Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi Eylül 2007

Eylül 2007

    
Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):131-139, 2007
Pelvik Taban Yetmezliğine Bağlı Pelvik Organ Prolapsusu (POP) Olan Kadınlarda Seksüel Fonksiyonlar
C. Tamer EREL
İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
Pelvik Taban Yetmezliğine Bağl› Pelvik Organ Prolapsusu (POP) Olan Kadınlarda Seksüel Fonksiyonlar

Pelvik taban yetmezliğine bağl› meydana gelen pelvik organ prolapsuslu (POP) kad›nlar›n seksüel fonksiyonlar›nda da bozukluklar vardır. Bu bozuklukların nedeninin anlaşılması tedavisi açısından son derece önemlidir. Pelvik taban yetmezliğine bağlı POP’unun cerrahi tedavisi seksüel fonksiyonlarda ne kadar iyileşme yapt›ğ› son zamanlarda ilgi çeken bir konu olması, bu konuda yapılan kanıta dayalı çalışmaların azlığından ileri gelmektedir. Bu nedenlerden dolayı bu derlemede pelvik taban yetmezliğine bağlı POP’unda seksüel disfonksiyonların nedenleri, değerlendirilmesi, yapılan farklı cerrahi yaklaşımların iyileşme üzerine etkisi incelenmeye çalışılmıştır.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):131-139, 2007

Anahtar kelimeler: Seksüel Fonksiyonlar, Pelvik Organ Prolapsusu (POP), Koital ‹nkontinans, Cerrahi, Stres ‹nkontinans, Kolporafi Anterior, Kolporafi Posterior, Kolpopeksi, Histerektomi

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):140-144, 2007
Amniyotik Sıvıdaki Fetal DNA Kullanılarak Yapılan “Real-Time PCR” ile Trizomi 21’in Prenatal Tanısı: Preliminer Çalışma
Tuba GÜNEL1, Kaniye ŞAHİN1, İbrahim KALELİOĞLU2, Recep HAS2, Hayri ERMİŞ2, Kılıç AYDINLI
1İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, İstanbul 
2İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İstanbul

3İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET
Amniyotik S›v›daki Fetal DNA Kullanılarak Yapılan “Real-Time PCR” ile Trizomi 21’in Prenatal Tanısı: Preliminer Çalışma

AMAÇ: Amniyotik s›v›dan elde edilen fetal DNA kullan›larak yapılan “real-time PCR” ile Down sendromunun hızlı prenatal tanısının koyulup koyulamayacağının araştırılması.

MATERYAL ve METOD: Serbest trizomi 21 açısından riskli 9 gebeden ve serbest trizomi 21’li olduğu bilinen bir gebeden alınan amniyotik sıvılardan DNA izolasyonu yapıldı. Bu DNA’lar ve DSCR3 gen bölgesine ait primerler kullanılarak “real-time PCR” tekniği ile genin miktarı hesaplandı.

BULGULAR: Amniyotik sıvı örneklerinden elde edilen genomik DNA’larla gerçekleştirilen “real-time PCR” ile her bir örneğe ait amplifikasyon eğrileri 40 PCR döngüsü sonunda çıkarıldı. Bu eğriler yardımıyla örneklere ait Ct (“cycle threshold”: amplifikasyon eğrisinin belirtilen eşik değerini geçtiği döngü numarası) değerleri belirlendi ve ortalama Ct değerleri hesaplandı. DSCR3 ve GAPDH genlerinin miktar hesaplamaları istatistiki formüle uygulandı. Hesaplamalar sonucunda her bir örneğin serbest trizomi 21’li olduğu bilinen örneğe göre karşılaştırılmaları yapıldı. Serbest trizomi 21’li olduğu bilinen bir gebeye ve riskli grupta bulunan 9 gebeye ait amniyotik sıvılardan elde edilen DNA örneklerinin “real-time PCR” sonuçlarına göre, riskli grupta bir olgunun DNA miktarı ve serbest trizomi 21’li olduğu bilinen gebenin DNA miktarı diğer olguların DNA miktarından fazla hesapland›.

SONUÇ: Amniyotik sıvıda elde edilen DNA örneklerinde “real-time PCR” yöntemi ile serbest trizomi 21 tanısını koymak teknik olarak mümkün olmakla birlikte yanlış pozitif tanı riskini ortadan kaldırmak için daha hassas problara ve yöntemin geniş olgu serilerinde sınanmasına gerek vard›r.

Anahtar kelimeler: “Real-time PCR”, Prenatal Tan›, Trizomi 21

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):145-149, 2007
Postmenopozal Kadınlarda Uzun Süreli Raloksifen Kullanımının Serum Lipidleri, Serum Koagulan/Antikoagulan Sistemi ve Trombotik Aktivite Üzerine Etkileri
Çetin AYDIN1, Ali BALOĞLU1, Engin ULUÇ2, Cenk Mustafa GÜVEN1, Burcu ÇETİNKAYA1, Ali YAVUZCAN
1Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, İzmir
2Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Bölümü, İzmir
ÖZET
Postmenopozal Kadınlarda Uzun Süreli Raloksifen Kullanımının Serum Lipidleri, Serum Koagulan/Antikoagulan Sistemi ve Trombotik Aktivite Üzerine Etkileri

AMAÇ: Amacımız postmenopozal kadınlarda bir yıllık raloksifen kullanımının; lipid profili, koagülan/antikoagulan faktörler ve tromboembolik olaylar üzerine etkilerinin incelemektir.

MATERYAL ve METOD: Haziran 2004 ve Ocak 2006 yılları arasında 60 postmenapozal kadın çalışmaya dahil edildi. 30 hastaya raloksifen verildi ve 30 hasta da plasebo kontrol grubu olarak değerlendirildi. iki gruba da başlangıçta fizik muayene, açlık serum biyokimyasal profili incelemesi ve alt ekstremite derin venlerinin ultrasonografik görüntülemesi yapıldı. Kan lipit profilleri, koagulan faktörler ve tromboembolik fenomen açısından hastalar bir yıl boyunca takip edildi. iki grup arasındaki istatistiksel değerlendirme istatistik program paketi (SPSS 11.0 for Windows) kullan›larak % 95 güven aral›ğ›nda ‘Independent Samples T Test’ ile yapıldı. Ortalama standart deviasyon tüm vakalar için ayrı ayrı heasaplandı; P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR: Bir yıllık raloksifen kullanımı sonucunda; lipid profili içinde total kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (LDL-C), apolipoprotein (a), lipoprotein (a) değerlerindeki değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ayrıca koagulasyon faktörlerinden protrombin zaman› (PT), antitrombin III (ATIII), fibrinojen, D-dimer düzeylerindeki değişim de istatistiksel olarak anlaml›d›r. Klinik ve ultrasonografik olarak her hangi bir tromboembolik fenomen belirlenmemiştir.

SONUÇ: Günde 60 mg raloksifen tedavisi serum lipid düzeylerine ve dolay›s›yla da kardiyovasküler sistem üzerine olumlu etkilere sahiptir. Bununla birlikte antitrombin aktivitesindeki anlaml› düşüş tromboembolizm riskini artt›rabilir. Çal›şmam›zda venöz tromboembolizm hiçbir hastam›zda gözlenmemiştir, fakat tromboembolizm riskini net olarak ortaya koymak için daha geniş ve uzun süreli çal›şmalara ihtiyaç vard›r

Anahtar kelimeler: Koagulasyon Faktörleri, Lipid Profili, Raloksifen, Venöz Tromboz

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):150-153, 2007
Sezaryen Operasyonlarında İdrar Sondası Rutin Olarak Uygulanmalı mı?
Ali KOLUSARI1, Şahin ZETEROĞLU2, H. Güler ŞAHİN1, Ramazan SÜRÜCÜ3, Mansur KAMACI1
1Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD, Van
2Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum AD, Van 3Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Gaziantep
ÖZET
Sezaryen Operasyonlar›nda ‹drar Sondas› Rutin Olarak Uygulanmal› m›?

AMAÇ: Bu çal›şmada sezaryen operasyonlar›nda üretral kateter uygulanan ve uygulanmayan hastalar›n intraoperatif komplikasyonlar ve postoperatif morbidite yönünden karş›laşt›r›lmas› amaçland›.

MATERYAL ve METOD: Bu çal›şma prospektif randomize olarak planland›. Aral›k 2001-Haziran 2002 tarihleri aras›nda spontan miksiyon sonras› sezaryen ile doğum yapt›r›lan 50 hasta (1. grup) ile operasyon öncesinde foley üretral kateter uygulanarak sezaryen yap›lan 50 hasta (2. grup) intraoperatif komplikasyonlar ve postoperatif morbidite aç›s›ndan karş›laşt›r›ld›.

BULGULAR: Gruplar aras›nda yaş, gravida, parite, sezaryen endikasyonlar›, postoperatif enfeksiyon riskini artt›rabilecek faktörler ve operasyon süresi aç›s›ndan anlaml› fark yoktu. Her iki grupta da intraoperatif komplikasyon görülmedi. Postoperatif mobilizasyon birinci grupta anlaml› olarak daha erkendi (6.58±1.69. saate karş›l›k 12.52±4.48. saat). Birinci gruptaki hastalar 5.24±3.53. saatte spontan idrara ç›kt›lar. Postoperatif 12.saatte spontan idrara ç›kmayan ve glob vesikale saptanan 2 hastada (% 4) drenaj amaçl› (bu hastalarda epidural anestezi uygulanm›şt›) nelaton sonda uyguland›. ‹kinci gruptaki hastalarda sondan›n ç›kar›lma süresi postoperatif 12.08±4.42. saatti. Birinci grupta üriner sistem enfeksiyonu saptanmazken ikinci grupta 4 olguda (% 8) saptand› ve aralar›ndaki fark istatistiksel olarak anlaml› idi.

SONUÇ: Sezaryen operasyonlar›nda üretral kateter uygulamas›, postoperatif üriner sistem enfeksiyon oran›n› artt›rmaktad›r. Sezaryen operasyonlar›nda üretral kateter uygulanmas›n›n efektif olmad›ğ›n› düşünmekteyiz.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):150-153, 2007

Anahtar kelimeler: Sezaryen, ‹drar sondas›, Postoperatif Morbidite

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):154-159, 2007
Prenatal Eğitim Sınıflarının Gebelik Doğum ve Postpartum Dönemdeki Etkileri
Pınar SERÇEKUŞ-FİGEN, Samiye METE
Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
ÖZET

Prenatal Eğitim S›n›flar›n›n Gebelik Doğum ve Postpartum Dönemdeki Etkileri

Prenatal eğitim s›n›flar› bebek bekleyen çiftler için önemli bir yere sahiptir. Prenatal bak›mda yeterli gebe eğitiminin olmad›ğ› ve elektif sezaryen oran›n›n artt›ğ› Türkiye için daha da önemlidir. Bu makalenin amac›, prenatal eğitim s›n›flar›n›n gebelik, doğum, doğum sonras› dönemdeki etkilerini tart›şmakt›r. Bu makale hemşirelere ve araşt›rmac›lara yol gösterecektir. Prenatal s›n›flar›n gebelik, doğum ve postpartum etkilerine yönelik pek çok çal›şma bulunmaktad›r. Bu çal›şmalarda s›n›flar›n gebelikteki sağl›k davran›şlar›, eş ile ilişki, annelik rolüne bağlanma üzerine, doğumda kendine güven, anksiyete, doğum sonu dönemde sosyal destek ve emzirme üzerine olumlu etkileri olduğu saptanm›şt›r. Ancak bu çal›şmalar›n çok az›n›n kan›t düzeyi yüksektir. Bu nedenle büyük örneklemli, iyi tasarlanm›ş, daha çok say›da çal›şmaya gereksinim bulunmaktad›r.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):154-159, 2007

Anahtar kelimeler: Prenatal Eğitim S›n›flar›, Gebelik, Doğum, Postpartum Dönem, Hemşirelik

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):160-167, 2007
Menopozla İlişkilendirilen Belirtiler Üzerine Psikodramanın Etkisi
Cennet ŞAFAK ÖZTÜRK, Habibe GÜNEŞ
Dr. Ekrem Hayri Üstündağ Konak Merkez TSM Kad›n Hastal›klar› ve Doğum Hastanesi, ‹zmir
ÖZET
Menopozla ‹lişkilendirilen Belirtiler Üzerine Psikodraman›n Etkisi

AMAÇ: Menopoz döneminde yaşanan cinsel sorunlar, kendi cinsel kimliğini alg›lay›ş› ile temel menopoz belirtileri (psikolojik, somatik ve vazomotor) üzerine Psikodrama’n›n bir etkisinin olup olmad›ğ›n› görmektir.

MATERYAL ve METOD: Örneklem ‹zmir Dr. E. H. Üstündağ Kad›n Hastal›klar› ve Doğum Hastanesi Menopoz polikliniğine başvuran kad›nlar aras›ndan seçilmiştir. Psikodrama grup çal›şmas› 06.01.2005 tarihi ile 20.05. 2005 tarihleri aras›nda 6 kişi ile yap›lm›şt›r. Çal›şmada Golombock Rust Cinsel Doyum Ölçeği (GRCDÖ), Green Klimakterik Skala (GKS), Cinsiyet Rolü Değerlendirme Envanteri (CRDE), Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri’nin (MMPI)Erkeklik ve Kad›nl›k Formu kullan›lm›şt›r.

BULGULAR: Menopozdaki kad›nlar›n kendilerini, esnek ve s›radan kad›n rolü çerçevesinde pasif, boyun eğici ve itaatkar bir kişiliğe sahip olarak tan›mlad›klar›, özellikle cinsel ilişkinin s›kl›ğ›, iletişim ve doyum alanlar›nda sorunlar› olduğu, çal›şman›n sonunda ise s›kl›k ve iletişimde bir değişiklik görülmezken doyum alan›nda bir düzelme olduğu görülmüştür. Çal›şman›n baş›nda tüm grup üyeleri psikolojik semptomlar ile anksiyete de çok fazla sorunlar› olduğunu belirtirken, çal›şman›n sonunda grup üyelerinin tamam›nda bu alanlardaki sorunun düzeldiği görülmüştür.

SONUÇ: Psikodrama çal›şmas› ile cinsel ilişki s›kl›ğ›, psikolojik, somatik, vazomotor belirtiler ile anksiyete ve depresyon’da belirgin düzeyde azalma olduğunu göstermektedir. Doyum, kaç›nma ve cinsel ilişkiye ilgi kayb› değerlerinde de sorunun azalmas› lehinde bir değişiklik görülmüştür. Kendi cinsel kimliğini alg›lay›ş›nda çal›şma öncesi ve çal›şma sonras›nda herhangi bir değişiklik görülememiştir.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):160-167, 2007

Anahtar kelimeler: Menopoz, Menopoz Belirtileri, Psikodrama

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):168-170, 2007
Methotreksat+Potassiyum Klorür (KCL) İle Sezaryen Skar Gebelik Tedavisi: Olgu Sunumu
Alev ATIŞ AYDIN, Melahat DÖNMEZ, Savaş ÖZDEMİR, Günseli ÖZDEMİR, Taylan TUTUMAN
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3. Kadın Doğum Kliniği, İstanbul
ÖZET
Methotreksat+Potassiyum Klorür (KCL) ‹le Sezaryen Skar Gebelik Tedavisi

Sezaryen skar›nda implantasyon gösteren gebelik, d›ş gebeliğin en nadir formu olup hayati tehlike içerebilen klinik bir durumdur. Eski sezaryen olgular›nda, skar gebeliği için artm›ş rik faktörleri, dilatasyon ve küretaj öyküsü, plasental patoloji, d›ş gebelik öyküsü ve tüp bebek (IVF) döngüsüdür. Tedavi seçenekleri aras›nda, ultrason eşliğinde yap›lan doğrudan methotreksat veya potasyum klorür enjeksiyonu ve/veya sistemik methotrexate enjeksiyonu, vajinal sonografi eşliğinde embryo aspirasyonu, bekleme tedavisi, gestasyonel dokunun laparotomi ile k›smi ç›kar›lmas›, dilatasyon ve küretaj, transarterial uterin arter embolizasyonu bulunmaktad›r. Bu olgu sunumunda, bir sezaryen skar gebeliğine yaklaş›m tart›ş›lm›şt›r. Otuzdört yaş›nda, G3P2, son adet tarihi 1.5 ay önce olan hasta polikliniğimize kanama şikayeti ile başvurdu. Daha öncesinde iki kez sezeryan öyküsü mevcuttu. Yap›lan jinekolojik muayenesinde, kollumdan adet tarz› kanama gözlendi. Yap›lan TvUsg’de internal os’un hemen üstünde eski Kerr insizyon yerine yak›n istmik bölgede, 7 hafta ile uyumlu canl› tekiz gebelik saptand›. Hasta bu bulgularla sezaryen skar gebeliği olarak değerlendirilip interne edildi. Tedavi rejimi olarak hastaya yat›ş›n›n 1., 3., 5. ve 7. günleri 75 mg methotrexat uyguland›. Beta-hCG 108286 mIU/ml’den 11. gün 46143’e düştü. Beta-hCG düşüşüne rağmen FKA’n›n devam etmesi üzerine yat›ş›n›n 11. günü hastaya intrakaviter potasyum klorür (Kcl) uyguland› ve uygulamadan iki gün sonra FKA negatif olarak izlendi. Gebelik kesesinin küçülüp (2,8 cm x 1,6 cm), gebelik materyalinin rezorbe olmas› üzerine yat›ş›n›n 22. günü hasta Beta-hCG 6003 mIU/ml olarak ekterne edildi. Ekternasyondan 1,5 ay sonra kanama şikayeti ile kliniğimize başvurdu. Beta-HCG’si 58 mIU/ml, TvUsg’de endometriyal düzensizlik tespit edilmesi üzerine interne edilip D&C yap›ld›, kanamas› olmamas› üzerine eksterne edildi. Sonuç olarak, sezaryen skar gebeliğinin 9. hafta sonunda konservatif tedavi ile tamamen rezorbe olduğu görüldü. Sonuç olarak, son y›llarda sezaryen ile yap›lan doğumlar›n artmas› nedeniyle sezaryen skar gebelikleri de daha s›k gözlenmeye başlam›şt›r. Bu olas›l›ğ›n fark›nda olmak ve erken transvajinal ultrasonografiyi kullanmak, erken teşhisi sağlayarak, konservatif tedavinin başar› şans›n› artt›r›r ve histerektomiye varabilecek cerrahi gereksinimini ortadan kald›r›r. Metotreksat ve Kcl kombinasyonu, metotreksata cevap vermeyen olgularda, operasyon öncesi uygun bir alternatif tedavi olarak düşünülmelidir.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):168-170, 2007

Anahtar kelimeler: Sezeryen Skar Gebeliği, KCL, Methotreksat

 

Jinekoloji ve Obstetrik Dergisi 21(3):171-175, 2007
Tekrarlayan Spontan Düşüklerde İntravenöz İmmunglobulin Kullanımı: Olgu Sunumu
Koray ÖZBAY1, Turgut YARDIM
1Ahlat Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği,Bitlis

2Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Emekli Öğretim Üyesi, Edirne

ÖZET
Tekrarlayan Spontan Düşüklerde ‹ntravenöz ‹mmunglobulin Kullan›mı: Olgu Sunumu

AMAÇ: Tekrarlayan spontan düşükler’de tedavi alternatiflerinin klinik duruma göre biçimlendirilmesinin araşt›r›lmas› ve olgu sunumu.

OLGU: 39 yaş›nda 2 y›ll›k evli, gravida 5, para 0, 4 kez spontan düşük gerçekleştiren, muhtemel düşük nedeni myoma uteri olarak saptanan hasta, intravenöz immunglobulin (‹V‹G) uygulamas› ile cerrahi operasyon uygulanmadan başar› ile sonuçlanan bir gebelik geçirdi.

SONUÇ: Klinikte oldukça s›k karş›laşt›ğ›m›z tekrarlayan spontan düşüklü olgularda, immün bir etyoloji düşünüldüğünde, tedavi alternatifi olarak ‹V‹G uygulamas› iyi bir seçenek olabilir.

Jinekolojik ve Obstetrik Dergisi, 21(3):171-175, 2007

Anahtar kelimeler: Tekrarlayan Spontan Düşük, Tedavi Seçenekleri, ‹V‹G

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
[email protected]
  Google Maps için tıklayın