Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 2 Ek - 2016

 www.tccd.org.tr

    
DİĞER

1. Antenatal hidronefrozda görüntüleme
Postnatal radiological evaluation of antenatal hydronephrosis
doi: 10.5222/JTAPS.2016.043 Sayfalar:43-47
Ali Tekin, İbrahim Ulman

Ultrasonun prenatal dönemde tarama amacıyla kullanılması antenatal hidronefrozu en sık saptanan anomali hâline getirmiştir. Yüksek oranda spontan rezolüsyon beklenmekle birlikte, cerrahi gerektiren obstrüktif durumlar gelişebilir. Bu nedenle prenatal ve postnatal görüntüleme yöntemleri ile cerrahi gerekebilecek hastaların ayrımı önemli ve karmaşık bir konudur. Bu çalışmada, antenatal hidronefrozun görüntüleme yöntemleri ile bu yöntemlerin ortaya çıkardığı sonuçlara göre hasta yönetimi kısaca anlatılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Antenatal hidronefroz, postnatal tanısal değerlendirme, radyoloji, görüntüleme, sintigrafi

2. Antenatal hidronefrozlara yaklaşım ve ciddi obstrüktif hidronefrozların uzun süre takibi
The rapeutic approach to children with antenatal hydronephrosis and long-term follow up of severe obstructive hydronephrosis
doi: 10.5222/JTAPS.2016.048 Sayfalar:48-54
Zübeyde Gündüz

Antenatal hidronefrozun (ANH) nedenleri çok çeşitli olup, intrauterin geçici hidronefrozdan böbreğin ve idrar yolunun klinik olarak ciddi konjenital anomalilerine kadar değişir. Oligohidramnios ve ek böbrek ve böbrek dışı anomalilerin varlığı önemli patoloji varlığını destekler. ANH saptanan tüm bebeklere doğum sonrası ultrasonografi (US) yapılmalı, daha sonraki araştırmaların sıklığı ve yoğunluğu böbrek pelvis ön-arka çapı (PÖAÇ) ve Fetal Üroloji Derneği (Society for Fetal Urology-SFU)’nin önerdiği derecelendirmeye göre yapılmalıdır. PÖAÇ 10 mm üzerinde veya SFU evre 3-4 olan hastalar üst ve alt idrar yolu tıkanıklığı ve vezikoüreteral reflü (VUR) açısından taranmalıdır. VUR olan bebekler bir yaşına kadar koruyucu antibiyotik almalıdır ve aileler idrar yolu enfeksiyonu riski açısından bilgilendirilmelidir. Üreteropelvik bileşke veya üreteovezikal bileşke darlığı olan bebeklerin yönetimi klinik özelliklerine ve US ve radyonüklid renografi izlemine dayanır. PÖAÇ artan, bölünmüş böbrek fonksiyonu <%35-40 altında ve obstruktif renogramı olan veya izlemde bölünmüş böbrek fonksiyonu azalan hastalarda cerrahi düşünülmelidir.

Anahtar Kelimeler: Antenatal hidronefroz, çocuk, postnatal yaklaşım, tedavi, uzun dönem takip

3. Üreteropelvik bileşke darlığı
Uretero-pelvic junction obstruction
doi: 10.5222/JTAPS.2016.055 Sayfalar:55-79
Abdurrahman Önen

Literatürde çok sayıda çalışma bulunduğu halde, antenatal hidronefrozların (ANH) tanısal değerlendirilmesi, takibi ve optimal tedavisi hâlen bu alanda çalışan tüm hekimler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir. Üretero-pelvik (UP) darlıkların takip ve tedavisinde asıl tartışma asemptomatik olguların hangisinde invazif tetkik ve hangisinde cerrahi gerektiği konusudur. Antenatal tanılı asemptomatik yenidoğan UP darlıkların büyük çoğunluğu geçici ve fizyolojik olduğu için ciddi tıkanıklığa neden olmaz; bunların çoğunda yapılacak tek şey yalnızca uygun tetkiklerle doğru takip etmektir ve zamanla çoğu kendiliğinden düzelecektir. Ancak, yenidoğan UP darlıklarının az bir kısmında hidronefroz ilerleyerek ve/veya renal fonksiyon azalarak ciddi tıkanıklık ortaya çıkar; bu bebeklerde yaşa bakılmaksızın hemen cerrahi tedavi yapılmalıdır.
Hidronefroz şiddetini belirlemede, AP çapı ölçümü, SFU evrelemesi ve UTD evrelemesi ciddi yanılmalara neden olmaktadır. Önen evrelemesi ise mevcut diğer evrelemelerin içerdiği dezavantajları gideren basit ve yinelenebilir bir yöntemdir. Önen evrelemesi, UP darlıklarda daha kolay ve daha güvenli bir takip ve zamanında etkin tedavi olanağı sağlamaktadır.

UP darlıklı çocuklarda, Önen-1 ve Önen-2 hidronefrozların çoğu benign olup, renal fonksiyon kaybı olmadan kendiliğinden düzeldiği için invazif tetkiklere ve yakın takibe gerek yoktur. Bunlarda koruyucu antibiyotik ve sintigrafiye gerek yok, yalnızca üriner USG ile takip yeterlidir. Parankimin incelmeye başladığı (3-7 mm) Önen-3 hidronefrozların bir kısmında kötüleşme olup, cerrahi gerekebildiğinden USG ve sintigrafi ile yakın takip gerekir, koruyucu antibiyotik verilebilir. Renal parankimin ciddi azaldığı (<3 mm) Önen-4 hidronefrozlu çocuklarda kısa zamanda ciddi renal hasar riski yüksek olduğundan erken cerrahi tedavi daha güvenli olur.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, hidronefroz, üreteropelvik darlık, takip, Önen evrelemesi, konservatif tedavi, cerrahi tedavi, Önen kateteri

4. Çocuk ürolojisinde akılcı antibiyotik kullanımı ve profilaksi
Antibiotic usage and surgical prophylaxis in pediatric urology
doi: 10.5222/JTAPS.2016.080 Sayfalar:80-84
Mustafa Kemal Çelen

Ülkemizde en sık reçete edilen ilaçların başında antibiyotikler gelmektedir. Hastanede yatan hastaların yaklaşık %30’und antibiyotik kullanılmaktadır. Bu hastaların %45’inde rasyonel olmayan kullanım mevcuttur.
İdeal antibiyotik kullanımı için; doğru antibiyotik seçilmelidir, en uygun yoldan verilmelidir, etkin dozda verilmelidir, optimum aralıklarla verilmelidir, uygun süreyle verilmelidir, doğru tanı sonrası başlanmalıdır. Doğru antibiyotik kullanımı için mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bir enfeksiyon varlığı sorgulanmalıdır.

Antibiyotik kullanım yoğunluğu ölçülebilir bir parametredir. Etkin antibiyotik kullanımı için doğru yöntem; doğru endikasyondur. Antibiyotik kullanımı dört esasa göre yapılır. Bunlar ampirik kullanım, etkene yönelik kullanım, antibiyograma göre kullanım ve profilaksidir. Maalesef cerrahi profilaksi konusunda eskiden olduğu gibi hala ciddi sıkıntılar bulunmaktadır.

Bu makalede cerrahi profilaksisi ve dikkat edilmesi gereken noktalar güncellenmiştir. Doğru cerrahi teknik kadar rasyonel antibiyotik profilaksisi de prognozu doğrudan etkilemektedir.

Anahtar Kelimeler: Antibiyotik sınırlaması, hastane infeksiyonu, cerrahi profilaksi

5. Beş soruyla çocuk ürolojisinde antibiyotik kullanımı
Antibiotic usage in pediatric urology: 5 questions
doi: 10.5222/JTAPS.2016.085 Sayfalar:85-88
Ali Avanoğlu  

Bu derlemede çocuk ürolojisinde antibiyotik kullanımı ile ilişkili, profesyonellerin farklı yaklaşımları olduğunu bildiğimiz 5 soruya literatür eşliğinde özgün yanıtlarımızı vermeye çalıştık. Tartışmaya açık ve yeni çalışmalarla, zamanla değişken olabileceği bilincinde olduğumuz bu yanıtları değerlendirmenize sunuyorum.

Anahtar Kelimeler: Çocuk ürolojisi, antibiyotik kullanımı

6. Çocuklarda üriner sistem enfeksiyonlarında profilaksi
Prophylaxis in pediatric urinary tract infections
doi: 10.5222/JTAPS.2016.089 Sayfalar:89-91
Metin Kaya Gürgöze 

Üriner sistem enfeksiyonları çocuklarda en sık görülen bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığın erken tanınmaması, doğru ve yeterli tedavi edilmemesi böbrekte skar ve bağlı olarak hipertansiyon ve son dönem böbrek yetmezliğine yol açar. Çocuklarda üriner sistem enfeksiyonlarını önlemek için sürekli antibiyotik profilaksisi kullanılması ve etkinliği tartışmalıdır. Literatürde hem destekleyen hem de çelişkili olan kanıtlar var. Ancak, böbrek hasarı riski olan durumlarda antibiyotik profilaksisi tercih edilmelidir.

Anahtar Kelimeler: Çocuklar, üriner sistem enfeksiyonları, profilaksi

7. Vezikoüreteral reflü
Vesicoureteric reflux
doi: 10.5222/JTAPS.2016.092  Sayfalar:92-93
Fatoş Yalçınkaya

Vezikoüreteral reflü, ülkemizde çocuk yaş grubunda gözlenen anomaliler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bunun yanı sıra, ileriki yaşlarda uygulanan böbrek nakli ve dializ girişimlerinin de en önemli ve önde gelen nedenidir.

Bu makalede vezikoreflü hastalığının spektrumu, yarattığı sorun ve komplikasyonlar ve tedavi ilkeleri konusunda genel bir bilgi verilmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Vezikoüreteral reflü, böbrek yetersizliği, üriner infeksiyon

8. Vezikoüreteral reflüde cerrahi yaklaşım
Surgical treatment modalities in vesico-ureteric reflux in childhood
doi: 10.5222/JTAPS.2016.094 Sayfalar:94-105
S.N. Cenk Büyükünal 

Çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisi alanındaki gelişmeler, çocukların vesikoüreteral reflü (VUR) tedavisinde hem bazı tutumların değişimine hem de tedavi başarısının artmasına neden olmuştur.

Bu makalede, çeşitli derecelerde ve yaş gruplarındaki reflülü hastalara, farklı anatomik anomalilerin eşlik ettiği VUR olgularına uygulanacak açık ve kapalı cerrahi girişim yöntemlerinin yanı sıra, endoskopik subüreterik injeksiyon uygulamalarının önemli detayları üzerinde durulmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Vezikoüreteral reflü, endoskopik subüreterik injeksiyon, VUR, minimal invazif cerrahi girişimler

9. Çocuklarda işeme bozuklukları ve İYE ilişkisi, nefrolojik bir bakış
Association of voiding dysfunction and urinary tract infection in children; a nephrological perspective
doi: 10.5222/JTAPS.2016.106 Sayfalar:106-109
Yılmaz Tabel

İdrar yolu enfeksiyonu çocukluk döneminin en sık görülen bakteriyel enfeksiyonlarından birisidir. İlk enfeksiyonu izleyen 6 ay - 1 yıl içinde yineleme oranı ise özellikle kız çocuklarda çok yüksektir. Önceleri vezikoüreteral reflü daha sonraları ise gündüz idrar kaçırma (işeme bozuklukları) ve disfonksiyonel eliminasyon sendromu bu tekrarlamaların nedeni olarak suçlanmıştır. Günümüzde bireysel risk faktörleri üzerinden hastaya özel yaklaşım daha çok kabul görmektedir. Altını ıslatan çocuklarda görülen anormal işeme paterni, hiperaktif mesane ve uygun olmayan pelvik taban kasılmaları ve eksternal sfinkter direnci; işeme basıncındaki artış, yetersiz işemeye bağlı reziduel idrar kalması bu çocuklarda yineleyen İYE’ye zemin hazırlar, VUR varlığına ve derecesine olumsuz etki eder, kalıcı böbrek hasarı için risk oluşturur. Bu makalede nörolojik sorunu olmayan çocuklarda görülen işeme bozukluklarına eşlik eden İYE ve ilişkili olan VUR tartışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, idrar yolu enfeksiyonu, işeme bozukluğu, vezikoüreteral reflü

10. Çocuklarda kabızlık-işeme bozuklukları ilişkisi
Relation between constipation and voiding dysfunction
doi: 10.5222/JTAPS.2016.110 Sayfalar:110-120
Murat Mutuş 

Alt üriner sistem (AÜS) ve rektum ortak embriyolojik köken taşımalarının yanı sıra otonomik ve somatik inervasyonları da benzerlik göstermektedir. Bu iki sistemin anatomik komşuluğu ayrıca birindeki bozukluğun diğerini de etkilemesine yol açmaktadır. Çocuklarda kabızlık ve AÜS bozuklukları beraber veya ayrı ayrı olarak sık görülebilmektedir.

Bu derlemede pelvik taban yapıları, AÜS ve anorektumun nöroanatomisi, işeme ve dışkılama mekanizması, kabızlığın tanımı ile beraber patofizyolojisi, tedavisi ve son olarak kabızlığın mesane işlevleri üzerine olan etkileri anlatılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kabızlık, işeme bozuklukları, mesane disfonksiyonu

11. Testisin kitlesel oluşumları ve cerrahi bakış
Testicular masses and surgical point of view in the pediatric age group
doi: 10.5222/JTAPS.2016.121 Sayfalar:121-126
S. N. Cenk Büyükünal

Tüm çocukluk çağı tümörlerinin %1-2 kadarını oluşturan testis tümörleri, küçük yaşlarda daha çok selim karakterde olmak ve metastaz oranlarının göreceli olarak daha az olması özelliğini taşırlar. Tanıda ultrasonografi ve biyolojik göstergeler önem taşır. Metastatik hastalıkta ve lokal yayılımda MR önemli ve gereklidir.

Testis tümörlerinin tümünde cerrahinin yüksek inguinal kesi ile yapılması, küçük çocuklarda genelde lenf bezi diseksiyonunun gerekli olmaması iyi huylu olduğu bilinen ve görüntülemede klivajın, sınırların belirli olduğu durumlarda “testis koruyucu cerrahi” uygulanması önemlidir. Skrotal kesi kesinlikle denenmemelidir.

Anahtar Kelimeler:
 Testis kitleleri, testis tümörleri, testis koruyucu cerrahi

12. Hipospadias cerrahisinde başarıyı etkileyen faktörler
Effective factors for success in hypospadias surgery
doi: 10.5222/JTAPS.2016.127 Sayfalar:127-133
Nizamettin Kılıç 

Hipospadias erkek çocuklarda en sık görülen doğumsal anomalilerden birisi olup, insidansı 300 erkek çocukta 1 dir. Bu malformasyonun cerrahi tedavisi çocuk cerrahları ve çocuk ürologlarının en sık yaptıkları işlemler arasındadır. Tedavisi için çok sayıda cerrahi teknik tanımlanmış olup, modifikasyonları ile birlikte bu sayı 200 civarındadır. Ameliyat tekniklerindeki ve sütür malzemelerindeki ilerlemeye rağmen, postoperatif izlem sırasında komplikasyonlar görülebilmektedir. Tedavide flap ya da greft kullanımı, stent, üriner diversiyon, pansuman, antibiyotik ve tek ya da iki seanslı onarım gibi konularda teknik ve tercihe bağlı farklılıklar olabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Hipospadias

13. Genitoüriner anomalilerin gelişiminde hormonlar ve çevresel faktörlerin rolü
The role of hormones and environmental factors in the development of genitourinary anomalies
doi: 10.5222/JTAPS.2016.134 Sayfalar:134-140
Ş. Kerem Özel 

Çevresel faktörler antenatal hayattan itibaren insanın gelişimini etkiler. Pek çok hastalık bu etkileşim sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu derlemede çevresel faktörler ve çevresel kökenli endokrin bozucu kimyasalların genitoüriner sistem üzerine etkileri araştırılmıştır. Endokrin bozucu kimyasallar hava, su ve gıdalarla insanlara ulaşmaktadır. Yapılan çalışmalarda ve özellikle yaşanmış çevre felaketlerinden edinilen deneyimde özellikle hormonal dengenin bozulması ile beraber erkek çocuklarda üretra gelişim anomalileri, inmemiş testis gibi patolojiler, erişkin bireyler de ise sperm sayı ve kalitesinde bozulmalar ön plana çıkmaktadır. Burada daha çok bu kimyasalların östrojenik ya da antiandrojenik etkilerinin daha güçlü olduğu görülmektedir. Diğer çevresel faktörlerle beraber ele alındığında bu etkilerin bilinmesi ile insan sağlığını olumsuz etkileyen bu faktörlerin önüne geçilmesi mümkün olabilecektir.

Anahtar Kelimeler: Endokrin bozucu kimyasallar, hipospadias, inmemiş testis, genitoüriner sistem, çevresel faktörler

14. Cinsel gelişim sorunları: Küçük hastalar, büyük kararlar
Disorders of sexual development: Small patients, big decisions
doi: 10.5222/JTAPS.2016.141 Sayfalar:141-145
Hüseyin Özbey 

Cinsel gelişim sorunlarının tanı ve tedavisi sıklıkla acil kararlar alınmasını gerektirir ve oldukça zorludur. Bununla beraber, onamı alınamayacak kadar küçük hastalar adına alınan kararlar ve uygulanacak cerrahi tedaviler doğru yapılmalı, gereksiz ve geri dönüşü olmayan cerrahi uygulamalardan kaçınılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Cinsel gelişim sorunları, cinsiyet, interseks

15. Çocuklarda üriner sistem taş hastalığına güncel yaklaşım
Current approach in children with urinary calculi
doi: 10.5222/JTAPS.2016.146 Sayfalar:146-155
İsmail Dursun, Emel Kabakoğlu Ünsür 

Üriner sistem taş hastalığı çocukluk çağında kronik dönem böbrek yetmezliğine neden olabilen yaygın görülen bir hastalıktır. Özellikle altta yatan metabolik ve/veya anatomik risk faktörü varlığında tekrarlama olasılığının yüksektir. Bu yüzden çocuklarda risk faktörlerinin iyi belirlenmesi tedavinin objektif ölçütlere göre yapılmasını sağlayacaktır. Altta yatan nedene göre verilecek tedaviler taş rekürrensinin en aza indirilmesine yol açacaktır. Bu derlemede çocuklarda taş hastalığının fizyolopatolojisi, klinik ve laboratuar bulguları, izlemi ve medikal tedavisi üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Üriner sistem taş hastalığı, çocuk, risk faktör

16. Pediatrik üriner taşlara minimal invazif yaklaşım
Minimally invasive approach in pediatric urolithiasis
doi: 10.5222/JTAPS.2016.156 Sayfalar:156-164
Abdurrahman Önen 

Üriner taşların tanı ve tedavileri çocuklara özgü farklılıklar göstermektedir. Doğru üriner değerlendirme taşlı çocuklarda minimal invazif girişim başarısını arttırırken morbiditeyi belirgin azaltır. Üriner taşlı çocukların büyük çoğunluğunda USG ve DÜS yeterli olmaktadır. Bir böbrek taşına SWL veya endoskopik girişim arasında kararsızlık durumunda pelvikalisiyel anatomi ile taş ilişkisini ortaya koymak açısından İVU faydalı olabilir. Üriner taşlı çocukların büyük bir çoğunluğunda BT’ye gerek yoktur. Endoskopik tedavide temel amaç, minimal morbidite ile maksimal taşsızlık sağlamak olmalıdır. Çünkü çocuklarda taş nüksü ve yine girişim olasılığı yüksektir. Üriner taşlı çocuklarda girişim tipini belirleyen en önemli faktörler, hastanın yaşı, taşın büyüklüğü ve lokalizasyonu, taşın içeriği, obstrüksiyon, idrar yolu infeksiyonu, cerrahın deneyimi ve merkezin endoskopik altyapısıdır.

Günümüzde, çocuklarda SWL, URS, RİRC veya PNL gibi uygun bir minimal invazif yöntem ile üriner taşların çoğu çıkarılabilmektedir. Çocuk böbrek taşlarında; taş yükü az (<15 mm), anatomi normal ve taş yumuşak ise SWL, taş yükü az (<15 mm), anatomi normal ancak taş sert ise RİRC uygun yaklaşım olur. Taş yükü fazla (>15 mm) veya taş yükü az olduğu halde anatomi kötü (dar intrarenal pelvis, kalisiyel divertikül, dar infundibulum, vb.) ise PNL en uygun seçenektir. Proksimal üreter tarşlarında birinci seçenek SWL, ikinci seçenek URS uygun olur iken, distal üreter taşlarında birinci seçenek URS olmalıdır. Endoskopik taş tedavisinde taşsızlık oranı PNL’de en yüksek, URS’de orta, ama SWL’de en düşüktür. Buna karşın, komplikasyon oranı PNL’de en yüksek, URS’de orta, ama SWL’de en düşüktür.

Çocuklarda böbrek ve üreterler mobil, küçük ve doku olarak zayıf olduğu için yeterli deneyimi olmayan hekimler tarafından endoskopik girişim yapıldığında ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ayrıntılı üriner anatomi bilgisi, çocuğa uygun ekipman ve çocuk konusunda deneyimli uzman olması çok önemlidir. Endoskopik girişimlerde altın kural, asla güç kullanmamak, zorlamamak ve görmeden hiçbir işlem yapmamaktır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, üriner taşlar, endoskopi, laparoskopi, SWL, URS, RİRC, PNL, litotripsi, komplikasyonlar, minimal invazif tedavi

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın