Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi ›› Çocuk Cerrahisi Dergisi Ağustos 2010


Çocuk Cerrahisi Dergisi Ağustos 2010

www.tccd.org.tr
    

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):55-66, 2010
Türkiye’de çocuk cerrahisinin tarihçesi

S.N. Cenk BÜYÜKÜNAL
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul

 
ÖZET
 

Bu çalışma, TÇÇD’nin başlatmış olduğu projeler kapsamı içinde, “Türkiye’de Çocuk Cerrahisi’nin Dünü” isimli araştırmanın katkısı sayesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya eğitim kurumlarımız hemen tamamı destek vermiştir.

Araştırmanın gerçekleşmesinde materyel olarak,tıp tarihi ile ilgili kaynaklar,alınan günlükler, Prof. Dr. İhsan Numanoğlu ve Prof. Dr. Akgün Hiçsönmez’den gelen değerli bilgiler, eğitim kurumlarımızdan elde edilen yazılı veriler ve tıp tarihi ile ilintili bazı dokümanlardan yararlanılmıştır.

Sonuç olarak, çocuk cerrahisinin ülkemizdeki gelişiminde pek çok kişinin büyük emeği ve alın teri olduğu, çocuk cerrahlarının uluslararası başarılar elde etme, bilimsel düzeyimizi yükseltme gibi konuların yanı sıra branşımızı ülke düzeyinde yayma ve tanıtma konusunda başarılı olduğu olduğu görülmektedir.

Bu kısa öyküyü okuyan genç meslektaşlarımızın, gelecekteki motivasyonlarının daha da artacağını, deneyimli grubun ise neden oldukları başarılı tablo nedeniyle günümüzde savaşmak zorunda olduğumuz sorunlardan bir miktar uzaklaşacağını umuyoruz.

Anahtar kelimeler: T.C.C.D, çocuk cerrahisi, tarihçe

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):67-70, 2010
Çocuk cerrahisi uzmanlık tezleri

Emrah Aydın, Senol Emre, Sinan Celayİr
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul

 
ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmada İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’nda yapılmış uzmanlık tezlerinin geriye dönük olarak araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Çocuk cerrahisi kaynaklı tezlerin yazarlarına bir anket gönderilerek yapılan ön değerlendirme sonrası tüm tezler, klinik ve fakülte kütüphanelerinden sağlanarak değerlendirmeye alınmıştır. Tezlerin konusu, araştırma tipi, çalışma süresi, teze destek alınıp alınmadığı ve sunum ve/veya yayın olup olmaması açısından incelemeye alınmıştır.

Bulgular: 1978-2010 yılları arasında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı’nda yapılan 47 tez değerlendirmeye alınmıştır. Tezlerin 31’i Gastrointestinal (GI) 16’sı Üroloji (ÜRO) ana başlığı altında yapılmıştır. Yirmidört (8 ÜRO, 16 GI) tez deneysel, 23 (8 ÜRO, 15 GI) tez klinik çalışma şeklinde yapılmıştır. Üroloji kökenli tezlerde, mesane ve hipospadiyas konuları (n:5), GI ile ilgili tezlerde ise Hirschsprung, Gastroözefageal Reflü (GER) ve Anal Atrezi (n:3) en sık çalışılan tez konuları olmuştur. İki tez çalışmasında maddi destek sağlanmıştır. Tezler ortalama uzmanlık eğitiminin 3,7 yılında verilmiştir. En sık ortak çalışılan anabilim dalı Patolojidir (n=10). Tez çalışmalarında genel olarak asistanlık iş yoğunluğu en sık karşılaşılan zorluk olarak bildirilmiştir. On dört tez (% 29.7) ulusal kongrede, 12 tez (% 25.5) uluslararası kongrelerde sunulmuş, 4 tez (% 8.5) ulusal dergide, 10 (% 21.2) tez uluslararası dergilerde yayınlanmıştır.

Sonuç: Tez çalışmalarının kalitelerinin yükseltilmesi ve tıp bilimine olan katkılarının daha da artırılması için, uzmanlık öğrencilerine eğitimlerinin erken dönemlerinde verilmesi, maddi destek sağlanması, multidisipliner çalışma koşullarının düzeltilmesi gerekli gözükmektedir.

Anahtar kelimeler: Tez, çocuk cerrahisi, tibbi yayın, deneysel çalışma

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):71-76, 2010
Pankreatitli olgularda deneyimimiz

Esra Özçakır, Mehmet Hilmi Mercan, İrfan Kırıştıoğlu, Hasan Doğruyol
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Bursa

 
ÖZET
 

Amaç: Pediatrik hastalarda pankreatitin major nedenleri erişkinlerden farklıdır. Erişkinlerde safra yollarında taş ve alkol alımı iki temel etiyolojik faktör iken, çocuklardaki pankreatitte; travma, biliyer sistem hastalığı, farmakolojik ajanlar, heredite, infeksiyonlar ve konjenital anomaliler rol oynamaktadır. Ayrıca olguların % 20’sini nedeni saptanamayan idiyopatik pankreatitler oluşturur. Bu çalışmadaki amacımız, kliniğimizde izlenen pankreatitli olguların etiyolojilerini ortaya koymak, tanı ve tedavi yaklaşımlarımız hakkındaki tecrübelerimizi aktarmaktır.

Yöntem: Kliniğimizde 1994-2009 yılları arasında, yatırılarak tedavi edilen yaşları 4 ile 17 arasında değişen toplam 17 (n:17) pankreatitli olgu retrospektif olarak incelendi. Hastalar yaş, cinsiyet, etiyolojik faktörler, tanı ve tedavi yaklaşımlarına göre değerlendirildi.

Bulgular: Olguların yaş ortalaması 10,8 (4-17) yıl bulundu. Hastaların 8’i erkek, 9’u kız idi. Serum amilaz düzeyi her hastada değerlendirildi. Bir olgu dışında tüm hastaların serum amilaz düzeyleri yüksekti. Derlediğimiz olgulardaki pankreatit etiyolojisi; Familiyal Hipertrigliseridemiyi (n:3) (% 17,6), kolelitiyazisi (n:3) (% 17,6), anti epileptik kullanımını (n:2) (% 11,8), travmayı (n:4) (% 23,5), kabakulak infeksiyonunu (n:1) (% 5,9) ve Oddi sfinkter disfonksiyonunu (n:1) (% 5,9) içermekteydi. Hastalardan 3’ünde pankreatite neden olan faktör bulunamadı. İdiyopatik pankreatit olarak değerlendirildi (% 17,6). Olgulardan ikisinin tedavisinde Endoskopik Retrograd Kolanjiopankreatikografi (ERCP) kullanıldı. Birine sfinkterotomi ve dilatasyon yapılırken diğerine ERCP eşliğinde stend yerleştirildi (% 11,8). Travma sonrası pankreatit ile gelen bir olguda distal pankreatektomi (% 5,9) yapıldı. Diğer on dört hasta konservatif izlem ile şifa buldu (% 82,4). Hastaların takiplerinde beş olguda psödokist gelişti. Psödokistlerin biri spontan gerilerken, ikisi perkütan drenaj kateteri ile tedavi edildi. Diğer psödokistlerden biri duodenojejunal anostomoz ve kistojejunostomi ile diğeri distal pankreatektomi ile tedavi edildi. Safrakesesi taşı saptanan iki olguya elektif kolesistektomi yapıldı.

Sonuç: Günümüzde pankreatitli çocuklara acil laparatomi yaklaşımından uzaklaşılmıştır. Öncelikle konservatif izlem ve bu yaklaşımın takibinde gelişebilecek komplikasyonların tedavisi önce endoskopik girişim, gerekirse cerrahi tedavi şeklinde olmalıdır.

Anahtar kelimeler: Pankreatit, çocuk, ERCP

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):77-81, 2010
Çocuklarda yabancı cisim aspirasyonunda sanal bronkoskopi deneyimimiz

Tugay Tartar *, Ahmet Kazez *, M. Ruhi Onur **, A. Kürşad Poyraz **, Mehmet Saraç ***, 
Ünal Bakal ****, Yunus Çolakoğlu *, Fikret Ersöz *, M. Tamer Gürbaz *
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi* ve Radyodiagnostik ** Anabilim Dalları, Elazığ, Tunceli*** ve Adıyaman**** Devlet Hastaneleri Çocuk Cerrahisi Klinikleri

 
ÖZET
 

Amaç: Yabancı cisim aspirasyonu (YCA) şüphesiyle sanal ve rijid bronkoskopi yapılan olguları geriye dönük inceleyerek, deneyimlerimizi paylaşmak.

Yöntem: Bir üniversite hastanesinde, 2006-2010 yılları arasında YCA şüphesi ile bronkoskopi yapılan olgular; yaş, cinsiyet, yakınmaları, muayene bulguları, YCA öyküsünün varlığı, akciğer grafisi bulgusu, sanal bronkoskopi (SB) bulgusu, yabancı cismin niteliği, çıkarıldığı yer ve komplikasyonları değerlendirildi.

Bulgular: YCA şüpheli 24’ü (% 56) erkek, 19’u (% 44) kız 43 çocuk değerlendirildi. Ortalama yaş 29 ay (1-168 ay) olup, 36 olgu (% 84) 3 yaşın altındaydı. En sık başvuru yakınması öksürük, fizik muayene bulgusu ilgili tarafta akciğer seslerinin azalmış olması ve en sık radyolojik bulgu ise obstrüktif amfizemdi. On dört hastada (% 33) radyolojik görünüm normaldi. En sık ayçekirdeği aspire edilmişti (% 24). Yabancı cisimler % 44 oranında sağ ana bronşta tespit edildi. Öyküsü negatif olan 4 YCA şüpheli olgu da dahil, SB yapılan 11 hastanın tamamında yabancı cisim belirlendi. Aspirasyon öyküsü pozitif olan 31 olgunun tamamında YCA saptanırken, öyküsü negatif olan 12 olgunun 10’unda (% 83) YCA saptandı. Bir olgu kaybedildi (% 2.5).

Sonuç: YCA’lar 3 yaş altı çocuklarda daha sık görülmektedir. Aspirasyon öyküsü şüpheli ve radyolojik bulguları yeterli olmayan olgularda SB, tanıya önemli katkılar sağlamaktadır. Tanı şüphesi bulunmayan olgularda ise SB’nin, yüksek radyasyon nedeni ile yapılmamasını önermekteyiz.

Anahtar kelimeler: Yabancı cisim, aspirasyon, bronkoskopi

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):82-88, 2010
Sünnet yaz aylarında çocuk cerrahları için kabus mu olmalı? 
Devlet Hastanesinde çalışan bir çocuk cerrahının konu hakkındaki görüş ve uygulamaları

Erdal TÜRK
Denizli Devlet Hastanesi, Çocuk Cerrahisi Kliniği, Denizli

 
ÖZET
 

Giriş: Ülkemizde dini inançların bir gereği olarak uygulanan sünnet, özellikle yaz tatili dönemlerinde artan talepler nedeniyle Çocuk Cerrahisi Polikliniklerinde yoğunluğa neden olmakta, maalesef bu taleplerin tamamı da uzman hekimlerce karşılanamamaktadır. Bu durumda olgular yeterli tıbbi donanımı olmayan ve “sünnetçi” olarak isimlendirilen kişilerce uygunsuz koşullarda sünnet edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, devlet hastanelerinde çalışan Çocuk Cerrahlarına alternatif bir çözüm önerisi sunmaktır.

Gereç ve Yöntem: Denizli Devlet Hastanesi Çocuk Cerrahisi Polikliniği’ne sünnet olma isteğiyle başvuran olgular iki gruba ayrıldılar. Altı yaş ve üstünde iletişime rahat geçebilen çocuklar lokal anestezi, 0-6 yaş arası ile iletişim kurmayan, ürkek 6 yaş üstü olgular ve fizik muayenede ek anomali saptanan olgular ise genel anestezi grubunu oluşturdu.

Bulgular: Polikliniğimize 01 Haziran-31 Eylül 2010 tarihleri arasında başvuran 876 olgudan, yaşları 6-17 arasında değişen 676’sı (% 77.2) tek bir çocuk cerrahı ve bu konuda eğitilmiş 2 sağlık memuru yardımıyla lokal anestezi altında, yaşları 0-6 arasında olan 154 olgu (% 17.6) ile, 6 yaşından büyük, uyum sorunu yaşayan 25 olgu (% 2.8) ve fizik muayenede ek anomali saptanan 21 olgu (% 2.4) genel anestezi altında sünnet edildi.

Tartışma: Devlet hastanelerinde çalışan, gönüllü Çocuk Cerrahları benimsedikleri hızlı, pratik ve sağlıklı bir sünnet tekniğini yardımcı personele öğreterek, çok sayıda çocuğu lokal anestezi altında sünnet edebilir.

Anahtar kelimeler: Sünnet, sünnetçi, lokal anestezi, genel anestezi

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):89-93, 2010
Mekonyumun fetal yara iyileşmesi üzerine etkileri

Mehmet Erdal Memetoğlu *, Mete Kaya *, Mehmet Emin Boleken *, Turan Kanmaz *, 
Muharrem Bİtİren **, Selçuk Yücesan *
*Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi, **Patoloji Anabilim Dalları, Şanlıurfa

 
ÖZET
 

Amaç: Fetal deride oluşturulan cilt yaralarının iyileşmesine mekonyumlu amniyon sıvısının etkilerini histopatolojik olarak araştırmaktır.

Yöntemler: Yirmi adet gebe Wistar Albino cinsi sıçan her birinde 10 sıçan olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Hamileliğin 16. günü anne sıçanlara laparotomi uygulandı. Histerotomi yapılmadan fetal sıçanların sırt bölgesine cilt-ciltaltı kesi yarası oluşturuldu ve işlem sonunda uterus içine 0,5 mL izotonik süspansiyonu (Kontrol grubu) ve mekonyum süspansiyonu (Deney grubu) verildi. Laparotomileri kapatılan anne sıçanlara 21. gün yine laparotomi uygulandı ve fetal sıçanlar toplandı. Toplanan fetusların sırt yaraları makroskobik ve histopatolojik olarak değerlendirildi. Sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırıldı.

Bulgular: Her iki grupta skar oluşumu gözlenmedi. Deney grubunda (n=34) çok az koyu pigmentasyon dışında iki grup arasında makroskopik olarak fark bulunamadı. Histopatolojik olarak, mekonyum süspansiyonu verilen grupta belirgin mononükleer hücre ve fibroblast infiltrasyonu görüldü. Kontrol grubu (n=32) ile karşılaştırıldığında hücre infiltrasyonu ve doku tepkimesi yönünden aralarında anlamlı fark bulundu (p<0,001).

Sonuç: Çalışmada, mekonyumlu amniyotik sıvının yara iyileşmesi üzerine makroskopik bir etki göstermediği, ancak histopatolojik incelemede önemli enflamasyona neden olduğu gösterilmiştir.

Anahtar kelimeler: Fetal yara iyileşmesi, mekonyum, skar, intrauterin cerrahi

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):94-96, 2010
Künt batın travması sonrası izole ana hepatik kanal perforasyonu: Olgu sunumu

Engin Yılmaz *, İbrahim Karaman **, Çağatay Evrim Afşarlar **, Ayşe Karaman **, 
İsmet Faruk Özgüner **
*Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul, **Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara

 
ÖZET
 

Künt abdomen travmasına bağlı safra yolu yaralanmaları oldukça nadir görülür ve tanısı zordur. Sıklıkla diğer organ yaralanmalarıyla birliktelik gösterir. Olgumuz hem minör travma sonrasında gelişmiş olması hem de ortak hepatik kanalın oldukça nadir görülen izole yaralanması olması nedeniyle literatür bulguları eşliğinde sunulmuştur. 

1,5 yaşında kız hasta üç günlük karın ağrısı şikayetiyle başvurdu. Ayrıntılı öykü alındığında koltuktan yere düşme hikayesi olduğu ve son bir gündür karın ağrısında artış olduğu öğrenildi. Ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografide batın içinde serbest sıvı dışında patolojik bulgu saptanmadı. Parasentezde safralı mayi saptanan hastanın eksplorasyonda ortak hepatik kanalın sistik kanal ile birleşim yeri posteriorunda 3 mm perforasyon dışında batın içinde herhangi bir patoloji saptanmadı. Perforasyon bölgesinden T-tüp yerleştirildi. T-tüp postoperatif 21. gün çekildi. Postoperatif takiplerinde sorunu olmadı.

Sonuç olarak, travma olgularında ayrıntılı öykü tüm hastalarda mutlaka dikkatlice alınmalı ve sonrasında gerekli incelemeler planlanmalıdır. Batın eksplorasyonunda safra yolları yaralanması saptanan çocuklarda, T-tüp ile safra yolları drenajı, uygulanması kolay ve başarılı sonuçları olan, geçerli bir yöntem olarak akılda tutulmalıdır.

Anahtar kelimeler: Travma, safra yolu, perforasyon, çocuk

 

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):97-100, 2010
Çocuk hastada dalak kist hidatiğinin perkütan drenajla tedavisi

Mehmet Melek *, Serhat Avcu **, Salim Bİlİcİ *, Mehmet Göksu *, Ufuk Çobanoğlu ***
*Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, **Radyoloji Anabilim Dalı, ***Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, Van

 
ÖZET
 

Hidatik kist hastalığı endemik bölgeler içinde yer alan Türkiye’de ve Doğu Anadolu bölgemizde ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. En sık karaciğer ve akciğer tutulumu olmakla birlikte vücudun tüm dokularında görülebilir. Dalak kist hidatiklerinde genel tedavi yaklaşımı splenektomi gibi görünmekle birlikte dalak koruyucu yöntemlere de yönelim giderek artmaktadır. Bu makalemizde multiorgan tutulumlu kist hidatik hastalığı bulunan ve dalaktaki kist hidatik lezyonu perkütan drenajla tedavi edilen 13 yaşında erkek olguyu sunmaktayız. Olgumuzda elde ettiğimiz sonuçlar göz önünde tutulduğunda, çocuk olgularda da dalak kist hidatiğinin perkütan drenajı uygun bir tedavi seçeneği gibi görünmektedir.

Anahtar kelimeler: Kist hidatik, dalak, perkütan drenaj

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın