Jaren Hemşirelik Akademik Araştırma Dergisi Sayı-2 2017

 http://www.jarengteah.org/

    
ORJINAL ARAŞTIRMA
1. Hemşirelik Öğrencilerinin Bütüncül Tamamlayıcı Ve Alternatif Tıbba Karşı Tutumları
Attitudes Of Nursing Students Toward Holistic Complemantary And Alternative Medicine
doi: 10.5222/jaren.2017.055 Sayfalar:55-59
Betül Aktaş

Amaç: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba karşı tutumlarını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, 2013 yılı 17 Ekim-28 Kasım tarihleri arasında bir üniversitenin sağlık yüksekokulunda yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini; 2013-2014 Eğitim Öğretim yılında sağlık yüksekokulu hemşirelik bölümünde öğrenim gören 337 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışmanın yapıldığı gün okulda olan 297 öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmemiştir. Evren örneklemi oluşturmuştur. Araştırmanın yürütülebilmesi için okul yönetiminden yazılı izin ve öğrencilerden sözlü onam alınmıştır. Veriler öğrencilere ait demografik özellikleri içeren dokuz sorudan oluşan tanıtıcı form ve Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin istatistik analizi SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde; sayı yüzde dağılımı, varyans analizi ve student t testi kullanılmıştır.

Bulgular: Hemşirelik Öğrencilerin Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği puan ortalaması 31.38 ±4.40 olarak tespit edilmiştir. Tutum puanlarının cinsiyete, sınıfa, anne ve babanın öğrenim durumuna, yaşanılan yere, kardeş sayısına, sosyoekonomik duruma ve alternatif ve tamamlayıcı tıp kullanma durumuna göre ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05).

Sonuç: Hemşirelik bölümünde okuyan öğrencilerin tamamlayıcı ve alternatif tıbba karşı tutumlarının pozitif ve orta düzeyde olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler:
 Hemşirelik öğrencisi, tamamlayıcı ve alternatif tıp, tutum, bütüncül sağlık

2. Hemşirelerde Kök Aileyle İlişkiler ve Karşılıklı Bağımlılık
Family of Origin Relations and Codependency in Nurses
doi: 10.5222/jaren.2017.060 Sayfalar:60-65
Halil İbrahim Ölçüm, Nuriye Büyükkayacı Duman

Amaç: Karşılıklı bağımlılık “işlevi bozuk ailelerden getirilen veya öğrenilen, kişinin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesi ve başkalarına aşırı odaklanmasıyla sonuçlanan bir davranış” şeklinde tanımlanmaktadır. Karşılıklı bağımlılığın, aile işlevselliğinin bozukluğuyla ilişkili olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerde kök aile ilişkilerinin karşılıklı bağımlılığa etkisini incelemektir.

Yöntem: Çalışmaya 232 olgu alındı. Olgulara Kök Aile İlişkileri Envanteri(KAİE) ve Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği(HKBÖ) uygulandı. Tüm istatistiksel analizler SPSS 22.0 kullanılarak yapıldı.

Bulgular: Araştırmaya katılan 232 olgunun yaş ortalaması 29,71 ± 8,76’ydı. Olguların %90,5’inin kadındı. Olguların KAİE puan ortalaması 12,75±3,64; HKBÖ puan ortalaması 67,35±12,72; bağımlı bakım alt ölçeği puan ortalaması 38,49±9,29; ifade eksikliği alt ölçeği puan ortalaması 28,85±5,61’idi. Olguların KAİE - HKBÖ toplam puanları arasında anlamlı (r=.153, p=.020), KAİE - HKBÖ ifade eksikliği alt ölçek puanları arasında ise ileri düzeyde anlamlı (r=.239, p=.000) pozitif yönlü bir ilişki saptandı. 

Sonuçlar: Bu çalışmada hemşirelerde sağlıksız kök aile ile ilişkilerin, karşılıklı bağımlılık ve ifade eksikliği düzeyinin yüksek olmasıyla ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Karşılıklı bağımlılık, hemşire, kök aile

3. Klimakterik Dönemindeki Kadınların Algıladıkları Sosyal Destek Düzeyi Ve Etkileyen Faktörler
Level Of Social Support Perceived By ClimactericWomen And Affecting Factors
doi: 10.5222/jaren.2017.066 Sayfalar:66-72
İffet Güler Kaya, Ergül Aslan, Derya Yüksel Koçak

Amaç: Klimakterik dönemdeki kadınların algıladıkları sosyal destek düzeyini ve etkileyen faktörleri belirlemektir. 

Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel nitelikte olan bu araştırmanın örneklemini 8 Ocak - 28 Şubat 2014 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin menopoz polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 101 kadın oluşturmuştur. Veri toplamada literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik ve obstetrik özelliklere ilişkin çok sorulu anket formu ve algılanan sosyal destek boyutunu ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPPS 23.0 Paket programı kullanılmıştır. 

Bulgular: Kadınların menopoza giriş yaş ortalaması 46.26 olup, çoğunluğunun 43-50 yaş aralığında (%61.4) menopoza girdiği ve %72.3’ünün 3 yıldan uzun süredir menopozda olduğu saptanmıştır. Kadınların çoğunluğu (%82.2) doğal yolla menopoza girmiştir. Kadınların ÇBASDÖ ortalama puanı 53.66±13.098 olup, orta düzeyde sosyal destek aldıkları belirlenmiştir. Aylık gelir 1000 TL’nin üstünde olan (p=0.012), çekirdek ailede yaşayan (p=0.0093), 3 yıldan daha kısa süredir menopozda olan (p=0.008), kronik hastalığı olan (p=0.013) ve menopoz sırasında psikolojik destek almayan (p=0.000) kadınların ailesinden sosyal destek algısı düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. 
Klimakterik dönemdeki kadınların eğitim düzeyi (p=0.037), aylık gelir miktarı (p=0.036) ve menopoza ilişkin bilgi alma (p=0.007) oranı arttıkça arkadaşlarından algılanan sosyal destek düzeyi artmaktadır. Ayrıca üç yıldan kısa süredir menopozda olan (p=0.008), kronik hastalığı bulunan (p=0.013) ve menopoz sırasında psikolojik destek almayan (p=0.000) kadınların, arkadaşlarından sosyal destek algısının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sosyal güvencesi olan klimakterik dönemdeki kadınların eş sosyal destek algı düzeyinin daha yüksek olduğu(p=0.014) belirlenmiştir. 

Sonuç: Çalışmada klimakterik dönemdeki kadınlar orta düzeyde sosyal destek algılamaktadır. Klimakterik dönemindeki kadınların eş, aile ve arkadaşlarından sosyal destek alma düzeyini artırmaya yönelik girişimlerin ve araştırmaların yürütülmesi önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Menopoz, sosyal destek, etkileyen faktörler

4. Yaşlıları Huzurevi Yaşamını Seçmeye Zorlayan Nedenlerin Belirlenmesi
Determınatıon Of The Causes That Force The Elders To Choose Nursıng Home Lıves
doi: 10.5222/jaren.2017.073  Sayfalar:73-82
Ümmühan Kılıç, Deniz Şelimen

Bu çalışma, huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin huzurevine gelerek buradaki yaşamı seçmelerine neden olan etkenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Yaşlı İhmali, Yaşlı İstismarı, Adli Hemşirelik, Huzurevi

5. Demanslı Hastaya Bakım Verenlerin Bakım Yükü ve Etkileyen Etmenlerin Belirlenmesi
Determination of Care Load and Affecting Factors of Demented Patient Caregivers
doi: 10.5222/jaren.2017.083 Sayfalar:83-91
Ceren Selma Eğilli, Nihal Sunal

Amaç: Bu çalışma, demanslı hastalara bakım veren bireylerde bakım yükünü ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Çalışma, Kasım 2015 ve Nisan 2016 tarihleri arasında, bir üniversite hastanesinde nöroloji polikliniğinde hizmet alan 205 hasta yakınından araştırmaya katılmayı kabul eden 186 demanslı hasta yakınında yapılmıştır. Araştırmanın verileri katılımcıların sosyo demografik özelliklerini içeren “Kişisel Bilgi Formu“ ve Zarit bakım yükü ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında, bakım veren aile bireylerinin bakım verme yükü puan ortalaması 31.93 olarak belirlenmiş, ölçekten alınan puanların 7-68 puan arasında değiştiği saptanmıştır. Bu değerlere bakıldığında; çalışmamız sonucunda bakım veren aile bireylerinin bakım yükünün orta derecede olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan demanslı hastaya bakım veren bireylerin %49.5’inin 39-56 yaş arasında, %68.8’inin kadın, 50.5%’inin evli, %31.7’sinin ilköğretim mezunu, %28.5’inin ev hanımı ve bakım veren bireylerin %52.7’sinin hastaya uzun süredir bakım verdiği belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, demanslı hastaya bakım veren bireylerin bakım verme yükü ortalamaları bakım verme süreleri ve demanslı hastaların yaşına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,001). Sonuç: Özellikle toplum sağlığında ve evde bakım hizmetlerinde çalışan hemşirelerle elde edilen bulguların paylaşılarak, bakım vericilere yönelik destek faktörlerini belirlenmesi ve bakım sürecinin planlanması önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler:
 Demans hastaları, bakım verenler, bakım yükü

6. Mesleki Beceri Laboratuvarında Uygulanan Simülasyon Yönteminin Öğrencilerin Sorun Çözme Becerileri Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
Evaluation of the Effect of Simulation Method Applied in Occupational Ability Laboratory on The Students’ Ability to Solve Problems
doi: 10.5222/jaren.2017.092 Sayfalar:92-96
Mahmut Mete, Funda Gümüş, Leyla Zengin, Medine Erkan, Hamdiye Arda Sürücü, Gülhan Yiğitalp, Evin Evinç, Mesude Duman, Yeter Durgun

Ozan Amaç: Mesleki beceri laboratuarinda uygulanan smilasyon yönteminin öğrencilerin problem çözme becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.

Yöntem: Çalışma yarı deneysel olarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Dicle Üniversitesi Diyarbakır Atatürk Sağlık Yüksekokulu 2015-2016 Eğitim-Öğretim yıllında 1. sınıf hemşirelik öğrencileri oluşturmuştur. Veriler, öğrencilerin sosyo-demografik özeliklerini içeren soru formu ve Problem Çözme Envanteri yüz yüze görüşme metodu ile toplanmıştır. Bireylere ait tanımlayıcı özellikleri incelemek amacıyla yüzdelik dağılım ve ortalama, bağımlı gruplarda student t testi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için çalışmanın yapılacağı kurumdan, Etik Kurul’dan ve araştırmaya katılmayı kabul eden bireylerden yazılı bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. 

Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalamasının 19.67±1.59, %59.2’sinin erkek, %67.3’ünün Anadolu lisesi mezunu, %42.9’unun akademik başarı tanımlarının iyi olduğu, %59.2’sinin hemşirelik bölümüne istemeden geldiği, istemeden gelen öğrencilerin en çok hemşirelik mesleğinin iş imkanlarının iyi olmasından dolayı ve\veya ailelerinin zorlamaları nedeniyle geldikleri belirlendi. Öğrencilere mesleki beceri laboratuarında uygulanan simülasyon yöntemi öncesi ve sonrası problem çözme becerilerine ilişkin özelliklerine göre dağılımları t testi ile incelendiğinde, öğrencilerin kişisel kontrol (t=-2.56; p= 0.014) ve toplam problem çözme (t=-2.13; p=0.038) ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı (t=2.194; p<0.035) fark saptandı. 

Sonuç: Mesleki beceri laboratuarında simülasyon yönteminin uygulanmasından sonra öğrencilerin kişisel kontrollerinin ve problem çözme becerilerinin arttığı saptandı.

Anahtar Kelimeler: Klinik Öğretim, Problem çözme, Mesleki Beceri Laboratuarı
DERLEME

7. Yoğun Bakımda Bir Ses: “Burdayım.”
A Voice in the Intensive Care: ‘I’m here’
doi: 10.5222/jaren.2017.097 Sayfalar:97-100
Aydanur Aydin, Ayla Gürsoy

Yoğun bakım üniteleri sağlık durumu kritik olan kişilerin bakımının yürütüldüğü birimlerdir. Hastanın durumunun ciddiyetine bağlı olarak ekibin önceliğinin fizyolojik sağlık göstergeleri olması hastanın bir “birey” olarak görülmesine engel olan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelişen teknolojinin beraberinde yoğun bakım ortamında araç gereçlerin fazla olması da ilgiyi hastadan çok teknik donanıma yoğunlaştırmaktadır. Hastalarda yoğun bakım ünitesinden ayrıldıktan sonra bu dönemde yaşadığı deneyimlere bağlı olarak çeşitli psikosoyal sorunlar görülebilmektedir. Bu makale yoğun bakım ortamlarında hastada uyaran fazlalığı oluşturacak durumların azaltılması ve kişinin bireyselliğinin korunması için yapılabilecekleri ele almaktadır.

Anahtar Kelimeler: Bireysellik, dehumanizasyon, yoğun bakım üniteleri, hemşirelik

8. Diyabet ve Diyabetik Ayak Eğitiminde Teknoloji - Mobil Eğitim
Technology in Diabetes and Diabetic Foot Education - Mobile Education
doi: 10.5222/jaren.2017.101 Sayfalar:101-108
Berna Orhan, Nefise Bahçecik

Giriş: Diabetes Mellitus (DM), insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki defektler nedeniyle organizmanın karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren, kronik bir metabolizma hastalığıdır. DM giderek artan sıklığı, izlem ve tedavisinin kontrolsüz kaldığı durumlarda mortalite ve morbiditeyi artırıcı akut ve kronik komplikasyonlara yol açması, bireye ve topluma getirdiği ekonomik yükler nedeniyle önemli bir sağlık sorunudur. Diyabetin komplikasyonları arasında en sık karşılaşılanlardan bir tanesi de diyabetik ayaktır. Amputasyon riski dışında, morbiditenin artmasına, hastaların yaşam kalitelerinin bozulmasına ve yüksek tedavi maliyetlerine neden olan önemli bir sosyo ekonomik sorundur. 
Diyabet, diyabetik ayak bakımı ve koruyucu önlemlerin alınması hastanın yaşam boyunca sürdürmesi gereken bir durumdur. Bireyin bakımı kendisinin yönetmesi, yaşam şekli değişikliği haline getirmesi ve günlük ayak bakım sorumluluğunu üstlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle diyabette eğitim büyük önem arz etmektedir.

Eğitimde teknolojinin kullanımı, ihtiyaçların karşılanması bakımından önemli bir fırsattır. Alışılmış eğitimlere alternatif olarak, ihtiyaca uygun hazırlamış, diyabet, diyabetik ayak bakımı ve koruyucu önlemlere yönelik teknoloji ve mobil uygulama ile oluşturulacak eğitim; hastaların bilgiye kolay ulaşabilmesi, bireylerin kendi ayak bakımlarını yönetmeleri ve öz yeterlilikleri açısından oldukça önemlidir. Bu makalenin amacı, diyabetli bireyler için geliştirilen teknoloji ve mobil eğitimin önemini vurgulamaktır.
Sonuç: Teknoloji ve mobil uygulamaların kullanıldığı eğitim sayesinde, diyabetik ayak bakımı ve koruyucu önlemlere yönelik verilen eğitimi hastaların istedikleri ortamda, zaman ve mekândan bağımsız olarak almaları sağlanır. Bu eğitimlerin kullanılmasının hasta açısından daha konforlu ve kullanışlı olacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Diyabetik Ayak Yarası, Mobil Eğitim, Tele Sağlık
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın