Çocuk Cerrahisi Dergisi Sayı 1 - 2016

www.tccd.org.tr

    
DERLEME

1. Çocuk Cerrahisi Dergisi: 30.yıla girerken
Journal of the Turkish Association of Pediatric Surgeons: At the beginning of the 30.th year
doi: 10.5222/JTAPS.2016.001 Sayfalar:1-8
Serdar Sander GİRİŞ ve AMAÇ: 30.yılına giren Çocuk Cerrahisi Dergisi’nin (ÇCD) bu süre içindeki işlevi ve karşılaştığı sorunların belgelenmesi, olası çözüm yollarının tartışılmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: ÇCD’nin geride kalan 29 yıl içinde çıkmış olan 72 sayısından 71’i (H.B.Eckstein anısına çıkarılan özel sayı dışarıda tutularak) tüm yönleriyle incelenmiştir.
BULGULAR: Yayınlanan toplam 781 yazının % 65,5’i klinik araştırma, % 34,5’u olgu sunumları şeklindedir. Yazıların yalnız % 10’u deneysel çalışma olup, % 30’u da ulusal Çocuk Cerrahisi (ÇC) kongrelerinde sunulmuş çalışmalardır. Yazılarda toplam 3589 yazar adı vardır ve yazı başına ortalama 4,5 yazar düşmektedir. Kullanılan 11583 kaynağın yılları incelendiğinde yazılarda ortalama 12 yıl (en yeni 4, en eski 29 yıl) eskilikte kaynakların kullanıldığı belirlenmiştir. Dergimizde 110 (% 14) yazıda birinci isim ÇC dışı bir daldan olup en sık Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları’na ait yazılar çıkmıştır. ÇC merkezlerinin ortak çalışmaları tüm yazıların % 8’ini oluşturmaktadır. 

Yazı konuları arasında mide-barsak sistemi % 33 ile başı çekmekte bunu % 18 ile ürogenital sistem izlemektedir. Çocuk cerrahları yazılarında en sık patoloji olmak üzere 38 ayrı tıp dalı ile işbirliği yapmıştır. İlk isim çocuk cerrahı olan 671 yazının % 66’sı uzmanlık eğitimi veren merkezlere ait olup, üniversiteler arasında Ege Tıp ve Cerrahpaşa Tıp, devlet hastaneleri arasında Dr.Sami Ulus ve Şişli Çocuk Hastanesi başı çekmiştir.

Dergimizde 29 yılda 13 editör, 22 yardımcı editör sorumluluk üstlenmiş, çıkarılması gereken yılda 3 sayı hedefine ancak 18 yıl için ulaşılabilmiştir. Dergi 9 yıl Embase/Excerpta Medica’da, 7 yıl ise TUBİTAK dizininde yer almış olup şu anda herhangi bir dizinde yer almamaktadır. 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Sağlıklı bir “yenidoğan” olarak yaşama atılan ve alanında tek olan dergimiz, tümümüzün sorumlu olduğu bir süreçte ne yazık ki “hasta çocuk” haline gelmiş olup yaşayıp gelişebilmesi için tüm ÇC topluluğunun sorumluluk alarak fazladan çaba harcamasını hak etmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Cerrahisi Dergisi (ÇCD), yayın özellikleri, sorunlar, çözümler

2. Hirschsprung Hastalığı’nın tedavisinde transanal endorektal pull-through ameliyatında başlangıç deneyimlerimiz
Beginning experience with the transanal endorectal pull-through operation for the surgical treatment of Hirschsprung’s Disease
doi: 10.5222/JTAPS.2016.009 Sayfalar:9-13
Seyithan Özaydın, Cemile Beşik, Ünal Güvenç, İpek Özaydın, Süleyman Çelebi, Serdar Sander

GİRİŞ ve AMAÇ: Kliniğimizin ilk transanal endorektal pull-through (TERPT) deneyimlerini sunmak

YÖNTEM ve GEREÇLER: Mart 2014 - Aralık 2015 arasında Hirschsprung Hastalığı (HH) tanısı konarak TERPT yöntemiyle ameliyat edilmiş hastaların dosyaları geriye dönük olarak incelendi.

BULGULAR: Onaltı olgunun 14’ü (% 87,5) erkek, 2’si (% 12,5) kız hasta idi. 6 olgumuz daha önceden stomalı, 10 olgumuz ise stomasızdı. Tüm olgular ortalama 11 aylıkken (2-35 ay) TERPT yöntemiyle ameliyat edildi ve ortalama 15 cm (8-38 cm) barsak bölümü çıkarıldı. TERPT ameliyatına; enterostomi açılmış olan altı hastanın üçünde karın içi yapışıklıkların ameliyatı güçleştirebileceği düşüncesiyle, enterostomisiz hastalardan ise birine uzun segment HH şüphesiyle laparatomi ile başlandı. Enterostomili iki hasta ile enterostomisiz bir hastada ise ameliyata transanal yoldan başlanmasına karşın tatminkar bir serbestleştirme sağlanamadığından karına dönüldü. Ameliyat sonrası erken dönemde 1 olguda karın kesisinin açılması nedeniyle girişim gerekti, 1 olgumuz ise erken dönemde kaybedildi.

Hastalarımızın hastanede kalma süresi ortalama 6 gündü (4-12 gün). 15 olgumuzun ortalama 14 aylık (1-21 ay) takibinde; 3 (% 20) olguda anastomoz darlığı nedeniyle genişletme gerekirken, on (% 66,6) olguda perineal dermatit tablosuyla karşılaşıldı. Bakımlarla iyileşen hastalarımızın günlük kaka yapma sayısı ameliyattan sonraki ilk üç ayda 8-10 kez iken sonrasında günde 1-3’e dek düştüğü gözlendi. Tüm hastalarımızın takibi halen sorunsuz şekilde sürmektedir.

TARTIŞMA ve SONUÇ: HH tedavisinde kurulduğundan beri Rehbein yöntemini tercih eden kliniğimizin ilk TERPT deneyimlerinden sonra yöntemin güvenilir bir histopatolojik değerlendirme olanağı bulunması koşuluyla, özellikle batın açılmadan tek ameliyat olarak uygulanması durumunda daha yüksek oranda cerrahi ve aile memnuniyeti sağlayacağını düşünmekteyiz. *Bu çalışma 13-15 Mart 2016 tarihinde Bursa'da düzenlenen 1. Uludağ Çocuk Cerrahisi Kış Sempozyum'unda poster olarak sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, Hirschsprung Hastalığı, transanal endorektal pull-through

OLGU SUNUMU
3. Çocuklarda nadir görünen bir olgu: Dalakta epidermoid kist
It seems a rare case in chıldren: Congenital epıdermoıd cyst of the spleen
doi: 10.5222/JTAPS.2016.014 Sayfalar:14-16
Murat Çakar, Özkan Cesur, Ömer Faik Ersoy, Hakan Keleş, Harun Erol                     
Dalağın Epidermoid kistleri nadir görülen kistlerdendir ve genellikle asemptoma
tiktir.Kliniğimize karın ağrısı şikayetiyle başvuran 11 yaşındaki kız hastanın yapılan görüntüleme tetkikininde dalakta yaklaşık 10 cm çapında düzgün konturlu, multilokule kistik lezyon olduğu saptandı.Hastaya Splenektomi işlemi uygulandı.Yapılan patolojik incelemesi sonucu konjenital epidermoid dalak kisti tanısı konuldu. Yazımızda oldukça nadir görülen bu hastalığın etiyolojisi, klinik ve histopatolojik bulguları ile tanı ve tedavi alternatifleri açısından tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Konjenital, Dalak, Kist

ARAŞTIRMA
4. Tek taraflı multikistik displastik böbrek: Antenatal tanı ve postnatal hasta yönetimi
Unilateral multicystic dysplastic kidney: Antenatal diagnosis and postnatal management
doi: 10.5222/JTAPS.2016.018 Sayfalar:18-22
Nazile Ertürk

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada antenatal dönemde tek taraflı multikistik displastik böbrek (MKDB) tanısı almış hastaların sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya Ocak 2007-Aralık 2012 yılları arasında antenatal ultrasonografi (USG) ile MKDB tanısı almış 15 çocuk dahil edildi. Hastaların tanı alma zamanı, hastalığın postnatal seyri, ek anomali oranları, idrar yolu enfeksiyonu geçirme ve antibiyotik kullanma oranları retrospektif olarak değerlendirildi. Tanılar postnatal dönemde ultrasonografi ile doğrulandı. Hastaların tümüne Tc-99m merkaptoasetil triglisin (MAG 3), 2 hastaya Tc-99m dimerkaptosuksinik asit (DMSA), 7 hastaya ise işeme sistoüretrografisi (İSÜG) tetkiki yapıldı. Hastaların takip süreleri 25 ile 72 ay arasında olmuştur. 

BULGULAR: Antenatal USG ile MKDB tanısı ortalama 22. gebelik haftasında konulmuştur. Kız erkek oranı 4/11. Dördü sağ, 11’i sol taraf yerleşimliydi. MKDB 7 (%46,6) hastada ilk 4 yıl içinde kaybolmuştur. Bir hastanın (%6,6) böbreğinde %10 küçülme görülmüştür. Hiç bir hastada hipertansiyon ve malignensi görülmemiştir. Bir hastada (%6,6) karşı tarafta 2. derece vezikoüreteral reflü (VUR) tespit edilmiştir. Bir hastada semptomatik üriner sistem enfeksiyonu görülmüştür. Hiç bir hastada renal skar görülmemiştir.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Bir çok MKDB zamanla küçülmekte veya kaybolmaktadır. Postnatal detaylı ürolojik ve nefrolojik inceleme yapılması gerekmektedir. Asemptomatik olan hastalar konservatif takip edilebilirler. Semptomatik olanlarda ise klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgulara göre tedavi planı yapılması uygun olacaktır. USG tek taraflı MKDB ile karşı taraf böbrek ve üriner sistem malfromasyonlarını tanımlamada güvenli bir şekilde kullanılabilir. 

Anahtar Kelimeler: Multikistik displastik böbrek, vesikoüreteral reflü, prenatal tanı, çocuk

OLGU SUNUMU
5. Çocukluk çağında ender görülen ekstrarenal yerleşimli retroperitoneal teratoid Wilms tümörü
A rare tumour of childhood: Extrarenal retroperitoneal teratoid Wilms’
doi: 10.5222/JTAPS.2016.023 Sayfalar:23-26
Gökhan Berktuğ Bahadır, Hakan Taşkınlar, Yasemin Yuyucu Karabulut, Çağlar Çıtak, Feramuz Demir Apaydın, Ali Naycı

Ekstrarenal teratoid Wilms tümörü (ERTWT) ender görülen çocukluk dönemi malignitesidir.
Akut karın ön tanısıyla laparotomi yapılan 3-yaşında kız, işlem sırasında pelvik kitle saptanması üzerine kliniğimize sevk edildi. Bilgisayarlı tomografide atnalı böbrek ve pelvik kitle izlendi. Laparotomide pelvik kitle total çıkarıldı ve histopatolojisinde müsinöz epitel ve kıkırdak doku içeren matür teratomatöz elemanlar, Wilms tümörünün trifazik komponentleri (blastemal, epitelyal ve stromal), Wilms tümör 1 (WT-1) gen pozitifliği, böbrekle ilişkisinin olmaması nedeniyle ERTWT tanısı aldı. Takiplerinde metastaz veya nüks saptanmayan çocuk 18 aydır remisyonda izlenmektedir.
ERTWT akut karınlarda ayırıcı tanıda akla gelmelidir. Tümör evresinin ve risk grubunun yükselmemesi için kitlenin rezeksiyonu ertelenmemeli ve tam rezeksiyon hedeflenmelidir.

Anahtar Kelimeler: Çocukluk dönemi, retroperiton, Wilms tümörü, teratom

6. Bir çocukta ekstrarenal Wilms’ tümörü ile Ganglionöroblastom birlikteliği ve litaratür taraması
Coexistence of Extrarenal Wilms’ tumor and Ganglioneuroblastoma in a child and literature review
doi:  10.5222/JTAPS.2016.027 Sayfalar:27-30
İrfan Karaca, Erdal Türk, Egemen Eroğlu, Rejin Kebudi, Sebuh Kuruoğlu, Ragıp Ortaç, S.n. Cenk Büyükünal 

Çocuklarda birden fazla habis tümörün eş zamanlı olarak ortaya çıkması oldukça nadirdir. Literatürde Wilms’ Tümörü ve periferal nöroblastik tümörlerin birlikte görüldüğü sınırlı sayıda olgu bildirimi vardır, ancak ekstrarenal Wilms’ tümörü ile sürrenal nöroblastoma birlikteliği henüz bildirilmemiştir. Bu çalışmada sol inguinal kanal yerleşimli ekstrarenal Wilms’ tümörü ve sol sürrenal kökenli ganglionöroblastom birlikteliği olan bir olgu literatür taraması yapılarak klinik özellikler ve tedavi seçenekleri açısından tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Ekstrarenal Wilms’ tümörü, inguinal kanal, Ganglionöroblastom, senkronize tümör

ARAŞTIRMA
7. Wilms tümöründe özel sorunlara bir bakış ve bir eğitim kliniğinin deneyimleri
Special conditions in Wilms tumor: A review of literature and presentation of clinical experience of a teaching institution
doi: 10.5222/JTAPS.2016.031 Sayfalar:31-49
Rahşan Özcan, Şenol Emre, Elif Kirli, Altan Alim, Pınar Kendigelen, Çiğdem Tütüncü, Güner Kaya, Sergülen Dervişoğlu, Tülin Tiraje Celkan, İnci Yıldız, Osman Faruk Şenyüz, Mehmet Eliçevik, Haluk Emir, Yunus Söylet, Nur Danişmend, S. N. Cenk Büyükünal
Giriş ve amaç
Wilms tümörünün tedavisi son yıllarda gerek NWTS gerekse SIOP protokollerinin getirdiği yenilikler,bilgi birikimleri ışığında yüksek başarı oranlarına varmış bulunmaktadır.
Bununla beraber,iki taraflı Wilms tümörleri, tümör trombüsünün damar ve atrium içine uzanımı,atnalı böbrekte gelişen Wilms tümörleri,soliter böbrekte Wilms tümörü,nefrojenik kalıntılar,cerrahi uygulamada minimal invazif girişimler gibi konularda değişik görüşler bulunmaktadır.
Bu çalışma, yukarıda adı geçen konularla ilgili son görüşleri derlemek ve bir eğitim kliniğinin bu konulardaki deneyimlerinden örnekler vermek amacı ile planlanmıştır

Yöntem ve gereç
Bu nedenle belirtilen konularla ilgili olarak özellikle NWTS(COG) ve SIOP tarafından gerçekleştirilen çalışmalar incelenmiş;Cerrahpaşa Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı’nın özel Wilms tümörü sorunları ile ilgili deneyimleri geriye dönük olarak ve dosya taraması şeklinde araştırılmıştır.

Sonuç
Değişik yayınların ışığında ve kendi deneyimlerimize de dayanarak şu saptamaları yapabiliriz: 
-Çift taraflı Wilms tümörleri için, histolojik kötü risk faktörleri olmadıkça,konservatif cerrahi girişimlerin uygulanması,uzun dönem sağkalım oranlarını etkilememekte ama renal yetersizlik risklerini azaltabilmektedir
-Büyük damarlar ve atrium içi trombüs uzanımları, sağkalım oranlarında olumsuz etki yapmaz gibi görünmekle beraber,cerrahi morbiditesi yüksek ameliyatlara neden olabilmektedir.Ameliyat öncesi uygulanan neoadjuven kemoterapi hem tümör trombüslerinin uzanımını hem de morbidite oranlarını olumlu yönde etkilemektedir
-Atnalı böbrekten gelişen Wilms tümörleri için,ameliyat öncesi görüntüleme analizleri ve özellikle anjiografik etüd çok iyi yapılmalıdır.
Atnalı böbrekten gelişen tümörler için, çoğu kez, ameliyat öncesi neoadjuvan kemoterapi, geride kalacak böbrek kitlesini arttırmak adına büyük yarar sağlamaktadır
-Minimal invazif girişimler ve konservatif böbrek rezeksiyonları son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır

Çocuk onkolojik cerrahisinin diğer konularında olduğu gibi Wilms tümörüne özgü özel sorunlar da cerrahi, anestezi, patoloji ve çocuk onkolojisi,radyoterapi ekipleri arasında sıkı ve sürekli işbirliğini gerektirmektedir. Özelliklik taşıyan Wilms tümörü sorunlarının,bu tür yapılanmanın olduğu kurumlarda çözümlenmesi, izlemlerinin yapılması hastaların olaysız sağkalım oranları açısından yaşamsal önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Wilms tümörü, bilateral Wilms tümörü, Wilms tümöründe vasküler uzanım, atnalı böbrekte Wilms tümörü

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın