Jaren Hemşirelik Akademik Araştırma Dergisi Sayı-1 2016

 http://www.jarengteah.org/

    
ORJINAL ARAŞTIRMA
1. İlköğretim Öğrencilerine Verilen Atıkların Ayrıştırılması Eğitiminin Bilgi Transferi ile Aile Bilgi Düzeyine Etkisi
The Effect of Waste Seperation Education Provided To Primary School Students by Knowledge Transfer on Family Knowledge Level
doi: 10.5222/jaren.2016.001  Sayfalar:1-8
Yeliz Çakır Koçak, Nazan Tuna Oran, Esin Çeber Turfan

GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma, ebelik öğrencileri tarafından Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında ilköğretim öğrencilerine verilen atıkların ayrıştırılması eğitiminin bilgi transferi yoluyla aile bilgi düzeyine etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: İzmir ili Kemalpaşa İlçe merkezinde bulunan üç ilköğretim okulunda kesitsel alan çalışması olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini bu ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıfında okuyan öğrenciler ve aileleri (n: 845) oluşturmuştur. Örnek seçimine gidilmemiş, evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiş ancak 572 aile ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde sayı yüzde dağılımı, Mc Nemar’s Testi, t test yöntemleri kullanılmıştır.

BULGULAR: Araştırmaya katılan öğrenci ve ailelerinin geri dönüşüm uygulamalarına yönelik olarak, %59.0’ının eğitimden önce atıkları ayrıştırmadıkları, %53.8’inin atıkları ayrıştıran herhangi bir tanıdıklarının olmadığı, eğitimden sonra %64.0’ının atıkları ayrıştırdıkları belirlenmiştir. Ailelerin eğitim sonrası atıkların ayrıştırılmasına yönelik bilgi puan ortalamaları anlamlı olarak artmıştır (p<0.05).

TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırmada; eğitimden sonra bilgi transferi yoluyla ailelerin bilgi düzeylerinin anlamlı olarak arttığı ve daha fazla atıkları ayrıştırma davranışı geliştirdikleri saptanmıştır. Çevresel sorunların üstesinden gelebilmek, ancak çevre eğitimine erken yaşta başlanarak bilinçli bir toplum oluşturmakla mümkündür. İlköğretim öğretmenlerinin, çevre ile ilgili konulara ağırlık vermesi, bununla ilgili projeler yapması, farkındalığın artırılması ve çözüm üretimi sürecine katkı sağlayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Aile, çevre, ebe, eğitim, öğrenciler

2. Fabrika Çalışanlarının Stres Kaynakları ve Stresle Başa Çıkma Tutumlarının Değerlendirilmesi
Assesment of source of stress for factory employess and their manners to cope with stress
doi: 10.5222/jaren.2016.009  Sayfalar:9-15
Filiz Tavlı, Doç. Dr. Gül Ünsal
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, fabrikadaki çalışanların stres kaynaklarını ve stresle başa çıkma tutumlarını belirlemektir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu araştırmaya fabrikada çalışan 202 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Stres Kaynağı Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tutumları Değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, yüzde), Student-t testi, Mann-Whitney-U, ANOVA testi, Kruskal Wallis ve Tukey testi kullanıldı. Çalışmada p<0,05 güven aralığı olarak kabul edildi

BULGULAR: Çalışmanın bulgularına göre, stres kaynakları ile yaş, eğitim durumu, medeni durum ve çocuk sahibi olma durumları karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar olduğu saptandı (p<0,05). Stresle başa çıkma tutumları ile cinsiyet, medeni durum, eğtim durumu, çalışılan bölüm ve yaş arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulundu (p<0,05).

TARTIŞMA ve SONUÇ: Fabrikada bütün stres kaynağı alt boyutlarında hastalık geliştirme ihtimali olduğu saptandı ve hastalık geliştirme ihtimali en yüksek stres kaynağı alt boyutu işle ilgili strestir (%61,9). Çalışmada en çok kullanılan stresle başa çıkma tutumunun ‘pozitif yeniden yorumlama ve gelişme’ olduğu tespit edildi.

Anahtar Kelimeler: Stres, Stres Kaynakları, Başa Çıkma, Fabrika Çalışanları

3. Üriner İnkontinanslı Kadınların Cinsel Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi
Assessment Of Sexual Function Of The Women With Urinary Incontinence
doi: 10.5222/jaren.2016.016 Sayfalar:16-23
Neriman Güdücü, Neslihan Keser Özcan

GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırma İstanbul’da bir üniversite hastanesi ürojinekoloji polikliniğine başvuran üriner inkontinanslı kadınların cinsel fonksiyonlarının çeşitli demografik ve obstetrik özellikler açısından değerlendirilmesi amacıyla planlanmış olup kesitsel (crosssectional), tanımlayıcı araştırma özelliğindedir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma evrenini İstanbul’da bir üniversite hastanesi ürojinekoloji polikliniğine başvuran kadınlar oluştururken, Mart - Kasım 2012 tarihleri arasında polikliniğe başvuran, cinsel aktif, iletişim engeli olmayan, yakın zamanda önemli bir tıbbi müdahaleyi gerektirecek fiziksel/psikiyatrik hastalığı olmayan ve çalışmaya katılmaya istekli 300 üriner inkontinanslı kadın örneklemi oluşturmuştur.
Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Pelvik Organ Prolapsusu/ Üriner İnkontinans Cinsel Fonksiyon Soru Formu (Pelvic Organ Prolapse/Uriner Incontinence Sexual Function Questionnaire (PISQ)’nin 12 soruluk kısa formu kullanılmıştır.
Verilerin analizinde, SPSS for Windows 15.0 programı ( sıklık, ortalama, pearson korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (anova) testleri ) kullanılmıştır.

BULGULAR: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalamaları 49.68±8.54 olarak bulunmuş olup, en fazla miks inkontinansının olduğu saptanmıştır. PISQ toplam puan ortalaması 31.50 olarak bulunmuştur. Kadınların ve eşlerinin, yaşları ve evlilik süreleri arttıkça, cinsel fonksiyonlarının kötü olduğu (rp: -0.219 p: 0.000; rp: -0.277 p: 0.000; rp: -0.255 p: 0.000) evlenme yaşı ve eğitim durumları arttıkça da cinsel fonksiyonlarının iyi olduğu (rp: 0.169 p: 0.003; rp: 0.256 p: 0.000) belirlenmiştir. Sadece doğum sayısı yüksek olan kadınların hem genel cinsel işlevin hem de davranışsal ve fiziksel alt boyutlarının daha kötü işleve sahip olduklarıbelirlenmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Üriner inkontinansa bağlı cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesini önlemek için hemşire/ebeler eğitici, bakım verici ve araştırıcı rollerini etkin şekilde kullanmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Üriner İnkontinans, cinsel disfonksiyon, kadın cinselliği

4. Hemşirelerin İzolasyon Önlemlerine Uyumunda Mesleki ve Kurumsal Faktörlerin Belirlenmesi
Determining The Professional And Organizational Factors In Nurses’ Compliance With Isolation Precautions
doi: 10.5222/jaren.2016.024 Sayfalar:24-32
Dilek Özden, Hüsna Özveren

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırma bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumunda mesleki ve kurumsal faktörleri belirlemek amacı ile tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Bir üniversite hastanesinde çalışan 270 hemşire araştırmanın evrenini, çalışmaya katılmayı kabul eden 139 hemşire araştırmanın örneklemi oluşturmuştur. Veriler 5-15 Ocak 2014 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan tanıtıcı özellikler formu ve 18 maddelik İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği ile toplanmıştır. Ölçekten alınması beklenen minimum puan 18, maksimum puan 90’dır. Yüksek puan hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumunun arttığını göstermektedir. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, t testi, varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır.

BULGULAR: HHemşirelerin “İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği” puan ortalaması 66.75±11.80’dır. Ölçeğin alt boyutları Bulaşma yolu, Çalışan-hasta güvenliği, Çevre kontrolü ve El hijyeni-eldiven kullanımı ortalamaları ise sırasıyla 21.52±4.55, 18.20±3.80, 16.63±3.98 ve 10.25±2.26’dir. Hemşirelerin eğitim düzeyi ve çalışma yılına göre izolasyon önlemleri uyum puan(İÖUÖ) ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Yoğun bakımda çalışan, izolasyona ilişkin eğitim alan ve sorumlu olarak çalışan hemşirelerin İÖUÖ puan ortalamasının daha yüksek olduğu, fakat farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur (p>0.05). 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumlarının iyi düzeyde olduğu söylenebilir. Hemşirelerin izolasyon önlemlerine düşük düzeyde uyum gösterdiklerini ifade ettikleri konulara yönelik eğitim programları geliştirilmeli, yöneticiler tarafından hemşirelerin bu eğitimi almaları sağlanmalıdır. 

Anahtar Kelimeler: Hastane enfeksiyonu, enfeksiyon kontrolü, izolasyon, izolasyon önlemleri, hemşirelik
DERLEME
5. Doğumun İkinci Evresinde Kullanılan Ikınma Tipleri
Pushing Techniques During Second Stage of Labor
doi: 10.5222/jaren.2016.033 Sayfalar:33-39
Refika Genç Koyucu, Nurdan Demirci

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı doğumun ikinci evresinde kullanılan ıkınma tipleri hakkında ebe ve hemşirelerin bilgi düzeyini arttırmaktır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Literatür tarama

BULGULAR: Kullanılan ıkınma tipleri pekçok araştırmacı tarafından irdelenmiş her ikisininde olumsuz ve olumlu yönleri öne çıkartılmıştır.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Ebe ve hemşirelerin ikinci evrede kullanılan ıkınma tipleri hakkında güncel kaynaklar ışığında bilgi düzeylerini geliştirmelidirler.

Anahtar Kelimeler: Valsalva ıkınma, Spontan ıkınma, İkinci evre

6. Peloidoterapi Ve Hemşirelik Rolleri
Peloidotherapy And Roles Of The Nurses
doi: 10.5222/jaren.2016.040 Sayfalar:40-43
Muhteber Hüsmenoğlu

GİRİŞ ve AMAÇ: Peloidoterapi jeolojik ve biyolojik olaylar sonucu oluşan organik ve inorganik maddeler olan peloidlerin (tıbbi çamur) banyo, paket, sarma ve maske şeklinde uygulanmalarıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavide hemşirelerin, hastaların bakım ve tedavisini sürdürmek, işlemin öncesi, sırası ve sonrasının standart bir şekilde uygulanmasını sağlamak, hastalık durumunun iyileşmesi ile yaşam kalitesini artırmaya yönelik rol ve sorumlukları vardır. Hemşireler bağlı oldukları tedavi edici rollerinin dışında, bağımsız rollerinden bakım verici, eğitimci, danışmanlık ve iyileşmenin anahtarı sayılan terapötik iletişimi, aktif bir şekilde kullanmaları ile tedavinin etkinliğini ve hasta memnuniyetini arttırmaktadırlar. Dünyada ve Avrupa’da birçok ülkede uygulanan bu tedavi ülkemizde İstanbul Tıp Fakültesi ve GATA Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dallarında uygulanmakta iken Kamu Hastanelerinde ilk olarak 2011 yılında Bursa Şevket Yılmaz E.A hastanesinde ve 2013 yılında İstanbul’da Çekmece Sekreterliği bünyesinde olan Büyükçekmece Devlet hastanesinde uygulanmaya başlanmıştır. Bu yazının amacı peloidoterapiyi ve peloidoterapideki hemşirelik rollerini anlatmak ve hemşireleri bilgilendirmektir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: -

BULGULAR: -

TARTIŞMA ve SONUÇ: -

Anahtar Kelimeler: Peloidoterapi, hemşirelik bakımı, hemşirelik rolleri

OLGU SUNUMU
7. Kısa Barsak ve Waardenburg Sendromlu Çocuğun Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
Nursıng Care Child with Short Bowel and Waardenburg Syndrome: A Case Report
doi: 10.5222/jaren.2016.044 Sayfalar:44-50
Selmin Şenol, Elif Bılsın, Gülçin Özalp Gerçeker

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu olgu sunumu Kısa Barsak ve Waardenburg Sendromulu çocuğun hemşirelik bakım planının sunulması amacıyla yapılmıştır. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: Hemşirelik Bakımı North American Nursing Diagnosis Association (NANDA)’ya göre yapılmıştır. 

BULGULAR: Olgunun bakım sürecinde, çocuk ve annesinin gereksinimine göre beslenmede dengesizlik: beden gereksiniminden az beslenme, doku bütünlüğünde bozulma, büyüme gelişmede gecikme, aktivite intoleransı, sözel iletişimde bozulma, bakım verici rolünde zorlanma, aile içi süreçlerinin devamında bozulma, sıvı elektrolit eksikliği riski, oral mükoz membranda bozulma riski ve enfeksiyon riski hemşirelik tanıları konulmuştur. 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Hemşirelik girişimleri bu tanılara göre planlanarak uygulanmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kısa barsak, Waardenburg sendromu, hemşirelik bakımı
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın