Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Mart 2007

 Mart 2007

    
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):3-18, 2007 
"Human Papilloma Virüs" Aşısı mı? Serviks Kanseri Aşısı mı?

Turgay Atasü1, Kılıç Aydınlı2, Gökhan Kılıç3, Nezih Hekim4 
1 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD, emekli öğretim üyesi, İstanbul 
2 İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD, İstanbul 
3 MD Anderson Kanser Merkezi, Jinekolojik Onkoloji Bölümü, Houston Texas, Amerika Birleşik Devletleri 
4 Pakize Tarzi Laboratuarı, İstanbul

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):19-25, 2007 
Kliniğimizde Doğum Yapan Çoğul Gebeliklerin Değerlendirilmesi
Özgür DUNDAR, Ercüment MÜNGEN, Levent TÜTÜNCÜ, Murat MUHCU, Serkan BODUR, Yusuf Z. YERGÖK 
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, İstanbul
ÖZET
AMAÇ: Kliniğimizde son 5 yıl içerisinde izlediğimiz çoğul gebelik olgularını retrospektif olarak değerlendirmek 
MATERYAL ve METOD: Kliniğimizde Ocak 2001-Mart 2006 tarihleri arasında doğum yapan 123 çoğul gebelik olgusu çalışmaya dahil edildi. Retrospektif olarak incelenen 121 ikiz, 2 üçüz gebelik olgusu anne yaşı, doğumda gebelik haftası, gravida, parite, fetusların prezantasyon şekilleri, doğum şekli, doğum ağırlığı, cinsiyet, koryonisite-amniyonisite, ilave obstetrik patolojiler ve perinatal sonuçlar açısından değerlendirildi. 
BULGULAR: İkiz ve üçüz gebelik insidansı sırasıyla 1/40.4 ve 1/2442 olarak bulundu. İkiz olgularda doğum anında ortalama gebelik haftası 35.5±3.2 hafta, üçüz gebeliklerde ise 34±1.4 hafta olarak saptandı. İkiz gebelik olgularının 32'si (% 26.4) vaginal yolla, 87'si (71.9) sezaryan ile doğurtulurken, 2 (% 1.7) olguda ilk bebek vaginal yolla, ikinci bebek ise akut fetal distres endikasyonuyla sezaryanla doğurtuldu. Üçüz gebelik olgularının ikisi de sezaryan ile doğurtuldu. İkiz olgularda yenidoğanların ağırlıkları arasında 17 olguda (% 14.1) diskordans saptandı. Çoğul gebeliklerde sezaryan endikasyonları arasında en sık elektif sezaryan (% 29.3), ikinci sıklıkta ise tedavi sonrası gebelik (% 28.1) endikasyonu yer aldı. İkiz gebeliklerin % 49.6'sında erken doğum, % 14.6'sında preterm membran rüptürü, % 11.4'ünde intrauterin gelişim kısıtlılığı (IUGR), % 2.5'inde postpartum atoni, % 4.1'inde preeklampsi, % 2.5'inde gestasyonel diyabet, % 2.5'inde intrauterin fetal ölüm ve % 2.5'inde polihidramnios saptandı. 
SONUÇ: Çoğul gebeliklerde koryonisite ve amniyonisitenin kesin olarak belirlenmesi birinci trimesterde yapılan ultrasonografi ile olmaktadır. Çoğul gebeliğe özgü gebelik komplikasyonlarının bilinerek bu komplikasyonların erken tanınması, uygun şekilde yönetilmesi ve güncel neonatal yoğun bakım olanaklarının kullanılması ile çoğul gebeliklerde perinatal morbidite ve mortalitenin azaltılması mümkündür. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):19-25, 2007 
Anahtar kelimeler: Çoğul Gebelik, Koryonisite, İkiz Gebelik, Komplikasyon

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):26-31, 2007 
Üriner İnkontinans Tedavisinde Kullanılan TVTR (Tension-Free Vaginal Tape) ve TOTR (Transobturator Tape) Yöntemlerinin Karşılaştırılması ve Literatür Taraması 
Gökhan KILIÇ1, Gökhan OLGUN1, Mehmet Asım BİLEN2, Ayfer ORHAN3, Barbara DUNN4 
1MD Anderson Kanser Merkezi, Jinekolojik Onkoloji Bölümü, Houston- Teksas- A.B.D. 
2MD Anderson Kanser Merkezi, Urolojik Onkoloji Bölümü, Houston- Teksas- A.B.D. 
3Mount Sinai Hastanesi- ?ikago Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü, ?ikago- Illinois- A.B.D. 
4MD Anderson Kanser Merkezi, Istatistik Bolumu, Houston- Teksas- A.B.D
ÖZET
AMAÇ: TVT ve TOT üriner inkontinans tedavisinde sıkça kullanılan yöntemlerdir. Fakat bu iki yöntemin birbirlerine olan üstünlükleri çok net olarak belli değildir. Biz bu çalışmada bu konudaki kendi vakalarımızı vermemizin yanı sıra, literatürü bu iki yöntemin birbiri üzerine etkinliğini saptamak amacı ile taradık. 
MATERYAL ve METOD: Mart 2005-Temmuz 2006 tarihleri arasında, prospektif randomize seçilen hastaların 10'una TVT, 10'una da TOT, 2 cerrah tarafından uygulandı. Tüm hastaların tanısı üç kanallı ürodinamik test ile konulmuş, operasyondan sonra da bir yıl süreyle takip edilmiştir. Her iki prosedür yaş, doğum hikayesi, semptomların dağılımı, operasyon sonrası şikayetler ve cerrahi süresi açısından karşılaştırılmıştır. Analizimizde gruplar arasında farklılıkları saptamak için t-test ve Kruskall-Wallis yöntemi kullanıldı. 
SONUÇLAR: Prosedür tipine göre doğum şekli eşit bir biçimde dağılmıştır. Cerrahi sonrası şikayetlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. Cerrahi süresi t-teste göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık taşımamakla birlikte, Kruskall-Wallis testine göre sınırda anlamlıdır (p=0.1062). Bakılan diğer özelliklerin hiçbirinde istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır. 
YARGI: Başarı oranı açısından TVT ve TOT yöntemleri arasında bir fark yoktur. TOT operasyonu cerrahi süre açısından biraz daha kısadır. Bunun yanı sıra TOT daha düşük komplikasyon oranına sahip görülmektedir. Sunduğumuz vaka serisi hasta sayısı olarak az olsa da genel literatürle uyumlu olması açısından ve jinekoloji dışı kanserli hasta gurubunda yapılan ilk çalışma olmasından dolayı anlam taşımaktadır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):26-31, 2007 
Anahtar kelimeler: TVT, TOT, İdrar İnkontinansı

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):32-36, 2007 
Diyabetik Gebelerde Gözlenen Kronik Fetal Hipokside Oksidatif Stresin Rolü
Abdullah TÜTEN1, Rıza MADAZLI1, Berk BULUT1, Hafize UZUN2, Seyfettin ULUDAĞ1, Vildan OCAK1 
1İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İstanbul 
2İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
AMAÇ: Bu çalışmada gestasyonel diyabetli gebelerde ve kontrol grubu hastalarında fetal hipoksi belirteçleri olarak EPO ve çekirdekli eritrosit düzeyleri, oksidatif stress belirteci olarak MDA düzeyleri ve anjiyogenez belirteci olarak da VEGF düzeyleri karşılaştırılmıştır. 
MATERYAL VE METOD: 22’si GDM’li, toplam 44 gebeye 24-27. gebelik haftaları arasında 50gr oral glukoz yükleme testi uygulanmış, 1. saat glukoz düzeyi 140 mg/dl üzerinde olanlara 100gr OGTT yapılmıştır. Doğum öncesi maternal venöz kan, doğum sonrası ise umbilikal kordon 2 defa klemplenerek umbilikal kordon kanı alınmıştır. Serum örneklerinde VEGF, EPO ve MDA çalışmaları yapılmıştır. Mikroskop altında 40 büyütmede her 100 lökosit başına düşen n-RBC sayısı hesaplanmıştır (N-RBC/ 100 lokosit). 
BULGULAR: Açlık kan şekeri, HbA1c değerleri, sezaryen, makrozomi, LGA, polihidramnios, hipoglisemi, hipokalsemi, RDS ve TTN gestasyonel diyabetli grupta anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p<0.01). Serum MDA düzeyleri GDM’li gebe ve yenidoğanlarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.001). VEGF düzeylerinde, GDM ve kontrol grubundaki anne ve bebekler arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p<0.05). EPO düzeyleri GDM’li gebelerin bebeklerinde anlamlı derecede yüksek gözlenmiştir (p<0.01) 
SONUÇ: Bu bulgular, gestasyonel diyabetlilerde anne ve bebeğin artmış oksidatif strese maruz kaldığını göstermektedir. Oksidatif stres, bu tip gebelerde gözlenen maternal ve fetal komplikasyonların nedenlerinden biri olabilir. Oksidatif homeostazda görülen muhtemelen plasenta kaynaklı değişiklikler, annede olduğu kadar fetusta da metabolik anormallikleri ağırlaştırarak sonuçta fetal kayba yol açabilir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):32-36, 2007 
Anathar kelimeler: Gestasyonel Diyabetes Mellitus, Fetal Hipoksi, Oksidatif Stres

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):37-41, 2007 
Sağlık Personeli Yardımsız Doğumlarda Gelişen Puerperal Endometrit Olgularında Mikrobiyolojik Analiz ve Tedavi Sonuçları
Bünyamin BÖREKÇİ1, Metin İNGEÇ1, Osman AKTAŞ2, Sedat KADANALI1 
1Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Erzurum 
2Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Bilim Dalı, Erzurum
ÖZET
AMAÇ: Ülkemiz için hala önemli bir sorun olan, sağlık personeli yardımsız olarak steril olmayan şartlarda köy ebeleri tarafından yaptırılan doğumlarda gelişen puerperal endometrit olgularının mikrobiyolojik analizini yapmak ve ikili yada üçlü antibiyotik kombinasyonlarının tedavi etkinliğini değerlendirmektir. 
MATERYAL ve METOD: Son üç yılda Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine sevk edilen hastalardan puerperal endometrit tanısı konulan 58 olgunun uterus kavite kültürleri alındı. Kültür sonuçları beklenmeden hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Birinci gruptaki 28 hastaya klindamisin+gentamisin+ampisilin, ikinci gruptaki 30 hastaya klindamisin+gentamisin tedavisi başlandı. Kültür sonuçlarına göre mikrobiyolojik analiz yapıldı. Ateşin düşmesine kadar geçen süre, hastanede kalış süresi ve tedavi protokolünü değiştirme gerekliliği kaydedildi. 
BULGULAR: Gruplar arasında yaş, parite, gestasyonel yaş, doğum süresi, bebek ağırlığı, EMR (erken membran rüptürü) açısından fark yoktu. Hastaların tamamında endokaviter kültürde üreme oldu. Birinci grup üreyen mikroorganizma sayısı 88, olgu başına düşen sayı 3.1 idi. İkinci grupta üreyen mikroorganizma sayısı toplam 93, olgu başına düşen sayı ise 3.1 idi. Birinci grupta 5 hastada (% 17.8) tedavi başarısızlığı gelişirken, ikinci grupta 11 hastada (% 36.6) başarısızlık görüldü (p=0.10). İkili antibiyotik alan ikinci gruba ampisilin eklendiğinde tedavideki başarısızlık % 13.3' e (n=4) indi. Ateşin düşmesine kadar geçen süre (p=0.02) ve hastanede kalış süresi (p<0.001) birinci grupta daha kısa idi. 
SONUÇ: Postpartum endometrit gelişen hastalarda tedaviye cevap oranlarının artırılmasında erken dönemde üçlü protokolle (klindamisin+gentamisin+ampisilin) başlanması daha etkili olarak görülmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):37-41, 2007 
Anahtar kelimeler: Evde Doğum, Puerperal Endometrit, Mikrobiyolojik Analiz

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):42-46, 2007 
Erken Gebelik Kayıplarına Yaklaşım: Güncel Tedavi
Aygül DEMİROL1, E. Seda GÜVENDAĞ GÜVEN2, Süleyman GÜVEN1, Timur GÜRGAN3 
1Clinic Kadın Sağlığı İnfertilite ve Tüp Bebek Merkezi, Ankara 
2Sağlık Bakanlığı, Etlik Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Araştıma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Ankara 
3Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Ankara
ÖZET
Erken gebelik döneminin en sık komplikasyonu spontan abortustur. Hemen hemen her dört gebe kadından biri üreme hayatı boyunca düşük ile karşı karşıya kalır. Erken gebelik kayıplarında standart yaklaşım dilatasyon ve küretajdır. Poliklinik şartlarında, güncel tedavi şeçenekleri ise; ayaktan tedavi yöntemleri olan karman veya elektrikli aspirator yardımı ile vakum aspirasyonu, prostaglandin analogları veya mifepristonun kullanıldığı tıbbi tedavi yöntemleri ve izlem tedavisi olmak üzeredir. Cerrahi tedavi yöntemleri ancak ciddi kanaması olan veya hemodinamik olarak stabil olmayan hastalarda tedavi seçeneği olabilir. Hemodinamik olarak stabil, missed abortus olan olgularda, seçilmiş hasta grubunda izlem veya tibbi tedavi seçeneklerinden biri uygulanabilir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):42-46, 2007 
Anahtar kelimeler: Erken Gebelik Kaybı, Yaklaşım, Küretaj, Misoprostol, Mifepriston

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):47-51, 2007 
Arthrogryposis Multiplex Congenita: Olgu Sunumu ve Literatürün Kısaca Gözden Geçirilmesi
Koray ÖZBAY1, Mahya Sultan TOSUN2, Turgut YARDIM3 
1Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Bitlis 
2Ahlat Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Bitlis 
3Trakya Üniveritesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum ABD, Emekli Öğretim Üyesi, Edirne
ÖZET
AMAÇ: Arthrogryposis Multiplex Congenita saptanan olgunun sunumu ve literatürün kısaca gözden geçirilmesi. 
OLGU: 23 yaşında, gravida 1, para 0, takipli olmayan gebe doğum ağrıları nedeniyle Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne başvurdu. Ultrasonografik değerlendirmede oligohidramnios ve makat prezantasyon saptandı. Makat prezantasyonu primigravid gebelik+fetal distress endikasyonu ile sezaryen operasyonu uygulanan annenin bebeğinde 'Arthrogryposis Multiplex Congenita'' saptandı. 
SONUÇ: Nadir bir anomali olan Arthrogryposis Multiplex Congenita'nın prenatal tanısı takipsiz gebelerde konkomitan oligohidramnios nedeniyle yapılamayabilir. Prenatal tanıda, ilk ve ikinci trimesterde yapılacak dikkatli ultrasonografik muayeneler önem arzetmektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):47-51, 2007 
Anahtar kelimeler: Arthrogryposis Multiplex Congenita, oligohidramnios, antenatal ultrasonografi

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):52-55, 2007 
Nörofibromatozis ve Gebelik: Üç Olgu Sunumu
Mehmet Nafi SAKAR1, Talip GÜL2 
1Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği ABD, Diyarbakır 
2Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği ABD, Diyarbakır
ÖZET
Hipertansiyon ve doğum sancılarının olması üzerine kliniğe yatırılan nörofibromatozisli 3 gebe obstetrik komplikasyonlar açısından değerlendirildi. 
1. olguda preeklampsi ve miadında sancılı gebe, 2. olguda miadında sancılı gebe ve eski sezaryen 3. olguda preterm eylem ve derin anemi tanısı konuldu. 1. olgu sefalopelvik uyumsuzluk nedeniyle, 2. olgu kısa boy nedeniyle sezaryene alındı. 3. olguya ise aynı gün normal vajinal yolla doğum yaptırıldı. İlk iki olguda postpartum dönemde komplikasyon gelişmezken 3. olguda postpartum 3. günde hematokrit düşmesi ve akut batın tablosu gelişti. Operasyona alınan bu hastada retroperitoneal hematom saptandı. Aynı hastada postoperatif 11. günde hipertansiyon ve hemipleji gelişti. Çekilen BBT'de intrahemisferik kanama saptandı. 
Gebelik ve nörofibromatozis konusunda tartışmalar mevcuttur. nörofibromatozisli gebelerde, hipertansiyon, IUGR, ölü doğum, spontan aborsiyon, preterm eylem gibi komplikasyonların arttığını bildiren çok sayıda olgu sunumu mevcut olmakla birlikte geniş serili tek çalışmada nörofibromatozisin obstetrik komplikasyonları arttırmadığı bildirilmiştir. Bir olgumuzda gebelik, komplikasyonsuz seyretti. iki olgumuzda gebeliğin komplikasyonlarla seyretmiş olması; bu hastaların gebeliklerinin, tartışmalar ortadan kalkıncaya kadar dikkatli takip edilmesi gerekliliğini desteklemektedir. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):52-55, 2007 
Anahtar Kelimeler: Gebelik, nörofibromatozis

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):56-58, 2007 
Tedaviye Dirençli Bir Pemfigoid Gestasyones Olgusunun İntravenöz İmmünglobulin İle Tedavisi
Melek KOÇ1, İlkin ZİNDANCI1, Zafer TÜRKO/LU1, Burçe CAN1, Mukaddes KAVALA1, Sibel SÜDOĞAN1, Ebru ZEMHERİ2 
1 Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dermatoloji Kliniği, İstanbul 
2 Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği, İstanbul
ÖZET
Pemfigoid gestasyones genellikle gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde gelişen, maternal ve fetal mortaliteye neden olan, nadir ancak ciddi bir gebelik dermatozudur. Burada şiddetli klinik seyir gösteren ve komplikasyonları nedeniyle diğer tedavi seçenekleri kullanılamayan hastada, yüksek doz i.v immunglobulinin iyi bir tedavi seçeneği olabileceği vurgulanmıştır. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):56-58, 2007 
Anahtar kelimeler: Herpes gestasyones, pemfigoid gestasyones, tedavi, intravenöz immünglobulin

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(1):59-62, 2007 
Fraser Sendromu: İki Olgu Bildirimi
Nihal KILINÇ, Hülya ETEM 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, Diyarbakır
ÖZET
Fraser sendromu (kriptoftalmos-sindaktili sendromu) nadir görülen otozomal resesif bir hastalıktır. Kriptoftalmos (saklı göz), kulak, burun ve iskelet malformasyonları, sindaktili, laringeal darlık ve ürogenital, akciğer, karaciğer ve santral sinir sisteminin malformasyonu ana özelliklerdir. % 85'inde renal anomaliler (tek veya iki taraflı) ortaya çıkar. Bu anomaliler 1962 yılında ilk kez Fraser tarafından bildirilmiştir. Prenatal takibi yapılmayan normal spontan vajinal doğum sonrası tanı konulan iki Fraser sendromu olgusu literatür bilgileri ışığında sunuldu. 
Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(1):59-62, 2007 
Anahtar kelimeler: Fraser Sendromu, Kriptoftalmos, Sindaktili, Otopsi
Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın