Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 3 - 2016

tccd.org.tr

    
ARAŞTIRMA

1. Çocuklarda safra kesesi taşı: Klinik ve cerrahi bulguların değerlendirilmesi
Gallstones in children: Evaluation of clinical and surgical results
doi: 10.5222/JTAPS.2016.119 Sayfalar:119-127
Çetin Aydın, İrfan Kırıştıoğlu, Hasan Doğruyol

GİRİŞ ve AMAÇ: Çocuklarda safra taşı hastalığının insidansı belirgin bir artış göstermesine rağmen bu konudaki çalışmalar kısıtlı ve klavuz oluşturacak düzeye ulaşmamıştır. Bu çalışmada, çocukluk çağı safra taşları ile ilgili risk faktörlerini ortaya koymak, semptomlar üzerine etkili faktörleri belirlemek ve çocuklarda safra kesesi taşı yönetimiyle ilgili deneyimlerimizi aktarmak amaçlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Safra kesesi taşı nedeniyle kolesistektomi yapılan hastaların; demografik özellikleri, anamnez bilgileri, görüntüleme bulguları, laboratuar sonuçları, cerrahi ve klinik bulguları geriye dönük olarak tarandı. Safra kesesi taşı ile ilgili semptomlar puanlanarak her hasta için semptom skoru belirlendi ve oluşturulan gruplar arasında farklılıklar karşılaştırıldı.

BULGULAR: Çalışmamızda 72’si kız 75’i erkek olmak üzere 147 hasta vardı. Erken çocuklukta erkek, adölesan dönemde ise kız hastaların daha fazla olduğu saptandı. Kızlarda ve ileri yaşta; Vücut Kitle İndeksi (VKİ), safra taşı insidansı ve semptom skor ortalaması (SSO) daha yüksek bulundu. Serimizde 35 (%23,8) asemptomatik, 112 (%76,2) semptomatik hasta vardı. Asemptomatik hastalarda risk faktörleri daha fazla oranda bulundu. Hastalarımızın %54,4’ünde risk faktörleri mevcuttu ve hemolitik hastalık en sık görülen risk faktörü idi. Risk faktörü olmayan (idiyopatik) hastalarda SSO daha yüksek saptandı. Milimetrik taşlı hastalarda (%14,28) SSO ve pankreatit riski daha yüksek bulundu. Çalışmamızda; safra kesesi taşı nedeniyle yapılan kolesistektomi sayısında son yıllarda belirgin artış olduğu görüldü.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda; adölesan dönemde; kız cinsiyet, yaş ve aşırı kilonun safra taşı için daha belirgin bir risk oluşturduğu görülmüştür. Semptom skorlaması sonuçlarımıza göre; kız cinsiyet, ileri yaş, aşırı kilo, idiyopatik hasta, multiple veya milimetrik taş gibi faktörleri içeren safra kesesi taşlarında klinik tablonun daha şiddetli seyretiği sonucu çıkarılabilir. 

Anahtar Kelimeler: Çocuk, Safra Kesesi Taşı, Laparoskopi, Kolesistektomi, Semptom skoru, Risk Faktörü

2. Çocukluk çağında Meckel Divertikülü: 30 yıllık deneyim
Meckel’s diverticulum in children: 30 years experience
doi: 10.5222/JTAPS.2016.128 Sayfalar:128-132
Süleyman Çelebi, Seyithan Özaydın, Cemile Başdaş, Birgül Karaaslan, Ünal Güvenç, Elmas Reyhan Alim, Serdar Sander 

GİRİŞ ve AMAÇ: Kliniğimizde Meckel divertikülü (MD) tanısı almış olguların tedavi ve takiplerinin geriye dönük değerlendirilmesi ve literatür eşliğinde tartışılmasıdır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 1987-Ocak 2016 yılları arasında İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği’nde semptomatik veya rastlantısal olarak saptanan MD olguların dosyaları geriye dönük olarak incelendi. Yaş, cinsiyet, klinik bulgular, uygulanan tedavi yöntemleri, ameliyat bulguları, komplikasyonlar, spesmenlerin histopatolojik incelemeleri ile hastaların takip sürecindeki sonuçları irdelendi. 

BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 137 olgunun 110’u semptomatik bulgularla başvurup ameliyat edilirken 27’si rastlantısal olarak saptanmış olup ameliyat edilmeden takibe alındı. Tüm olguların 107’si erkek, 30’u kız ve yaş ortalamaları 3,8 yıl (1 gün-13 yıl) olarak belirlendi. Semptomatik olanlarda %28 divertikülit, %16 barsak tıkanması, %27 kanama, %20 invajinasyon ve %3 volvulus saptandı. Rastlantısal 27 olgu; umbilikal kord prolapsusu, gastroşizis, duodenum atrezisi, ileal atrezi, malrotasyon, anal atrezi, diyafragma fıtığı ve sıkışmış kasık fıtığı ameliyatları esnasında saptandı. 110 semtomatik olgunun 65’inde divertikül kama şeklinde, 45’inde ise çepeçevre bir bölüm barsak ile birlikte çıkarıldı.

Histopatolojik incelemelerde çoğunlukla mukozal konjesyon, ödem, kanama ve iskemik değişiklikler bildirildi. Ektopik doku olarak; 26 olguda (%22) mide mukozası, 1 olguda ise pankreas dokusu varlığı belirlendi. Ameliyat sonrasında olguların 2’si barsak yapışıklığı nedeniyle yeniden ameliyat edildi. 3 olgu yaygın/gecikmiş peritonite bağlı çoklu organ yetersizliği tablosuyla kaybedildi. Rastlantısal saptanıp takibe alınan iki hasta semptomatik hale geldi; 1’i rektal kanama, 1’i invajinasyon nedeniyle opere edildi.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Semptomatik olgularda sıklıkla akut karın tablosu ön planda olup tanıda gecikmeler ölümcül komplikasyonlara neden olabilmektedir. Tanıda zorluk yaşanan olgularda MD’ne bağlı komplikasyonların akılda tutulması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Meckel divertikülü, çocuk, ektopik mide mukozası, akut karın

3. İleri evre ampiyemlerde video yardımlı torakoskopik dekortikasyon sonuçları
Video assisted thoracic surgery in advanced stage pleural empyema
doi: 10.5222/JTAPS.2016.133 Sayfalar:133-136
Gökhan Berktuğ Bahadır, Hakan Taşkınlar, Ali Naycı 

GİRİŞ ve AMAÇ: İleri evre çocuk ampiyem olgularında video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) dekortikasyonun etkinliğini ve güvenirliğini incelemek. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: 2010-2015 yıllarında 0-18 yaş arası VATS uygulanan evre 3 ampiyem hastaları çalışmaya alındı. Çalışmada hastaların demografik özelliklerinin yanı sıra, yöntemin başarısı, erken ve geç dönemde komplikasyonlar değerlendirildi. VATS dekortikasyonda plevra aralığında hiçbir kapalı alanın ve sıvının kalmaması ve işlem sonunda akciğerin ekspansiyonu amaçlandı.

BULGULAR: Toplam 22 çocuk hasta çalışmaya alındı. Ortanca yaş 8 (1-17); 3’ü kız, 19’u erkek idi. Ampiyem, 12’si sağda, 10’u solda; 20 hastada pnömoni, birer hastada lenfoma ve tüberküloz idi. Hastalar 46 ay (15-126) takip edildiler.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Çocuk ve ergenlerde ampiyem olgularında VATS dekortikasyon altın standart olarak düşünülmelidir. VATS dekortikasyon ileri evre ampiyem olgularında etkin ve güvenlidir.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, ampiyem, torakoskopi, dekortikasyon

OLGU SUNUMU
4. Kısa barsak sendromunda barsağın Bianchi yöntemiyle uzatılması: İki olgu sunumu ve Türkiye’deki çocuk cerrahlarının yaklaşımları
Bianchi’s bowel lengthening procedure for short bowel syndrome: Report of two cases and approach of pediatric surgeons in Turkey
doi: 10.5222/JTAPS.2016.137 Sayfalar:137-143
Seyithan Özaydın, Serdar Sander, Cemile Beşik, Ünal Güvenç, Aslan Babayiğit, Esra Polat, İpek Yıldız Özaydın, Merih Çetinkaya

Kısa barsak sendromu (KBS) barsak uzunluğu ve mukoza alanı yetersizliğinden kaynaklanan bir emilim sorunu olup; ağır enerji, protein, vitamin ve elektrolit bozukluğu ile seyreder. KBS’nin en sık nedenleri; nekrotizan enterekolit, ince barsak atrezileri, orta barsak volvulusu ve gastroşizidir. Çalışmamızda Bianchi yöntemi ile barsak uzatılması yapılan KBS’li 2 olgu sunulmuş ve literatür taramasıyla ülkemiz Çocuk Cerrahisi topluluğunun KBS olgularına yaklaşımı özetlenmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kısa barsak sendromu, barsak uzatma ameliyatı, Bianchi yöntemi, Türkiye, çocuk

ARAŞTIRMA
5. Çocuk hastalarda hemodializ için AVF'nin uzun dönem sonuçları
Long-term results of arteriovenous fistula for hemodialysis in pediatric candidates
doi: 10.5222/JTAPS.2016.144 Sayfalar:144-148
Mahir Kırnap, Aydıncan Akdur, Gokhan Moray

GİRİŞ ve AMAÇ: Pediatrik hastalarda AVFler kronik hemodializ için en iyi venöz erişim yolu olarak değerlendirilebilir. Kronik hemodializ için vasküler erişim şu kriterleri karşılamalıdır: uzun dönem açık kalma oranı, düşük komplikasyon oranı ve hedeflenen günlük aktiviteye minimum veya müdahale edilebilir etki.

Bu çalışmanın amacı mikrocerrahi vasküler teknikler kullanımına aday pediatric hastalarda AVF lerin oluşturulmasındaki tecrübemizi cerrahi tekniğe vurgu yaparak bildirmekti.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Haziran 2011 ile şubat 2016 tarihleri arasında merkezimide açılan AVF’ler geriye dönük olarak değerlendirildi. 35 hastaya 40 AVF açıldı. Açılan fistülerin 6’sı snuff box, 21’i radiosefalik, 11’i brakiosefalik, bir brakiobazilik ve biri femoro-femoral AVF. Hastaların yaşları ortalaması 12 (8 ile 14 arasında). AVF’ler paraşüt tekniği kullanılarak 7/0 veya 8/0 prolen suture materyali ile uç yan anastamoz edildi

BULGULAR: Açılan suff box AVF’in 4’ü (%75), radiosefalik AVF’lerin 19’ı (%90), brakiosefalik AVF’lerin 9’u (%81,1), brakiobazilik ve femoro-femoral AVF’lerin %100’ü ameliyat sonrası çalıştı. Bu AVF’lerin ortalama 37 aylık takiplerinde başarı oranı 86,4 bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Pediatrik hastalara açılan arteriovenöz fistüller literatürdeki erişkin karşılaştırıldığında başarı oranı benzer bulundu. Biz hastalarımızda mikrocerrahi vasküler teknikleri kullanmamız AVF’lerin başarılı çalışma oranlarını açıklamaktadır. 
Son dönem böbrek yetmezliği olan pediatrik hastalarda ilk tercih periton dializidir Bununla birlikte periton dializi uygulanamayan hastalarda mikrocerrahi tekniği ile açılan AVF ‘ler başarılı bir şekilde uygulanabilir.

Anahtar Kelimeler: Arteriovenöz fistül, pediatri, hemodializ

DİĞER
6. Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisinde Güncel Makalelerden Örnekler
Sayfalar:149-152
Emil Mammadov

Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisinde
Güncel Makalelerden Örnekler

Anahtar Kelimeler: Güncel, Makalelerden, Örnekler

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın