Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Eylül 2006

 Eylül 2006

    
 Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):131-141, 2006 
Postpartum Psikiyatrik Bozukluklar

Sibel AYVAZ1, Çiçek HOCAOĞLU2, İsmail AK2 
1 Ataköy Psikiyatri Hastanesi, Trabzon 
2 Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, Trabzon

ÖZET
Doğum sonrası dönemde gelişen psikiyatrik bozukluklar, annelik hüznü, doğum sonrası depresyon (DSD) ve doğum sonrası psikozu olmak üzere başlıca üç tanısal kategori altında toplanmaktadır. Son dönemlere kadar psikiyatrik sınıflandırma sistemlerinde özgül bir tanı kategorisi olarak kabul edilmeyen DSD'nin yaygınlığına ilişkin % 10-16'ya ulaşan oranlar verilmektedir. Etiyoloji konusunda çalışmacılar arasında tam bir fikir birliği olmamakla birlikte, hormonal etmenler yanında psikososyal etmenlerin de etkili olduğu bildirilmektedir. DSD morbidite ve mortalite riski yüksek olan bir bozukluktur. Anneyi, bebeği, anne-bebek ilişkisini ve tüm aileyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bebeğin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bütün bu nedenler son yıllarda DSD konusunda çok sayıda klinik ve epidemiyolojik araştırmanın yapılmasında etkili olmuştur. Erken ve etkin sağaltım girişimleri önemlidir ve bunların yanında, risk grubu olarak kabul edilecek olan kadınların hem gebelik dönemi boyunca hem de doğumdan sonra yakından izlenmeleri önemlidir. Bu yazıda, toplum sağlığı alanında önemli bir sorun oluşturan DSD kavramı, epidemiyoloji, etiyoloji, klinik özellikler, sağaltım ilkeleri ve koruyucu önlemler açısından gözden geçirilmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):131-141, 2006 
Anahtar kelimeler: Doğum Sonrası Depresyon, Doğum Sonrası Psikozu, Annelik Hüznü

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):142-149, 2006 
Manisa'da Yaşayan 15-49 Yaş Grubu Evli Kadınlarda Aile Planlaması Yöntemleri İle İlgili Bilgi, Tutum ve Davranışları; Kırsal Alan Örneği
Saliha ALTIPARMAK1, Zeynep ADIGÜZEL2 
1 Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu 
2 Celal Bayar Üniversitesi Uygulama ve araştırma Hastanesi
ÖZET
Amaç: Çalışmanın amacı, Manisa Beş Nolu Sağlık Ocağı Bölgesindeki 15-49 yaş grubu evli kadınların aile planlaması yöntemleri konusunda bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmektir. 
Materyal ve Metod: Kesitsel, tanımlayıcı tipteki araştırma Mayıs-Haziran 2004 tarihleri arasında yapılmıştır. Küme örnekleme yöntemi ile araştırmaya 300 kadın alınmıştır. Kartlardan kadınların adresleri alınmış, ev ziyaretleri yapılarak yüzyüze tekniği ile kadınlarla görüşülmüştür. Toplanan veriler SPSS 10.0 paket programında değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde Ki-kare, yüzde ve ortalama analizi uygulanmıştır. 
Bulgular ve Sonuç: Kadınların % 94'ü ilköğretim mezunu, 3.3'ü çalışan kadın, 56.3'ünün ekonomik durumu orta, % 78.3'ünün çocuğu bulunmaktadır. Çocuk sayısı ortalaması 2.4±2.0'dır. Çalışmamızda kadınların en çok bildiği 3 yöntem, Ria, hap ve kondomdur. Çalışma grubunda yer alan kadınların 297 (% 99.0)'ının herhangi bir aile planlaması yöntemi bildiği saptanmıştır. Araştırma grubundaki kadınların % 97.3'ü herhangi bir modern yöntem, % 96.6'sı herhangi bir geleneksel yöntem bilmektedir. Kadınların % 50.3'ü herhangi bir modern yöntem, % 22.0'ı herhangi bir geleneksel yöntem kullanmaktadır. En fazla bilinen yöntemler RİA, oral kontraseptif ve kondomdur. En fazla kullanılan yöntemler geri çekme, kondom ve RİA'dır. Aile planlamsı yöntem temininde % 78.1 devlet sektöründen yaralanılmaktadır. Kadınların en güvenilir ve kullanımını kolay buldukları yöntem RİA'dır. Aile planlaması yöntem kullanımını kadınların 53 (%17.7)'si dine aykırı bulurken erkeklerin 13 (%4.3)ü dine aykırı bulmaktadır. Yaş, kadın eğitimi ve koca eğitimi ile modern ve geleneksel yöntem kullanma sıklığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0.05). 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):142-149, 2006 
Anahtar kelimeler: Aile Planlaması, Kontrasepsiyon, Kadın

 

 Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):150-153, 2006 
Aile Planlaması Polikliniğine Başvuran Kadınların Durumlarının Değerlendirilmesi 
Koray ÖZBAY1, Serol DEVECİ2, R. Akın İNANMIŞ3, Turgut YARDIM4 
1 Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Bitlis 
2 Celal Bayar Üniversitesi Manisa Sağlık Yüksekokulu, Manisa 
3 Ahlat Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği, Bitlis 
4 Emekli Öğretim Üyesi
ÖZET
AMAÇ: Ahlat Devlet Hastanesi Aile Planlaması Polikliniğine başvuran kadınların aile planlaması hakkındaki bilgi düzeyleri ve doğurganlık özellikleri ile eğitim düzeyleri arasındaki ilişkilerin araştırılması. 
MATERYAL ve METOD: Çalışma 18.02.2005 ve 13.12.2005 tarihleri arasında aile planlaması polikliniğine başvuran ardışık 300 katılımcı ile gerçekleştirildi. Polikliniğe başvuranların bilgileri yüzyüze soru sorma yöntemi ile saptandı ve kaydedildi. İstatistiksel analizde SPSS 11.0 paket programı kullanıldı. Anlamlılık düzeyi p< 0,05 olarak belirlendi. 
BULGULAR: Okur-yazar olan ve olmayan gruplar arasında etkin yöntem kullanımı (p=0.002), evlilik yaşı (p=0,013), plansız gebelik sayısı (p=0,000), parite sayısı (p=0,000) açısından istatistiki olarak anlamlı farklılık saptandı. Katılımcıların polikliniğimize başvurmadan önce en sık kullandıkları yöntem geri çekme (%40.7) iken poliklinik hizmeti sonrası bu tercih %55.0'lik talep oranı ile yerini rahim içi araç kullanımına bırakmıştır. 
SONUÇ: Elde ettiğimiz sonuçlar eğitim düzeyinin, aile planlaması hizmetlerinin etkili düzeyde uygulanabilmesi için çok önemli bir kriter olduğunu literatürü destekleyecek nitelikte ortaya koymaktadır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):150-153, 2006 
Anahtar kelimeler: Aile Planlaması, Kadınlar, Eğitim Düzeyi

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):154-157, 2006 
Jinekopatolojide Kurumlar Arası Konsültasyon
Elif Ülker AKYILDIZ1, Şennur İLVAN2, Zerrin CALAY2, Nafi ORUÇ2 
1 Adli Tıp Kurumu, Patoloji uzmanı, İstanbul 
2 İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
AMAÇ: Çalışmamızın amacı, başka bir sağlık kurumunda tanı aldıktan sonra fakültemize gönderilen ve patoloji preparatları tekrar değerlendirilen jinekopatoloji olgularında ilk konulan patoloji tanısı ile konsültasyon sonrası konulan tanıyı karşılaştırmak ve iki tanı arasındaki uyumu araştırmaktır. 
MATERYAL ve METOD: Konsülte edilen 199 jinekolojik olguya ait patoloji raporları gözden geçirildi. Her olguda orijinal rapor ve konsültasyon raporu karşılaştırıldı. Tedavide veya prognozda değişikliğe yol açan tanı uyumsuzlukları majör uyumsuzluk olarak değerlendirildi. 
BULGULAR: Yüzdoksan dokuz olguya ait 203 lezyondan 167'sinde (% 82) tanılar uyumlu iken 19 (% 10) lezyonda minör uyumsuzluk, 17 (% 8) lezyonda majör uyumsuzluk saptandı. Çalışmamızda majör uyumsuzluk en çok endo-metriyum ve servikse ait lezyonlarda görüldü. 
SONUÇ: Jinekopatolojide ikinci kez inceleme büyük merkezlere gönderilen hastalarda majör tedavi ve prognoz değişikliklerine yol açabilmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):154-157, 2006 
Anahtar kelimeler: Jinekopatoloji, Konsültasyon, Revizyon

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):158-161, 2006 
Primer Dismenore Tedavisinde Plasebo, Lornoxicam, ve Alverine Citrate+Simethicone'un Etkinliklerinin Karşılaştırılması
Koray ÖZBAY1, R. Akın İNANMIŞ2, Serol DEVECİ3, Turgut YARDIM4 
1 Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Bitlis 
2 Ahlat Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği, Bitlis 
3 Celal Bayar Üniversitesi Manisa Sağlık Yüksek Okulu, Manisa 
4 Emekli Öğretim Üyesi
ÖZET
AMAÇ: Primer dismenore tedavisinde lornoxicam, alverine citrate+simethicone kombinasyonu ve plasebo'nun etkinliklerinin karşılaştırılması. 
MATERYAL ve METOD: Kliniğimize başvuran 33 primer dismenore olgusuna başvurduktan sonraki 2 siklus plasebo, 2 siklus lornoxicam ve 2 siklus alverine citrate+simethicone tedavisi uygulandı. Tedavi etkinlikleri görsel analog skala ile değerlendirildi. 
BULGULAR: İstatistiki değerlendirmede plasebo dismenore ağrıları açısından etkisiz (p=0.989), lornoxicam ve alverine citrate etkili olarak saptandı (p değerleri sırası ile p=0.000, p=0.001). 
SONUÇ: Çalışmamızın verileri literatürü destekler nitelikte NSAID'ların dismenorede kullanımının faydalı etkisi olduğunu göstermekle birlikte alverine citrate'ın düz kas gevşetici ve ağrı kesici etkisi nedeniyle dismenore tedavisinde ek ilaç olarak kullanılabileceğini düşündürtmektedir. Ancak alverine citrate'ın dismenoredeki etkinliğinin daha net değerlendirilebilmesi için daha geniş serili çalışmalara ihtiyaç vardır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):158-161, 2006 
Anahtar kelimeler: Dismenore, Lornoxicam, Alverine Citrate, Simethicone, Plasebo

 

Jinekoloji'de Bir Yan Dal Uzmanlığı: Ürojinekoloji
Önay YALÇIN

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):164-166, 2006 
Round Ligament Miyom Dejenerasyonu: Olgu Sunumu
Ayşe Gonca İMİR1, Alparslan PIÇAK1, Sema ARICI2, Mehmet Ali KILÇIK1, Meral ÇETİN1 
1 Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Sivas 
2 Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, Sivas
ÖZET
Round ligament tümörleri çok seyrek görülür ve bunlardan en sık olanı miyomlardır. Bu tümörlerin çoğu asemptomatiktir. Bu olgu sunusu ile çok nadir rastlanan round ligament miyomunun tanı, tedavi ve klinik sonucu değerlendirildi. Sağ adneksiyal hassasiyet ile başvuran 38 yaşındaki hastada yapılan ultrasonografi ve laparotomi sonrası yapılan patolojik inceleme sonucunda round ligamentten köken alan dejenere olmuş miyom tanısı konuldu. Literatürde round ligament miyomu olarak toplam 16 olgu sunusu vardır. Bu tümörlerin kesin tanısı için cerrahi tedavi sonrası patolojik inceleme şarttır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):164-166, 2006 
Anahtar kelimeler: Miyom, Round Ligament

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):167-169, 2006 
Gebelikte Tanısı Koyulan Primer Beyin Tümörü: Olgu Sunumu
Mustafa ALBAYRAK, Sanlı ERKAN, Yavuz ŞİMŞEK, Altay GEZER, Arife ŞİMŞEK, Seyfettin ULUDAĞ 
İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
Kliniğimize 26 haftalık gebeyken ve intrakraniyal kitle saptanarak gebeliği devam ederken kraniyotomi uygulanan ve daha sonra 34. gebelik haftasında sezaryen ile doğurtulan bir "astrositom" olgusu sunularak bu gibi olgularda gebeliğin devamını arzulayan primer beyin tümörlü hastalara klinik yaklaşım tartışılmıştır. Gebelik sırasında yapılan kraniyotomi ile başarılı tümör eksizyonu ile birlikte optimal maternal ve fetal sonuçlara ulaştığımız bu olgumuz gebeliğinin devamını isteyen intrakraniyal kitle olgularının klinik yönetiminin bireyselleştirilebileceğini düşündürmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):167-169, 2006 
Anahtar kelimeler: Gebelik, Primer Beyin Tümörü, Kraniyotomi, Astrositoma

 

 Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):170-173, 2006 
Intra-operatif Saptanan Bilateral Tubal Üçüz Gebelik: Olgu Sunumu
Ulun ULUĞ, Süleyman TOSUN, Alper ŞİŞMANOĞLU, Mustafa BAHÇECİ 
Alman Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi, İstanbul
ÖZET
Ektopik gebelik insidansında son yıllarda artış izlenmektedir. Bu artıştan sorumlu bir neden ise, giderek yaygınlaşan üremeye yardımcı tedavilerdir (ÜYT). Gelişen tanı yöntemleri artık ektopik gebeliklerin erken dönemde cerrahiye gerek duymadan tedavisine olanak sağlamıştır. Bu yazıda kontrollü ovaryen hiperstimülasyonu ve intrasitoplazmik sperm injeksiyonu sonrasında ilk önce unilateral tubal ikiz ektopik gebelik olarak saptanan ve intrakaviter metotraksat uygulanan, ancak yanıt alınmayınca operatif laparoskopi uygulanan olgu sunulmuştur. ÜYT sonrası gelişen ektopik gebeliklerin tanı ve tedavileri yazıda tartışılmıştır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):170-173, 2006 
Anahtar kelimeler: ÜYT, Ektopik Gebelik, Üçüz, Metotreksat, Laparoskopi

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):174-177, 2006 
Doğum Ağrıları ile Akut Pankreatitin Komplike Olması: Olgu Sunumu
Deniz BALSAK, M. Onur KARALTI, Şivekar TINAR, Merih HANHAN, Sefa KURT, Ö. Taylan MİT 
TC. Sağlık Bakanlığı Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitimi ve Araştırma Hastanesi-İzmir
ÖZET
Gebelikte akut pankreatit en çok son trimesterde, 1/1000-1/5000 sıklıkla görülür. Gebelikte akut pankreatit tanısı, özellikle travayda olan gebelerde oldukça zordur. Bizim olgumuzda da hasta travay esnasında epigastrik ağrı tariflemesine rağmen, akut pankreatit tanısı, ancak fetal distress nedeniyle yapılan C/S esnasında konulabilmiştir. Bu olgunun sunulmasında amaç; travayda karın ağrısı tarifleyen hastalarda akut pankreatitin de ayırıcı tanılar arasında düşünülmesi gerektiğidir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):174-177, 2006 
Anahtar kelimeler: Doğum ağrıları, Akut pankreatit

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):178-181, 2006
Gebelikte Arteriovenöz Malformasyon Rüptürü; Tanı ve Yönetim: Olgu Sunumu
Melahat DÖNMEZ KESİM, Alev ATIŞ, Yavuz AYDIN, Savaş ÖZDEMİR, Günseli ÖZDEMİR, Özlem ORUÇ 
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 3. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, İstanbul
ÖZET
Yirmi bir yaşında, 38 haftalık primagravid gebe, bulanık görme, başağrısı, sağ kol ve bacakta uyuşma şikayetleri ile başvurdu. Hemodinamisi stabil olan hastanın nörolojik muayenesinde, sağ alt kuadranopi ve sol ön kol hipoestezi saptandı, diğer nörolojik muayenesi ve gebelik muayenesinde patoloji yoktu. BT tetkikinde sol talamik 3 cm hematom saptanan hasta sezaryen ile doğurtuldu. 24 saat sonraki BT tekrarında hematomda ve hastanın nörolojik muayenesinde değişme olmaması üzerine hasta takibe alındı ve 6 gün sonra etyolojiyi belirlemek için serabral anjiografi yapılarak, frontal bölge anterior koroidal arterden beslenen ve bazal vene drene olan arterövenöz malformasyon tanısı kondu. Hasta opere edilmeyerek takibe devam edildi nörolojik semptomların gerilemesi beklendi. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):178-181, 2006 
Anahtar kelimeler: Arterövenöz-malformasyon, Gebelik, Anjiografi, Hematom

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):182-186, 2006 
Konjenital Annular Konstrikte Edici Bant Sendromu: Olgu Sunumu ve Literatürün Kısaca Gözden Geçirilmesi
Koray ÖZBAY, R. Akın İNANMIŞ, Turgut YARDIM 
1 Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü, Bitlis 
2 Ahlat Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Bölümü, Bitlis 
3 Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Emekli Öğretim Üyesi
ÖZET
AMAÇ: Konjenital annular konstrikte edici bant sendromu (CACBs) saptanan olgunun sunumu ve literatürün kısaca gözden geçirilmesi. 
OLGU: Otuz beş yaşında, gravida 12, para 7, miadında, takipli olmayan, ağrılı gebe doğum ağrılarıyla Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'ne başvurdu. 38-39 haftalık makat prezantasyonu gebelik+fetal distress endikasyonu ile sezaryen operasyonu uygulanan annenin bebeğinde ''Konjenital annular konstrikte edici bant sendromu'' saptandı. 
SONUÇ: Etyolojisi henüz tam olarak bilinmeyen CACBs'nun prenatal tanısı takipsiz gebelerde konkomitan oligohidramnios nedeniyle yapılamayabilir. Prenatal tanıda, ilk haftalardan gebeliğin sonuna kadar ultrasonografi ile takip önem arz etmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):182-186, 2006 
Anahtar kelimeler: Konjenital Annular Konstrikte Edici Bant Sendromu, Fetal Malformasyon, Sindaktili, Clubfoot, Bant Konstriksiyonu

 

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):187-189, 2006 
MURCS Birlikteliği ile Tek Taraflı Over Agenezisi
Başak YILDIRIM1, C. Nur SEMERCİ2, Baki YAĞCI3, Koray DUMAN1, Füsun DÜZCAN1 
1 Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Denizli 
2 Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Tibbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı, Denizli 
3 Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi RadyolojiAnabilim Dalı, Denizli
ÖZET
MURCS birlikteliği müllerian kanal aplazisi, renal aplazi ve servikotorasik somit displazisinden oluşmaktadır. Nadir görülen bu birlikteliğin etyolojisi belli değildir. Kısa boy, uterus, sol over ve sol böbrek yokluğu, servikal vertebra anomalileri bulunan kız hasta sunulmaktadır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 20(3):187-189, 2006 
Anahtar kelimeler: MURCS birlikteliği
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın