Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 1 - 2018

 tccd.org.tr

    
ARAŞTIRMA

1. Vezikoüreteral reflülü çocuklarda sistoskopik subüreteral injeksiyon
Cystoscopic subureteral injection in children with vesicoureteric reflux
doi: 10.5222/JTAPS.2018.001 Sayfalar:1-9
Abdurrahman Önen

Vezikoüreteral reflü (VUR) ülkemizde çocuklardaki son dönem böbrek hastalığının en sık nedenidir. Ateşli İYE hemen tedavi edilip skar oluşumu önlenmelidir. Yakın dönemdeki teknolojik ilerlemeler çocuklardaki VUR’un tedavi protokolünde dramatik değişikliklere neden olmuş ve daha az invazif endoskopik yaklaşımları popüler hale getirmiştir. Bu nedenle, sistoskopik subüreteral injeksiyon hem medikal tedavinin hem de üreteroneosistostominin yerini almaya başlamıştır. Bu sayede, çocukların çoğunda VUR günübirlik olarak kolayca ve başarı ile giderilebilmektedir. Böylece, uzun yıllar boyunca koruyucu antibiyotik verilme ihtiyacı ve invazif tetkiklerle sık takip ihtiyacı büyük oranda azalmıştır. 

Sistoskopik injeksiyon amacıyla kullanılan pek çok farklı madde vardır. Mevcut tüm materyallerin kısa dönem başarı oranları yüksektir. Uygun seçilmiş olgularda, bebeklerdeki yüksek evreli VUR’lar dahil, sistoskopik subüreteral injeksiyon tedavisi belirgin yararlı olmaktadır. Uzun süreli stabilite gösteren, enjeksiyon yerinde kalıp zaman içinde kaybolmayan materyaller tercih edilmelidir. Başlıca dezavantajı, başarı oranının üreteroneosistostomiden daha düşük olması ve farklı yaklaşımlara göre İSUG ile VUR’un geçtiğinin teyidinin gerekebilmesidir. Subüreteral injeksiyon materyalinin fazla tutulmasına bağlı olarak nadir de olsa obstrüksiyonlar gelişebilir. İnjeksiyon sonrası karşıda kontralateral reflü gözlenebilir. Ayrıca, halen uzun dönem etkileri konusunda yeterli kanıta dayalı veri bulunmamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, vezikoüreteral reflü, VUR, tedavi, sistoskopik subüreteral injeksiyon, minimal invazif girişim

ARAŞTIRMA
2. Deneysel nekrotizan enterokolit modelinde intraabdominal karbondioksit ensüflasyonunun barsak üzerine etkisi
Effect of carbondioxide insufflation on bowel in an experimental nec model
doi: 10.5222/JTAPS.2018.010 Sayfalar:10-18
Şenol Emre, Gonca Tekant, Dildar Konukoğlu, Sinem Fırtına, Sergülen Dervişoğlu, Günay Can, Cenk Büyükünal

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, NEK’li yenidoğanlarda güvenle uygulanabilirliği bildirilen laparoskopinin, deneysel bir modelde gastrointestinal sistem üzerindeki etkilerini araştırmaktır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Kırk adet Sprague-Dawley yenidoğan sıçan onlu 4 gruba ayrılmıştır. K grubu, işlem yapılmayan kontrol; L grubu, işlem yapılmadan 4. gün 10 mm Hg basınçta 30 dakika karbondioksit, 30 dakika desüflasyon yapılan; N grubu modifiye Okur yöntemiyle NEK oluşturulan; NP grubu ise N grubundaki işlemlere ek olarak 4. gün P grubundaki gibi pnömoperitoneum-desüflasyon oluşturulan gruplar olarak belirlenmiştir. Denekler 4. Gün dekapitasyonla sakrifiye edilmiş ve terminal ileum rezeke edilerek histopatolojik değişiklikler ile Nitrik oksit, Glutatyon ve TBARS düzeyleri incelenmiştir. Biyokimyasal incelemelerin istatistiksel değerlendirilmesi için ANOVA ve Tukey HSD, histopatolojik sonuçlar için Mann Whitney–U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır.

BULGULAR: TBARS değerleri karşılaştırıldığında NP grubunun K ve P gruplarına göre anlamlı derecede yüksek olduğu, diğer gruplar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. NO değerleri karşılaştırıldığında NP grubunun K grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu, diğer gruplar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. GSH değerleri karşılaştırıldığında NP grubunun K, P ve N gruplarına göre anlamlı derecede yüksek olduğu, N grubunun K ve L grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu, K ve P grupları arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. P, N ve NP gruplarının histopatolojik evreleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunurken, bu grupların kendi aralarında bir farklılık saptanmamıştır.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmada CO2 pnömoperitoneumun NEK’teki doku hasarına ek bir olumsuz katkısı olmadığı gözlenmiştir. Deneysel hayvan modeli üzerinde yaptığımız bu çalışmanın sonuçları, klinikte kullanılmaya başlanan NEK’te laparoskopik tanı uygulamasının güvenilirliğini destekler niteliktedir.

Anahtar Kelimeler: Nekrotizan Enterokolit, Pnömoperiton, Laparoskopi

3. Morgagni hernili olguların klinik özellikleri ve cerrahi tedavi sonuçları
Clinical features of children with Morgagni hernia and results of surgical treatment
doi: 10.5222/JTAPS.2018.019 Sayfalar:19-22
Bilge Gördü, Tutku Soyer, Saniye Ekinci, İbrahim Katnak, Arbay Özden Çiftçi, Feridun Cahit Tanyel

GİRİŞ ve AMAÇ: Morgagni hernili (MH) olguların klinik özellikleri ve cerrahi tedavi sonuçlarını tartışmak üzere geriye dönük bir çalışma planlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: MH nedeniyle opere edilen olgular yaş, cinsiyet, başvuru yakınması, tanı yöntemleri, cerrahi tedavi seçenekleri ve sonuçlar bakımından geriye dönük incelenmiştir. 

BULGULAR: Son 16 yıl içinde MH nedeniyle onarım yapılan 38 olgu çalışmaya alınmıştır. Hastaların yaş ortalaması 4,2 yıldır (1-11 yıl). Erkek kız oranı 24: 15’dir. Başvuru yakınmaları arasında sık akciğer enfeksiyonu geçirme (n=15, %39,4), solunum sorunları (n=7, %18,4) ve bulantı, kusma (n=7, %18,4) yer almaktadır. Olguların %15,7’sinde herni başka nedenlerle elde edilen akciğer grafisi ile (n=6), %7,8’inde (n=3) kardiyak sorunlar için yapılan ekokardiyografide saptanmıştır. Sekiz olguda (%20,5) eşlik eden anomali bulunurken, 6 olgu (%15,3) Down sendromu tanısı ile izlenmektedir. En sık eşlik eden anomali kardiyak anomaliler (n=4, %10,5) ve iskelet sistemi anomalileridir (n=3, %7,8). Olguların 27’sinde iki yönlü akciğer grafisi, 4 olguda kontrastlı GİS grafisi ile tanı koyulmuştur. On iki olgu kistik akciğer hastalığı ön tanısı ile yapılan bilgisayarlı tomografi ile tanı aldıktan sonra yönlendirilmiştir. On altı olguda ekokardiyografi yapılmış bunların yalnız 4’ünde eşlik eden kardiyak anomali tespit edilmiştir. Tüm olgular ksifoid altından göbeğe uzanan orta hat kesi ile onarılmıştır. İki olguda kese tam eksize edilirken diğer olgularda çıkarılmadan onarım yapılmıştır. Ortalama yatış süresi 6,79 gün (4-22 gün), oral başlama süresi 2,5 (2-5) gündür. İzlem süresi ortalama 5,7 yıl (1-16) olup 3 olguya (%7,8) yineleme nedeniyle yeniden onarım yapılmıştır. Bu olguların ikisi Down sendromludur.

TARTIŞMA ve SONUÇ: MH çocuklarda özgül olmayan bulgular ve başka nedenlerle yapılan radyolojik incelemeler sırasında tanı almaktadır. Olguların beşte birinde eşlik eden anomaliler olması yanı sıra Down sendromu ile birlikteliği olan hastalar onarım sonrası yineleme riski nedeniyle yakın takip edilmelidir.

Anahtar Kelimeler: Morgagni hernisi, çocuk, Down Sendromu

4. Çocuklarda gastrointestinal duplikasyon kistleri
Gastrointestinal duplication cysts in children
doi: 10.5222/JTAPS.2018.023 Sayfalar:23-27
Mehmet Saraç, Ünal Bakal, Tugay Tartar, Ahmet Kazez
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada nadir görülmeleri nedeni ile geni
ş serilere ulaşamayan gastrointestinal duplikasyon kistlerinin (GİDK) özellikleri, uygulanan cerrahi tedavi ve sonuçlarının sunulması amaçlandı. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastaların yaş, cinsiyet, prenatal teşhisin olup olmadığı, hastaların semptom ve muayene bulguları, radyolojik ve cerrahi bulguları ile klinik sonuçları kaydedildi.

BULGULAR: Oniki yıl içinde toplam 11 GIDK olgusu tedavi edildi. Yaş ortalaması 42 ay (2 gün-15 yaş) olan olguların E/K oranı 6/5 idi. Olguların 6’sında ileum, 3’ünde duedonum, 1’inde çekum ve 1’inde terminal ileum, appendiks, çekum ve tüm kolonu içine alan duplikasyonlar belirlendi. Altısında intestinal rezeksiyon anastomoz, 3’ünde kistektomi, 1’inde parsiyel kistektomi ve mukozektomi, 1’inde kistotomi ve mukozektomi (Wreen prosedürü) yapıldı. Bir olguda terminal ileumda rezeksiyon anastomozu ve sigmoid kolon düzeyinden yapılan kisto-kolik anastomoz ile kistin distalinin normal kolon lümenine açıklığı sağlandı. 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Özellikle bir yaş altı çocuklardaki intestinal obstrüksiyonlarda ve batın içi kistlerinde GİDK akla gelmelidir. Bulunduğu yere göre farklı cerrahi yaklaşımlar gerektirebilirler. 

Anahtar Kelimeler: Gastrointestinal, duplikasyon kisti, çocuk

5. Gözden kaçırılan bir konu: Özofagus atrezili olguların göz kusurları
Overlooked topic: Eye problems of esophageal atresia case
doi: 10.5222/JTAPS.2018.028 Sayfalar:28-32
Müberra Akdoğan, Serpil Sancar, Esra Özçakır, Mete Kaya

GİRİŞ ve AMAÇ: Kolobom (CHARGE birlikteliği içinde) hariç, özofagus atrezili (ÖA) olgularda diğer göz anomalileri (refraksiyon kusuru, şaşılık, retinal patoloji vs) birlikteliği hakkında yeterli veri yoktur. Bu çalışmada ÖA nedeni ile ameliyat olmuş ve oftalmolojik yönden değerlendirilmiş olguların sonuçları sunulmaktadır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: ÖA nedeni ile ameliyat olmuş hastalardan göz polikliniklerinde muayene edilmiş, yaşları 1-5 arasında değişen olguların oftalmolojik muayene sonuçları ile doğum haftası, ventilatöre bağlı geçirilen gün sayısı ve diğer klinik özellikleri birlikte değerlendirildi.

BULGULAR: Bulgular: ÖA nedeniyle ameliyat sonrası Göz Hastalıkları polikliniklerinde muayene olmuş ve kayıtlarına ulaşılan, yaşları 1-5 arasında değişen, 6’sı kız toplam 16 hasta değerlendirmeye alındı. Çocukların 2’sinde şaşılık ve bunlardan 1’inde Duane tip 1 retraksiyon sendromu saptandı. Göz kusuru olan hastaların birine ise prematüriteye bağlı retinopati (ROP-Retinopathy of Prematurity) nedeniyle göz içi enjeksiyon yapılmış ve düzelmişti. 13 olguda bir veya birden fazla göz kusuru vardı, en sık kusur hipermetropi ve astigmatik refraksiyondu. 6 olguda miyopik astigmatizma saptandı.

TARTIŞMA ve SONUÇ: ÖA’li olgularda preterm doğum, perinatal asfiksi riski, geçirilen cerrahiler ve ameliyat sonrası yoğun bakım şartlarına bağlı olarak göz problemleri görülebilir. Başarılı ÖA ameliyatları sonrası tüm dikkatler yapılan cerrahi nedeni ile özofagusun sağlıklı devamlılığına odaklanmış iken, hastaların rutin göz muayenesi olası göz problemlerinin gözden kaçırılmamasını sağlayabilir.

Anahtar Kelimeler: Özofagus atrezisi, göz, kolobom, kırma kusurları, şaşılık

6. Çocuklarda nadir bir akut batın nedeni: Primer omentum torsiyonu
A rare cause of acute abdomen in children: Primary omental torsion
doi: 10.5222/JTAPS.2018.033 Sayfalar:33-38
Tugay Tartar, Ünal Bakal, Mehmet Saraç, Ercan Genç, Ahmet Kazez

GİRİŞ ve AMAÇ: Omentum torsiyonu primer ve sekonder nedenlere bağlı olarak gelişebilen akut batının nadir bir nedenidir. Akut apandisitin ayırıcı tanıları arasında yer almaktadır. Spesifik semptomlarının olmaması nedeniyle ameliyat öncesi tanısı zordur. Laparoskopi veya laparotomide diğer akut batın nedenleri yoksa akla gelmelidir. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmamızda 2001-2016 yılları arasında akut batın nedeniyle ameliyat edilen ve primer omentum torsiyonu tanısı konulan olguların retrospektif olarak cinsiyet, yaş, şikayet, şikayet süresi, fizik muayene, laboratuvar ve radyolojik bulgular, vücut kitle indeksi, gelişen komplikasyonlar, ek anomaliler, yapılan cerrahi işlem ve hastanede kalış süreleri değerlendirilerek klinik deneyimlerimizin sunulması amaçlandı. 

BULGULAR: Kliniğimizde 16 yıllık sürede akut batın nedeniyle ameliyat edilen 6 olguya primer omentum torsiyonu tanısı konuldu. Hastaların 4’ü erkek, 2’si kızdı. Hastalarda görülen en sık semptom; sağ kadran ağrısı ve en sık fizik muayene bulgusu ise sağ alt kadranda hassasiyet, defans ve rebaund hassasiyet idi. Batın ultrasonografileri normal olarak değerlendirilen 3 hastaya bilgisayarlı tomografi çekilerek omentum torsiyonu tanısı konuldu. Üç hastanın vücut kitle indeksi (kg/m2) fazla kilolu ve obez sınırlarında idi. Beş hastada omentumun sağ segmenti torsiyone idi. Tüm hastalara laparotomi ile omentektomi ve apendektomi işlemi yapıldı.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Akut batın nedeniyle ameliyat edilen hastalarda özellikle apendiks, safra kesesi ve pelvik organlar normal görünümde ise omentum torsiyonu açısından eksplorasyon yapılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Akut batın, omentum, torsiyon, çocuk

7. Akilli telefonlar, geniş bant internet, dijital eğitim kaynakları ve tıp fakültesi öğrencileri
Smart phones, broad band internet, digital educational resources and medical students
doi: 10.5222/JTAPS.2018.039  Sayfalar:39-46
Şenol Emre, Elif Altınay Kırlı, Masis Malhasyan, İzzet Altun, Sinan Celayir

GİRİŞ ve AMAÇ: Akıllı telefonlar, geniş bant internet, sosyal ağlar, bulut servisleri, anlık mesajlaşma uygulamaları ve dijital eğitim kaynaklarının Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından ne şekilde kullanıldığının sorgulanması amaçlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 2. ve 5. Sınıf Türkçe ve İngilizce bölümü öğrencileri arasında yapılan anket çalışması ile öğrencilerin akıllı telefon, sosyal medya, anlık mesajlaşma, bulut servisleri, çevrimiçi veritabanları ve diğer digital eğitim kaynaklarını kullanımları sorgulanmış, bu konudaki avantaj ve dezavantajlar ile önerileri sorgulanmıştır.

BULGULAR: Ankete 302 öğrenci katıldı. Katılımcıların 129’u 2.sınıf (43 İngilizce bölümü, 86 Türkçe bölümü), 193’ü 5. sınıf (61 İngilizce bölümü, 112 Türkçe bölümü) öğrencisi idi. Katılımcılardan ikisi hariç tümü akıllı telefon kullanıyordu. İnternete girmek için ağırlıklı olarak akıllı telefonlar tercih edilirken (295/302), bunu dizüstü bilgisayarlar (191/302) tabletler (80/302) ve masaüstü bilgisayarlar (20/302) takip etmekteydi. Ondokuz öğrenci (% 6) sosyal medya kullanmıyordu. Yetmiş yedi öğrenci (%25) daha önce Pubmed, Medscape, Uptodate, Google Scholar vb. gibi dijital kaynakları hiç kullanmamıştı. Öğrencilerin %49 web tabanlı eğitim kaynaklarının önemli, %39’u çok önemli olduğunu bildirmesine karşın halihazırda çevrimiçi kaynakları günlük pratikte kullanan öğrenci sayısı 63 tür (% 21).

TARTIŞMA ve SONUÇ: Tıp fakültesi öğrencileri arasında akıllı telefon çok yaygın olarak kullanılmaktadır. İnternete erişim için mobil araçlar (akıllı telefon ve tablet) kişisel bilgisayarlara göre daha çok tercih edilmektedir. Öğrenciler sosyal medyayı yaygın olarak kullanmaktadır. Çevrimiçi eğitim kaynaklarını kullanmada beşinci sınıflar ikinci sınıflara göre daha önde olup İngilizce gruplarda bu oran Türkçe gruplara göre daha yüksektir. Öğrenciler web tabanlı eğitime önem vermekle birlikte günlük pratikte alışılagelmiş basılı kitaplar, ders notları vb. gibi kaynaklara göre daha az tercih etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Geniş bant internet, tıp öğrencileri, eğitim, akıllı telefon

OLGU SUNUMU
8. Testiste Kitle ile Ortaya Çıkan Nöroblastom Olgusu
Neuroblastoma Case Which Appears As Testicular Tumor
doi: 10.5222/JTAPS.2018.047 Sayfalar:47-49
İrem İnanç, Ülfet Vatansever Özbek, Ufuk Usta, Dinçer Avlan

Rutin pediatrik muayenesi esnasında sağ skrotal kitle saptanan 8 aylık hastanın yapılan ultrasonografisinde sağ testiküler kitle tanımlandı. Bunun üzerine hastaya yüksek orşiektomi yapıldı. Patoloji sonucunun nöroblastom olarak raporlanmasıyla birlikte testiküler metastaz olabileceği düşünülerek primer kitle araştırıldı ve bilgisayarlı tomografide sol adrenal kaynaklı kitle tespit edildi. Bu çalışmada nöroblastomun oldukça nadir görülen bir klinik yansıması olan testiküler nöroblastom olgusunun sunulması ve güncel literatür bilgileri ışığında tanı ve tedavi yöntemleri açısından tartışılması amaçlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Testiküler kitle, nöroblastom, testiküler metastaz, orşiektomi

9. Özofagus, duodenum ve anal atrezi birlikteliği görülen yenidoğana cerrahi yaklaşım: olgu sunumu
Surgical approach to a newborn with esophageal, duodenal and anal atresia: case report
doi: 10.5222/JTAPS.2018.050 Sayfalar:50-53
İrem İnanç, Oğuz Kızılkaya, Ümit Nusret Başaran, Dinçer Avlan

Antenatal polihidroamnios sebebiyle başka bir merkezde takip edilen yenidoğan, anal atrezi saptanması ve nazogastrik sonda takılamaması üzerine merkezimize sevk edildi. Kontrastlı direkt grafi çekilen hastada atrezik özofageal poş saptandı, “double bubble” işaretinin görülmesiyle duodenal atrezi tanısı da konuldu. Hastanın doğum tartısı ve haftasının uygun olmasıyla aynı seansta önce laparotomiyle gastrojejunostomi yapılıp sigmoid diverjan kolostomi açıldı, sonrasında sağ torakotomiyle ekstraplevral trakeoözofageal fistül onarımı ve özofagus atrezisi için uç uca anostomoz uygulandı. Sunulan olgu gastrointestinal sisteme ait üç atrezinin eşzamanlı görülmesine nadir bir örnek olmakla birlikte tanı ve tedavi yaklaşımındaki seçenekleri ve güçlükleri de irdelemeyi amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, özofagus atrezisi, duodenal atrezi, anal atrezi

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın