Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi Ocak 2003


Çocuk Cerrahisi Dergisi Ocak 2003

www.tccd.org.tr
    
Yazdığımız dil 17(1):6-11, 2003
Serdar SANDER
 
 
ÖZET
 
     Amaç: Dergimizin yazılarındaki dil kirlenmesi oranının belirlenmesi ve sorunun nedenleri üzerinde tartışılmasıdır. 
Yöntem: Pediatrik Cerrahi dergisi'nin 1987-2001 arasında yayımlanmış olan 15 cildi (33 dergi) incelenerek başlıklar, özetler, anahtar sözcükler ve yazılarda bulunan toplam ve yabancı sözcükler tek tek sayıldı. Dergilerdeki tüm yazı başlıkları ve anahtar sözcükler değerlendirildi. 15 ciltten İngilizcesi Türkçesinin aynısı olan 15 özet seçildi. Yazılar ise sindirim sistemi, tümörkitleler, idrar yolları-cinsel organlar, deneysel çalışmalar ve göğüs hastalıkları şeklinde beş ana konuda toplandı; her ciltte her ana konudan birer yazı bulunmadığından amaçlanan 75 yerine 69 yazı seçilerek incelendi. 
Bulgular: Değerlendirilen 302 yazı başlığındaki 1896 sözcüğün 890'ı (% 47) yabancı sözcüktü ve bunların 284'ü (% 15) Türkçe'de tam karşılıkları bulunduğu halde kullanılmıştı. Yalnız 18 (% 6) başlıkta hiç yabancı sözcük yoktu. Seçilen 15 Türkçe özette 1458, 15 İngilizce özette ise 1353 sözcük vardı ve Türkçe özetlerdeki 415 (% 28) sözcük İngilizceleri ile aynı idi. 15 ciltteki 269 yazıda 1337 Türkçe, 1336 İngilizce anahtar sözcük sayıldı ve bunların 832'sinin (% 62) Türkçesi ile İngilizce'lerinin aynı olduğu belirlendi. Değerlendirilen 69 yazıdaki yabancı sözcük oranının % 30'u aştığı saptandı. 
Sonuç: Anadilimize yabancı sözcük girişi istila boyutuna gelmiş olup bunu görmek için sokakta yürümek yeterlidir. Dergimizdeki yazılarda yapılan bu basit taramada kullandığımız her dört sözcükten birinin yabancı olduğu ortaya çıkmıştır. Bir bilim dalındaki kavramları ancak o dalda uğraş veren kişilerin tam olarak kavrayabileceği açıktır. Bizlere düşen görev, alanımızdaki kavramlara Türkçe karşılıklar aramak ve ilk adım olarak yazılarımızda bilimsel içerik kadar anadilimize karşı dilsel sorumluluğumuzun da bulunduğunu kabul ederek gereksiz yabancı söz-cüklerden kaçınmaktır. 
Anahtar kelimeler: Türkçe, dil kirlenmesi, dil yozlaşması, anadili, yabancı dil

 

Çocuklarda topikal lidokain-prilokain kremle (EMLA) intravenöz kanülasyona oral midazolam premedikasyonunun etkisi 17(1):12-16, 2003
Elif BOMBACI, Osman EKİNCİ, Onur CANPOLAT, Serhan ÇOLAKOĞLU, Neşe AYDIN
 
ÖZET
 
       Amaç: Midazolam premedikasyonu ve EMLA krem (Eutectic Mixture of Local Anesthetics; Astra USA, Westborough, MA) topikal anestezisi çocukların invaziv girişimlerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada farklı yaş grubu çocuklarda oral midazolam premedikasyonunun EMLA kremle yapılan intravenöz kanülasyonlarda işleme bir kolaylık sağlayıp sağlamadığı araştırıldı. 
Yöntem: Elektif şartlarda ameliyat edilecek 1-12 yaş arası ASA I-II fizik durumda 62 çocuk, kurum ve aile onayı ile çalışmaya alınarak dört gruba ayrıldı: A1 grubu (1-5 yaş, EMLA n=14), A2 grubu (1-5 yaş, EMLA+midazolam n=15), B1grubu (6-12 yaş, EMLA n=17) ve B2 grubu (6-12 yaş, EMLA+midazolam n=16). Tüm çocukların el sırtına operasyondan bir saat önce EMLA krem sürülüp tegaderm ile kapatıldı, yapılacak işlem çocuğa ve aileye anlatıldı. Ayrıca A2 ve B2 gruplarına operasyondan 30 dakika önce midazolam 0.5 mg/kg oral verildi. 22G kanül ile damar yolu açılırken elini vermeye tepki(EVT) ve enjeksiyonda el çekme (EEÇ); 0=yok, 1=az, 2=şiddetli olarak, enjeksiyon ağrısı ise yüz skalası ve ağrı gözlem skalası (1-5 arası puanlama) puanlandırıldı. 
Bulgular: Korku ve endişenin değerlendirilmesinde kullanılan EVT puan ortalaması A1 grubunda diğer tüm gruplara göre anlamlı olarak yüksek bulunurken (p<0.05), diğer üç grup arasında fark tespit edilmedi. EMLA kremin etkinliğini değerlendiren EEÇ ve OPS puan ortalamasında ise gruplar arasında fark bulunmadı (p>0.05). A1 grubunda elini vermeye tepki diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksek bulunurken enjeksiyonda el çekme değerlendirmesinde gruplar arası fark yoktu. 
Sonuç: Büyük yaş grubu çocuklarda preoperatif bilgilendirme ve EMLA krem uygulamasının intravenöz kanülasyon gibi küçük invaziv girişimlerde yeterli konforu sağladığı, ancak daha küçük yaş gruplarında midazolam ile yapılan sedasyon desteğinin daha uygun olacağı kanaatine varıldı. 
Anahtar kelimeler: Midazolam, EMLA krem, premedikasyon, çocuk

 

İnguinal herni tamirlerinde ameliyat öncesi ve sonrası uygulanan lidokain infiltrasyonunun ameliyat sonrası ağrı üzerine etkisi 17(1):17-20, 2003
Abdurrahman ÖNEN, Alper KARARMAZ, Ahmet Nadir TOSYALI, Selçuk OTÇU, Hayrettin ÖZTÜRK, Ali İhsan DOKUCU, Mete KAYA
 
ÖZET
 
       Amaç: İnguinal herni tamirlerinde ameliyat öncesi ve sonrası uygulanan lidokain infiltrasyonunun ameliyat sonrası ağrı üzerine etkisini karşılaştırmak. 
Yöntem: İnguinal herni tanısıyla ameliyat edilen 2-9 yaşlarında, 81 çocuk prospektif olarak değerlendirildi. Hastalar üç gruba ayrıldı: kontrol grubuna (n=20) sadece herniyektomi yapıldı. Preinsizyonel gruba (n=35) insizyondan 5 dk önce, postinsizyonel gruba (n=26) ise herniyektomi sonrası insizyon bölgesine 5 mg/kg lidokain % 1 infiltre edildi. Olguların ağrı şiddeti 4 kademeli ağrı skoru ile değerlendirildi. 
Bulgular: Olguların 69'u erkek, 12'si kız idi. Olguların 36'sında herni sağ kasıkta, 31'inde sol ve 14'sında bilateraldi. Ortalama yaş, kontrol grubunda 3.6±1.9 yıl, preinsizyonel grupta 4.3±2.01 yıl ve postinsizyonel grupta 3.3±1.6 yıldı. Postoperatif ağrı skoru ortalamaları preinsizyonel grupta 0.65±0.75, postinsizyonel grupta 0.80±0.87 ve kontrol grubunda 1.7±0.78 idi. Preinsizyonel ve postinsizyonel gruplar arasında anlamlı farklılık yokken kontrol grubundaki olguların ağrı skorları anlamlı düzeyde yüksekti (p<0.001). [s1][s2] İlk ağrı kesici kullanma zamanı, preinsizyonel grupta 128.4±46.08 dk, post-insizyonel grupta 83.6±29.88 dk ve kontrol grubunda 27.2±14.9 dk olup, bu süre preinsizyonel grupta diğer iki gruba göre anlamlı ölçüde uzundu (p<0.001). 
Sonuç: Ek araç ve deneyim gerektirmeyen peroperatif lokal lidokain infiltrasyonu, herniyektomi sonrası görülen ağrıyı azaltmada etkili, güvenli ve uygulanması kolay bir yöntem gibi görünmektedir. Ayrıca, lidokainin ameliyat öncesi infiltrasyonu ile daha uzun bir postoperatif ağrısız dönem sağlanmaktadır. 
Anahtar kelimeler: Herni, tamir, çocuk, ağrı, lidokain

 

Çocuklarda akciğer kist hidatiğinin albendazol ile tedavisi 17(1):21-25, 2003
İrfan KARACA, Haluk CEYLAN, Deniz SÜZEK, Aykut ÖZDAMAR, Başak UÇAN, Münevver HOŞGÖR
 
ÖZET
 
     Amaç: Çalışmada, çocuklarda sık karşılaşılan bir sağlık sorunu olan akciğer kist hidatiğinde albendazol ile yapılan tıbbi tedavinin sonuçları değerlendirilmiştir. 
Yöntem: Ocak 1995-Nisan 2001 arasında kliniğimizde albendazol ile tedavi edilen ardışık 22 akciğer kist hidatiği olgusu ileriye dönük incelendi. Olgularda ağızdan günde 10 mg/kg albendazol iki eşit doza bölünmüş olarak, tedavi süresince aralıksız uygulandı. Erken ve geç dönem izlem sonuçları kaydedildi. 
Bulgular: Albendazol tedavisi 2 ay ile 18 ay arasında sürdü (ortalama 5.3±4.1). Radyolojik iyileşme 20 olguda gözlendi, 2 hastada kist boyutlarında küçülme saptandı. Hasta yaşı, kistin büyüklüğü ve sayısının tedavi süresi üzerine etkisi olmadı. Albendazole bağlı komplikasyon gelişmedi. Hastaların izlem süresi 2 ay ile 6.5 yıl arasında değişiyordu. Geç dönemde yeni kist gelişmedi. 
Sonuç: Çocukluk çağı akciğer kist hidatikleri albendazol ile başarıyla tedavi edilebilir. 
Anahtar kelimeler: Kist hidatik, akciğer, albendazol, tedavi

 

Çocuklarda Malone antegrad kolon lavmanı 17(1):26-29, 2003
Coşkun ÖZCAN, Murat Sabri YILMAZ, Orkan ERGÜN, Ahmet ÇELİK, Ali AVANOĞLU, İbrahim ULMAN
 
ÖZET
 
      Amaç: Spina bifida, yüksek tip anorektal malformasyon, kloaka anomalisi, yaralanma gibi nedenlerle oluşan dışkı inkontinansı, tıbbi sorunların yanı sıra oluşturduğu ruhsal sorunlarla da önemlidir. Dışkı kontinansını sağlamak için Malone'nin tanımladığı ters appendikoçekostomi (Malone Antegrade Colonic Enema: MACE) rektal yıka-malarla kontinans sağlanması çabalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Çalışmamızda MACE uygulanan hasta grubumuzun sonuçları irdelenmiştir. 
Yöntem: Kliniğimizde 1995-2002 yılları arasında MACE uygulanan 16 olgunun kayıtları geriye dönük olarak incelenmiştir. Olguların ameliyat sırasındaki yaş ortalaması 9'dur (5-13). Ondört olguda appendiks ve 2 olguda ise daha önce appendektomi yapıldığı için çekal tüp stoma olarak kullanılmıştır. Olguların 7'sinde aynı seansta Mit-rofanoff kanalı ile üriner diversiyon yapılmış ve bu işlem-de 5 olguda appendiks ikiye bölünerek proksimali MACE için kullanılmıştır. Deri düzeyinde stoma oluşturulmasında VQZ-flep tekniği kullanılmıştır. 
Bulgular: Ortalama izlem süresi 17.3 (2-57) aydır. Olgu-ların tümü günde bir kez antegrad lavman uygulamakta ve tamamı bir ile iki gün arasında kontinan kalmaktadırlar. Ameliyat sonrası izlemlerinde 3 olguda stomada daralma ve 2 olguda appendiksde kateterizasyon sırasında delinme gelişmiştir. 
Sonuç: Dışkı inkontinansı olan çocuklarda MACE ile el-de edilen sonuçlar yüz güldürücüdür. Bu nedenle bu hastalarda etkili ve güvenilir bir yöntem olarak kullanılabilir. 
Anahtar kelimeler: Dışkı inkontinansı, antegrad kolon lavmanı

 

Meckel divertikülü: Sıklık ve çocukluk çağındaki komplikasyonlar 17(1):30-34, 2003
Cüneyt GÜNŞAR, Haluk CEYLAN, Necdet MUNİS, İrfan KARACA, Erol MİR
 
ÖZET
 

    Amaç: Meckel divertikülü mide-bağırsak sisteminin en sık doğumsal bozukluğudur. Çocuklukta divertikül ile ilgili pek çok sorun gelişebilir. Çalışmanın amacı toplumumuzda Meckel divertikülü sıklığını ve ona bağlı gelişen komplikasyonların özelliklerini araştırmaktır. 
Yöntem: 1990-1996 arasında Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniğinde yapılan bir araştırma ile 1685 karın ameliyatına ait veriler incelenmiştir. Meckel divertikülü saptanan hastalar belirtili ve belirtisiz olmak üzere iki kümede sınıflandırılmıştır. Değerlendirilen parametreler yaş, cinsiyet, klinik bulgular, eşlik eden anomaliler, divertikülün neden olduğu klinik tablolar, ektopik mukoza oranları, cerrahi tedaviler ve komplikasyonlardır. 
Bulgular: Meckel divertikülü saptanan 60 olgudan 25'i belirtisiz, 35'i ise belirtili olarak sınıflandırılmıştır. Olguların yaş ortalaması 4.7'dir. Sıklık % 1.51 hesaplanmıştır. Erkek:kız oranı belirtili ve belirtisiz kümeler için sırasıyla 2.5/1 ve 2.6/1'dir. Kusma ve karın ağrısı gibi birincil belirtilerin eşlik ettiği bağırsak tıkanıklığı (18 olgu) belirtili olgularda en sık rastlanan komplikasyondur. Belirtisiz kümede 15 olguda, belirtili kümede ise tüm olgularda divertiküller çıkarılmıştır. Ektopik mukoza bulunma oranı belirtisiz küme için % 26, belirtili küme için ise % 51'dir. Komplikasyon oranı belirtili kümede % 16'dır. 
Sonuç: Meckel divertikülü çocukluk çağında sıklıkla bağırsak tıkanıklığı tablosuyla karşımıza çıkan, yaşamı tehdit edici komplikasyonlara neden olabilen ve bu nedenle akut karın nedeniyle ameliyat edilen ve appendiksi normal bulunan çocuklarda mutlaka araştırılması gereken bir doğumsal bozukluktur. 
Anahtar kelimeler: Meckel divertikülü, sıklık, komplikasyonlar, çocuk 

 

İntestinal iskemik önkoşullamanın barsak histopatolojisi ve bakteriyel translokasyona etkisi 17(1):35-40, 2003
Dinçer AVLAN, Selim AKSÖYEK, Ali NAYCI, İsmail CİNEL, Candan ÖZTÜRK, Leyla CİNEL, Uğur ORAL
 
ÖZET
 
        Amaç: İskemik ön koşullama ilk defa kalpte tanımlanan ve son zamanlarda barsakta da etkisi saptanan bir fenomendir. Bu çalışmanın amacı intestinal iskemik ön koşullamanın barsak morfolojisi ve bakteriyel translokasyona etkisini ve bu etkinin nitrik oksit yolağı ile ilişkisini belirlemektir. 
Yöntem: Ağırlıkları 250-300 gr. olan 24 adet Wistar-Albino rat üç gruba ayrıldı. Kontrol grubuna (n=8) laparotomi yapıldı. I/R (n=8) grubuna laparotomi yapıldı ve süperior mezenterik arter 30 dk. klempe edildi. İskemik ön koşullama grubunda (n=8) 10 dk.süre ile iskemi ve 10 dk. reperfüzyonu takiben 30 dk. iskemi uygulandı. 24 saat sonra tüm hayvanlardan intestinal hasarı ve bakteriyel tanslokasyonu değerlendirmek için steril şartlarda doku ve kan örnekleri alındı. 
Bulgular: I/R grubunda izole edilen bakteri insidensi diğer gruplardan anlamlı olarak yüksek saptandı (p<0.05). İskemik ön koşullama, I/R nun yolaçtığı intestinal hasarı ve BT'nu anlamlı şekilde azalttı (p<0.05). I/R grubunda ileal örneklerde iNOS expresyonunun arttığı, iskemik ön koşullama ile bunun önlendiği saptandı. 
Sonuç: Intestinal I/R da artan iNOS aktivasyonu ve bakteriyel translokasyonun azalmasında iskemik ön koşullamanın anahtar rolü olduğunu göstermektedir. İntestinal iskemik önkoşullamanın sepsisten multi-organ yetmezliğine kadar giden kaskatta intestinal hasarı ve bakteriyel translokasyonu bloke ederek rol alabileceği bu çalışma ile gösterilmiştir. 
Anahtar kelimeler: İskemi-Reperfüzyon, barsak hasarı, nitrik oksit, iNOS, multi organ yetmezliği

 

Üretrovaginal fistüllerde Martius onarımı 17(1):41-44, 2003
Didem BASKIN, Soner TATLIDEDE, Semra HACIKERİM KARŞIDAĞ
 
ÖZET
 
         Amaç: Üretrovajinal fistüller özellikle çocukluk çağında onarımı güç olan bozukluklardır ve tedavi seçenekleri sınırlıdır. Martius flebi, labia majorların altından iç pudental arter sapı ile beslenen labial yağ yastığı flebidir. Bu flebin üretra ve vagina arasına getirilmesi ile, kanlanması iyi olan bir destek doku sağlanmaktadır. Aşağıda bu ona-rım yönteminin kullanıldığı iki çocuk olgu sunulmuştur. 
Yöntem: Hastalar, ameliyat öncesinde üç hafta dokuları güçlendirmek için topikal östriol ve astiakozid kullan-dılar. Martius onarımı tek taraflı Martius flebi kullanılarak yapıldı. Üretra ve mesane kateterleri takıldı. Üretral kateter ameliyat sonrası 14. günde, mesane kateteri 21. günde çekildi. Ameliyat sonrası 14. günde oksibütinin HCl başlandı. 
Bulgular: Altı yaşındaki birinci olgumuzda, 18 aylıkken geçirdiği lipomeningosel onarımı sırasında takılan üretral katetere bağlı mesane boynuna kadar uzanan üretro-vaginal fistül vardı ve önceki üç onarım girişimi başarısız olmuştu. 
Beş yaşındaki ikinci olgumuzda ise, persistan kloaka nedeniyle posterosagittal anorektovaginoüretroplasti yapılmış, ancak üretrovaginal fistül gelişmişti. Her iki hastada da üriner inkontinans vardı. 
Ameliyattan üç ay sonra yapılan muayene ve sistoskopide her iki hastada üretrovaginal fistülün tamamen kapandığı görüldü. Ürodinamik çalışmalarda işlevsel iyileşme saptandı. 
Sonuç: Martius onarımı, hastalarımızın üretrovaginal fistüllerini onarmakta başarılı olmuş, kolay uygulanmış, verici bölgede şekil bozukluğuna neden olmamıştır. Hazırlanan flebin boyutları fistüllerin geniş olmalarına karşın onarılmalarını sağlayabilmiştir. 
Anahtar kelimeler: Martius onarımı, üretrovaginal fistül, persistan kloaka

 

Dorsal inkomplet üretral duplikasyon: Olgu sunumu 17(1):45-46, 2003
Zeliha URAL, Ahmet ÇELİK, İbrahim ULMAN, Ali AVANOĞLU, Acun GÖKDEMİR
 
ÖZET
 
         Serebelloparenkimal hastalık tip IV, Joubert- Boltshauser sendromu veya serebellookulorenal sendrom tip I olarak da isimlendirilen Joubert sendromu kinik olarak düzensiz solunum, ataksi, okulomotor anormallikler, gelişme geriliği, hipotoni, optik kolobom, kistik-displastik böbrek, karaciğer nekrozu, dilde hamartom ve polidaktili ile karakterizedir. Beyin görüntülemelerindeki serebellar vermis hipoplazisi ve beyin sapında molar diş görüntüsü ile teşhis edilmektedir. Bu vaka sunumunda Joubert sendromlu 26 aylık erkek çocuğunun klinik ve beyin görüntülemesindeki özellikler sunulmuştur. 
Anahtar kelimeler: Joubert sendromu, molar diş görünümü, serebellar vermis hipoplazisi

 

Çocuk Dergisi 6(4):284-286, 2006 
Karbonmonoksit Zehirlenmesinin Geç Nörolojik Bulguları: Bir Vaka Sunumu
Nilüfer ELDEŞ, Gonca ÜSTÜNDAĞ, Ebru KUTSAL, Cumhur AYDEMİR, Tunç TUNCER,Emine AMİROVA
 
ÖZET
 
      Üretral duplikasyon değişik anatomik varyasyonların olduğu nadir bir konjenital anomalidir. Dorsal üretral duplikasyon normal yerleşimli bir meatusun yanısıra penisin dorsalinde yerleşen ikinci bir meatusun varlığı ile karakterizedir ve klinik yansıması duplikasyonun komplet ya da inkomplet olmasına göre değişir. Bu makalede dorsal inkomplet üretral duplikasyonlu bir olgu sunulmaktadır. 
Anahtar kelimeler: Üretral duplikasyon, aksesuar üretra

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın