Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 3 Ek - 2016

 tccd.org.tr

    
DİĞER

1. Yenidoğanda minimal invazif cerrahi
Minimally invasive surgery in neonates
doi: 10.5222/JTAPS.2016.165 Sayfalar:165-169
Murat Alkan 

Teknolojinin ve endüstrinin gelişmesiyle birlikte cerrahın ve anestezistin tecrübesinin artması ve endoskopik enstrümanların minyatürize üretilmesi sayesinde erişkin ve çocuklarda yapılabilen laparoskopik veya torakoskopik uygulamalar günümüzde yenidoğan döneminde de yapılabilmektedir. Bu derlemenin amacı yenidoğanda uygulanabilir minimal invazif tekniklerin irdelenmesidir.

Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, laparoskopi, torakoskopi

2. Çocuklarda üst sindirim sistemi girişimsel özofagogastroduodenoskopi uygulamaları
Interventional esophagogastroduodenoscopy procedures performed in the upper digestive system in children
doi: 10.5222/JTAPS.2016.170 Sayfalar:170-180
Çiğdem Ulukaya Durakbaşa

Yetişkinlerdeki gelişimine paralel olarak, çocuklarda üst sindirim sistemi endoskopisi başlangıçtaki tanısal uygulamalardan çeşitli girişimsel uygulamalara uzanan bir yol kat etmiştir. Çocuklarda tedaviye yönelik, girişimsel özofagogastroduodenoskopinin (ÖGD) en sık endikasyonlarını yabancı cisim çıkartılması, dilatasyonlar, beslenme desteğini sağlamaya yönelik girişimler ve variseal kanamalara yönelik işlemler oluşturur. Bunların dışında endolüminal gastroplikasyon gibi son derece yenilikçi birtakım girişimlerin de gündelik pratikte yerini alacağını düşünmek olasıdır.

Anahtar Kelimeler: Endoskopi, özofagogastroduodenoskopi, yabancı cisim, dilatasyon, perkütan endoskopik gastrostomi, variseal kanama

3. Yenidoğan ve bebeklerde gastroözofageal reflü cerrahisi
Gastroesophageal reflux surgery in newborns, and infants
doi: 10.5222/JTAPS.2016.181 Sayfalar:181-185
Gülnur Göllü Bahadır

Fizyolojik gastroözofageal reflü (GÖR) doğumdan sonra ilk birkaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolur. Özellikle nörolojik problemli ve özofagus atrezisi nedeni ile cerrahi geçiren çocuklarda sıklıkla yakınmalar devam eder. Medikal tedaviye yanıt vermeyen ciddi GÖR hastalığı ile bağlantılı bulguları olan yenidoğan ve bebeklerde antireflü cerrahisi gerekir. Teknolojik olanakların ve çocuk cerrahlarının minimal invaziv cerrahideki deneyimlerinin artması ile yenidoğan ve bebeklerde GÖR’ün endoskopik cerrahisi güvenle uygulanabilen bir girişimdir.

Anahtar Kelimeler: Bebek, gastroözofageal reflü, fundoplikasyon, yenidoğan

4. Laparoskopik klasik tek port ile appendektomi: Teknik ayrıntılar
Conventional single-port laparoscopic appendectomy: Technical details
doi: 10.5222/JTAPS.2016.186   Sayfalar:186-190
Oğuz Ateş 

Laparoskopik appendektomi çocuk cerahları arasında popularitesini sürekli artırmaktadır. Laparoskopik klasik tek port ile appendektomi yöntemi hem akut hem de perfore appendisit için uygun bir yöntemdir. Akut appendisitlerdeki avantajlarının yanı sıra perfore appendisitli hastalarda, laparoskopik klasik tek port appendektomi yöntemi; ek bir maliyet gerektirmeden, doyurucu bir ameliyat zamanı ile hastanede kalış süresini azaltarak, yara yeri enfeksiyon ve adheziv intestinal obstrüksiyon oranlarını belirgin düşürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Laparoskopi, tek port appendektomi, appendisit

5. Çocuklarda pilor ve duodenum patolojilerine laparoskopik yaklaşım
Laparoscopy for pyloric and duodenal pathologies in children
doi: 10.5222/JTAPS.2016.191 Sayfalar:191-196
Baran Tokar

Bu makalede çocuklarda pilor ve duodenum bölgesine özel laparoskopik olarak yapılabilecek piloromiyotomi, piloroplasti, duodenoduodenostomi ve Ladd prosedürü gibi girişimlerde yazarın yaklaşım şekli literatür güncellemesi ile birlikte yer almaktadır. Bu girişimlerin ağırlıklı olarak süt çocuğu yaş grubunda yer alan hastalarda yapıldığı ve cerrahın ciddi laparoskopik rekonstrüksiyon tecrübesinin gerekliliği unutulmamalıdır. Bu bölgeye özel anatomi dolayısı ile oluşacak komplikasyonların ciddi sonuçları ve bazen kolayca çözümlenemeyecek yapısı düşünülerek, laparoskopi amaç olarak değil araç olarak cerrahi planlama da yer almalıdır.

Anahtar Kelimeler: Laparoskopi, pilor, duodenum, çocuk

6. Laparoskopik kolesistektomi
Laparoscopic cholecystectomy
doi: 10.5222/JTAPS.2016.197 Sayfalar:197-202
Şenol Emre, Gonca Topuzlu Tekant, Osman Faruk Şenyüz

Laparoskopik kolesistektomi, çocuk yaş grubunda hem kolesistektomi endikasyonu konulan olgulardaki artış hem de laparoskopik kolesistektomi kontrendikasyonlarının artan tecrübe nedeniyle azalması ile daha sık yapılan bir ameliyat haline gelmiştir. Laparoskopik yöntem açık yönteme göre, hastanede kalış süresinin kısalığı, daha iyi estetik sonuçlar, ameliyat sonrası daha az ağrı ve ileus nedeniyle kısa sürede yaygınlaşmış ve kolesistektomilerin önemli bir bölümünde altın standart haline gelmiştir. Güvenli kolesistektomi olarak adlandırılabilecek yöntem basamaklarına uyulursa komplikasyonlar oldukça azaltılabilir. Bu makalede laparoskopik kolesistektomi endikasyonları, kontrendikasyonları, cerrahi teknik ve komplikasyonlar ve komplikasyonlara yönelik tedaviler derlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Safra kesesi, kolesitektomi, çocuk

7. Yüksek tip anorektal malformasyonlara laparoskopik yaklaşım
Laparoscopic approach to high anorectal malformations
doi: 10.5222/JTAPS.2016.203 Sayfalar:203-207
Gülce Hakgüder

De Vries ve Pena tarafından geliştirilen posterior sagittal anorektoplasti (PSARP), tanımlandığı zamandan bu yana anorektal malformasyonların (ARM) standart tedavisi olarak kabul görmüştür. Georgeson ve ark. 2000 yılında yüksek tip ARM’li hastaların tedavisi için yeni bir yöntem tanımlamıştır. Bu yöntemle anorektal pull-through posterior sagittal bir insizyona gerek kalmadan laparoskopi eşliğinde yapılabilmektedir. LEARP, intersfinkterik geçiş bölgesi nirengi noktalarının somut olarak bulunmasını kolaylaştıran bir ameliyat olarak, PSARP da karşılaşılan “diseksiyonda orta çizgiyi kaybetme” tedirginliğini ortadan kaldırarak, rektumun embriyolojik olarak geçmesi gereken yere yerleştirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Anorektal malformasyonlar, laparoskopi, endoskopi, Pull-through

8. Pediyatrik kolorektal patolojilerde gelişmeler
Developments in pediatric colorectal pathologies
doi: 10.5222/JTAPS.2016.208 Sayfalar:208-212
Gülnur Göllü, Aydın Yağmurlu

Çocuk cerrahisindeki gelişmeler ile minimal invaziv girişimler, kolorektal alanda da yaygın olarak kullanılmaktadır. Kolostomi açılması gibi basit girişimlerden total proktokolektomi gibi ileri girişimlere kadar bir çok patolojide kullanılmaktadır. Hirschsprung hastalığı, anorektal malformasyonlarda kullanım yaygınlaşmıştır. Kısa hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası daha az analjezi kullanımı ve iyi kozmetik sonuçlar nedeni ile tercih edilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Anorektal malformasyon, çocuk, Hirschsprung hastalığı, minimal invaziv cerrahi

9. Çocukluk çağında laparoskopik splenektomi
Laparoscopic splenectomy in pediatric age
doi: 10.5222/JTAPS.2016.213 Sayfalar:213-218
Başak Erginel  

Çocuk hastalarda laparoskopik splenektomi, ilk kez 1993 yılında tanımlanmıştır. Kısa zaman içinde, küçük insizyon, kusursuz kozmetik sonuç, ameliyat sonrası çabuk ve ağrısız iyileşme, kısa hospitalizasyon süresi, ameliyat sonrası solunum ve bağırsak fonksiyonlarının hızla düzelmesi, erken ve geç dönem komplikasyonlarının daha az olması nedeniyle çocuk hastalarda giderek daha sık kullanılan bir yöntem olmuştur. Laparoskopik splenektomi, splenektomi gerektiren çocukluk yaş grubu hastalıklarında artık altın standart cerrahi işlem olmuştur. Laparoskopiye ilk başlanıldığında yaşanan dezavantajlar, öğrenme sürecinde hızla düzelir. Bir taraftan ortalama ameliyat süresi tecrübe arttıkça azalır. Makalede laparoskopik splenektominin yararları ile birlikte bu konuda kişisel cerrahi tekniğimiz anlatılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Laparoskopi, splenektomi, çocuk

10. İnguinal herni cerrahisinde PIRS yöntemi: Teknik ayrıntılar
PIRS method in the inguinal hernia surgery: Technical details
doi: 10.5222/JTAPS.2016.219 Sayfalar:219-225
Çetin Ali Karadağ

Amaç: Kasık fıtığı onarımı çocuklarda en sık yapılan ameliyatlardan birisidir. Bu hastalığın tedavisinde kasıktan yapılan açık cerrahi yaklaşım altın standarttır. Fakat son yıllarda çocuklarda laparoskopik kasık fıtığı onarımı da popüler hale gelmiştir. Çocuk cerrahisinde laparoskopik fıtık onarımı genellikle üç port ile ve karın içinde bağlanarak yapılır. Burada yalnızca bir port gerektiren ve Patkowski tarafından tanımlanan PIRS operasyonun teknik ayrıntılarını sunuyoruz.

Gereç ve Yöntem: İşlem genel anestezisi altında endotrakeal veya laringeal maske ile yapılır. Pnömoperiton açık teknikle oluşturulur. İçerisinden emilmeyen bir ip geçirilmiş enjektör iğnesi laparoskopik görüş altında ciltten sokularak inguinal kanal iç halkasının etrafı periton dışından dönülür ve tekrar aynı noktadan karın dışına çıkarılır. Kese boynunu saran bu ip karın dışında bağlanarak kanal girişi kapatılır.

Sonuç: Yalnızca tek port kullanılması, kısa ameliyat süresi, işlemin göreceli basit olması ve neredeyse görülmeyen yara izleri ile kusursuz kozmetik sonuçları bu yöntemin avantajlarını oluşturmaktadır. Deneyimlerimize göre PIRS ameliyatı, açık cerrahi girişim ve diğer laparoskopik ameliyatlara tedavi alternatifi olarak düşünülmelidir.

Anahtar Kelimeler: Çocuklar, fıtık, kasık, laparoskopik, ekstrakorporeal onarım, teknik, PIRS 

11. Bronkoskopi endikasyonları ve teknik
Indications of bronchoscopy and technique
doi: 10.5222/JTAPS.2016.226 Sayfalar:226-235
Abdulkerim Temiz 

Hava yolu hastalıklarında hem tanı hem de tedavi yöntemi olarak kullanılan bronkoskopi günümüzde artan tecrübe, gelişen teknoloji ve anestezi yöntemleri sayesinde rahat ve güvenle uygulanabilir bir girişim haline gelmiştir. Bunlara bağlı olarak komplikasyon oranları da azalmıştır. Rijid ve fleksibl olarak iki farklı donanım ile gerçekleştirilebilir. Çocuklarda en sık, ciddi morbiditelere ve hatta mortalitelere neden olabilen yabancı cisim aspirasyonlarında kullanılmaktadır. Bunla birlikte, doğumsal veya kazanılmış solunum fonksiyonlarını etkileyen çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisinde bronkoskopiden sıklıkla yararlanılmaktadır. Bu çalışmada, çocuklarda kullanım sıklığı giderek artan bronkoskopinin endikasyonlarının, kullanılan ekipman ve anestezi yöntemlerinin, komplikasyonlarının ve sonuçlarının tartışılması amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bronkoskopi, aspirayon, doğumsal anomali, tanı, tedavi

12. Torasik ampiyeme minimal invazif yaklaşım
Minimal invasive approach to thoracic empyema
doi: 10.5222/JTAPS.2016.236 Sayfalar:236-241
Emre Divarcı, Coşkun Özcan 

Son yıllarda pnömoni insidansı azalmasına rağmen, ampiyem ve parapnömonik efüzyon (PPE) gibi pnömoniye bağlı komplikasyonlarla daha sık karşılaşılmaktadır. Çocukluk çağında saptanan pnömonilerin %28-53’ünde PPE veya ampiyem gelişebilmektedir. Ampiyem tanısı plevral boşluktan alınan sıvı örneğinden yapılan biyokimyasal ve mikrobiyolojik incelemeler ve görüntüleme yöntemleri ile konulmaktadır. Bu sayede ampiyemin evresi ve yapılması planlanan tedavi yaklaşımı belirlenebilmektedir. Ampiyem tedavisinde amaç, plevral boşluktaki fibrin ve debrislerin erken dönemde uzaklaştırılarak akciğerin ekspanse olabilmesini sağlamaktır. Bu amaçla hastalığın evresine göre antibiyoterapi, torasentez veya tüp torakostomi ile drenaj, torakoskopik debridman, fibrinolitik tedavi veya torakotomi ile dekortikasyon uygulanabilmektedir. Bu derlemede ampiyemde güncel tanı ve tedavi yöntemleri değerlendirilerek torasik ampiyemde minimal invazif yaklaşım yöntemlerinin sunulması amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Ampiyem, parapnömonik efüzyon, tüp torakostomi, torakoskopik debridman, fibrinolitik tedavi, dekortikasyon

13. Diyafragma patolojilerine endoskopik yaklaşım
Endoscopic approach to diaphragmatic pathologies
doi: 10.5222/JTAPS.2016.242 Sayfalar:242-253
Hasan Doğruyol  

Konjenital Diyafragma Hernileri (KDH) ve Diyafragma Evantrasyonları (KDE) en sık görülen diyafragma lezyonlarıdır. Bunların dışında paraözofageal herniler ve diyafragmatik krural evantrasyonlar ise çok ender rastlanan lezyonlardır. Konjenital diyafragma hernilerinde diyaframda bütünlüğü bozan bir defekt vardır ve karın içi organları bu defekt aracılığı ile toraks boşluğuna geçerek normal akciğer gelişimini engelleyerek bozukluklara yol açar. Diyafragma evantrasyonlarında ise diyaframın bütünlüğü normaldir fakat müsküler yapılarda bozukluk ve bu bozukluğun yol açtığı anormal kontraktilite söz konusudur. Her iki hastalığın mekanik etkilerinin bir kısmı benzer olsa da evantrasyonda pulmonar hipertansiyon daha düşük ve akciğer hipoplazisi minimal derecededir. Bundan dolayı klinik bulgular daha silik ve prognoz daha iyidir.
Bu makalede konjenital diyafragma lezyonlarının genel hatlarını ve bu hastalıkların endoskopik tedavilerini özetlemeye çalıştık. Ayrıca Morgagni hernileri için “İnsizyonsuz Tam Kat Karın Duvarı Fiksasyonu” tekniği ile diyafragma evantrasyonu için “Çift Kat Kese Ağızı Sütür ile Plikasyon” tekniğini tanımladık. Ayrıca nükse mani olmak için defekt kenarlarındaki seröz membranların çıkarılmasının önemini vurguladık.

Anahtar Kelimeler: Diyafragma hernileri, diyafragma evantrasyonları, diyafragma defektlerinin endoskopik onarımı, insizyonsuz fiksasyon tekniği, kese ağzı plikasyon tekniği

14. Toraks kitlelerine endoskopik yaklaşım
Endoscopic approach to thoracal masses
doi:  10.5222/JTAPS.2016.254 Sayfalar:254-257
Fatih Akbıyık 

Minimal invaziv cerrahinin, görüntüyü magnifiye etme ve anatomik detaylara hakim olma, daha hızlı iyileşme, daha az ağrı, hastanede yatış süresini azaltma, kozmetik avantajlar gibi genel avantajları torakoskopik girişimler için de geçerlidir. Çocuklarda torakal kitleler cerrahi girişim gerektirir. Bu girişimler tanı koymak için torakoskopi, biyopsi ya da tedavi amaçlı eksizyon olabilir. Minimal invaziv cerrahi girişimler gibi torako-endoskopik işlemler de son kırk yılda ortaya çıkmıştır ve giderek yaygınlaşmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Torakoskopi, torakal kitle, çocuk

15. Çocuklarda adrenal kitlelerine laparoskopik yaklaşım
Laparoscopic approach for adrenal masses in children
doi: 10.5222/JTAPS.2016.258 Sayfalar:258-262
Zafer Dökümcü, Ahmet Çelik 

Adrenal bez patolojilerine geleneksel yaklaşım olan geniş abdominal, flank veya torakoabdominal insizyonlar yerine günümüzde erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da minimal invaziv yöntemler giderek artan yaygınlıkta tercih edilmektedir. Kitlenin doğası ve sınırları kısıtlayıcı faktörler olsa da açık cerrahiye göre geniş görüş açısı, olumlu kozmetik sonuçları, hızlı iyileşme süresi ve azalmış morbidite gibi önemli avantajlarla açık cerrahiye eş değer başarıyla uygulanabilmesi laparoskopik adrenalektominin kullanımını arttıran faktörlerdir.

Anahtar Kelimeler: Adrenal, kitle, laparoskopi, çocuk

16. Over kitlelerine laparoskopik yaklaşım
Laparoscopic approach to ovarian masses
doi: 10.5222/JTAPS.2016.263 Sayfalar:263-272
Mithat Günaydın

Adneksiyal kitleler, çocukluk çağında görülen kitlelerin %1-2’sini oluşturur. Bunların %60-70’i over kaynaklı olup, çoğunlukla basit kistlerdir ve %97’si selimdir. Over patolojileri sıklıkla sessiz kalırken, bir kısmı karın ağrısı hatta torsiyon, hemoraji ve rüptüre bağlı gelişen akut karın tablosu, bir kısmı da karında kitle olarak kliniğe gelir. Görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler, özellikle ultrasonun (US) yaygın kullanılır hale gelmesiyle over kitleleri rastlantı sonucu yakalanır hale gelmiştir. Ultrasonda görülen kitlelerin ayrıntılı değerlendirilmesi de Manyetik Rezonans (MR) ile yapılmaktadır.
Laparoskopinin yaygınlaşmasına paralel olarak, çocuklarda da over kitlelelerinin tanı ve tedavisinde laparoskopik yaklaşım altın standart haline gelmiştir. Over kitlelerine laparoskopik girişimde bulunacak cerrahın, pelvik anatomiye hakim olması, deneyimi, girişimin başarısını artırırken, komplikasyon oranını azaltmaktadır.

Çocuklarda, 5 cm’den büyük kistik kitlelelerde laparoskopik olarak, aspirasyon, fenestrasyon, unroofing ve deepitelizasyon gibi over koruyucu yaklaşımlar yapılmalıdır. Bununla beraber, solid kompenent içeren ve/veya büyük kitleler aspire edilmemeli, karın içinde rüptüre edilmemeli, laparoskopi yardımlı veya laparotomi ile ooferektomi yapılmasından kaçınılmamalıdır.

Anahtar Kelimeler: Over, over kitleleri, laparoskopi, karın kitleleri

17. Laparoskopik periton diyaliz kateteri yerleştirilmesi: Tek porttan kolay bir yöntem ve teknik ayrıntıları
Insertion of peritoneal dialysis catheter: An easy method through a single port, and its technical details
doi: 10.5222/JTAPS.2016.273 Sayfalar:273-276
Burak Tander 

Bu makalede, kalıcı periton diyalizi yerleştirmek için geliştirdiğimiz yeni bir laparoskopik yöntemi sunuyoruz. Bu yöntemde; göbek portundan, bronkoskopide kullanılan optik forseps yardımıyla işlemler yapılmakta ve kateter yerleştirilen yerden de laparoskopi yardımıyla kateter uygun yerine getirilmektedir. Sunulan yöntem, görece kolay, efektif ve kozmetik üstünlüğü nedeniyle diğer periton diyaliz kateteri yerleştirme yöntemlerine alternatif olabilir.

Anahtar Kelimeler: Periton diyalizi, laparoskopi, çocuk

18. Günümüzde çocuk cerrahisinde robotik cerrahinin yeri ve gelecek için perspektifler
Current status of robotic surgery in pediatric surgery and perspectives for the future
doi: 10.5222/JTAPS.2016.277 Sayfalar:277-282
Arzu Şencan

Robotik cerrahi, minimal invaziv cerrahide varılan son noktadır. Erişkin endoskopik cerrahisinde robotik cerrahi, 1995 yılından beri kullanılmakta ve büyük oranda kabul görmektedir. Çocuk cerrahisinde robotik cerrahinin avantajları ise halen araştırılmakta ve bu yöntemin uzun dönemde açık cerrahi ya da laparoskopik cerrahiden daha üstün olduğuna dair yayınların artması beklenmektedir. Ancak robotik teknolojideki ilerlemelerin paralelinde, çocuklarda da robotik cerrahinin birçok hassas endoskopik işlemlerde kullanımının yaygın hale geleceği düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Robotik cerrahi, çocuk, minimal invazif cerrahi

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın