Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi Haziran 2003


Çocuk Cerrahisi Dergisi Haziran 2003

www.tccd.org.tr
    
Çocukluk çağı akciğer apsesi olgularının tedavisi (17(2):53-57, 2003)
İrfan KARACA, Münevver HOŞGÖR, Haluk CEYLAN, Koray TOPÇU, Günyüz TEMİR, Başak UÇAN
 
ÖZET
 
     Amaç: Çocukluk çağının nadir bir hastalığı olan akciğer apsesindeki tedavi yaklaşımlarımız ve sonuçları geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. 
Yöntem: Mart 1998 ve Mayıs 2001 arasında tedavi edilen akciğer apsesi olgularının dosyaları incelendi. Olgularda öncelikle damar içi antibiyotik tedavisi ve solunum fizyo-terapisi uygulandı. Ampiyem gözlenen hastalarda tüp to-rakostomi, tıbbi tedaviye yanıt alınamayan olgularda to-rakotomi yapıldı. Hastalar tedaviden 6 ay sonra klinik ve radyolojik olarak değerlendirildi. 
Bulgular: On üç olgu akciğer apsesi nedeniyle tedavi edildi. Sekiz hastada tıbbi tedaviyle iyileşme sağlandı. Ampiyem gelişen 3 olguda tüp torakostomi uygulandı. Tıbbi tedaviye yanıt alınamayan 2 olgudan birinde kama şeklinde (wedge) rezeksiyon diğerinde drenaj ve dekorti-kasyon yapıldı. Altıncı ay sonunda yapılan klinik ve rad-yolojik kontrollerde bütün hastalarda sekelsiz iyileşme saptandı. 
Sonuç: Çocuk akciğer apsesi olgularında tıbbi tedaviye iyi yanıt alınmıştır. Cerrahi girişim ancak uygun antibi-yotik tedavisi ve solunum fizyoterapisine yanıt vermeyen olgularda uygulanmalıdır. 
Anahtar kelimeler: Akciğer apsesi, çocuk, tedavi

 

Çocuklarda torakoskopik girişimler (17(2):58-62, 2003)
Coşkun ÖZCAN, Orkan ERGÜN, Ahmet Çelik, Güliz ERGÜN, Ata ERDENER
 
ÖZET
 
       Önbilgi/amaç: Minimal invaziv cerrahi tekniklerin gelişmesi ile torakoskopik girişimler çocuklarda artan sıklıkta uygulanmaya başlamıştır. Kliniğimizde bu yöntemle tedavi edilen hastalar işlemin etkinliği ve komplikasyonları yönünden değerlendirilmiştir. 
Yöntem: Kliniğimizde iki yıl içinde 23 hastaya 24 torakoskopik girişim (17 sağ, 7 sol) uygulandı. Hastaların yaş ortalamaları 5 (7 ay-14 yıl) yıldı. İşlem uygulanan tarafta akciğeri söndürmek için kullanılan teknikler; karşı taraf ana bronşunun selektif entübasyonu, işlem uygulanan ta-rafta ana bronşun Fogarty balonu ile kapatılması veya plevral boşluğa 5-8 mmHg basınçlı CO2 verilmesiydi. Kullanılan port sayısı işleme göre 2-4 arasında değişti. İki hastada 10 mm, diğer hastalarda 5 mm çapında teleskop kullanıldı. İşlem sonrası 4 hastada iki, diğer hastalarda ise bir toraks tüpü plevral boşluğa yerleştirildi. 
Bulgular: Torakoskopi ile 14 ampiyem debridmanı, 1 bronkoplevral fistül ligasyonu, 4 parenkim biyopsisi, 1 travma eksplorasyonu, 2 mediastinal lenf bezi eksizyonu, 1 akciğer kisti eksizyonu ve 1 Heller özofagomyotomi gerçekleştirildi. Ortalama operasyon süresi 2.8 (0.5-6) saatti. Sadece 1 olguda (mediastinal lenfadenopati) kanama nedeni ile açık cerrahiye geçidi. Komplikasyon olarak 5 hastada işlem sonrası (4 ampiyem debridmanı, 1 parenkim biopsisi) bronkoplevral fistül gelişti ve uzun süre toraks tüpü ile drenaja gereksinim oldu (ortalama: 17, 11-21 gün). Bu hastalardan üçü konservatif tedavi ile iyileşirken, birinde torakotomi ile fistülün cerrahi olarak kapatılması gerekti, bir hastaya ise ikinci kez torakoskopi ve fistül ligasyonu uygulandı. Diğer 18 hastada ise operasyondan ortalama 3.8 (1-12) gün sonra toraks tüpleri çekildi. 
Sonuç: Torakoskopik cerrahi çocuklarda etkin ve güvenli bir şekilde uygulanabilir. Ancak, parenkim hasarının ağır olduğu olgularda, bronkoplevral fistül gelişimi girişim sonrası tüp torakostomi süresinin uzamasına neden olmaktadır. 
Anahtar kelimeler: Torakoskopik cerrahi, çocuk

 

Yenidoğanın doğumsal cerrahi akciğer bozuklukları: 5 yıllık klinik deneyim (17(2):63-66, 2003)
Zekeriya İLÇE, Sinan CELAYİR, Fatih AKOVA, Gonca Topuzlu TEKANT, Haluk EMİR, Nüvit SARIMURAT, Ergun ERDOĞAN, Daver YEKER
 
ÖZET
 
       Önbilgi/amaç: Akciğerin doğumsal cerrahi bozuklukları nadirdir ve çoğu kez geç tanındıkları için ölümcül olabilmekte, zamanında tanındıklarında ise sonucu başarılı cerrahi belirlemektedir. Bu çalışmanın amacı yenidoğan döneminde cerrahi doğumsal akciğer bozukluğu nedeniyle ameliyat edilen olguları geriye dönük olarak irdelemek ve sonuçlarını tartışmaktır. 
Yöntem: Kliniğimizde 1996-2001 içinde yatırılarak izlem ve tedavisi yapılan 18 olgu (12 erkek, 6 kız); yaş, cins, kilo, başvuru yakınması, tanı, uygulanan cerrahi işlem, tanı yöntemleri, mortalite açısından geriye dönük irdelendi. Tanı yöntemi olarak hastanın öyküsü ve muayenesi temel alınarak akciğer filimi, bilgisayarlı tomografi, akciğer ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi, bronkoskopi, eşlik eden bozuklukların ayırıcı tanısı için ekokardiyografi ve karın ultrasonografisi kullanıldı. 
Bulgular: Değerlendirilen olguların 12'si erkek 6'sı kız idi. Başvuru yaşı ortalama: 24.2 gün (1-45), ortalama ağırlık: 4800 gr (2850-5670) idi. Olguların tamamı solunum sistemi yakınmaları ile başvurdu. Değerlendirmeye alınan olgular doğumsal lober amfizem (n=8), kistik adenomatoid malformasyon (n=4), akciğer sekestrasyonu (n=2), akciğer atelektazisi (n=2), basit akciğer kisti (n=1), kistik akciğer içi lenfanjiomatozis (n=1) idi. Olgu-lara cerrahi işlem olarak lobektomi (n=9), pnomonektomi (n=4), segmentektomi (n=3), kist çıkarılması (n=1) ve kit-le çıkarılması (n=1) uygulanmıştır. Olgulardan birine ön-ce sol üst daha sonra ikinci ameliyatla sol alt lobektomi yapılmak zorunda kalınmıştır. Kliniğimizde yenidoğan döneminde başvurarak doğumsal akciğer bozukluğu ne-deniyle izlem ve tedavisi yapılan olguların 3'ü (% 16.6) kaybedildi. Olguların 7'sine ventilatör desteği gerekti. Sadece bir olguda uzun süreli ventilatör tedavisi gerekti.. 
Sonuç: Tanı yöntemlerindeki gelişmeler, cerrahi teknik ve deneyimin artışı, ameliyat sonrası bakım olanaklarını dü-zelmesi ve mekanik ventilatör uygulamalarının devreye girişi cerrahi duğumsal akciğer bozukluklarının yenidoğan döneminde başarı ile tedavi edilme olanağı sağlamıştır. 
Anahtar kelimeler: Doğumsal, akciğer, cerrahi, yenidoğan

 

Kasık fıtığında sıkışmanın önlenebilirliğinin değerlendirilmesi (17(2):67-69, 2003
Musa ABEŞ, Haluk SARIHAN
 
ÖZET
 
     Önbilgi/amaç: Kasık fıtığı (KF) olguları % 5-18 sıklıkta sıkışmaktadır. Elle içeri itilemeyen sıkışmış KF olguları acil ameliyata alınmakta ve bu duruma yüksek oranda ameliyat sonrası komplikasyon eşlik edebilmektedir. Bu çalışmada KF'de sıkışmanın önlenebilirliği araştırıldı. 
Yöntem: Kliniğimizde Ocak 1992 ve Aralık 2001 arasında KF onarımı yapılan 816 olgudan sıkışma olan 75 olgunun kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Olgular cinsiyet, yaş, tanı, fıtığın saptanmasıyla sıkışma arasında geçen süre, elle içeri itme, acil ameliyata alınma oranı, hastanede kalış süresi ve komplikasyonlar açısında değerlendirildi. 
Bulgular: Olgulardan 33'ünün (% 44) yaşı altı ayın altındaydı. KF 70 olguda (% 93.3) sıkışmadan önce biliniyordu. Bu olgulardan 63'ünün KF'leri aileleri tarafından farkedildiği halde çocuk cerrahına götürülmemişti. Yedi olguya ise ameliyat için randevu verilmişti. Sıkışmış KF 66 olguda (% 88) sedasyondan sonra elle içeri itildi. Olguların birinde nüks gelişti. Dokuz olguda (% 12) elle itme başarılı olmadı. Bu olguların beşinde (% 55) komplikasyon görüldü. Bir olguda ince bağırsak delinmesi, 1 olguda apendikste nekroz, 2 olguda testiste nekroz, 1 olguda da nüks gelişti. 
Sonuç: Sıkışmış KF'nin büyük oranda önlenebilir olduğunu düşünüyoruz. Bunda ailelerin ve çocuk cerrahlarının büyük rolü bulunmaktadır. KF saptandıktan sonra mümkün olan en kısa sürede onarılırsa sıkışmaya bağlı yüksek morbidite önemli derecede azaltılabilir. 
Anahtar kelimeler: Kasık fıtığı, erken cerrahi, sıkışma

 

Çamaşır suyu içen çocuklarda yaklaşım nasıl olmalıdır? (17(2):70-73, 2003)
Orhan KOÇ, Ayşe KARAMAN, İbrahim KARAMAN, Derya ERDOĞAN, Y. Hakan ÇAVUŞOĞLU, Kemal ASLAN, Evşen TORAMAN, Adnan NARCI, Özden ÇAKMAK
 
ÖZET
 
      Amaç: Koroziv madde içilmesi çocuklarda sık karşılaşı-lan ev kazalarındandır. Ülkemizde ev temizliğinde sık kullanılan çamaşır suyu (ÇS), kaza sonucu çocuklar tarafından en sık içilen koroziv maddedir. Gerek klasik kitaplarda gerek literatürde ÇS içen çocuklara yaklaşımla ilgili ortak ve yeterli bir bilgi yoktur. Bu çalışmada, ÇS içen çocuklarda, yatırılarak özofagoskopi yapılması ile endoskopi yapılmadan ayaktan izlem şeklindeki iki farklı yaklaşımın sonuçları karşılaştırılmıştır. 
Yöntem: 1990-2002 arasında ÇS içme ile başvuran 90 hasta geriye dönük olarak incelendi. Grup 1 1990-1995 arasında rutin özofagoskopi yapılan 32 hastadan, grup 2 ise 1996-2002 arasında ayaktan izlenen 58 hastadan oluşuyordu. Grupların yaş, cinsiyet ve ÇS içmeyle ilgili verileri ve tedavi sonuçları değerlendirildi. 
Bulgular: Grup 1'deki olguların yaş ortalaması 2.9±2.1 yıl, grup 2'dekilerin 3.8±2.5 yıldı. İki grup arasında istatistiksel olarak fark bulunmadığından gruplar homojen olarak kabul edildi. Grup 1'de 32 hasta özofagoskopi ile değerlendirildi. Bunların 28'i normal bulundu, 3 hastada özofagusta hiperemi, bir hastada ise fibrinoid lezyon bu-lundu. Bu 4 olgunun izleminde darlık gelişimine rastlanmadı. Grup 2'deki 58 olgunun tümüne içimden 3 hafta sonrası için özofagogram planlandı. Bunların 46'sına özofagogram çekilebildi, tümü normal olarak değerlendirildi. 12 olgu izlemden kaçtı. Olgulara antibiyotik verilmedi, izlemlerinde herhangi bir komplikasyon gelişmedi. 
Sonuç: Çocuklarda kaza sonucu çamaşır suyu içilmesi selim bir klinik seyir gösterir. Literatürde çamaşır suyu içilmesine bağlı özofagusdarlığı gelişen olgular bildirilmiştir. Serimizde piyasada satılan çamaşır sularının içilmesine bağlı darlığa rastlanmamıştır. Ağır yutma güçlüğü veya önemli yaralanma bulguları yokluğunda hastaların yatırılarak izlenmesi, antibiyotik-steroid verilmesi ve endoskopi yapılmasının gerekli olmadığı kanısındayız. 
Anahtar kelimeler: Çamaşır suyu, çocuk, koroziv madde, özofagus, darlık

 

L-Arginin ve pentoksifilinin mide iskemi-reperfüzyonu uygulanan sıçanlarda mukoza engeli üzerindeki koruyucu etkileri (17(2):74-78, 2003
Abdurrahman ÖNEN, Zeki KANAY, Doğan KURT
 
ÖZET
 

    Amaç: Dışarıdan verilen L-Arginin (L-Arg) ve pentoksifilin (Ptx)'in sıçanlarda mideye uygulanan iskemi-reperfüzyon (İR) işleminde mukoza engeli üzerine etkilerini araştırmak. 
Yöntem: Çalışmada, 28 adet erişkin Wistar Albino cinsi erkek sıçan kullanıldı. Dört kümeye ayrılan sıçanlara ketamin hidroklorid ile anestezi uygulandı. Kontrol kümesine (n=7) sadece laparotomi uygulanırken diğer üç kümedeki sıçanlarda laparotomi sırasında çöliyak artere klemp uygulanarak 30 dk iskemi ve sonrasında 60 dk reperfüzyon uygulandı. İR kümesine (n=7) herhangi bir ilaç verilmedi. Ptx+İR kümesine (n=7) reperfüzyondan önce 50 mg/kg pentoksifilin uygulandı. L-Arg+İR kümesine (n=7) yine reperfüzyondan hemen önce 3 mg/kg/dk L-Arg verildi. Fizyopatolojik değerlendirmede; mukus miktarı Corne, fosfolipid miktarı Baur ve ülser indeksi makroskobik peteşiyal sayım yöntemi ile belirlendi. 
Bulgular: İR kümesinde mukus ve fosfolipid miktarı kontrol kümesine göre anlamlı düzeyde daha düşük bulundu (p<0.01). Ptx+İR ve L-Arg+İR kümelerinde fosfolipid miktarı İR kümesine göre anlamlı düzeyde daha yüksek iken (p<0.01), mukus miktarı açısından ilaç verilen kümeler ile İR kümesi arasında anlamlı fark yoktu (p>0.05). L-Arg+İR kümesinde fosfolipid miktarı Ptx+İR kümesine göre anlamlı derecede daha yüksek iken (p<0.01), mukus miktarı açısından bu iki küme arasında anlamlı fark bulunamadı (p>0.05). Ülser indeksi, İR kümesinde Ptx+İR ve L-Arg+İR kümelerinden anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05, p<0.01). 
Sonuç: Midede İR, hem mukus hem de fosfolipid miktarını önemli ölçüde azaltarak mukoza engelini bozmakta ve ülser indeksini arttırarak mide mukozasında belirgin harabiyet oluşturmaktadır. Dışarıdan verilen L-Arg ve Ptx, bu engel bozukluğunu ve mukoza hasarını azaltmaktadır. Burada L-Arg'in koruyucu etkisi Ptx'inkinden daha fazla gibi görünmektedir. 
Anahtar kelimeler: İskemi-reperfüzyon, mukus, fosfolipid, L-Arginin, pentoksifilin 

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın