Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Mart 2003

Mart 2003

    
Doğum Sonrası Psikiyatrik Bozukluklar 17(1):4-11, 2003
Aslı SARANDÖL

 

Ağır Preeklampsi, Eklampsi ve HELLP Sendromunda Kranial Görüntüleme Bulguları 17(1):12-19, 2003

Samet TOPUZ, Recep HAS, Mehtap TUNACI, Lem'i İBRAHİMOĞLU

ÖZET
Ağır Preeklampsi, Eklampsi ve HELLP Sendromunda Kranial Görüntüleme Bulguları 
AMAÇ: Ağır preeklampsi, eklampsi ve HELLP sendromu tanısı alan hastalarda kranial görüntüleme bulgularını saptamak ve bu bulguların semptomatoloji ve nörolojik bulgularla ilişkisini araştırmak. 
MATERYAL ve METOD: Kliniğimiz Perinatoloji Bilim Dalı'nda Ocak 1998-Aralık 2001 tarihleri arasında ağır preeklampsi, eklampsi ve/veya HELLP sendromu tanısı alan MR ya da BT ile kranial görüntülemesi yapılan 86 hastanın verileri sunuldu. 
BULGULAR: Patolojik görüntüleme oranı ağır preeklampside (n:23) % 30.4, HELLP sendromunda (n:22) % 45.4, eklampside (n:26) % 53.8, HELLP sendromu+ek-lampside (n:15) % 66.6 ve genelde % 47.7 bulundu. Yirmi sekiz hastada iskemik alan, ödem ve perivasküler mikrohemoraji ve mikroinfarkt olarak yorumlanabilecek spesifik lezyon, beş hastada intrakranial kanama, beş hastada enfarkt, bir hastada hidrosefali, bir hastada dural sinüs trombozu, bir hastada pineal kist saptandı. Spesifik lezyonlar daha çok arka parietal ve oksipital lob yerleşimli idi. Elli iki hasta (% 61) semptomatik idi ve otuz yedi hasta (% 43) nörolojik bulgu verdi. Dört hasta intrakranial kanama, bir hasta septik şok nedeniyle kaybedildi. 
SONUÇ: Hipertansif hastalıkların kranial görüntülemelerinde iskemik alandan intrakranial kanamalara kadar geniş bir patoloji spektrumuna rastlamak mümkündür. Semptomatik ve nörolojik bulgusu olan hastalarda özellikle intrakranial kanama olmak üzere kranial patolojileri saptamak için kranial görüntüleme yapmak yararlıdır. 
Anahtar kelimeler: Kranial Görüntüleme, Preeklampsi, Eklampsi, HELLP Sendromu

 

Evre I Endometriyum Karsinomlarda Siklin D1 ve c-erbB-2 Ekspresyonunun ve Apopitotik İndeksin Miyometriyal İnvazyon Derinliği, Tümör Derecesi ve Sağkalım İle İlişkisinin Araştırılması (*)17(1):20-24, 2003
Banu SİS, Meral KOYUNCUOĞLU, Uğur SAYGILI, İlknur Bilkay GÖRKEM, Turhan USLU, Emek ÖZEN, Oktay ERTEN
ÖZET
Evre Endometriyum Karsinomlarda Siklin D1 ve c-erbB-2 Ekspresyonunun ve Apopitotik İndeksin Miyometriyal İnvazyon Derinliği, Tümör Derecesi ve Sağkalım İle İlişkisinin Araştırılması 
AMAÇ: Siklinler prolifere olan hücrelerin hücre siklusu-na girişi ve hücre siklusu progresyonunun kontrolü ile ilişkili bir grup proteindir. Siklin D1 proteininin G1 fazından S fazına geçişte rol oynadığı ve aşırı ekspresyonunun hücrelerde neoplastik transformasyona yol açtığı düşünülmektedir. Neoplastik büyüme proliferatif aktivite ve ölen hücrelerin oranı arasındaki dengeye bağlıdır. Birçok malign tümörde programlanmış hücre ölümü olan apopitozisin varlığı gösterilmiş ancak prognoz ile ilişkisi açıklık kazanmamıştır. C-erbB-2 protoonkogeni epidermal büyüme faktörü ile fonksiyonel ve moleküler benzerlik taşı-yan bir transmembran glikoproteinini kodlar. Kimi tümörlerde c-erbB-2 ekspresyonunun kötü prognoz ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada evre I endometri-yum karsinomlarında apopitotik indeks, siklin D1 ve c-erbB-2 ekspresyonlarının miyometriyal invazyon derinliği, tümör derecesi ve sağkalım ile ilişkisi araştırılmıştır. 
MATERYAL ve METOD: Bu çalışmada endometriyum karsinomu tanısı almış 60 olgu yer almaktadır. Olguların 7'si (% 11.6) FIGO evre Ia, 30'u (% 50) evre Ib, 23'ü (% 38.3) evre Ic'dir. Ortalama izlem süresi 29.6 aydır. Parafin kesitlere standart streptavidin-biotin immünperoksidaz yöntemi kullanılarak siklin D1 ve c-erbB-2 antikorları ile immünhistokimyasal boyama yapılmıştır. Apopitotik indeks, apopitotik cisimlerin vital tümör hücrelerine oranı belirlenerek saptanmıştır. İstatistiksel yöntemler ile her üç parametre ile miyometriyal invazyon derinliği, tümör derecesi ve sağkalım arasındaki ilişki araştırılmıştır. 
BULGULAR: Siklin D1, c-erbB-2 ekspresyonları ve apopitotik indeks ile miyometriyal invazyon derinliği, tümör derecesi ve sağkalım arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). 
SONUÇ: Bu çalışmada endometriyum karsinomlarında siklin D1 ve c-erbB-2 ekspresyonları ile apopitotik indeksin miyometriyal invazyonu belirlemede tek başına etkili olmadığı sonucuna varılmıştır. 
Anahtar kelimeler: Siklin D1, c-erbB-2, Apopitotik İndeks, Endometriyum Karsinom, Prognoz

 

Doğal ve Cerrahi Menopozda Psikiyatrik Bozukluklar 17(1):25-29, 2003
E. Arzu YİĞİT, Murat ARSLAN, F. Gürkan YAZICI, Ali ÇAYKÖYLÜ
ÖZET
Doğal ve Cerrahi Menopozda Psikiyatrik Bozukluklar 
AMAÇ: Kadın yaşamında önemli yer tutan doğal ve cerrahi menopozda psikiyatrik bozukluk görülme sıklığı ve buna etki eden faktörleri incelenmek. 
MATERYAL ve METOD: Altmış menopoz olgusu (30 cerrahi, 30 doğal menopoz) ve ameliyatla ilgili değişkenlerin rolünü karşılaştırmak amacıyla 30 kolesistektomi olgusu çalışmaya dahil edildi. Bu olgulara DSM-IV eksen I bozuklukları için yapılandırılmış klinik görüşme (SCID) uygulandı. 
BULGULAR: Psikiyatrik bozukluk ve depresyon oranları cerrahi ve doğal menopoz grubunda kolesistektomi olan olgulara göre anlamlı olarak yüksek idi. Doğal ve cerrahi menopoz olguları arasında ise psikiyatrik bozukluk ve anksiyete bozukluğu açısından anlamlı bir fark saptanmadı. 
SONUÇ: Bir bütün olarak değerlendirildiğinde çalışma-mızın sonuçları menopozun ister doğal ister cerrahi olsun önemli düzeyde psikiyatrik bozukluk ve sorunlara neden olabileceği görüşünü desteklemektedir. 
Anahtar kelimeler: Doğal Menopoz, Cerrahi Menopoz, Depresyon

 

Menopoz Polikliniğine Başvuran Kadınlarda Epidemiyolojik Verilerin ve HRT Hakkında Yanıtların Belirlenmesi 17(1):30-36, 2003
Vacide YILMAZ, Engin ORAL, Esra TUŞTAŞ, Hakan SEYİSOĞLU, Mehmet İDİL, Erdoğan ERTÜNGEALP
ÖZET
Menopoz Polikliniğine Başvuran Kadınlarda Epidemiyolojik Verilerin ve HRT Hakkında Yanıtların Belirlenmesi 
AMAÇ: Menopoz polikliniğimize başvuran hastaların epidemiyolojik verilerini belirlemek, menopoz ve HRT (Hormon replasman tedavisi) hakkındaki bilgi düzeylerini ölçmek. 
MATERYAL ve METOD: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Menopoz polikliniğine başvuran toplam 186 hasta çalışmaya alındı. Yüzüç hasta HRT almaktaydı, 83 hasta ise HRT almıyordu. Tüm hastalara menopoz ve HRT ile ilgili bilgi ve düşüncelerini öğrenmek amacıyla toplam 30 sorudan oluşan bir anket formu dolduruldu. Sonuçlar istatistiksel olarak analiz edildi. 
BULGULAR: Ortalama menopoz süresi 5.5±4.4 yıl olarak belirlendi. Olguların çoğunun yaşı 45-59 yaş grubu arasında olup en çoğunu 50-54 yaş grubu kadınlar oluşturmaktaydı. Hastaların % 80'i spontan, % 20'si cerrahi olarak menopoza girmişlerdi. HRT alan grupta olguların çoğunluğunun 1-5 yıl arasında HRT aldığı saptandı. Hastaların eğitim durumu yükseldikçe HRT'nin tanımını ve uygulama yollarını daha doğru olarak bildikleri, HRT'nin yararlı etkilerini anlamlı olarak daha iyi kavradıkları ve bu yararlı etkinin en fazla kemik üzerine odaklandığı gözlendi. 
SONUÇ: Hastaların büyük çoğunluğunun düşük ve orta seviyede olduğu, menopoz ve HRT hakkında hasta bilgilendirilmesinin henüz istenen düzeyde olmadığı, buna karşılık HRT alımının hasta bilgilendirilmesinde pozitif rol oynadığı gözlenmiştir. 
Anahtar kelimeler: Menopoz, Hormon Replasman Tedavisi, Anket

 

Jinekolojik Operasyonlarda Görülen Üreter Yaralanmaları 17(1):37-40, 2003
Cem DANE, Banu DANE, Murat ERGİNBAŞ, Emine KALLİ, Ahmet ÇETİN
ÖZET
Jinekolojik Operasyonlarda Görülen Üreter Yaralanmaları 
AMAÇ: Bu retrospektif çalışmada, Ocak 1997 ile Aralık 2001 tarihleri arasında gerçekleştirilen jinekolojik operasyonlarda görülen üreter yaralanmaları araştırıldı. 
MATERYAL ve METOD: Bu çalışma Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasının verildiği Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirildi. Her bir hasta predispozan faktörler, lokalizasyon ve yaralanmanın tipi, zamanı ve tanı yöntemleri açısından incelendi. 
BULGULAR: Gerçekleştirilen 1248 operasyonun beşinde yaralanma tespit edildi. Tüm yaralanmalar pelvis içinde görüldü. Risk faktörleri olarak daha önceden geçirilmiş cerrahi, endometriozis, over tümörleri, pelvik adezyonlar ve bozulmuş pelvik anatomik yapı bulundu. 
SONUÇ: Jinekolojik ameliyatlarda üreter yaralanmaları az da olsa görülebilen bir komplikasyondur. Özellikle eğitim olgularında ve onkolojik olgularda ameliyat sırasında daha dikkatli olmak gerekir. 
Anahtar kelimeler: Jinekolojik Operasyonlar, Üreter Yaralanmaları

 

Gebelik Sırasında Saptanan Adneksiyal Kitle Olgularında Maternal ve Fetal Sonuçlar 17(1):41-44, 2003
Şahin ZETEROĞLU, Güler ŞAHİN, Muzaffer ŞENGÜL, Ümit GÖKTOLGA, Mansur KAMACI
ÖZET
Gebelik Sırasında Saptanan Adneksiyel Kitle Olgularında Maternal ve Fetal Sonuçlar 
AMAÇ: Gebelik kontrolleri sırasında adneksiyel kitle tespit edilerek takip ve tedavi edilen olgularda maternal ve fetal sonuçların değerlendirilmesi amaçlandı. 
MATERYAL ve METOD: Aralık 1994 ile Temmuz 2002 tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde gebelik takipleri sırasında adneksiyal kitle tanısı konulan 19 hasta oran, gebelik haftası, ultrasonografi bulguları, biyokimyasal parametreler, tanı, uygulanan tedavi ile takipleri sonucunda gebelik prognozu açısından değerlendirildi. 
BULGULAR: Gebelik sırasında adneksiyal kitle tespit edilen 19 olgunun bu dönemde takip edilen gebelere oranı % 0.39 (19/4803) olarak tespit edildi. Olguların yaş ortalaması 29.41±6.24, gebelik haftası ortalaması 23.11±13.75 olarak saptandı. Kitlelerin çapları 5 ile 12 cm arasında olup 12 olguda 6 cm'den büyük kitle tespit edildi. Basit kist özelliğinde ultrasonografik bulguları olan 6 (% 31.58) olguda spontan takip sonrasında gerileme izlenirken, 13 (% 68.42) olgu operasyona alındı. 8 (% 42.11) olguda basit kist, 4 (% 21.05) olguda seröz papiller kist adenom, 3 (% 15.79) olguda matür kistik teratom, 2 (% 10.53) olguda myoma uteri, 1 (% 5.26) olguda pelvik kist hidatik ve 1 (% 5.26) olguda heterotopik gebelik saptandı. Heterotopik gebelik olgusuna 1. trimestirde laparoskopik salpenjektomi yapıldı ve takip sırasında 14. haftada ölü fetus saptanarak gebelik sonlandırıldı. Diğer olgularda fetal kayıp gözlenmedi. 8 cm boyutunda kitle ve akut batın semptomları nedeniyle 2. trimestirde laparotomi yapılan 1 olguda 34. haftada erken doğum eylemi gelişti. 5 olgu sezeryan, 14 olgu ise normal vajinal yolla doğum yaptı. 
SONUÇ: Altı cm'den küçük komplike olmayan kistlerin spontan olarak gerilediği görüldü. Adneksiyal kitle tanısı alan 2 olguda ise myoma uteri saptandı. Solid karakterdeki kitlelerin myom ile ayrımı konusunda dikkat edilmelidir. Adneksiyal kitlelerde malignite ihtimali göz önünde bulundurulmak koşulu ile gebeliği komplike etmediği sürece terme kadar beklenebilmektedir. 
Anahtar kelimeler: Adneksiyal Kitle, Gebelik

 

Üriner İnkontinanslı Kadınlarda Semptomlar İle Ürodinamik Bulguların İlişkisi 17(1):45-47, 2003
Hakan KILIÇARSLAN, Kemal KAYA, Tevfik GÜVENAL, Gökhan GÖKÇE, Semih AYAN, E. Yener GÜLTEKİN
ÖZET
Üriner İnkontinanslı Kadınlarda Semptomlar İle Ürodinamik Bulguların İlişkisi 
AMAÇ: Üriner inkontinansı olan kadınların, medikal öyküsü ve üriner inkontinans tipi ile ürodinamik bulguların ilişkisi araştırıldı. 
MATERYAL ve METOD: 1990-2001 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Polikliniği'ne üriner inkontinans yakınması ile başvuran ve ürodinamik çalışma yapılan 161 kadın hasta retrospektif olarak değerlendirildi. 
BULGULAR: Çalışmaya alınan 161 hastanın ürodinamik inceleme sonuçlarına göre; saf stres inkontinans yakınması olan 90 hastanın 67 (% 74.5)'sinde saf stres inkontinans, saf urge inkontinans yakınması ile başvuran 40 hastanın 23 (% 57.5)'ünde detrüsör instabilitesi, mikst inkontinans yakınması ile başvuran 31 hastanın, 13 (% 41.9)'ünde mikst inkontinans mevcuttu. 
SONUÇ: Tek başına hasta anamnezi ile tanı koymada saf stres inkontinans yakınmaları ve saf urge inkontinans yakınmaları ürodinamik incelemeye yakın sensitivite ve spesifisiteye sahiptir. Ancak ürodinamik inceleme yapılmadan sadece hasta anemnezi objektif tanıda yeterli değildir. 
Anahtar kelimeler: Üriner İnkontinans, Anamnez, Ürodinamik İnceleme

 

Chlamydia Trachomatis'e Bağlı Pelvik Enfeksiyonların Tanısında Polimeraz Zincir Reaksiyonu Yönteminin Yeri 17(1):48-51, 2003
Nurettin AKA, Hakan APİ, Eşref YAZICIOĞLU
ÖZET
Chlamydia Trachomatis'e Bağlı Pelvik Enfeksiyonların Tanısında Polimeraz Zincir Reaksiyonu Yönteminin Yeri 
AMAÇ: Chlamydia Trachomatis (CT) enfeksiyonlarına genel bir bakışla bilgilerimizi yenilemek ve CT'ye bağlı pelvik enfeksiyonların tanısında polimeraz zincir reakisyonu (Polimerase Chain Reaction) (PCR) yönteminin önemini vurgulamaktır. 
MATERYAL ve METOD: Çalışmanın olgularını pelvik inflamatuar hastalık düşünülen yaşları 20-34 arası olan 64 kadın hasta oluşturdu. CT antijenleri hastaların idrar örneklerinden PCR ve Enzyme Immunoassey (EIA) yöntemleriyle araştırıldı. 
BULGULAR: Çalışmaya alınan 64 olgunun 16'sının id-rar öreklerinde PCR yöntemi ile CT antijeni pozitif bulunurken, EIA yöntemiyle hiçbir pozitif sonuç alınamadı. 
SONUÇ: PCR yönteminin EIA yöntemine üstün olduğu gözlendi. 
Anahtar kelimeler: "Chlamydia Trachomatis", Pelvik İnflamatuar Hastalık, Polimeraz Zincir Reaksiyonu, Enzim İmnun Assay

 

Primer Hipotalamik Amenore Olgusunda Pubertenin Başlatılmasında Naloksanın Etkinliğinin Araştırılması 17(1):52-56, 2003
Selahattin KUMRU, Bayram YILMAZ, Selim KUTLU
ÖZET
Primer Hipotalamik Amenore Olgusunda Pubertenin Başlatılmasında Naloksanın Etkinliğinin Araştırılması 
AMAÇ: On sekiz yaşındaki primer hipotalamik amenore olgusuna naloksan vererek gonadotropin düzeylerini arttırmak ve menstruasyon sağlamak. 
MATERYAL ve METOD: Olguya intravenöz (İV) yolla haftada üç kez başlangıçta 2 mg İV puşe ve devamında 0.5mg/saat infüzyon şeklinde naloksan uygulandı. Tedaviye yanıt alınamayınca 14 gün konjuge östrojen (0.625 mg/gün) verildikten sonra tedavi tekrarlandı. Naloksan tedavisine başlamadan önce ve infüzyonun sonuna kadar 15 dakikalık aralarla brakial vene yerleştirilen kateterden kan örnekleri alındı. Alınan kanların serumları ayrıştırıldıktan sonra LH, FSH, östrojen ve PRL düzeyleri radio-immunoassay ile ölçüldü. 
BULGULAR: Naloksan tedavisine başlamadan önce serum LH 0.05 mIU/ml FSH 1.45 mIU/ml, Prolaktin 6.11 ng/ml, östrojen ölçülemeyecek düzeyde iken ne sadece naloksan, ne de östrojen tedavisinden sonra naloksan verildiğinde serum gonadotropin ve PRL düzeylerinde değişiklik olmadı, ölçülen tüm FSH ve LH değerleri 2 mIU/ml'nin altında kaldı, puberte öncesi seviyelerden yukarıya çıkartılamadı ve spontan menstruasyon sağlanamadı. 
SONUÇ: Primer hipotalamik amenore olgusunda naloksan uygulaması östrojen ile iyileştirme tedavisinden sonra bile serum gonadotropinlerini arttırmada ve pubertenın başlatılmasında başarısız oldu. Prepubertel dönemden puberteye geçişte opioid harici faktör ya da faktörlerin etkili olduğu, ayrıca puberte öncesi FSH, LH ve PRL sekresyonlarının regülasyonunun opioidlerin kontrolü altında olmadığı düşünüldü. 
Anahtar kelimeler: Primer Hipotalamik Amenore, FSH, LH, PRL, Naloksan
 
Boş Folikül Sendromu ve İkiz Gebelik: Olgu Sunumu 17(1):57-59, 2003
Pelin ÖÇAL, Funda SALİHOĞLU, İsmail ÇEPNİ, Merve BARBAROS, Mehmet İDİL
ÖZET
Boş Folikül Sendromu ve İkiz Gebelik: Olgu Sunumu 
Boş folikül sendromu, üremeye yardımcı tekniklerde (ÜYT) kontrollü over hiperstimulasyonu (KOH) esnasında östradiol (Ö2) serum düzeyleri ve folikül gelişimi normal olmasına rağmen, aspirasyon esnasında oosit elde edilememesidir. Olgumuz, önerilen HCG dozunu yaptırmayan bir boş folikül sendromu olgusudur. Folikül aspirasyonu esnasında durum farkedilmiş ve aspirasyona son veril-miştir. HCG dozu tekrarlanmış ve 36 saat sonra tekrar aspirasyon yapılmış ve 11 oosit elde edilmiştir. Beş embriyo transfer edilen hastada halen devam etmekte olan canlı ikiz gebelik elde edilmiştir. 
Anahtar kelimeler: Boş Folikül Sendromu, HCG, IVF-ET

 

Umbilikal Endometriozis: Ekstrapelvik Endometriozis Olgusu 17(1):60-61, 2003
Yılmaz DİKMEN, Mustafa COŞAN TEREK, Melih GÜVEN, Osman ZEKİOĞLU, Yıldız ERHAN
ÖZET
Umbilikal Endometriozis: Ekstrapelvik Endometriozis Olgusu 
Ekstrapelvik endometriozis sık görülür ve her dokuda ortaya çıkabilir. Kutanöz endometriozis iyi bilien fakat nadir görülen bir olaydır. Bu çalışmada adetler sırasında ağrılı umbilikal nodülü bulunan ve eksizyonel biopsi materyalinin histopatolojik incelemesi sonucu endometriozis saptanan hasta sunulmuştur. 
Anahtar kelimeler: Ekstrapelvik Endometriozis
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın