daha düşük olup, istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0.046). Endometriyum kalınlıkları grup 1’de (prekanseröz lezyonu olan hastalar) daha yüksek bulundu (p<0,001) ve bu istatistiksel olarak anlamlıydı. Lezyonların büyük çoğunluğu basit atipisiz endometriyal hiperplazi olarak raporlandı (% 80,5).

Sonuç: Olgu sayısının sınırlı olması ile birlikte, semptomatik premenopozal kadınlarda yüksek oranda premalign lezyonlara rastlanılmıştır. Her ne kadar bu hastalarda saptanan lezyonların önemli bir kısmı spontan olarak gerileyecekse de özellikle riskli grupta yer alan düşük pariteli, emzirme süresi kısa hastalarda daha yakın takip önerilebilir. Eğer hasta semptomatik hâle gelmişse bu hastalara endometriyal örnekleme önerilebilir.

Anahtar kelimeler: endometriyal kalınlık, endometriyal hiperplazi, premenopoz

 

İKSST Derg 6(2):90-96, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.090

Araştırma
Sorgun Devlet Hastanesine Başvuran Gebelerde Rubella, Sitomegalovirüs ve Toksoplazma Antikorlarının Seroprevalansı
Özgün Kiriş Satılmış *, Ömer Erkan Yapça **, Duygu Yapça ***, Tuba Çatma **
Sorgun Devlet Hastanesi, * Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji, **Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümleri, ***Laboratuvar Teknisyeni

ÖZET

Amaç: Fetusun rubella, sitomegalovirus (CMV) ve toksoplazma ile infekte olması ciddi konjenital anomalilere veya ölü doğuma yol açabilmektedir.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Sorgun Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine Ocak 2012 ile Aralık 2012 tarihleri arasında başvuran gebelerde rubella, CMV ve toksoplazma seropozitiflik oranlarının saptanması amaçlanmıştır. Hastaneye başvuran 15-50 yaş arası hamile kadınlardan alınan 804 serum örneğinde enzim floresans yöntemi (ELFA; Enzyme Linked Fluo-rescence Assay, Vidas, Bio Mérieux) ile bakılan rubella, CMV, toksoplazma Immünglobulin M (IgM) ve Immün-globulin G (IgG), CMV ve toksoplazma IgG avidite antikor kayıtları retrospektif olarak incelenmiştir.

Bulgular: Rubella, CMV ve toksoplazma IgM antikorlarının seropozitiflik oranları sırasıyla % 0.1, % 0.1, % 0.2, olarak tespit edilmiş, rubella, CMV ve toksoplazma IgG antikorlarının seropozitiflik oranları ise sırasıyla; % 94.0, % 99.8, % 36.9 olarak bulunmuştur.

Sonuç: Gebelerde rubella, CMV ve toksoplazma enfeksiyonu açısından asıl tanı koyduran gebelik öncesi seronegatif iken, gebelikte pozitif sonuç elde edilmesidir. Bu nedenle konjenital enfeksiyonların önlenebilmesi ve doğru tanı konulabilmesi için önerimiz gebelik planlanırken ve gebelikte tekrar antikor durumuna bakılması; IgM ve IgG nin eşzamanlı bakılması; her ikisinin de pozitif olması durumunda IgG avidite testiyle enfeksiyonun akut enfeksiyon mu yoksa geçirilmiş enfeksiyon mu olduğuna karar verilmesidir.

Anahtar kelimeler: gebelik, rubella, seroprevalans, sitomegalovirus, toksoplazma


 

İKSST Derg 6(2):97-100, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.097

Olgu Sunumu
Yirmi Dokuz Yıl Önce Uygulanan ve Unutulan Rahim İçi Araca Bağlı Postmenopozal Kanama Olgusu
Özhan Özdemir, Mustafa Erkan Sarı, Dilek Kalkan, Vefa Selimova, Cemal Atalay
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği

ÖZET

Postmenopozal dönemde rahim içi araçların bırakılması nadir bir postmenopozal kanama nedenidir. Altmış altı yaşındaki hasta Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekoloji Polikliniğine postmenopozal kanama yakınması ile başvurdu. Ultrasonografik değerlendirilmede 29 yıldır bulunan rahim içi araç tespit edildi ve rahim içi aracın çıkartılmasını takiben kanama yakınması düzeldi. Olgu sunumunu yaptığımız vaka göstermektedir ki, unutulmuş rahil içi araçlar postmenopozal kanamanın nadir bir nedeni olarak karşımıza çıkabilmektedir ve postmenopozal kanamanın araştırılmasında pelvik ultrasonografinin yeri önemlidir.

Anahtar kelimeler: rahim içi araç, postmenopozal kanama, TV-USG

 

İKSST Derg 6(2):101-105, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.101

Olgu Sunumu
Altı Yaşında Kız Çocukta Fonksiyonel Kabızlığa Bağlı Akut İdrar Retansiyonu: Olgu Sunumu
Ozan Efesoy *, Aysun Savaş **, Erdal Çakmak ***, Erim Erdem ****
* Develi Hatice Muammer Kocatürk Devlet Hastanesi, Üroloji Kliniği, ** Yahyalı Devlet Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, *** Özel Sevgi Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, **** Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı

ÖZET

Kabızlık çocuk hekimlerinin oldukça sık karşılaştığı sorunlardan biridir. Çocuk hekimlerine başvuruların %3’ünün, çocuk gastroenteroloji konsültasyonlarının ise %25’inin nedeni kabızlıktır. Kabızlığın başlıca komplikasyonları dışkı kaçırma, müzmin karın ağrısı ve üriner semptomlardır. Çocuk ürolojisinin acillerinden biri olan akut idrar retansiyonunun fonksiyonel kabızlığa bağlı olarak gelişmesi klinik pratikte çok ender görülen bir durumdur. Bu makalede fonksiyonel kabızlığa bağlı akut idrar retansiyonu gelişen 6 yaşındaki kız çocuk olgusu sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: çocuk, fonksiyonel kabızlık; idrar retansiyonu

 

İKSST Derg 6(2):106-108, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.106

Olgu Sunumu 
Atipik Yerleşimli Herpes Zoster Enfeksiyonu: Bir Olgu Sunumu
Kamuran Karaman*, Hatice Tuba Akbayram**, Mesut Garipardıç*
* Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakultesi, Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı
** Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği Anabilim Dalı

ÖZET

Herpes zoster, dorsal kök ganglionunda latent olarak kalan Varicella zoster virüs’ün (VZV) reaktivasyonu sonucunda gelişen, sıklıkla torasik, servikal, oftalmik ve lumbosakral bölgeleri tutan veziküler döküntü ile karakterize bir hastalıktır. On dört yaşında akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı ile takip edilen kız hasta sağ uyluk dış yüzünde ağrı, kızarıklık, şişlik, kabarcıklar ve ateş yakınmaları ile başvurdu. Fizik muayenesinde duyusal sinirin dermatom sahasına uygun olarak sağ uyluk dış yüzünde gruplar oluşturmuş veziküler döküntüleri mevcuttu. Laboratuvar incelemelerinde VZV IgG pozitif olarak saptandı. Bu olgumuzda, VZV enfeksiyonun nadir atipik prezentasyon şeklinde de karşımıza çıkabileceğini anımsatmayı amaçladık.

Anahtar kelimeler: lösemi, herpes zoster, hematolojik kanser

 

İKSST Derg 6(2):109-112, 2014
doi:10.5222/iksst.2014.109
Olgu Sunumu 
Pulmoner Arterden Kaynaklanan Sol Koroner Arter Anomalisi
Murat Çiftel, Halil Ertuğ
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Kardiyolojisi Anabilim Dalı
ÖZET

Pulmoner arterden kaynaklanan sol koroner arter anomalisi (ALCAPA) nadir fakat ciddi bir doğumsal kalp defektidir. Konjenital kalp hastalıklarının % 0.25-0.50’ sini oluşturur. İlk olarak 1866 yılında tanımlanmıştır. 1933 yılında ise Bland ve ark. tarafından ilk klinik tanımlama yapılmıştır. Olguların çoğu ilk bir yıl içinde üfürüm duyulması veya konjestif kalp yetmezliği bulgularının varlığı ile tanı alır. Cerrahi olarak düzeltilmediğinde mortalitesi yüksektir. Tanının konulması cerrahi tedavi endikasyonudur. Modern cerrahide amaç iki ayrı koroner sistemi oluşturmaktır. Bunun için günümüzde en sık kullanılan cerrahi yöntem reimplantasyondur. Bu makalede direkt reimplantasyon cerrahi yöntemi tedavi edilen bir olgu sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: ALCAPA, koroner arter anomalisi, arteriyovenöz fistül

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2006

2005

2004

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın