Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 2 - 2017

  tccd.org.tr

    
ARAŞTIRMA

1. Ulusal Çocuk Cerrahisi Kongrelerindeki Türkçe Özetler: Sorun yalnız yabancı sözcükler mi?
Turkish language used in Abstract Book of National Congresses of Pediatric Surgery: Is the only problem usage of foreign words?
doi: 10.5222/JTAPS.2017.035 Sayfalar:  35-42
Serdar Sander

GİRİŞ ve AMAÇ: Ulusal kongrelerimizin özet kitaplarında kullanılan Türkçenin sorunlarının örneklerle ortaya konarak çözüm yollarının tartışılmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmada 34 Ulusal Çocuk Cerrahisi Kongresi’nden 33’ünün özet kitaplarındaki sunumlar kullanılan sözcükler ve cümle yapıları açısından incelenmiştir. 1989’da yapılan 9.kongre, uluslararası kongre kapsamında olduğundan çalışmaya alınmamıştır.
BULGULAR: Kullanılan sözcükler açısından göze çarpan başlıca sorunlar; İngilizce klavye kullanımına bağlı harf hataları, Türkçede tam karşılığı olanları varken yabancı sözcüklerin, aynı şeyi anlatan sözcüklerin farklı yazılış şekillerinin, uydurma sözcüklerin kullanılması ve yabancı özel adları olan hastalık, sonda vb’nin yanlış ya da eksik yazılmasıdır. Anlatılmak isteneni kısa ve açık şekilde ifade etme yönünden yapılan incelemede ise; çalışmaların çoğunda değişik derecelerde hatalı ifade ve cümle yapılandırılmaları ile karşılaşılmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bilim dilimizdeki sorunlarla ilgili çalışmalarda alışılagelen tutum, gereksiz yabancı sözcük kullanılmasına odaklanmaktır. Bu çalışmada gözlenen ifade yanlışları/eksiklikleri ise olayın boyutlarının artık üzerinde çalışılan bir konuyu açık şekilde anlatamamaya dek ulaştığını göstermektedir. Sorunun ciddiyetine karşın çözümü sanıldığı kadar güç değildir; meslekdaşlarımızın çalışmalarını anadiline güvenerek ve saygı göstererek bir kez daha gözden geçirmeleri, dergi ve kongre kurullarına Türkçe düzeltmenlerin de eklenmesi atılması gereken en kolay ve etkili adımlardır. 

Anahtar Kelimeler: Ulusal Çocuk Cerrahisi Kongreleri, Çocuk Cerrahisi Dergisi, Kongre Özel Sayısı, dil kirlenmesi, dil yozlaşması

2. Konjenital Diyafram Hernili Hastalarda Prognostik Faktörler ve Akciğer Gelişimine Etkilerinin Ventilasyon Perfüzyon Sintigrafisiyle Değerlendirilmesi
The Prognostic Factors of Congenital Diaphragmatic Hernia Patients and The Evaluation of The Effects of Lung Development With Ventilation-Perfusion Scintigraphy
doi: 10.5222/JTAPS.2017.043 Sayfalar:43-54
Olga Devrim Ayvaz, İbrahim Ötgün, Akgün Hiçsönmez, Esra Arzu Gençoğlu  

GİRİŞ ve AMAÇ: Konjenital posterolateral diyafram hernisi son gelişmelerle mortalitesi %10 ile %35 arasında değişmekte olan bir anomalidir. Çalışmamızın amacı konjenital diyafram hernili hastalarda sağkalımı etkileyen prognostik faktörlerin belirlenmesi ve akciğer gelişimine etkilerinin ventilasyon-perfüzyon sintigrafisiyle değerlendirilmesidir. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2000-Nisan 2010 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi çocuk cerrahisi kliniğinde konjenital posterolateral diyafram hernisi tanısıyla ameliyat edilen 55 hastanın demografik bulguları, olası prognostik faktörler, ameliyat sonuçları ve 19 hastanın infant döneminde yapılan akciğer ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi sonuçları geriyedönük olarak incelendi. 

BULGULAR: Konjenital diyafram hernili hastalarımızda ölüm oranımız % 20’dir. Posttermlerin (p=0,013), sağ taraflı konjenital diyafram hernili hastaların (p=0,042), defekt çapı 4 ve 4’ün üstünde olanların (p=0,015), 5. dakikadaki apgar skoru < 5 olanların (p=0,001), sol taraflı konjenital diyafram hernili hastalarda karaciğer herniasyonu olanların (p=0,018), kardiyak anomalisi olanların (p=0,048), pulmoner hipertansiyonu olanların (p=0,001), ilk kan gazı pH, ameliyat öncesi kan gazı pH ve ameliyat sonrası kan gazı pH değerleri düşük olanların (p=0,024, p=0,001, p=0,000) ve ilk kan gazı PaCO2, ameliyat öncesi kan gazı PaCO2ve ameliyat sonrası kan gazı PaCO2 değerleri yüksek olanların (p=0,014, p=0,001, p=0,000) prognozunun kötü etkilendiği saptanmıştır. Hastaların ventilasyon-perfüzyon sintigrafisinde; aynı taraf akciğerde perfüzyonun ve ventilasyonun azaldığı ve karşı taraf akciğerde perfüzyonun ve ventilasyonun arttığı, erkeklerin aynı taraf akciğer ventilasyonunun daha kötü olduğu (p=0,042), yama kullanımının aynı taraf akciğer perfüzyonunu (p=0,039) ve ventilasyonunu kötü etkilediği (p=0,039), sol taraflı hernisi olanlarda; mide herniasyonu olanların aynı taraf akciğer perfüzyonunun azaldığı (p=0,014), karşı taraf akciğer perfüzyonunun arttığı (p=0,014) ve karaciğer herniasyonu olanların karşı taraf akciğerin ventilasyonunun arttığı (p=0,013) saptanmıştır.

TARTIŞMA ve SONUÇ: On yıllık konjenital diyafragma hernisi olgularımız değerledirildiğinde sürmatürite, Sağ taraf, karaciğer herniasyonlu sol taraf, 5. dakika Apgar skorunun <5, kardiyak anomali varlığı, 4cm ve üzerinde defekt çapı, PHT, asidoz ve hiperkapni varlığının prognozu kötü yönde etkilediği gösterilmiştir. Yaşayan hastalarda erkek cinsiyet, yama kullanımı, sol taraflı hernilerde; mide ve karaciğer herniasyonu olması pulmoner hipoplaziye katkıda bulunmaktadır. Yaşayan olguların poliklinik takiplerinde infant dönemindeki AC gelişimindeki etkilenimleri yansıttığından dolayı takip ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi çalışmalarıyla kalıcı değişiklikler tespit edilebilir. 

Anahtar Kelimeler: Konjenital diyafram hernisi, prognostik faktörler, ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi

3. Türkiye’de Çocuk Cerrahisi Uzmanlarının Ultrasonografi (USG) Eğitimi İle İlgili Görüşleri
Opinions of the Pediatric Surgery Specialists in Turkey on Ultrasonography (USG) Training
doi: 10.5222/JTAPS.2017.055 Sayfalar:55-58
Ahmet Atıcı 

Giriş ve Amaç: 
Bu çalışmada Türkiye’de çalışan çocuk çerrahisi uzmanlarının USG eğitimi ile ilgili görüşlerinin tespit edilmesi ve USG eğitiminin çocuk cerrahisi uzmanlık eğitim müfredatına eklenmesi konusunda tartışma açılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: 
Türkiye’de çocuk cerrahisi uzmanlarının USG eğitimi ile ilgili görüşlerini içeren sorular google forum üzerinden anket olarak hazırlandı. Ankete yanıt veren 49 cerrahın yanıtları incelendi.

Sonuçlar: 
Ankete katılan çocuk cerrahlarının %33’ü (n=16) üniversite hastanesinde, %29’u (n=14) eğitim araştırma hastanesinde, %23’ü (n=11) devlet hastanesinde, %15’i (n=7) özel hastanede çalıştığını belirtti. Kendiniz USG yapıyor musunuz? sorusuna cerrahların %79,6 (n=39) hayır, %20,4’ü evet cevabı verdi. USG yapmayan cerrahların %53,8’i (n=21) USG yapamıyor olmanın eksikliğini hissettiğini belirtti. Sizce çocuk cerrahlarının rutin pratiğinde USG kullanması faydalı olur mu? sorusuna cerrahların %77,1’i (n=37) 'evet', %22,9’u (n=11) 'hayır' cevabını verdi. USG eğitiminin çocuk cerrahisi uzmanlık eğitimine eklenmesini doğru bulur musunuz? sorusuna cerrahların %65,3’ü (n=32) 'evet', %34,7’si (n=17) 'hayır' şıkkını işaretledi.

Sonuç: 
USG’nin yasal zemine oturtularak çocuk cerrahisi uzmanlık eğitimine eklenmesi ve USG becerisinin kazandırılması gelecek kuşak çocuk cerrahlarının eğitiminde ve ufkunda değerli bir katkı sağlayabilir.

Anahtar Kelimeler: Çocuk cerrahisi, Ultrasonografi, Anket

4. Çocuk cerrahisi-tıp tarihi ilişkisinin yararları konusunda bir araştırma
Studying historical aspects of pediatric surgery and its benefits for a pediatric surgeon
doi: 10.5222/JTAPS.2017.059 Sayfalar:59-70
S.N. Cenk Büyükünal

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, cerrahların hobi olarak da olsa, tıp tarihi ile ilgili konulara ilgi gösterdikleri zaman, bunun mesleki gelişmelerine, kariyerlerine olumlu bir katkısı olup olmadığını araştırmak amacıyla tasarlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Tıp tarihçilerinin de bulunduğu bir grup ile birlikte Cerrahiye-i Ilhaniye isimli kaynak kitap(yazma),Osmanlı’da sünnet uygulamaları ve sünnet şenlikleri ile ilgili Surname ve Şehinşehname,Hamidiye-i Etfal hastanesinin kuruluş aşamaları ve 20.yy başlarında yayınlanmış dokümanları ve Osmanlı döneminde Anadolu’da çocuk ameliyatları için düzenlenen aydınlatılmış onam belgeleri(hüccet) ile ilintili belge ve kaynaklar araştırılmıştır.

BULGULAR: Bu araştırmalar sonucunda,
a) Şerafeddin Sabuncuoğlu ‘nun Cerrahiye-i Ilhaniye isimli yazmasının çocuk cerrahisinin önemli konularını işleyen ve kullanılan cerrahi aletleri ve girişimleri renkli resimlerle gösteren önemli bir kaynak olduğu anlaşılmıştır. Anal atrezi, hipospadias,kasık fıtığı,sünnet,ek parmak, kısa dil bağı, yapışık labia minora,kliteromegali,hidrosefali gibi çocuk cerrahisi ile ilgili bölümlerinin bulunduğu ve tedavilerinin anlatıldığı tercüme ve analizlerle ortaya konmuştur.
b)Osmanlı sarayında gerçekleşen sünnet uygulamaları ve günlerce süren sünnet şenlikleri özellikle Surname-i Vehbi isimli yazma eserden incelenmiş ve dönemin tıp uygulamaları, sanat çevresi ve sosyal yaşam gibi konularda önemli bilgiler edinildiği saptanmıştır.Sünnet şenliklerinin araştırılması ile özellikle Lale Devri ‘nde Istanbul yaşamı konusunda da ilginç veriler elde edilmiştir.
c) II. Abdülhamid’in direktifleri ile kurulan Hamidiye-i Etfal Çocuk Hastanesi ile ilgili tarihi belgeler incelendiğinde,bu kurumun ülkemizdeki ilk modern çocuk hastanesi olduğu, içinde ayrı bir çocuk cerrahisi pavyonu bulunduğu, iki ameliyathanesinde pek çok çocuk cerrahisi girişiminin yapıldığı anlaşılmaktadır.Bunların yanısıra, tanı ve tedavi olanaklarının Avrupa’daki pek çok benzerinden ileride olduğu saptanmaktadır.Hastane hpek çok buluşa, yeniliğe ve tıp alanımızla ilgili gelişmelere kaynak teşkil etmiştr..
d)Anadolu’da çocuk ameliyatları öncesi düzenlenen aydınlatılmış onam belgeleri (hüccet) incelendiğinde,çocuk haklarına ve sağlığına büyük önem verildiği görülmektedir.

Bu senetlerin gerek çocuk sağlığı, gerekse cerrahın güvencesi açısından son derece önemli olduğu izlenmektedir.Girişimlerin çoğunun mesane taşlarına yönelik ameliyatlar olduğu ve hastaların çoğunluğunun erkek çocuklar olduğu belirlenmektedir. Bu senetlerin,günümüzde hastaları bigilendirmek amacı ile hazırlanan onam belgelerine kaynak teşkil ettiği ortaya çıkmaktadır.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Tıp tarihi ile ilgili belgeler okunduğunda geçmiş yüzyıllarda çok önemli buluş, ameliyat yöntemi ve cerrahi aletin geliştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca sünnet şenliklerinin incelenmesi, bizleri tıp uygulamalarının yanısıra o dönemlerin sosyal yaşamı açısından da ilginç bilgiler aktarmaktadır.Hamidiye-i Etfal Hastanesi’nin çocuk cerrahisinin gelişmesindeki etkisi belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca ameliyat öncesi hazırlanan aydınlatılmış onam senetlerinin, bugünkü uygulamalara bile örnek teşkil edebilecek nitelikte oldukları anlaşılmaktadır.
Bu çalışmalardan edindiğimiz deneyimlere göre:
a) Çocuk cerrahisine yönelik tıp tarihi ile ilintili ile ilgili uğraşlar, geçmişte gerçekleşen ameliyatlar,tasarımı yapılmış cerrahi aletler,tanımlanan hastalıkları bilip öğrenmemiz açısından bizlere önemli katkılar sağlamaktadır
b)Geçmişte gözlenen komplikasyonlar ve hataların yinelenmemesi açısından bize önemli bilgiler sunmaktadır
c)Geçmişin iyi bilenmesi ve incelenmesi, “yeniden buluşlar”, “eskiden bilinen ameliyat yöntemlerini yeniden keşfetmeler” gibi hatalardan bizleri korumaktadır
d)Geçmişte çocuk haklarına ve ailelerin ameliyat öncesi aydınlatılmalarına büyük önem verildiği anlaşılmaktadoır.
e)Geçmiş deneyimlerden ve yaşananlardan öğrendiklerimiz, gelecekteki hastalarımızı daha iye tedavi edebilmemize ve torunlarımızın daha iyi koşullarda sağlık hizmeti görmelerine zemin hazırlayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Tıp tarihi, Cerrahiye-i Ilhaniye, Osmanlı’da sünnet şenlikleri, hüccet, rıza senetleri, Hamidiye-i Etfal hastanesi

5. Erişkin yaş testis tümörlerinin inmemiş testisle ilişkisi üzerine bir çalışma
A study on the relationship between adult testicular tumors, and undescended testis
doi:  10.5222/JTAPS.2017.071 Sayfalar:71-75
Evin Büyükünal, S.N. Cenk Büyükünal

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı geniş bir erişkin testis tümörü serisinde, inmemiş testis öyküsü ile ilgili sıklığın saptanması ve bazı pratik çıkarımların elde edilmesidir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Retrospektif olarak dosta taramasına dayanan bu çalışmada büyük çoğunluğu erişkin yaş grubunda olan testis tümörlü hastalarda,inmemiş tesits öyküsü bulunup bulunmadığı araştırılmıştır.Bunun yanısıra orkidopeksi yaşı,testis ile ilgili ek sorunların bulunup bulunmadığı, hastanın testis tümörü gözlendiğindeki yaşı,testis tümörünün histopatolojisi, tümörün klinik evresi ve sağkalım oranları incelenmiştir.

BULGULAR: Yaşları 15 ile 70 arasında saptanan (median yaş: 27) 137 hasta incelenmiştir.Bu olguların 6 tanesinde inmemiş testis öyküsü belirlenmiştir.5 olgunun oldukça geç yaşlarda (7-25 yaş arası) orkidopeksi ameliyatı geçirdikleri belirlenmiştir.Altıncı olgu, 67 yaşına kadar inmemiş testis nedeni ile ilgili bir girişim uygulanmamış bir hasta idi. 137 olgu içinde inmemiş testis öyküsü olanlar %4.4 lük bir orandaydı.Tüm olgularda histopatoloji malin germ hücreli tümör olarak belirlenmişti. 5 olgunun tümü lokal hastalık bulgusu ile başvurmuştu. 67 yaşındaki,orkidopeksi uygulanmamış olgu ise sistemik hastalık bulgular ile baş vurmuştu(akciğer metastazı).İki olguda inmemiş testis öyküsüne ek olarak orşioepididimit ve doğumsal orşiomegali gibi bulgular da saptanmıştı. Tüm olgularda etkili tedavi protokolleri ile olaysız sağkalım gerçekleşmiştir.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçlarına göre,geç orkidopeksi gerçekleşen inmemiş testis olgularında ileri yaşlarda tümör gelişmesi olasılığı artmaktadır.Bununla beraber bu olasılığın %1-2 den fazla olmaması, orkidopeksi yapılan testisin skrotum içinde muayene ve izleminin kolay olabilmesi ve tümör gelişiminde sağkalım oranlarının yüksekliği nedeni ile prepubertal dönemde başvuran inmemiş testislere orkidopeksi uygulamak bir alternatif olarak düşünülebilir.Bununla beraber ileri yaşlara kadar yakın izlem uygulanması ve çocuğun ebeveyinlerinin ve kendisinin bu konunun önemi konusunda iyice aydınlatılmaları büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: İnmemiş testis, testisin habis tümörleri, germ hücreli tümörler, orkidopeksi

DİĞER
6. Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisinde Güncel Makalelerden Seçmeler
Sayfalar:76-80
Emil Mammadov

Çin’de yapılan bu çalışmada safra yolları atrezisi için Kasai portoenterostomi ameliyatı geçiren hastaların beslenme durumu ile ameliyat sonrası kolanjit arasındaki ilişki sorgulanmıştır. Beslenme durumunun değerlendirmesi için STRONGKids ölçeği kullanılmış ve hastalar düşük, orta ve yüksek beslenme riskli olarak derecelendirilmiştir. Kasai ameliyatı yapılan 106 hasta beslenme statüsüne göre iki gruba ayrılmış (orta ve yüksek beslenme riski grupları) ve bu iki grup arasında karşılaştırma yapılmıştır. Orta beslenme riskli grubunun hastanede kalış süresi yüksek beslenme riskli gruptan daha kısa ve bu grupta ameliyat sonrası kolanjit insidansı daha düşük bulunmuştur. Aynı zamanda sarılığın geçme hızı ve iki yıllık karaciğer sağkalımı orta beslenme riskli grupta anlamlı olarak daha iyi bulunmuştur. Bu bulgular ile yazarlar, iyi beslenemeyen hastalarda postop erken dönemde kolanjit geçirme riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Anahtar Kelimeler: Örnek, örnek, örnek

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın